Judo Sporu ve Tarihçesi

4632_1Japonların milli sporu olan judo; el, kol, bacak çevikliği ve çeşitli vücut hareketleri yardımı ile rakibini alt etme sporudur. Judo sporunda kuvvetten çok sporcunun çevikliği rol oynamaktadır. Gücü ve kuvveti yerinde olan birini zayıf ve çelimsiz olan bir judocunun alt etmesi olağan bir durumdur.

Judo sporu 1860 yılında Jigora Kano tarafından, Jiu-Jitsu adındaki silahsız savunma teknikleri öğreten kavga sporundan esinlenilerek geliştirilen bir spordur. Kano zayıf ve çelimsiz bir vücut yapısına sahip olması onu yaşıtları ile arasında bu büyük farkı kapatmanın yollarını aramaya başlamasına sebep oldu. Bu arayışları sonucu Kano, öğrenim gördüğü Tokyo Üniversitesinde Jiu-Jitsu derslerine katılma kararı aldı. Jiu-Jitsu derslerinden birçok teknik öğrenen Kano, bu öğrendiği teknikler arasından kafasında geliştirdiği spor adına elemeler yaparak bunları geliştirdi. Kano nun Jiu-Jitsu tekniklerinden esinlenerek geliştirdiği bu yeni spor dalına “Judo” adını vererek, vücut gelişiminin yanında, zeka gelişimine de önem vererek güçlü rakiplerinin elinden kurtularak onu yere vurmayı amaç edinmiş bir spor dalını ortaya çıkardı. Geliştirdiği spor dalı olan judo için Kano, 1882 yılında Kadakon okulunu kurarak, geliştirdiği spor dalının hızla tüm dünyaya yayılmasını sağladı.

4632_2

Judo sporunun kendine has kıyafeti bulunmakta ve bu kıyafete “Judogi” adı verilmektedir. Judogi uwagi, shtagi ve obi olmak üzere üç parçadan oluşmaktadır. Uwagi, kıyafetin ceket kısmını oluşturmaktadır. Uwagini boyu kalçaları, kolları ise dirsek ile bilek arasının 4/3 kısmını örtecek şekilde hazırlanmaktadır. Shtagi ise judo kıyafetinin pantolonuna verilen isimdir. Shtaginin boyu ise ceketini kolları gibi diz ile ayak bileği arasında bulunan mesafenin 4/3 kısmını örtecek şeklide özel olarak hazırlanmaktadır. Judo kıyafetlerinin rengi beyaz alarak hazırlanmakta ve uwagi ve shtagi bölümlerinde düğme ve fermuar gibi bir ayrıntı bulunmamaktadır. Kıyafetin son parçası olan obi ise kemeridir. Obinin kendine has bağlama şekli ve sporcunun ustalık derecesine göre değişen renkleri bulunmaktadır. Obi beyaz, sarı, turuncu, yeşil, mavi, kahverengi ve siyah renklerinden oluşmaktadır. Kuşakların siyahı ustalığın simgesi olarak kullanılmaktadır.

Judo sporunun verildiği yere düşünceye dalma anlamına gelen “dojo” adı verilmektedir. 5-6cm yükseklikte 1×1, 1×2 ebatlarındaki üzeri teknik hareketlere engel olmayacak ve kayma yapmayacak bez ya da sentetik bir madde ile kaplı minderlerin yan yana dizilerek 12×12, 10×10 gibi ölçülerdeki alan üzerinde oynanmaktadır Minderlerin renkleri açık pastel yeşili ve kırmızı renklerde dizayn edilmektedir. Oyun alanı en az 6 x 6 m ila 8 x 8m olacak şekildeki ebatlarda müsabaka alanı rengi pastel yeşili olarak hazırlanır ve onun etrafı en az 8 x 8 m ile 10 x 10 m ebatlı kırmızı olarak zom bölgesi ve bunu çevreleyen yine müsabaka alanı renginde en az 12 x 12 m ila 16 x 16 m ebadında güvenlik alanından oluşmaktadır. (zom bölgesi: tehlikeli bölge)

4632_3

Judo sporunda, rakiplerin birbirlerine el ve ayak ile vurması yasaktır. Oyun içinde rakiplerden birinin bir puan alması, oyunu kazanma sebebidir. Oyuncu rakibini yerde 25 saniye hareketsiz bırakabilirse ya da rakibini fırlatabilirse bir puan alarak oyunu kazanmaktadır. Fırlatış esnasında rakip yere sırt üstü düşmeli ve atış güç, kontrol ve hızla yapılması halinde fırlatışı yapan oyuncu bir puan alarak ippon adı verilen puanlama ile oyunu almaktadır. Judo sporunda dört farklı ceza kuralı bulunmaktadır. Cezalarda rakibe küçük cezalar koko, büyük cezalar ise yuko kazandırır. Koko ve yuko cezaları oyunun eşit durumda kalması durumunda kullanılarak, koko ve yuko sahibinin oyunu almasına sebep olur. Cezaların en büyüğü ve tehlikelisi ise hansuku-make penaltısıdır ve işlenmesi durumunda karşı taraf hükmen galip durumuna geçmektedir.

Türkiye de Judo 1950 yılında gelişmeye başlayarak, Güreş Federasyonu bünyesinde federe olarak 1962 yılında faaliyete başlamıştır. İlk olarak Tokyo olimpiyat oyunlarına girerek Türkiye de olimpik bir branş olmayı başarmış ve sonrasında da 1966 yılında Güreş Federasyonundan ayrılarak bağımsız bir federasyon olmuştur. Türkiye de bağımsızlığını kazana judo 1967 yılında da ilk Türkiye şampiyonası düzenlenmiştir. 1882 yılında büyük bir hızla tüm dünyaya yayılmaya başlayarak günümüze kadar gelen judo, günümüzde de popülerliğini korumaktadır. Türkiye de sayısız judo kursu bulunmakta ve rağbet gören bir spor dalı olma özelliğini korumaktadır.

Yazar: Züleyha Günay