Yeni Keşfedilen 79. Organımız: Mezenter”

Tıp dünyası yeni bir organın bulunmasıyla birlikte farklı bir boyut kazandı. Lancet Gastroenteroloji ve Hepatoloji Dergisi, “Mezenter” adı verilen yeni bir organın olduğunu açıklayan bir yazı yayınladıktan sonra gündemde şaşkınlık oluşturan bu yeni organ, tıp dünyasının da 100 yıllık anatomik bilgilerini yerle bir etmiş oldu.

İrlandalı bilim insanı J. Calvin Coffey tarafından keşfedilen ve araştırmalarla üzerinde yoğunlaşılan mezenter, bir sindirim sistemi organı olarak kayıtlara geçmiş durumda. Yapısal olarak sindirim sisteminde görevli olduğu netleştirilse de mezenterin ne işleve sahip olduğu tam olarak netleştirilmiş durumda değil. Mezenter ilk araştırılmaya başlandığında, organların parçalanmış yapılarının bir bütüne giderek bir araya gelmesi ve akabinde mezenteri oluşturduğu düşünülse de, günümüze yaklaşan çalışmalar ile birlikte bu organın tek bir parça olduğu ve yapısal olarak da sürekli olduğu da belirtilmektedir. Geçmişte belirlenen anatomik sınıflandırmalar nedeni ile bir organ statüsü kazanamamış olan mezenterin, yapılan çalışmaların akabinde artık bir organ olarak sınıflandırılmaya başlanacağını bilim insanları dile getirmektedir.

Ünlü bir medikal ders kitabı olan Gray’s Anatomy’de de artık bir organ statüsüne alınarak güncellenen mezenterin, fonksiyonları tam anlamıyla ortaya koyulamamış olsa da, karın bölgesinde ve sindirim sisteminde oluşabilecek hastalıklarda bir tedavi imkanı sunması beklenmektedir. Zaman içerisinde işlevi tam olarak anlaşıldıktan sonra, mezenter sayesinde bu tür hastalıkların tedavisinde çözüm yolu bulunabileceği öngörülmektedir.

Genel olarak incelendiğinde, 79. Organ olarak tıp literatürüne girmiş olan mezenter, yapısal olarak sindirim sistemindeki ince bağırsakların bünyesinde bulunan ve onu besleyen damarların bulunduğu kısım ve onun devamındaki dokusal yapılarla birlikte düşünüldüğünde, bilinen organ yapısından oldukça farklı bir yapıya sahip.

Mezenter, yani başka bir tabir ile bağırsak askısı, karın duvarında bulunan çift katlı zardan oluşan, karın boşluğunun kenarında yer alan ve bir kıvrım şeklindeki organdır. İki katlı bu zar arasında yukarıda da belirtildiği gibi ince bağırsağın kan damarları, sinirleri ve lenf damarları bulunmaktadır. Yapısal olarak, karın arka duvarından tutunmaya başlayan mezenter, birinci bel omurunun sol kenarından devam ederek sağ böğür boşluğuna doğru eğik olarak tutunan, parça parça olarak görüntü sağlasa da bir bütün olarak işlev gösteren bir organ olmasıyla dikkatleri üzerine çekmektedir. Organ, bağırsağa yapışık olarak ilerleyen kısmı ortalama 6 m uzunluğunda olmak ile birlikte, karın duvarına yapışık olarak 20 cm uzunlukta devam eder. Görsel olarak açılmış bir yelpazeye benzeyen mezenter, karın duvarına gevşek şekilde tutunmuştur ve bu şekilde de bağırsak rahat şekilde hareket edebilmektedir. Ancak, en önemli işlevlerinden biri olarak düşünülecek olursa, mezenter batın bölgesindeki organların yerinden oynamasını engelleyen bir tutaç gibi görev yapmaktadır.

Konu ile ilgili en ilginç yönlerden birisi ise, Leonardo da Vinci’nin yıllar önce 1508’de mezentere dikkat çekmesidir. Kendisi o dönemde bu organı tarif etmiştir. Ancak, Leonardo da Vinci bir zar şeklinde olan bu organ için, vücutta yer alan başka hiçbir zara tek bir yapı olarak tanımlama getirmemiştir.
Kaynakça:
ontrava.com/mezenter-adinda-yeni-bir-organ-bulundu
saglikkitabi.org/mezenter-bagirsak-askisi

Yazar: Gökçe Cömert