Çocuklar Yürümeye Başlarken Nasıl Davranılmalı?

5578_aglayan_cocukÇocuklar, bir yaşına bastıkları günden itibaren, ailelerin de hayatında yeni ve keyifli bir sayfa açılır. Artık ayakları üstünde durmayı başarabilen bebeğiniz attığı her adımla yeni bir bilinmeze, yeni bir tehlikeye doğru yol alır.. Yeni yürümeye başlayan çocuğunuzla hayat, artık daha yorucu ve daha dikkat gerektiren bir hal alır.

Çocukların iki buçuk- üç yaşlarına gelene kadar geçen süreçte, dikkat süreleri oldukça kısadır, ayrıca anlayışları da oldukça sınırlıdır. Bir buçuk- iki yaşındaki bebeğiniz, siz arkanızı döndüğümüz anda, daha biraz önce “yapma” dediğiniz şeyi yapıyorsa, bu sadece o şeyi yapmayı çok istemesindendir. Düşündüğünüzün aksine, size kasıtlı bir inat söz konusu değildir. Aynı zamanda bu yaş grubuna uygulanan ceza ve ödül sistemi davranışın hemen ardından gelmelidir. İki yaşındaki bebeğinizi, akşam babasına şikâyet etmeniz işe yaramaz. Çocuk bunu anlayamaz, sadece çocuğunuzu ve kendinizi üzdüğünüzle kalırsınız. Ancak üç yaşından sonra bu durum değişir. Üç yaşından sonra çocuklar daha bilinçli ve amaçlı eylemlerde bulunurlar. Bazı çocuklar mizaçları gereği sakin ve uysal, bazı çocuklarsa daha hareketli ve laf dinlemeyen çocuklar olabilir. Bunu bilmek ve çocuğun kendine has yapısını kabul etmek, çok önemlidir. Çocuğunuz ister sorun çıkarsın, ister çıkarmasın; temel olarak disiplin, kural ve rutine ihtiyaç duyar.

ço4Çocukların istedikleri şeylerse oldukça masum ve basittir: İlgi, zaman, şefkat ve sevgi. Evinizde bir düzen ve rutin yoksa, evdeki kurallar çocuğa açık şekilde idrak ettirilememişse, çocuk elindeki topla televizyona patlatmaya çalışarak ilginizi çekmeye çalışabilir. Bu durum size çok saçma gelebilir. Ancak şunu unutmayın ki çocuğa bağırmanız, tehdit etmeniz, hatta şiddet uygulamanız bile, en kötü şekli de olsa, ilgi göstermenin bir uygulamasıdır.

Halbuki çocuklar her daim sevilmeye, daha doğrusu sevildiklerini hissetmeye ihtiyaç duyarlar. Çoğu zaman, “Çocuktur anlamaz” diye düşünürüz. Haklı olabilirsiniz, çocukların anlayışları oldukça sınırlıdır. Ama onların en büyük özellikleri, anlayamasalar da hissedebilmeleridir. Sizi her ne etkiliyorsa, bu direk çocuğunuza yansır. Onlar görmedikleri ya da duymadıkları şeyleri hissedebilirler. Dolayısıyla sizin sorunlarınız, onların sorunları haline gelir. Tatile çıkmak, yeni bir eve taşınmak, aileye yeni katılan kardeş, maddi konularda yaşanan endişeler, aile bireylerinden birinin hastalığı… Bunların hepsi stres sebebidir ve çocuğunuz durumu anlayamasa da bundan etkilenir. Öfke nöbetleri geçirebilir, eğitimini savsaklayabilir, hayatı daha da zorlaştırabilir. Tüm bunlar sizi daha stresli hale getirir, sonuç olarak çocuk daha saldırgan hale gelir.

ço3Günümüzde stresten uzak yaşamanın çok zor olduğunu biliyorum; ancak çocuğunuza olan etkisini göz önünde bulundurmalısınız. Kendimize yeni sorunlar yaratmamayı başarmak bu açıdan çok önemlidir. Çocuğunuzun yaşında normal davranışın ne olduğunu bilirseniz, beklentilerinizi de bu doğrultuda düzenleyebilirsiniz. Örneğin iki buçuk yaşına kadar olan çocukların, oldukça az gelişmiş bir kontrol sistemleri vardır. Dolayısıyla neyin kaba, neyin nazik olduğu hakkında bir fikirleri yoktur. Onlara görgü kurallarını öğretmeye çalışmak yalnızca vakit kaybıdır. Beklemeyi ve ‘sonra’yı idrak edemezler. Doğaları gereği bencildirler, kendilerini dünyadaki en önemli varlık olarak görürler. Ve eğer bir ihtiyaçları varsa, bu hemen karşılanmalıdır, kesinlikle ‘sonra’ değil.

ço2Beklentilerinizi makul sınırlara çektikten sonra, bir mücadeleye girmeden ya da tartışmayı kızıştırmadan önce neyin daha önemli olduğuna karar verin. Çoğu zaman fark edemesek de, kendimizi bir ego savaşının içinde buluyoruz. O dakikada önemli olan tek şey, dediğimizin yerine getirilmesi oluyor. Bu anların farkına varıp, bir adım geri çekilebilmek çok önemli. Durup, olaylara bir de çocuğun bakış açısından bakabilirseniz, bir problemi daha ortaya çıkmadan yok edebilirsiniz. Muhtemelen, çocukta gördüğünüz kötü alışkanlıkların çoğu, sizin müdahalenize gerek kalmadan, çok kısa zaman içinde kendiliğinden kaybolacaktır. Bu yüzden kendinizi yok yere üzmeyin. Unutmayın çocuk sadece çocuktur. İçlerine kaçmış bir şeytan yok ya da doğuştan kötü bir ruhla doğmadılar.

Çocuk yetiştirmek hiç kolay bir iş değil. Öncelikle desteğe ihtiyaç duyduğunuzu kabul etmelisiniz. Çocuğunuzu tek başınıza yetiştirmek istiyor olabilirsiz. Ama özellikle stresli zamanlarda, bu yarardan ziyade zarar getirir. Aileniz başta olmak üzere -özellikle büyükanneler ve büyükbabalar- , her yerden gelen yardım teklifini kabul edin. Böylelikle kendinize biraz zaman ayırın. Unutmayın, sizin mutluluğunuz, çocuğunuzun mutluluğudur.

Kaynakça:
Her Yönüyle Çocuk Yetiştirme Sanatı, Dr. Christopher Green
NEDEN? KİTAP YAYINEVİ, 2008

Yazar: Merve Turan