AIDS Hastalarına Önerilen Beslenme ve Bitkisel İçerikli Takviyeler Nelerdir?

AIDS hastalarında gerek beslenme bozukluğu gerekse uzun süren ishaller nedeni ile geniş kapsamlı besin takviyelerine ihtiyaç duyulur. Multivitamin ve multimineral içeren destekleri kullanan HIV pozitif erkeklerde, kullanmayanlara göre AIDS hastalığının seyri daha yavaş başlamaktadır. Hamilelikte multivitamin kullanılması HIV pozitif kadınlarda HIV enfeksiyonunun hamilelik, doğum veya emzirme dönemlerinde çocuğa geçiş riskini azaltmamaktadır. Yüksek dozlarda multivitaminler, standart dozlardan üstün olmadığı, karaciğer fonksiyon testlerini de bozduğu için kullanılmamalıdır.

Selenyum: Eksikliği HIV pozitif insanlarda ölüm riskini artıran en önemli faktörlerdendir. HIV pozitif insanlara selenyum takviyesi verilmesi ile (yaklaşık 400 mikrogram günlük dozda) enfeksiyon riskinde azalma, iştahta, bağırsak fonksiyonlarında ve kalp işlevinde iyileşme elde edilmektedir. Tıbbi tedavi almayan AIDS hastalarında günde 200 mcg selenyum desteğinin 2 yıl boyunca verilmesi ile CD4 hücrelerindeki düşüş hızı yavaşlatılmaktadır. Özellikle HIV enfeksiyonuna bağlı kalp tutulumu olanlarda selenyum eksikliği daha fazla görülmektedir. Küçük bir araştırmada, AIDS ve kalp tutulumu olanların %80’inde selenyum eksikliği saptanmış, 15 gün boyunca günde 800 mikrogram selenyum takviyesini takiben günde 400 mikrogram, sekiz gün daha destek verilmiştir. Sonuçta da kalp fonksiyonlarında düzelme sağlanmıştır. Günde 200 mikrogramdan fazla selenyum desteği, doktor kontrolünde kullanılmalıdır.
N-asetil sistein (NAC): Kuvvetli antioksidan glutatyonun yapılmasını sağlar. Günde 800 mg dozunda NAC desteği, AIDS hastalarında bağışıklık fonksiyonlarının azalmasını yavaşlatır.
Aminoasit: Destekleri yararlı olabilir. Belirgin kilo kaybı olan AIDS hastalarına günlük 1.5 gram hidroksimetilbütirat, 7 gram L-glutamin, 7 gram L-arginin içeren karışımın günde 2 defa alınması ile sekiz haftanın sonucunda ortalama 1.5 kilogram artış olmakta ve bu artışın çoğu da kas kitlesinde olmaktadır (plasebodan üstün).
Glutamin: Antioksidan olan glutatyonun yapılması için gereklidir. AIDS hastalarında çoğunlukla beslenme bozukluğunun olması nedeni ile glutatyon düzeyleri düşüktür. Yeterli düzeyde glutatyon olması için NAC ile beraber glutamin desteği önerilmektedir. Günde 20 gram glutamin desteği yardımcı olmaktadır.
Metiyonin: AIDS hastalarında düşük olabilmektedir ve düşüklüğü özellikle beyin fonksiyonlarının azalmasıyla giden hastalık ile ilişkilidir. Günde 6 gram metiyonin desteği AIDS ile ilişkili sinir sistemi hasarını azaltmada yardımcı olabilmektedir.Probiyotikler: HIV pozitif hastalarda günde 3 defa birer gram Saccharomyces boulardii içeren probiyotik desteğin alınmasıyla ishal yakınmaları durdurulabilmektedir. Fakat şiddetli bağışıklık sistemi yetmezliği olan hastalarda probiyotik desteklerin kullanım sonrasında sistemik fırsatçı enfeksiyona neden olabilmeleri nedeni ile HIV pozitif hastalar doktor önerisi ve takibi olmadan kullanmamalıdır.
Dehidroepiandosteron sülfat (DHEA sülfat): Bu hormonun kanda düşük olması HIV hastalarında hastalığın seyrini kötüleştirir. Günde 200-500 mg DHEA desteğinin sekiz hafta süresince yapılması, HIV hastalarında enerji düzeylerinde ve morallerinde belirgin düzelme sağlar.

