Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Krillerle İlgili İlginç Gerçekler ve Okyanus Ekosistemindeki Rolleri

0 47

Kriller, hayvanlar âleminin eklembacaklılar şubesinin, kabuklular alt şubesine dahil olan Euphausiacea takımına ait omurgasızlardır. Norveççe’de kullanılan, “küçük balık larvası “ ya da “balina yemi” anlamındaki “Krill” kelimesi aslında “ufak tefek, küçük ” anlamındaki Felemenkçe “Kriel” kelimesinden türetilmiştir. Kriller, büyük siyah gözleri ve kırmızımsı, yarı saydam bir gövdesi olan küçük, karides benzeri kabuklulardır. Kriller, ortalama boyları yaklaşık 3,5 cm uzunluğundadır ancak bu boyutun iki katı uzunluğa, 6 cm’ye kadar ulaşabilirler. Tamamen büyüdüklerinde bir gram ağırlığına ulaşabilirler. Küçük olmalarına rağmen küresel besin zincirindeki yerleri büyüktür. Ağlar tarafından kolayca zarar gören bu küçük, narin hayvanların sürüleri geniş çapta dağılabilir ve günün saatine bağlı olarak su kolonunun yaklaşık 400 m derinliğe kadar herhangi bir yerinde olabilirler. dKrillerle İlgili İlginç Gerçekler ve Okyanus Ekosistemindeki Rolleri
Dünyadaki tüm okyanuslarda 85 farklı krill türü vardır ancak bunlardan 6’sı Antarktika okyanusunda yaşar. Euphausia superba olarak da bilinen Antarktika Krili bu türlerin en büyükleri arasındadır. Antarktika krili ekosistemin kilit taşı türüdür. Her zaman mevcut olan yırtıcı varlığına rağmen, krillerin (en azından bazılarının) ömrü yaklaşık yedi yıldır. Antarktika krili 10 yıla kadar yaşayabilir. Bu, yoğun bir şekilde avlanan bir yaratık için inanılmaz derecede uzun bir ömürdür. Laboratuarda 12 yıla kadar hayatta kaldıkları da gösterilmiştir.

Krill ile Plankton Aynı Şey mi?

Kriller planktondur ama her plankton krill değildir. Plankton, su sütununun üst kısımlarında yüzebilen, su sütunundaki konumlarını değiştirebilen ancak akıntıya karşı yüzemeyen ve okyanus akıntılarıyla sürüklenen herhangi bir küçük tatlı su veya deniz organizması anlamına gelir. Planktonlar beslenme şekline göre iki gruba ayrılabilir:
1-Fitoplanktonlar: Fotosentez veya kemosentez yoluyla kendi besinlerini yapan ototrofik veya kendi beslek canlılardır. Bu planktonlar algleri ve bakterileri içerir.
2-Zooplanktonlar: Heterotrofiktir yani enerji kazanmak için diğer organizmaları tüketmeleri gerekir. Bunlara küçük hayvanlar ve bazı tek hücreli organizmalar dâhildir. Kriller en büyük ve ekolojik açıdan en önemli zooplanktonlardan biridir ve okyanus sularında bol olan mikroskobik fitoplanktonlarla, deniz buzu yüzeyinin altındaki alglerle beslenirler.

Besin Zincirindeki Rolleri

Krilller, küresel besin zincirinde işgal ettikleri yer nedeniyle çok önemlidir ve esasen Antarktika ekosistemini desteklerler. Okyanusun her yerinde bulunan kriller sudaki besin zincirinde, özellikle Güney Okyanusu’nda önemli bir rol oynarlar. Sayıları o kadar çoktur ki okyanus biyokütlesinin büyük bir yüzdesini oluştururlar ve sadece bir Güney Okyanusu türü olan Euphausia süperba’nın biyokütlesinin 379.000.000 ton olduğu tahmin edilmektedir. Krill, penguen,deniz kuşu, fok, balina, balık ve kalamar gibi birçok deniz hayvanı türünün hayati besin kaynağıdır. Buna, dünyada yaşadığı bilinen en büyük hayvan olan mavi balina da dâhildir. Mavi balinalar, yaklaşık 90 ton ağırlığıyla (bir Boeing yolcu uçağının ağırlığı kadar) gezegende şimdiye kadar yaşamış en büyük hayvanlardır. Güney Okyanusu’nda yaşayan çoğu mavi balina, tek bir besin maddesi olan Antarktika krili ile beslenir ve yaşamlarını sürdürmek için günde yaklaşık 4 ton küçük kabuklu hayvanı yemeleri gerekir. Bu tamamen yetişkin bir su aygırının ağırlığı kadardır. Ticari balina avcılığının başlamasından (17. yüzyıl) önce 200.000 birey olduğu tahmin edilen Güney Okyanusu mavi balinalarının tüm popülasyonu, Antarktika sularında Antarktika krili ile yılda en fazla 6 ay beslenerek kendisini korur. Bu, üremek için binlerce kilometre kuzeye göç ettikleri ve bu süre boyunca hiç beslenmedikleri yılın geri kalanında onları ayakta tutar. Durum böyle olunca krill popülasyonlarındaki düşüşler geniş kapsamlı etkiler yaratır. Besin zincirinde daha alt seviyelerde oldukları için, diğer deniz türleri kadar ağır metaller ve kirleticiler biriktirmezler.

Antarktika Ekosistemindeki RolleriKrillerle İlgili İlginç Gerçekler ve Okyanus Ekosistemindeki Rolleri

Bu canlılar okyanus sağlığını iyileştirme bakımından önemlidir. Kriller beslendiklerinde okyanusa besin salgılarlar. Bu, esasen okyanusları gübreler ve Güney Okyanusu besin ağlarının tabanını destekleyen okyanus bitkileri olan fitoplanktonların gelişmesine izin verir. Kriller ayrıca küresel atmosferik karbondioksit seviyelerini de etkiler. Deniz metazoan (çok hücreli hayvan) türleri arasında en büyük biyokütleye sahip olan kriller küresel biyokütleye 0,05 gigaton karbon katkıda bulunurlar. Krillerin dışkı peletleri (topakları) karbon bakımından zengindir ve hızla dibe çökerek karbonu yıllarca hatta on yıllarca derin okyanusta hapseder. Bu gerçek tek başına onları küresel olarak önemli kılmaktadır. Bununla birlikte, kriller, diğer krillerin ürettiği karbon açısından zengin ve besleyici dışkıları da yiyeceğinden, tüm dışkılar derin okyanusa ulaşmaz.

Krillerle İlgili İlginç Gerçekler

1-Krill sürüleri büyük kümeler halindedir
Kriller pelajiktir, yani açık denizde yaşarlar ve metreküp su başına 10.000’den fazla bireyden oluşan yoğun, devasa sürüler halinde toplanırlar. Antarktika çevresindeki sularda yaklaşık 125 milyon ton ila 6 milyar ton kril bulunur. Bu tür sürülerin, Dünya’daki en büyük hayvan yaşamı topluluğu olması muhtemeldir. Dünyadaki krill popülasyonunun insan popülasyonundan daha ağır bastığı tahmin edilmektedir. Sürülerin yoğunluğu ve büyüklükleri, onları ekolojik (ve ekonomik olarak) çok önemli kılmaktadır. Krill popülasyonun yaklaşık yarısı her yıl balinalar, penguenler, foklar, balıklar ve onlardan daha büyük olan hemen hemen tüm diğer Antarktika hayvanı tarafından besin olarak tüketilir. Daha sonra üreme ve büyüme ile nüfusları hızla eski haline gelir.
2-Kriller uzaydan görülebilir
Ortalama bir ataştan daha büyük olmasalar da, Antarktika krili uzaydan görülebilir. Güney Okyanusu’nda toplanan devasa sürüler yılın belirli zamanlarında o kadar yoğundur ki, dünyanın atmosferinin çok üzerinden, uzaydan bile görülebilirler. Su yüzeyine yakın olduklarında, okyanusun yüzeyine pembemsi kırmızı bir renk tonu verirler.
3-Krill geniş bir coğrafi alana sahiptir
Antarktika krilinin yaşadığı toplam okyanus alanının tahminleri 32 milyon kilometrekareye kadar uzanır. Bu, gezegenin okyanus alanının %10’u veya kabaca Afrika’nın büyüklüğü kadardır. Antarktika krili ayrıca yüzeyden deniz tabanına kadar kilometrelerce aşağıdaki tüm su derinliklerinde yaşar. Bu nedenle krilleri incelemek zorluklarla doludur. Özellikle krill habitatının geniş alanları buz altında olabileceğinden, tüm habitatı bir kerede araştırmak imkânsızdır.
4-Kriller yaşamları boyunca büyür ve küçülür
Kriller yaşam döngüleri boyunca mevsime ve yiyeceklerin mevcudiyetine bağlı olarak yoğun beslenme ve açlık dönemlerine maruz kalırlar, uzun süre aç kalabilirler. Maruziyet yaşamları boyunca birkaç kez meydana gelir, bu nedenle sürekli olarak büyür ve küçülürler. Boyuttaki bu büyük değişikliğe uyum sağlamak için kriller her 13-20 günde bir kabuğunu döker. Bu garip davranışın bir anlamı, bir krilin yaşını vücudunun büyüklüğüne göre söylemenin imkansız olmasıdır.
5-Bir krilin yaşı ölçülebilir
Uzaktan bile bakılsa bir krilin büyük, siyah, yuvarlak boncuk gözleri kolay fark edilir. Aslında yaşlarının sırrı gözlerde yatmaktadır. Gözleri vücutlarıyla aynı büyüme ve küçülme kalıplarını takip etmez, bu nedenle krill ne kadar yaşlı olursa gözleri o kadar büyük olur. Bir krilin tam yaşını gerçekten ölçmek için, tıpkı bir ağacın halkalarını saymaya benzer şekilde, krilin kaç yıl yaşadığına dair bir tahmin veren, göz ucundaki halkaları saymak mümkündür.
6-Kriller üremek için derinlere dalar ve yemek için yükselir
Kriller günün saatine bağlı olarak su sütununda yükselir ve aşağı inerler. Bu tip dikey göçler sergiledikleri için, hem yüzey hem de derin deniz yırtıcıları için yiyecek sağlamış olurlar. Kriller, üremek, yumurtalarını doğrudan açık suya bırakmak için 3000 metre derinliğe kadar dalarlar. Dişi bir krill günde 10.000’e kadar yumurta bırakabilir. Larvalar yumurtadan çıkar ve yavaşça yüzeye doğru yükselirler ve geliştikçe yetişkin krillere dönüşürler. Kriller düzenli olarak dibe dalıp tekrar yüzeye çıkarak, zamanlarının çoğunu yüzeyin yakınında beslenerek ve stoklama yaparak geçirirler.
7-Krill karanlıkta parlayabilir
Antarktika krili dahil tüm kriller biyolüminesandır yani ışık üretebilirler. Vücutlarında ışık üretmekten sorumlu özel olarak adapte olmuş organlar bulunmaktadır. Işık üretiminin olası nedenleri kendilerini kamufle etmek veya birbirleriyle iletişim kurmak olabilir.
8-Krill genomu insan genomunun 12 katı büyüklüğündedir
Son araştırmalar, krill genomunun (her hücredeki genetik bilgi miktarı) insan genomunun yaklaşık on iki katı büyüklüğünde olduğunu ortaya koymuştur. Hiç kimse bu bulgunun ne anlama geldiğinden tam olarak emin değildir fakat bu inanılmaz bir gerçektir.
Diğer ilgi çekici özellikler arasında deniz suyundan daha ağır olmaları ve açık okyanusta kalabilmek için yüzmeye devam etmeleri gerektiği bulunmaktadır. Ayrıca, krillerin sindirim sistemleri, tükettikleri fitoplanktonlarda bulunan pigmentlerden dolayı parlak yeşil görünür.

