Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Tarihsel Süreçte İş Sağlığı ve Güvenliği Alanına Katkı Sağlayan Bilim Adamları

0 45

Aristoteles: M.Ö. 384-322 yılları arasında yaşamış olan Aristoteles, felsefe bilimi tarihinde çok önemli bir yeri olan düşünürdür. Eflatun (Platon)’un öğrencisi ve Büyük İskender’in hocası olan Aristoteles, birçok bilim dalının ortaya çıkmasında önderlik eden fikirlerle kendisinden sonra gelen düşünürleri etkisi atına almıştır. Yaşadığı dönemde, gladyatörler için diyet tanımlaması yapmış ve koşucuların hastalıklarından söz etmiştir.

Herodotos: M.Ö. 484-420 yılları arasında yaşamış olan Herodotos, tarihin babası olarak kabul edilmektedir. Günümüzün iş sağlığı ve güvenliği yasasının çizdiği sınırlar çerçevesinde belirtilmiş olan meslek hastalıklarıyla ilgili olarak bağdaştırılabilecek ilk çalışmayı gerçekleştirmiş ve tarihte İlk kez işçilerin sağlıkları üzerine çalışarak yeterli besin verilmesini belirtmiştir.

Hippokrates: M.Ö.460-377 yılları arasında yaşamış olan Hippokrates, Yunanlı bir hekimdir. Tıbbın babası olarak da nitelendirilen Hippokrates, hekim olduğu için insan sağlığı için çalışmakla kalmamış, felsefeyle de ilgilenmiştir. İş sağlığı ve güvenliği sistemleri açısından önemli sayılan adımlar atmıştır. Literatürde ilk defa kurşunun zararlı etkilerinden Hippokrates bahsetmiş ve bir hekim olduğundan dolayı, kurşuna maruz kalma ile felç ve görme bozuklukları, halsizlik, kabızlık gibi belirttiler arasındaki ilişkiyi ortaya koymuştur. Kurşun koliği tanımlamasını yapmıştır.

Nicander: M.Ö.200 yıllarında, Hippokrates’in kurşun üzerine yaptığı çalışmaları geliştirmiştir. Özellikle de kurşun koliği ve kurşun anemisi üzerinde durmuş, özelliklerini geniş manada tanımlamıştır. Aynı zamanda kurşun zehirlenmesi ile karın ağrısı, kabızlık ve yüz solukluğu gibi belirtilerin arasında bir ilişki olduğunu yaptığı çalışmalar ile kesinleştirmiştir.

Plautus: M.Ö.254-184 Plautus (Plato), günümüzün ergonomi tanımları arasına girecek çalışmalarda bulunmuştur. Dönemin esnaf ve sanatkarların çalışma pozisyonlarını göz önünde bulundurarak, çalışma şartlarından dolayı ortaya çıkan vücut şekil bozuklukları (malformasyonlar) hakkında çalışmıştır.

Büyük Plinius: M.S.23-79 yıllarında arasında yaşamış olan Büyük Plinius (Plini), günümüzde meslek hastalıklarının önüne geçmek amacıyla özellikle de kimyasal, tehlikeli madde ve toz içeren ortamlarda takılması önerilen maskeler üzerinde çalışmıştır. Tehlikeli tozlara maruz kalacak şekilde çalışan kişilerin, günümüz şartlarında maske yerine geçen ve o günün şartlarındaki kullanılan torbaları başlarına geçirmelerini önermiştir.

Juvenal: M.S. 60-140 yılları arasında yaşamış olan Juvenal, yine meslek hastalıklarının günümüz tanıları içerisinde sayılabilecek sorunlar üzerinde durmuştur. Juvenal’ın özellikle üzerinde durduğu meslek grubu ise, demircilerdir. Demircilerde, dönemin şartlarında çok fazla göz yakınmaları olduğu gözlendiğinden, bu çalışanlardaki göz hastalıklarının yapılan işten kaynaklandığını ortaya koymuştur. Bunun yanı sıra, sürekli olarak ayakta çalışan kişilerde de yine günümüz şartlarında işten kaynaklanan hastalıklar içerisinde gösterilebilecek varisleri tanımlamış ve bunların da işten kaynaklanabileceğini açıklamıştır.