B vitaminleri: B vitamini eksikliği olan HIV hastalarında B kompleksi vitaminlerinin verilmesi hastalığın ilerleme hızını yavaşlatır ve ölüm riskini azaltır. B1 vitamini (tiamin) yetersizliği sinir sistemi yakınmaları, B6 vitamini yetersizliği bağışıklık sisteminde zayıflama ile ilişkilidir. B1, B6, folik asit ve B12 vitamini eksikliği sık görülür. B3 vitaminini günde 64 mg’dan fazla alan kişilerde AIDS hastalığının ilerlemesi veya ölüm riski daha az olmaktadır. B vitaminleri özellikle beslenmeyle karşılanmalı, yetersiz beslenen veya ishali olan hastalarda takviye edilmelidir.
C vitamini: Diyetle yeterince alınması AIDS hastalarında ilerlemeyi yavaşlatmaktadır. Yaşam kalitesini iyileştirmekte, enfeksiyonlara karşı direnci artırmaktadır. Bazı çalışmalarda çok yüksek dozlarda (günlük 40-185 gram) C vitamini uygulanmakta, fakat proteaz inhibitörü indinavir’in etkisini azalttığı için antiviral tedavilerle beraber kullanılmamaktadır.
D vitamini: HIV pozitif hastalar daha önceki yıllara göre günümüzde daha uzun yaşamaktadır. Tedavi ilaçları, HIV enfeksiyonu ve müzmin iltihabi sürece bağlı kemik erimesi, kemik kırığı riski artmaktadır. Bu nedenle HIV pozitif kişilerde D vitamini ve kalsiyum eksikliğinin takibi, eksiklik saptandığında takviye edilmesi gereklidir. Ayrıca D vitamini yetersizliği CD4 hücre sayısının tıbbi tedavi ile düzelmesini engellemektedir.
Koenzim Q10 (CoQ10): HIV enfeksiyonu olan kişilerde CoQ10 sıklıkla düşük saptanmaktadır. Günde 200 mg CoQ10 desteğini yedi ay süreyle alan hastalarda enfeksiyon riskinin azaldığı ve enfeksiyon ile savaşan hücre sayılarında artış olduğu saptanmıştır.
Çinko: HIV enfeksiyonu olanlarda düzeyi sık olarak düşüktür. Çinko düzeyi düşük olan hastalara çinko desteği verilmesi ile enfeksiyon sayısında azalma sağlanırken CD4 hücre sayısında artış elde edilmektedir. Günde 45 mg destek önerilmektedir. Özellikle HIV pozitif veya negatif çocuklarda ishale bağlı ölüm riski çinko desteği ile belirgin azaltılmaktadır.
Demir: HIV pozitif çocuklarda demir eksikliği sıktır. Demir, normal bağışıklık sistemi fonksiyonu için gerekli olmakla birlikte demir eksikliği sıtma gibi enfeksiyonlara karşı koruma sağlar. Demir desteği, AIDS hastalarında sıtma başta olmak üzere enfeksiyon riskini artırabilir, bu nedenle takviye olarak doktor önerisine göre sadece eksikliği saptanan hastalarda kullanılmalıdır.
Peyniraltı suyu tozu: Vücutta antioksidan etkili glutatyon aminoasidinin yapılmasını sağlayan sisteinden zengindir. Günde 45 gram peyniraltı suyu tozu desteği ile kanda glutatyon düzeyleri artırılmakta ve enfeksiyon riski azaltılmaktadır.

