Zeitgeist

Okuma Süresi: 6 Dakika  | Yazdır

zeitgeistZamanın ruhu anlamına gelen son derece tartışmalı bir belgesel olup 3 kısma ayrılmıştır, Birincisi din kurumunun güvenini zedelemek için bilgi üretmek, Hıristiyanlığın bazı diğer dini figürlerle olan benzerliklerini göstermektedir. 2. bölüm 11 Eylül olayları hakkında bizlere anlatılan problemleri ve yazarların gerçekten 11 Eylül olaylarından kimlerin sorumlu olduğunu gösteren kanıtlarını içermektedir. 3.bölüm bankaların tek dünya bankası oluşturma teorilerini kapsamaktadır.

1. Kısım

Din kurumlarının vergiden muaf olması. Hata yapıldığında acıların oranın yükselmesinin tanırının aynı zamanda seni sevmesiyle çelişki oluşturur. Kroptokin’in Çağdaş Sanat ve Anarşi; Plotos Bacukin’in Tanrı ve Devlet’inde üzerinde durulmuş mevzulardır. Akabinde bir psikanaliz ve analitik filtrelerden insanlık tarihinin geçirdiği görüyoruz. Başlangıç olarak din bu filtrelerden görülüyor. Dini fenomenin dünyaya hükmetmeye çalışan insanların ekonomik olarak edimleri için kullanılması için oluşturulmuştur.

Günümüz dinlerininin membasını oluşturan determinantlar MÖ 3000 yılında Haris ve Seti Krishna, Mithrai Attis’dir vs.

Dionysus Atina’da tapınağı bulunan şarap tanrısıdır. 12 tanrıdan biridir. İsa’nın suyu şaraba çevirdiği ve yuhannanın incilinde 2:1-11’de yer alan ayetle Dionysus’un suyu şaraba çevirmesi kabiliyeti analitiktir. Bahsedilen diğer tanrı ve ya tanrılaştırılmış karekterlerin edimleriyle; örneğin, bakireden doğması, çarmıha gerilme, havari sayıları gibi birçok analoji kurulmaktadır.

Buradan hareketle günümüz dinlerinden Hıristiyanlığın epistemolojisi decanstrucsya’na maruz bırakılıyor.

İsa’nın doğumuyla astrolojik analoji kuruluyor. İsa güneştir ve 12 havarisi de 12 burçla ilişkilendiriliyor. İsa’nın Mısır Tanrısı Horos’un arasındaki benzerliklerin çokluğu üzerine durulmuş.

Nuh’un bahsettiği tufanla gılgamış destanında geçen tufanla ilişki kurulmakta.

Eski Mısır inanış Musevi-Hıristiyan ilahiyatın temelini oluşturmaktadır.

İsa’nın yaşadığı kanıtı İncil dışında hiçbir yerde yok. Aynı tarih aralığında aynı yerde yaşayan onlarca tarihçinin hiçbiri İsa’yı yada yaşamını kaleme almamıştır. Yalnız 3 kişi İsa hakkında çok kısa olarak Christ, Chriestus ve Christus şeklinde bahsetmiştir. Bunlar isim değil unvandır ve “vaftiz edilmiş kişi” anlamına gelir.

Hıristiyanlık politik olarak empoze edilmiş bir Latin hikayesinden başka bir şey değildir. Hıristiyanlık benzeri bütün ilahi inanç sistemleri gibi dönemin hurafesidir deniyor. Amaç insanları gerçek dünyada ve dolaysıyla birbirlerinden koparmaya hizmet eder.

İnsanların otorite kelimesini beyinlerinden silmesini ister. Her şeyin kontrolü tanrıdır. Bunun la birlikte sorumluluk duygusunu zayıflatır. Bu sayede toplumu yönlendirme ve kontrol etme gücünü eline almış olur.

Her şey bir yana. Bu kısımda dinler üzerinde durmuşken neden İslamiyet adına tek bir kelime etmediği akıllarda soru işareti bırakmıştır.

2. Kısım

11 Eylülde kulelerin dinamitlerle kasıtlı olarak yıkıldığı görülüyor. Kulelerin yıkılması da aynı şekilde gerçekleşmiştir. Bu bölümde 11 Eylül olayının içinde hükümetin de parmağının olduğunun kanıtlarını sunmuşlardır. İlk olarak Usame Bin Laden’in kardeşi olan Selim Bin Laden George W. Bush’un yakın arkadaşının olduğun dile getirmeleri. Yıkıntıların kanıtıyla sadece uçakla yapılan saldırı olmadığı ortaya çıkıyor. Olay sırasında yapılan röportajlarda bomba sesleri ve erimiş demirlerin şekillerinin kesik gibi olması zihinleri bulandırıyor.

D.T.M’nin 1,2 ve 7 nolu binalarının çöküş şekli kontrollü yıkım modeline tamamen uyuyor.

ABD uçak kaçırmaya karşı norad prosedürü uçak kaçırılması anlaşıldıktan 1dk sonra savaş jetleri aracılığıyla takibe alındı. Aynı tatbikat yapıldığı için uçakların hedeflerine ulaşmamasına dikkat çekiyor. O tarihe kadar norad %100 (67 olay) başarılıydı.

Terörist şüphesiyle tutuklanan kişiler neredeyse hepsi serbest bırakıldı.

Madrid ve Londra’da 2004 v 2005 yılındaki terörist faaliyetlerindeki benzerlikler göz önüne alınarak ABD’dekini de benzer biçimde hükümet orijinli çıkışı olduğunu söylüyor.

Delillere göre ABD hükümeti halk iradesini kendi planları doğrultusunda yönlendirebilmek için kendi vatandaşlarına sahte bir terörist saldırı düzenledi.

3. Kısım

Tahtın arkasından kraldan daha kudretli bir şey vardır, metaforuyla başlandı. Finansal elementlerin hükümetlerce sahip olduğu işlendi. 1775 Amerikan ihtilali başlangıç olarak alındı. İlkin İngiltere faizsiz serbest kazancı yasakladı ve kolonileri kendi hükümetine borçlandırdı. Devlet halkını borçlandırarak köleleştirmeye çalışır. Borç daha fazla borcu doğurur.

Amerika’daki Rockfellar, Morgan gibi ailelerin 1907 ekonomik krizinde ekonomik kurumları ve halkın düşüşünü manipüle ederek tüm paralarını çekmesine neden olmuş ve kiliselerinin değer kazanmasını sağlamıştır.

Amerikan hükümetiyle banker aileleri arasındaki ilk ilişki 1900 başlarında Nelson Aldrich 1910’da J.P Morgan Georgia sahilindeki bir adada yapılan gizli bir toplantıda “Federal Rezerv kanunu” diye adlandırılan anlaşma imzalandı. Kanun bankerler tarafından yapıldı. Senatör kanunu meclisten geçirdi. 1921 yılında kongre üyesi lan Lindberge şöyle dedi: “Federal rezerv kanunu altında krizler bilimsel olarak yaratıldılar. Şu an ki kriz yaratılanların ilkidir ve matematiksel bir denklemden ibarettir”

Büyük buhrandan önde ekim 1929’dan birkaç ay önce J.P Rockefeller, Bernbatard Barzek ve diğerleri borsadan hızlıca çekildi. 1929’da finansçılar hızlıca paralarını istediler. Bu da inanılmaz büyük bir tasfiye satışına neden oldu. 16.000 banka iflas etti. Uluslar arası bankerler rakip bankaları ucuz satın almakla kalmadı ucuza kapattılar.

Federal banka para arzını arttırıp ekonomik çöküşe son vereceğine hiçbir şey yapmadı ve insanlık tarihinin en büyük buhranı oluştu.

!913 Parlamentosundan geçen diğer bir yasa federal gelir vergisinin de anayasaya aykırı olduğu üzerinde duruluyor. Federal vergi yasası anayasadaki gibi doğrudan alınan tüm borçların taksitlendirilebileceğine uygun değildir.

Buradan hükümetin sağladığı para uluslararası bankerlerin cebine gitmektedir. Amerikan halkının ödediği vergiler Amerika’ya dönmemektedir. Halkın bilgisizliği ve aptallaştırılması etkendir.

Ekonominin kontrolü ve ABD mal varlığının düzenli olarak soyulması bankerlerin parmağında oynattıklarından biri. Diğeri ise savaşlardır.

1. Dünya Savaşında ABD halkın karasız olduğu halde önceden bankerlerin etkilediği hükümet adamlarının emrinde Alman sularına giren bir ABD gemisinin batırılması hiyerarşisi ile sağlanmış ve savaşın federal rezervin daha fazla kazançlaşacağını bilen bankerlerin ve uluslar arası bankerlerin kışkırtmaları meyve vermiştir. 2. Dünya savaşı bundan farklı algılanmayabilir. Vietnam da öyle. Savaşlar kazanç sağlayan oyunlardır bankerler için.

Medyanın para babalarının kontrolünde, eğitim istemine borçlanan hükümetin ihtiyacı kadar beslediği bir yapılanmada olduğu ve bunun sonucunda kalitensin düştüğünü son olarak burgulamıştır. Dünya nüfusunun %5’ine fakat silahlanmada %50’lik paydaya sahip olduğu eğitimin ise 20. sıralarda yer aldığı bir topluma dönüşmüştür.

Medyayla, televizyon programlarıyla, lunaparklarla, alkol ve uyuşturucuyla insanların zihnini meşgul tutarak düşünen toplumu azaltmaya maruz bırakıyor.

Aslında tek bir amaç var. Tek bir dünya devleti kurmak. Bunu insanlara ya gönülden yaptıracaklar ya da zorla!