Paracelsus: 1493-1541 yılları arasında yaşamış olan Paracelsus, iş yeri hekimliğinin ilk yazılı kaynağı olarak nitelendirilebilecek olan “De Morbis Metallicis” adlı kitabı yazmıştır. Günümüzün pnömokonyoz olarak bilinen kronik akciğer hastalıkları üzerinde çalışmış, bu hastalıkların klinik tablosunu çizmiştir. Net bir şekilde meslek hastalıkları terimi üzerinde durmuş, madencilerde ve baca temizleyicilerinde meslek hastalıklarını ortaya koymuştur. Endüstriyel gelişmelerin meslek hastalıkları riskini arttırdığını belirtmiştir. Aynı zamanda zehirler üzerine çalışmış ve zehirlerin kimyasal yapılarını incelediğinde her maddenin bir zehir olduğunu, bu maddelerin zehir mi yoksa ilaç mı olduğunu, bu soruları çözebilecek tek hususun, alınan maddenin doz ve organizma arasındaki ilişkilerle ayrılabileceğini vurgulamıştır. Bu sayede toksikolojinin temelini atmış ve modern toksikolojinin kurucusu olarak nitelendirilmiştir.

Gregorius Agricola: M.S.1494-1555 yılları arasında yaşamış olan Agricola, Saksonyalı bir hekimdir. İş kazaları üzerinde durmuş ve bu alan ile ilgili önerilerde bulunmuştur. Dünyanın ilk mineroloji bilgini kabul edilmektedir. “De Re Metalica” isimli kitabını 1526’da yazmıştır. Bu kitabında, jeoloji, madencilik ve metalürji bilgilerini ortaya koymuştur. Avrupa madenlerinde çalışan işçilerin sorunlarından bahsetmiş, madencilerde ortaya çıkan hastalıkların tanımlanması üzerine çalışmış, bu sorunlara karşı nasıl koruyucu önlemler alınacağı üzerinde durmuştur. Toza karşı ortam şartlarının daha iyileştirilebilmesi için havalandırılması üzerine durmuştur.

Bernardino Ramazzini: 1633-1714 yılları arasında yaşamış olan Ramazzini, “İş Sağlığı ve Güvenliği”nin babası olarak nitelendirilmektedir. Epidemiyoloji uzmanı olan İtalyan klinikçi, 1713 yılında “De Morbis Artificum Diatriba” adlı kitabını yazmıştır. Ramazzini bu kitabı yazmasının ve meslek hastalıklarını araştırmasının bir rastlantı ve akabinde de yaptığı gözlemler dizisi olduğundan bahsetmiştir.

Ramazzini’nin o dönemde yaşadığı şehrinde, evden çıkan atıklar çukurlarda toplanmaktadır ve bu çukurların üç yılda bir temizlenmesi gerekmektedir. Yaşadığı evin atık çukurunu temizlemeye gelen kişinin işi çok hızlı yaptığını gördüğünde, çalışana fazla yorulmaması için yavaş yapmasını önermiştir. Ancak, aldığı cevap, meslek hastalıklarının araştırılmasının çok önemli bir adımı olmuştur. Atığı boşaltmakla uğraşan çalışan, kanlı ve kızarmış gözlerle Ramazzini’ye bakmıştır ve “Bu işte 3-4 saat çalışan biri, neden işi çabuk bitirmek istediğimi anlar. Bir an evvel işi bitirip, evime gidip gözlerimi yıkamak ve karanlık bir odada kalmak istiyorum.” cevabını vermiştir. Bu olayın üzerine Ramazzini çevresini gözlemlemeye başlamış ve şehirde çok fazla kör insanın olduğunu fark etmiştir. Gözleri görmeyen kişilerle konuştuğunda ise, hemen hepsi daha önce bu işi yapmış kişiler olduğu ortaya çıkmıştır. Bu rastlantıların akabinde, Ramazzini meslek hastalıklarını araştırmaya başlamış ve meslek hastalıklarını kitabını yazmıştır.

