Yönetim Kavramının Gelişimi

Okuma Süresi: 5 Dakika  | Yazdır

Yönetim kavramı, toplulukların kurulmasıyla ortaya çıkmıştır. Her dönem ve ortamda amaçlara ulaşmak için en etkili araç kabul edilmiştir. Devlette, orduda, kabilede gibi… Tarihte imparatorluklar yönetilmiş, savaş stratejileri belirlenmiş ve ihtişamlı yapıtlar elde edilmiştir.

Sanayi devrimi sonrası üretim şekli, yönetim kavramını bilimsel açıklamayı gerektirmiştir. Teknolojik gelişmeler ve üretim kapasitesi artışıyla işyerleri ve işgücü düzenleme gerektirmiştir.

Yönetim biliminin kuruluşunda R. Oven, C. Babbage ve H. V. Poor yardım etmişlerdir. 19. asır başlarında sanayici R. Oven, yönetim liderliği yapmış ve 1800-1828 yılları arasında faydalı çalışmalar gerçekleştirmiştir. Fabrikalarda çalışma koşullarını iyileştirmiş, çalışma süresini azaltmış ve personellere yemek vermiştir. Charles Babbage ise bilim adamlığı ve matematik profesörlüğü yapmıştır. 1822 yılında hesap makineleriyle ilgili buluş gerçekleştirmiştir. “Yönetim Açısından Makineler ve İmalatçıların Ekonomisi” isimli eserini yazarak önemli aşama sağlamıştır. Yönetim kavramının gelişimine katkı sağlayan çok kişi olmuştur.

Klasik Yönetim Teorisi

Klasik yönetim teorileri, Bilimsel Yönetim, Yönetim Teorisi ve Bürokrasi Modeli diye gruplandırılmıştır. Temel varsayımları, organizasyonun önceden belirlenen ilke ve kurallar doğrultusunda makine gibi işletilmesi üzerine kuruludur.

Klasik yönetim teorisine ilişkin üç yaklaşım, etkinlik ve verimlilik için uyulacak ilkeleri belirler. Bilimsel yönetimde, üretim süreçleri planlama ve kontrol, yönetsel teoride, hiyerarşik yapılanma ve bürokrasi modelinde ise, bürokratik iç etkinlik ve verimlilikle ilgilenme, dış faktör değişikliklerini dikkate almama, klasik yönetimin kapalı sistem örgüt modeline dayandırmaktadır.

Bilimsel yönetim, üretim arttırmayı amaçlar. 20. asır başında Amerika’da yeterince iş bilgisine sahip işçi bulmak çok zor imiş. Üretim artışı için, işçi verimliliği artışı ve iş küçültme sonrası iş bütünleştirme gerekmiş. Görevleri sıralama gereksinimi varmış. En iyi işin tek yolu varmış. Taylor, bilimsel yönetim ilkelerini belirlemeye başlamıştır. Fikir ve tecrübelerini Midvale Çelik, Simonds Haddehanesi ve Berhlehem Çelik isimli şirketlerde geliştirmiştir. Midvale Çelik’te, yönetim sistemini üretimde zaman etüdüne dayandırmıştır. Alışılmış yöntemlerle çalışan çelik işçilerinin çalışma sürelerini çözümlemiştir. Zaman etüdüyle, en iyi işin nasıl en çabuk yapılabileceğini belirlemiştir. Mevcut araçalrla gereken işçi sayısını araştırmıştır.

Yönetsel teori lideri Fayol, yönetimin tanımını yönetim fonksiyonlarına dayandırarak, yönetimi “ileriyi görmek, örgütlemek, kumanda, koordinasyon ve kontrol şeklinde tanımlamıştır. 14 yönetim ilkesi belirlemiştir. Bu ilkeleri, J. L. Gibson ve diğerleri de yapısal, süreç ve sonuç ilkeleri şeklinde sınıflandırmıştır.

Yapısal İlkeler:

*İş Bölümü
*Yönetim Birliği
*Merkezcilik
*Yetki ve Sorumluluk
*Hiyerarşi İlkesi

Süreç İlkeleri:

*Kumanda Birliği
*Disiplin
*Adil ve Eşit Muamele
*Maaş ve Ücretler
*Genel Çıkarların Kişisel Çıkarlara Üstünlüğü

Sonuç İlkeleri:

*Düzen
*Personel Devamlılığı
*İnsiyatif
*Birlik ve Beraberlik

Max Weber’in yapısal ilkeleri içeren bürokrasi modeli, düzen ve disiplini ifade etmektedir. Max Weber, örgütsel yapılanma ve işleyişin hiyerarşik kurallar doğrultusunda gerçekleştirilmesi gereğini savunmuştur. Klasik yönetimde, bilhassa bilimsel yönetimde insanlar makine parçası gibi görülür. Sistemler standart olup birbirinin yerini tutabilmektedir. Klasik yönetimde örgüt kapalı ve mekaniktir.

Kapalı sistem örgüt modelinde, çevre ile ilişkiler ve çevre etkileri önemsenmemektedir. Klasik yönetimin kapalı örgüt modeline dayanmasında klasik firma teorisi etkilidir.

Klasik yönetim düşünce gelişimi 1930’lu yıllarda maksimum seviyeye ulaşmıştır. Bu zamanda yönetimde “insan ilişkileri yaklaşımı” adıyla yeni bir bakış gelişmiştir. Bu gelişimi, değişen dünya konjoktürü ve klasik yönetimin eksiklikleri etkilemiştir.

Davranışsal Yönetim Teorisi

Davranışsal teorinin en önemli özelliği insan unsurunu ele almasıdır. Ana fikri, organizasyonun insan unsurunu anlamak, insan yeteneklerinden yararlanmak, yapı ile insan davranışları ilişkilerini incelemek, organizasyondaki sosyal grup ve özellikleri tanımlamaktır. Davranış, motivasyon, karar alma, tatmin kavramlarını da ele alır.

Davranışsal yönetimin temeli insan ilişkilerine dayalıdır. İnsan ilişkileri yaklaşımı motivasyon, liderlik, grup davranışı, kişiler arası ilişkiler, iletişim gibi mikro konularla gelişime başlamış, sonra resmi ve gayri resmi örgüt, sosyal ve teknik sistemler arası etkileşim, birey ve örgüt bütünlüğü gibi makro konu ve problemlere yönelerek, olgunlaşmış ve örgütsel davranış yaklaşımı ve sanayide hümanizm akımı türemiştir.

Davranışsal yönetim teorisi, belirli klasik kavramları geliştirerek klasik teori üzerine kurulur. Ekonomik insan kavramına karşıdır, her insanın farklılığını savunur.

Modern Yönetim Teorisi

195’li yıllardan sonra, endüstride insan ilişkileri yaklaşımının verimsizliğini belirten yazarlar, bilimsel yönetim ve insan ilişkileri akımı önerilerine tereddütle bakarak araştırmalarına yeniden başlamışlardır.

2. Dünya Savaşı itibariyle, yönetim konuları işlenmesinde yeni yaklaşım sergilenmiştir. Bu sistem yaklaşımı biyolog V. Bertalanff tarafından 1920’li yıllardan itibaren başlatılan “Genel Sistem Teorisi” kaynaklıdır. 1972 yılından ölümüne kadar bu yaklaşımı sürdürmüştür. Bu yaklaşım, her türlü sisteme uygulanabilen genel ilkeler geliştirme amaçlı, disiplinler arası matematiksel çalışmadır. Bu yaklaşımla her olay belirli çerçevede, başka olaylarla ilişkili incelenmekte, olayları anlama, tahmin ve kontrol yönlerinden daha etkinliği savunulmuştur. Böyle bütüncü ve genelci görüşü yönetime uygulayarak sistem yaklaşımı keşfedilmiştir.

Modern yönetim düşüncesi tüm örgütü çeşitli yönleriyle inceler. Modern teorisyenler örgütü yaşam sürdürmek için çevresindeki değişimlere uymak zorunda kabul ederler. Örgüt ve çevresi kaynaklar yönünden birbirine bağlı kabul edilir. Modern teori birden fazla disiplinle ilgilenir ve çok sayıda bilimden yararlanır. Örgüt kısımlarının birbirleri, diğer örgütler ve çevreyle etkileşimlerini inceler.

Modern yaklaşıma göre örgütler dış çevreyle de etkileşir. Örgütün dış çevre üzerinde ve çevrenin örgüt üzerinde etkileri dikkate alınır. Modern yönetime göre örgütler çevreden aldıkları girdileri bir süreç sonucu çıktıya çevirerek çevreye sunarlar. Çıktıların bir kısmı gelecekteki çıktılara girdi yapılır. Bu durum, sistemin kendi davranışı hakkında bilgi toplayarak hedeflerle karşılaştırarak hataları düzeltmek demektir.

Kaynakça:
Anadolu Üniversitesi – Genel işletme – Haziran 2008

Yazar: Halil İbrahim Arik