Ziya Osman Saba Kimdir?

4015_images

Yedi Meşalecilerin ve Cumhuriyet Dönemi edebiyatının en önemli isimlerinden Ziya Osman Saba, 30 Mart 1910 tarihide İstanbul- Beşiktaş’ta dünyaya gelmiştir. Ziya Osman Saba ve ailesi annesinin evinde yaşamaktadırlar. Bu şekilde kalabalık bir aile içerisinde büyüyen Saba, bu yıllarda annesini kaybeder. Bu olay şairin hem çocukluk dönemini hem de tüm yaşamını etkisi altına alacak bir ruh hali oluşturur. İlk ve ortaokul eğitiminden sonra Saba, Galatasaray Lisesi’ne yazılır. Yatılı olarak okuyan şair, burada Cahit Sıktı Tarancı ile tanışır ve 1931 yılında liseden mezun olur. Lise mezuniyetinden sonra Saba, bir süre amcası ile Paris’e gider ve orada kuzeni Nermin’e aşık olur. Ruhsal açısında hayli sağlıksız olan Nermin Hanım ile evlenmesine karşı çıkılır ancak, Ziya Osman Saba, onunla evlenir.

Liseden sonra Saba, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine kaydolur ve eğitimi devam ederken bir süre Cumhuriyet gazetesinde çalışır. Lisede sınıf arkadaşı olan Cahit Sıktı Tarancı da bu yıllarda onunla aynı gazetede çalışmaktadır. 1936 yılında fakülteden mezun olan Ziya Osman Saba, aynı yıl İstanbul’da askerliğini de yapar. Askerliğin ardından 1938 yılında Saba, Emlak Bankası’nda çalışmaya başlar. Ancak bu yıllarda Nermin Hanım’ın durumu pek de iyi değildir. Sağlığı iyiden iyiye bozulmuştur ve Bakırköy’de tedavi de görmektedir. Haliyle Ziya Osman Saba, bu yıllarda durumdan fazlasıyla etkilenmiş ve bu ruh halini şiirlerine yansıtmıştır. Nermin Hanım ile olan evliliğini on yıl boyunca sürdüren Saba, 1941 yılında eşinden boşanır. Yine bu yıl, şair, babasını da kaybeder ve büyük, derin bir acı yaşarken bir yandan da savaş söylentileri ile askerliğe çağrılır.Üst üste onu sarsan olaylardan sonra 1944’te Ziya Osman Saba, askerlik öncesi çalıştığı bankada çalışmaya başlar.

Bu günlerde şair, Rezzan Hanım ile tanışır. Uzun zamandır, mutsuzlukla beslediği kalbi tekrar sevinç ile dolan Ziya Osman Saba, Rezzan Hanım ile yakınlaşarak ona hislerini açar. Kısa bir zaman içinde Rezzan Hanım ve Ziya Osman Saba evlenirler ancak, o günlerde banka Ankara’ya tayin çıkartır. Rezzan Hanım İstanbul’da kalırken, Ziya Osman Saba, Ankara’ya gider ve bu şekilde yaklaşık beş ay geçer. Ancak 5 ay sonra Saba, görevinden ayrılarak İstanbul’a döner. Burada şair Milli Eğitim Bürosu’nda şef olarak çalışmaya başlar.Beş yıl kadar büroda çalışan, Ziya Osman Saba, geçirdiği kalp krizi neticesinde iş yerinden tazminat verilerek malulen emekli edilir. Esasen, şair bürodan memnun değildir ancak emeklilikle birlikte maddi bir sıkıntı da doğar. Daha sonra şairin lise yıllarında tanıştığı Yaşar Nabi Nayır, Saba’dan Varlık Yayınevi’nin tahsis işini yapmasını ister. Ancak maddi olarak zor bir durumda olan Saba, bu işi ücret almadan yapmak ister. Kendisini maddi olarak da rahatlatmak isteyen dostu Yaşar Nabi ise ona ücret için ısrar ederek onu ikna eder.Bir süre sonra Ziya Osman Saba, işlerini evde yapmaya başlar ancak bir yandan da onu ölüm hissi içine alır. Bu günlerde şair, kalemini ölüm teması ile sivriltir. Şiirlerinde de temasını oluşturan ölüm, 29 Ocak 1957 tarihinde şairin kapısını çalar.

Yazın Yaşamı

4015_ziya-osman-saba-296x300

Ziya Osman Saba’nın Cahit Sıtkı Tarancı ile tanışmasının ardından aralarında büyük bir bağ ve dostluk oluşur. Cahit Sıktı, edebiyat ile adı anılan birçok kişiyi Ziya Osman Saba ile tanıştırır. Saba, özellikle Cahit Sıtkı ile tanışmaları ve arkadaşlıkları neticesinde edebi bir yoğunluk elde eder. Cahit Sıtkı, sahip oldukları bu sağlam dostluğu ve ona olan sevgisini şu cümlelerle ifade etmiştir;

““Ziya Osman, daima dost canlısı biri olmuştur. Tarancı, sıkıldığında Saba’ya koştuğunu; çünkü onun kendisi için yalnız vefakâr ve halden anlar bir dost değil, aynı zamanda açık havayı, güneşi, baharı, iyiliği de temsil eden, nasıl olup da insan kılığına girdiğine hayret ettiği bir melek olduğunu söyler.””

Ziya Osman Saba’nın şiirinde doğduğu şehir olan İstanbul, büyük bir yer kaplar. Daha çok ilk şiirlerinde İstanbul, seyrek olarak yer almaktayken, Saba, ileri dönemlerinde İstanbul’u daha sık kaleme almıştır. Şiire büyük bir önem veren Ziya Osman Saba, ilk şiirini Servet-i Fünûn dergisinden yayımlar. 17 yaşında, bu şekilde önemli bir dergide şiiri yayımlanan Saba, bunu daha da ileri götürmüş ve özellikle de Fransız şiirine yönelmiştir. Lise yıllarında aldığı Fransızca eğitimin de etkisiyle Ziya Osman Saba, Fransız şiirinin en usta şairlerini okuyarak kendisini geliştirmeye çalışmıştır.
Yedi Meşale ile şiir görüşlerini terimsel olarak edebiyat dünyasına kazandıran Ziya Osman Saba, söz konusu edebi harekete yaşamı boyunca bağlı kalmıştır. İlk dönem şiirlerinde hece ölçüsünü kullanan Saba, daha sonra serbest ölçüye yönelmiştir. Ziya Osman Saba, yaşamını şiire adamasının yanı sıra öykü, makale, deneme eserleriyle de anılmaktadır. Aynı zamanda dilimize aktardığı çalışmaları da mevcuttur.

Eserleri4015_mesut_insanlar

Şiirleri

• *Yedi Meşale (ortak kitap, 1928)
• *Sebil ve Güvercinler (1943)
• *Geçen Zaman (1947)
• *Nefes Almak (1957)
• *Bir Yer Düşünüyorum
• *Çocukluğum
• *İstanbul
• *Deniz Kıyısındaki Kulübe

Öyküleri

• Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi (1952)
• Değişen İstanbul (1957)

• Aynı zamanda Ziya Osman Saba, Cahit Sıtkı Tarancı’nın kendisine yazdığı mektupları “Ziya’ya Mektuplar” adıyla bir araya getirmiştir.

YETİŞİR
Beni hatırladıkça,
Arasıra gönlümü al.
Sokakta görünce,gülümse,
Yanıma yaklaş,
Az elin elimde kal.

Evine misafir geleyim,
Kahvemi sen pişir.
Taze doldurulmuş sürahiden
Bir bardak su ver
Yetişir…

Ziya Osman Saba

Kaynakça:
Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya’ya Mektuplar, Can Yayınları, 1. Basım, İstanbul, Mart 2007.

Yazar: Canan Yıldırım