ÖNERİLEN BİTKİSEL İÇERİKLİ TAKVİYELER

AIDS hastalarında öncelikli olarak kullanılmaması gerekenleri belirtmek gereklidir. Sarımsak ve sarı kantaron bitkileri, AIDS tedavisinde kullanılan ilaçların çoğuyla etkileşime girerek etkinliklerinin yarıdan fazla azalmasına neden olur. Bu nedenle, ilaç kullanan hastalar tüketmemelidir.
• Şimşir (Buxus sempervirens) yaprağı: Ekstraktının günde 990 mg kullanılması ile HIV enfeksiyonunun ilerlemesi yavaşlatılır. Ciddi bir yan etkisi saptanmamıştır.
• Meyan kökü: Glisirizin aktif bileşeninin enjeksiyonu ile AIDS hastalarında bazı yararlar bildirilmiştir. Ağız yoluyla kullanıldığında da HIV enfeksiyonunun uzun süreli tedavisinde yarar sağlamaktadır. Meyan kökünün tansiyon düşüldüğü ve potasyum düşüldüğü gibi yan etkilerinin olabilmesi nedeni ile doktor kontrolünde kullanılması gereklidir. Günde 2 gram meyan kökü kapsül veya çay olarak kullanılmaktadır. Yan etkisi az olan deglisirizinize meyan kökünün HIV’de yararı yoktur.
• Sangre de Drago (Croton lechieri): Günde dört defa 350-700 mg dozunda ekstrakt olarak kullanıldığında HIV veya AIDS’e bağlı ishalde yarar sağlar. Bu dozların yüksek olması nedeni ile doktor kontrolünde kullanılması gereklidir.
• Sarı kantaron (St. John’s wort): Aktif bileşeni hiperisini günde 1 mg alan ve ilaç tedavisi almayan hastalarda CD4 sayısında bir miktar düzelme elde edilmiştir. Fakat tıbbi tedavide kullanılan ilaçlarla etkileşime girdiği için kullanılmaması önerilmektedir.
• Sarımsak: Fırsatçı enfeksiyonlara karşı yararlı olabilir. AIDS hastalarında yıllanmış sarımsak ekstraktı kullanılması ile ishal ve enfeksiyon riskinde azalma sağlamaktadır. Fakat sarımsağın bağırsaklardan HIV enfeksiyonu ilaçlarının emilimini ve etkinliğini bozması nedeni ile ilaç kullananlarda tüketilmemesi gereklidir.
• Andrografis: Aktif bileşeni andrografolid’in kullanıldığı faz 1 çalışmada 10 mg/kg günlük dozda CD4 sayısında belirgin artış olduğu saptanmıştır. Anaflaksi, karaciğer fonksiyon bozukluğu ve tat alma bozukluğu görülebildiği için doktor önerisi olmadan kullanılmamalıdır.
• Panax ginseng (Aslan ginseng, red ginseng): Korcan red ginseng kullanımı AIDS tedavisinde kullanılan ilaçlara direnç gelişimini azaltmada 24 aylık tedavi süresince yardımcı olmakta, 5 yıllık kullanımda da HIV pozitif hastalarda CD4 hücrelerinin azalmasını yavaşlatmaktadır. Panax ginseng sağlıklı kişilerde AIDS tedavisinde kullanılan ilaçların metabolizmasını etkilememektedir. Çalışmalar az olmakla birlikte ginseng kullanımı ek faydalar sağlayabilir.

• Ekinezya: Çift kör randomize çalışmada günde 3 defa birer gram ekinezya angustifolya kökü alan hastalarda HIV enfeksiyonuna karşı bağışıklık sitemi uyarılırken, plaseboda böyle bir yarar görülmemiştir. Fakat hastalık üzerine olumlu etkisi konusunda çalışma bulunmamaktadır. Ekinezya, AIDS tedavisinde kullanılan ilaçların metabolizmasını bozmamaktadır. 8 haftadan uzun süre kullanılmamalıdır.
• Zerdeçal: Aktif maddesi olan kurkumin HIV pozitif kişilerde CD4 hücrelerinin sayısını artırmada yardımcı olmaktadır. Günde 3 defa birer gram, ağız yoluyla kullanılmaktadır. Zerdeçal bileşenlerinin emilimi iyi olmadığı için yararlanımını yaklaşık 20 kat artıran karabiber ekstraktı bileşeni piperin ile beraber kullandmaktadır.

• Cat’s claw: Küçük birkaç çalışmada CD4 sayısında azalmada yavaşlama ve fırsatçı enfeksiyon riskinde azalmada yardımcı olabileceği saptanmıştır.
• Çay ağacı yağı: %5’lik 15 ml solüsyon ile günde 4 defa ağız gargarası yapılıp tükürülmesi ile AIDS hastalarında ağızda oluşmuş mantar tabakalarını ortadan kaldırmaktadır. Kullanımdan kısa süre sonra hafif bir yanma hissine neden olur.

Yazar: Fatih Bolelli

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :