Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Bölünme Yanılgısı Nedir?

0 191

Eleştirel bakıldığında biz sıklıkla bölünme yanılgısına kurban gittiğimiz durumlarla karşı karşıya kalırız. Bu yaygın mantıksal yanılgı, her parçanın bütünle aynı özelliğe sahip olduğunu varsayarak tüm bir sınıfa yapılan yüklemeye atıfta bulunur. Bunlar fiziksel nesneler, kavramlar ve insan grupları olabilir.

Bir bütünün öğelerini bir araya toplayarak ve her parçanın otomatik olarak belirli bir niteliğe sahip olduğunu varsayarak, genellikle yanlış bir argüman ortaya koyuyoruz.

Bu, gramer analojisinin yanlışlığı kategorisine girer.

Bölünme Yanılgısı Nasıl Açıklanabilir?

Bölünme yanılgısı, birleşim yanılgısına benzer.  Ancak tam tersi durumu ifade eder. Bunu tümevarım, tümdengelim gibi düşünebiliriz.  Bölünme yanılgısı, birinin, bir bütünün veya bir sınıfın bir niteliğini almasını ve bunun her bir parça veya üye için mutlaka doğru olması gerektiğini varsaymasını içerir.

Bölünme yanılgısı şu şekildedir:

X, P özelliğine sahiptir. Bu nedenle X’in tüm bölümleri(veya üyeleri) bu P özelliğine sahiptir.

Bilimsel ve Gündelik Gözlem ve Örneklerle Bölünme Yanılgısı

Gerek gündelik yaşamımızda gerek bilimsel bağlamda bölünme yanılgısını görebileceğimiz gözlem ve örnekler mevcuttur. Şimdi onlara bakmaya ne dersiniz?

İşte bölünme yanılgısının bazı bariz örnekleri:

Amerika Bileşik Devletleri dünyanın en zengin ülkesidir. Bu nedenle, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki herkes zengin olmalı ve iyi yaşamalıdır.

Profesyonel sporculara aşırı maaşlar ödendiği için, her profesyonel sporcunun zengin olması gerekir.

Amerikan yargı sistemi adil bir sistemdir. Dolayısıyla sanık, adil yargılandı ve haksız yere infaz edilmedi.

Tıpkı kompozisyon yanılgısında olduğu gibi, geçerli olan benzer argümanlar oluşturmak mümkündür. İşte bazı örnekler;

Tüm köpekler canidae familyasındandır. Dobermanım bu nedenle canidae familyasındandır.

Bütün erkekler ölümlüdür. Bu nedenle Sokrates ölümlüdür.

Bu son örnekler ne kadar geçerli argümanlardır sizce? İki argüman da benzer nitelikte olmakla birlikte aralarında bir farlılık mevcuttur. Fark, dağıtıcı ve kolektif nitelikler arasındadır.

Bir sınıfın tüm üyeleri arasında paylaşılan nitelikler dağıtıcı özelliğe sahiptir. Sadece doğru parçaların doğru bir şekilde bir araya getirilmesiyle oluşturulan niteliklere ise kolektif nitelikler denir.

Aşağıdaki örnekler üzerinde düşündüğünüzde farkı göreceksiniz:

Yıldızlar büyüktür.

Yıldızlar çoktur.

Her ifade yıldız kelimesine öznitelikte farklı bir anlam katar. İlkinde ‘büyük’ özniteliği dağıtıcı bir nitelik taşımaktadır. Yani grupta olsun ya da olmasın, her yıldızın ayrı ayrı sahip olduğu bir niteliktir. İkinci cümlede, çok sayıda öznitelik kolektiftir. Tüm yıldız grubunun bir özelliğidir. Yani yıldız takımı nedeniyle söz konusu özellik var olur.

Bu, bunun gibi birçok argümanın neden yanlış olduğunu gösteriyor. Eşyaları bir araya getirdiğimizde, çoğu zaman, parçalar için ayrı ayrı kullanılamayan yeni özelliklere sahip bir bütünle sonuçlanabilirler. ‘Bütün, parçaların toplamından daha fazladır ‘ sözüyle genellikle kastedilen budur.

Dinde Bölünme Yanılgısına Nasıl Düşülüyor?

Ateistler, din ve bilimi tartışırken çoğu zaman bölünme yanılgısıyla karşılaşırlar. Bazen bundan dolayı kendileri suçlanırlar.

Bölünme yanılgısını kullanmanın yaygın bir yolu ‘birlikte suçluluk’ olarak bilinir. Bu, yukarıdaki örnekte açıkça gösterilmiştir. Bazı kötü özellikler, siyasi, dini, etnik v.b bağlamda bütün bir insan grubuna atfedilir. Daha sonra o grubun belirli bir üyesinin(ya da her üyenin) aklımıza gelen kötü şeylerden sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılır.  Bu nedenle bu grupla olan ilişkilerinden dolayı suçlu olarak etiketlenirler.

Ateistlerin bu özel argümanı bu kadar doğrudan bir şekilde ifade etmeleri nadir olmakla birlikte, birçok atesit benzer argümanlar öne sürmüştür. Konuşulmadığı takdirde, ateistlerin bu argümanın doğru olduğuna inanıyormuş gibi davranması alışılmadık bir durum değildir.

Aynı yanlışlığa yaratılışçılar da düşmektedir. Yaratılışçılar tarafından sıklıkla kullanılan bölünme yanılgısının biraz daha karmaşık bir örneği şöyle:
Beyninizdeki her hücre, düşünce ve şuur yeteneğine sahip olmadıkça, beyninizdeki bilinç ve düşünme sadece madde ile açıklanamaz.

Diğer örneklere benzemese de cümlenin anlamını derinlemesine düşündüğümüzde örtük olarak bölünme yanılgısının gizlendiğini görebiliyoruz.

Eğer(maddi) beyniniz bilinç yeteneğine sahipse beyninizin her hücresi bilinç yeteneğine sahip olmalıdır. Ancak beyninizin her hücresinin bilince sahip olmadığını biliyoruz. Bu durumda (maddi) beyninizin her hücresinin bilince sahip olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla maddi beyninizin kendisi bilincinizin kaynağı olamaz.

Bu argüman, eğer bütün için bir şey doğruysa o zaman parçalar için de doğru olması gerektiğini varsayar. Beyninizdeki her hücrenin bilinçlilik yeteneğine sahip olduğu doğru olmadığı için argüman maddi hücrelerden başka daha fazla ilgili bir şeyin olması gerektiği sonucuna varıyor.

Bu nedenle bilinç, maddi beyinden başka bir faktörden gelmelidir. İşte o zaman, argüman gerçek bir sonuca yol açacaktır.

Argümanın bir yanılgı içerdiğini anladığımız an, bilincin kaynağı için artık başka bir neden aramamıza gerek yoktur.

Şu argüman analizinde bölünme yanılgısının önüne nasıl geçildiğini görebiliyoruz:

Bir arabanın her bir parçası tek başına itici güce sahip olmadığına göre, bir bütün olarak arabanın itici gücü arabanın tek tek maddi parçaları ile açıklanamaz.

Anlaşılan o ki bir kişi, durum, nesne ve olaylar hakkında yargıya varırken bütüne bakmak önem taşıyor. Ön yargılı değerlendirmelerin temelinde büyük ölçüde bölünme yanılgısı yatıyor. Bütüncül, objektif ve eleştirel bir bakış açısına sahip olabildiğimiz sürece bölünme yanılgısına düşmek daha az olası görünüyor.

Kaynak:

https://www.thoughtco.com/what-is-the-fallacy-of-division-250352

                                                                                                    Yazar: Nil GÜREL

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.