Kriller İlaç ve Sağlık Endüstrisi İçin de ÖnemlidirKrillerle İlgili İlginç Gerçekler ve Okyanus Ekosistemindeki Rolleri

Krill esas olarak su ürünleri yetiştiriciliğinde ve akvaryum yemlerinde (balık yemi olarak), çiftlik hayvanları ve evcil hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Ayrıca enzimleri çeşitli tedavilerde kullanıldığı için önemli tıbbi kullanımlara sahiptir. Antarktika hayvanlarının yanı sıra krill insanlar tarafından da yenir. Bolluğu ve besleyici nitelikleri (protein, A vitamini ve omega-3 yağ asitleri bakımından zengindirler) nedeniyle kriller insan tüketimi için giderek daha fazla toplanmaktadır. Son 40 yıldır kapsamlı ve büyük ölçüde sürdürülebilir bir şekilde yakalanmaktadırlar. Krill, Norveçliler tarafından, daha küçük miktarlarda da Japonya, Rusya ve diğer ülkeler tarafından hasat edilir. Toplam küresel krill hasadı yılda yaklaşık 150–200.000 tondur, ancak bunun sadece küçük bir yüzdesi insan tüketimi içindir. Bilim insanları, krillerin toplanmasının atmosferik karbon ve okyanus kimyası üzerindeki etkisini henüz bilmemektedir. Avcılığın okyanus sağlığını nasıl etkileyebileceği konusunda daha fazla araştırma yapmak için krill avcılığı yapanlarla birlikte çalışılmalıdır. Bazı araştırmalar Antarktika’daki krill stoklarının son yıllarda en azından bazı bölgelerde azalmış olabileceğini göstermiştir. Bilim insanları bu düşüşleri kısmen küresel ısınmanın neden olduğu buz örtüsü kaybına bağlamaktadır. Bu buz kaybı, krill için birincil besin kaynağı olan buz alglerini ortadan kaldırır. Krillerdeki düşüş, bazı penguen türlerinin sayısındaki düşüşü de açıklayabilir.

Kaynakça:

https://www.discoverwildlife.com/animal-facts/insects-invertebrates/facts-about-krill/
https://granthaminstitute.com/2019/10/18/9-things-you-need-to-know-about-krill-and-why-they-are-essential-to-the-health-of-the-ocean/
https://benimhayvanlarim.com/hayvanlar/vahsi-hayvanlar-hayvanlar/kriller-okyanus-ekosisteminin/

Yazar: Müşerref Özdaş

Bunları da beğenebilirsin
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.