Yeni Blogculara Altın Öğütler

blog_logoİnsanlarla paylaşacağı bir şeyleri olan herkes blog yazabilir. Acaba yapabilir miyim? diye düşünmeyin. Hevesliyseniz bir an önce işe koyulun. Blog yazarak insanlara birşeyler anlatabilmenin, fikirlerinizi sunmanın ve en önemlisi bilginizi paylaşmanın keyfine varacaksınız. Bu öyle bir duygudur ki, hem insanlığa faydalı bir iş yapmanın mutluluğunu yaşarsınız hem de dışa vurmak istediğiniz duygularınızı dilediğiniz şekilde yazarak deşarj olursunuz. Bu, eşsiz bir rahatlama aracıdır insanın dünyasında…

Blog yazan ile yazmayan kişi birbirinden çok farklıdır. Bence bir blog yazarının dünyaya bakışı çok daha farklı ve güzeldir. Dilerseniz hemen şimdi siz de bu dünyanın güzelliklerini yaşamaya başlayın.

Peki çiçeği burnunda bir blogcu hangi yolları izlemeli? İşte size 3 yıllık tecrübeme dayanarak birkaç öğüt vermek istiyorum.

Yeni bir blog kurmuş olan kişilere önerilerim:

  1. Tasarımınızı kullanıcı dostu olarak hazırlayın. Sitenize giren kullanıcıların hepsini ilk kez ziyaret ediyorlarmış gibi düşünüp, bilgiye ulaşmalarını ve sitede gezinti yapmalarını kolaylaştırın. Bunun için içeriğin rahat okunabilir bir görsellikle göze hitap etmesine dikkat edin. Bunun yanında yazıların sonlarına ilgili yazılar veya öneri yazılar gibi bir alan ekleyip, o yazı okunduktan sonra kişinin blogdaki bir başka yazıya yönelebilmesini mümkün kılın.
  2. İçeriğiniz özgün olsun. Ordan burdan kopyalama veya alıntılama yapmayın. Çok fazla içerik eklemeye uğraşıp, kaliteyi düşürmeyin. Bazı günler hiç yazmayın, bu bir sonraki yazı yazma özleminizi kuvvetlendirecektir. Ama mümkün olduğunca haftada en az 1 yazı yazmaya özen gösterin, icabında kendinizi zorlayın. Yani bir düzen oturtun ve yaptığınız işin sürekliliği olsun. Bu çok önemlidir.
  3. Yeniliklere açık olun ve yazarken kendinizi sürekli geliştirin. Heryerde olanı değil, olmayanı yapmaya gayret edin. Bir konuda yazmaya karar verdiyseniz, o konunun hakkını verin. Hiçbir zaman “orta seviye bir şey olsun yeter” demeyin, en iyisini yapmak için çaba sarfedin. Buradaki hırs çok faydalıdır ve kısa yoldan keşfedilmenizi de sağlayabilir. Bunun için ciddi manada çalışmanız gerekebilir ama sarfettiğiniz emeğin karşılığını ileride mutlaka bir şekilde alırsınız. En nihayetinde çalışmaktan kimseye zarar gelmez, bunu böyle düşünmek gerekir.
  4. “Google Arama Sonuçları” konusunu tabiri yerindeyse yutun. Bu, bir blog yazarı için en önemli teknik konudur. Bir otomobil için motorunun olması ne kadar önem arz ediyorsa, arama sonuçları da bir blog için aynı önemdedir. Çünkü onu biryerlere taşıyan en büyük araç arama motorudur. Arama motorunda hakettiğiniz yerde çıkmalısınız ki, insanlar size ulaşabilsin. Blogunuz google tarafından ne kadar iyi indexleniyorsa, yazınızın değeri de o kadar çabuk ve doğru şekilde yerini alacaktır. Vasat olan bir sitenin sırf bu teknikleri iyi uyguladığı için arama sonuçlarında sizden yukarılarda yer alması, olabilecek en kötü şeydir.
  5. Yazılarınızı güncel konulardan seçmemeye özen gösterin. Bunlar suyun üzerine yazılmış yazılar gibidir. Kısa vadede sizi biryerlere taşıyacak gibi gözükseler de, popülerlik pastasında yeni bir blogun fazla söz sahibi olamayacağını kesinlikle bilmeniz gerekir. Hadi bir şekilde kıyısından tutundunuz diyelim, yine de uzun vadede size geri dönüşü yok denecek kadar az olacaktır. Bunun yerine, güncelliği her zaman korunabilecek kült olgular üzerine yazılar yazmanız çok daha faydalı olacaktır. Yeterince büyüdükten sonra, dilediğiniz gibi güncel konularda yazabilirsiniz. Ama ilk etapta enerjinizi kesinlikle güncel yazılara harcamayın, bu çok yanlış bir yoldur.
  6. Sabırlı olun. Yeni bir blog açtıktan sonra en az 6 ay birşey beklemeyin. İnternette sizin blog açmanızı bekleyen ve açtığınızda içeri doluşacak bir kitle yoktur. Bu yüzden sabırlı olmayı çok iyi bilmeniz gerekir. Yazınıza yorum gelmiyor diye okunmadığını sanmayın. Emin olun tahmin ettiğinizden daha fazla kişi yazınıza ulaşmış ve okumuştur. Yorum sayısı, yazının çok okunduğunu gösterme konusunda her zaman bir kriter değildir. Bu daha çok sizin çevrenize ve arkadaşlık ilişkilerinize bağlıdır. Yorum gelmiyor diye karamsarlığa düşüp yazmayı asla bırakmayın. Çünkü aklınıza böyle bir kurt düştüğü zaman er ya da geç yazmayı bırakırsınız.

Umarım yazdıklarım bu yolda ilerlemeye gönül vermiş kişilere bir miktar da olsa yol gösterici olur.

İyi bloglamalar…