Kitabında, iş kazalarının önlenmesi adına koruyucu güvenlik önlemleri alınmasının üzerinde durmuştur. Ergonominin temel prensiplerini ortaya koymakla kalmamış, şu an bütün iş güvenliği uzmanlarının işletmelerde aldırmak istediği önlemleri, daha 17. Yüzyıl’da ortaya koymuştur. İş yerlerinin sıcak-soğuk dengesinden, iş yeri havasındaki muhtemel zararlı etkenler ile bunların ortadan kaldırılmasına kadar geniş kapsamda çalışmıştır. Kurşun ve cıva zehirlenmelerini incelemiş ve bunların belirtilerini ortaya koymuştur. En önemlisi de, hastalara sorulan sorulara “ne iş yaptıklarının sorulması” ilkesini getirmiştir. Bu sorunun cevabı, kişilerin çalıştıkları ortamların koşulları sayesinde meslek hastalıkları konusunda da sonuca ulaşılmasını hızlandırmıştır. 1986 yılında Japonya’da İş ve çevre sağlığı Üniversitesi açıldığında, bahçesine Dr. Ramazini’nin heykeli dikilerek vefa borcu gösterilmiştir.

Percival Pott: 1714 – 1788 yılları arasında yaşayan Percival, bir İngiliz hekimdir. “Bel Kemiği Eğriliklerinde Sık Görülen Alt Taraf Organlarındaki Felçler Üstüne” adlı kitabı yazmıştır. Bu kitabında Percival, genç işçilerin çalışma saat ve koşulları hakkında çalışmalar yapmış ve bu çalışmalar sonucunda baca temizleme işinde çalışan kişilerin kanser hastalığına yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu belirtmiştir. Baca temizleyicilerinde daha sıklıkla görülen kanser türünün skrotum kanseri olduğunu vurgulayarak, bunun nedenini de “is” şeklinde belirtmiş ve bu durumun bir meslek hastalığı olduğu vurgunu yapmıştır. Fabrikalarda baca temizleme işi o dönemlerde çocuk yaştaki işçiler tarafından yapıldığından, Percival’in yapmış olduğu çalışmalardan İngiliz parlamenterlerinden olan Sir Robert Peel, 1802 yılında “Çırakların Sağlığı ve Morali” yasanın çıkmasında öncülük etmiştir.

Sir Robert Peel: 1788-1850 yılları arasında yaşayan Sir Robert Peel, Percival Pott’un hazırlamış olduğu rapordan etkilenerek 1802 yılındaki girişimleri sayesinde “Çırakların Sağlığı ve Morali” adlı yasa yürürlüğe girmiştir. Bu yasa, İngiltere’de İSG yönünden çıkarılan ilk yasadır ve günlük çalışma saati 12 saat olarak yasal şekilde belirlenmiştir.

Robert Owen: 1771-1858 yılları arasında yaşamış olan Robert Owen, dönemin İskoçya’da fabrikası olan bir işverenidir. 1788 yılında yürürlüğe giren Baca Temizleyicileri Kanunu ile birlikte, fabrikasında 10 yaşın altında kimseyi çalıştırmamış ve çalışma saatlerinde düzenlemeye giderek azaltmıştır. İşyerinde hem gençler hem yetişkinler için eğitim programları hazırlamıştır. İşyerindeki çevre koşullarını iyileştirmiştir. Günlük çalışma süresinin 10 saate düşürülmesi adına çalışmaları teşvik etmiştir.

Michael Sadler: 1780-1835 yılları arasında yaşamış olan Michael Sadler, önce Baca Temizleyicileri Kanunu, ardından Çırakların Sağlığı ve Morali Kanunu gibi iş hayatını düzenleyen kanun çalışmalarından etkilenmiş ve 1832 yılında parlamentoya yeni bir yasa tasarısı ile gelerek, iş sağlığı ve güvenliği alanında önemli bir adım atmıştır. 1833 yılında “Fabrikalar Yasası” onun öncülüğünde yürürlüğe girmiştir. Bu yasa çok önemli değişimlere yol açmıştır. Bu sayede fabrikaların denetimi teftiş işlemleri ve kontrollerinin yapılabilmesi için müfettiş atanması zorunlu kılınmıştır.

Kaynakça:

www.isgasistan.net

Yazar: Gökçe AKÇOK

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.