Bilgiustam
Bilgiyi ustasından öğrenin

Parentese Nedir?

0 7

Bir bebeğin yanına gittiğinizde sesinizin tonunun birdenbire nasıl değiştiğini fark ettiniz mi? Farkında olmadan sesinizi inceltir, kelimeleri uzatır ve adeta şarkı söyler gibi konuşmaya başlarsınız. Dünyanın neresine giderseniz gidin, hangi dili konuşursanız konuşun, yetişkinlerin bebeklerle iletişim kurarken takındığı bu evrensel tavır aslında sadece sevimli bir alışkanlık değil. Bilim dünyasının “Parentese” adını verdiği bu özel konuşma yöntemi, aslında bir bebeğin beynine giden en büyüleyici ve en kestirme yolu oluşturuyor.

Araştırmacılar, yıllar önce farklı kültürlerdeki anne ve babaların bebekleriyle nasıl konuştuğunu incelerken bu durumu tesadüfen keşfetti. Şaşırtıcı olan, dil veya kültür ne olursa olsun neredeyse tüm yetişkinlerin aynı ritmi ve yüksek ses perdesini kullanmasıydı. Parentese, uydurma kelimelerden oluşan ve “bebekçe” denilen konuşma şekliyle sıkça karıştırılır ancak ikisi tamamen farklıdır. Bu yöntemde dil bilgisi kuralları bozulmaz, kelimeler uydurulmaz; sadece doğru kelimeler daha yavaş, daha net ve melodik bir tonda söylenir. Yani bebeğinize anlaşılmaz sesler çıkarmak yerine, “Bak bu senin to-puuun” diyerek kelimeleri uzatmak tam olarak bu yöntemin temelidir.

Bu konuşma şekli, bir bebeğin gelişmekte olan beyni için adeta karanlıkta parlayan bir fener gibidir. Bebekler doğduklarında etraftaki tüm sesleri karmaşık bir gürültü yığını olarak algılar. Parentese ise bu gürültünün içindeki önemli kelimeleri fosforlu kalemle çizmek gibidir. Uzatılan sesli harfler ve vurgulu tonlamalar, bebeğin kelimelerin nerede başlayıp nerede bittiğini anlamasını kolaylaştırır. Uzmanlar, bu yöntemle kendisiyle konuşulan bebeklerin dil öğrenme süreçlerinin çok daha hızlı ilerlediğini ve kelime hazinelerinin yaşıtlarına göre çok daha zengin olduğunu belirtiyor. Çünkü bu melodi, bebeğin dikkatini doğrudan konuşan kişiye odaklar ve aradaki duygusal bağı derinleştirir.

Parentese Nedir?

Yöntemin en büyük avantajı, doğrudan beyin gelişimini, sosyal becerileri ve güven duygusunu desteklemesidir. Bebek, kendisine bu tonda hitap edildiğinde önemsendiğini hisseder ve sesler çıkararak karşılık verme isteği duyar. Ancak burada dikkat edilmesi gereken çok ince bir çizgi, yöntemin potansiyel tek dezavantajını oluşturur. Eğer çocuğunuza sürekli olarak “mam mam”, “cee eee” veya nesnelerin isimlerini bozarak uydurduğunuz kelimelerle yaklaşırsanız, bu durum onun gerçek dil gelişimini yavaşlatabilir. Gerçek Parentese yönteminde hedef, doğru dili eğlenceli ve anlaşılır bir filtreden geçirerek sunmaktır. Yanlış kelimeler kullanmak, çocuğun nesnelerin gerçek isimlerini öğrenmesini geciktiren bir hataya dönüşebilir.
Bu yöntemi günlük hayatınızda uygulamak aslında sandığınızdan çok daha kolay ve doğaldır. Bebeğinizle konuşurken onunla mutlaka aynı hizaya gelip göz teması kurun ve yüz ifadenizi abartılı, neşeli bir şekilde kullanın. Kelimelerdeki sesli harfleri biraz daha uzatarak, “Bu çok güzeeeel bir kedi” gibi cümleler kurabilirsiniz. Cümlelerin sonunu soru sorar gibi bitirmek, bebeğin size sesler çıkararak cevap vermesini tetikler. Kısa, net cümleler seçin ve konuşurken aralarda mutlaka boşluklar bırakarak ona “cevap hakkı” tanıyın. O henüz kelimelerle konuşamasa bile, bıraktığınız o boşluklarda çıkardığı sesler onun ilk cümleleridir.
Bu iletişimi bir görev gibi değil, aranızdaki sevgi bağının bir parçası olarak görmelisiniz. Gün içinde yaptığınız sıradan işleri, örneğin mutfakta yemek hazırlarken veya evi toplarken ne yaptığınızı bu melodik tonla anlatabilirsiniz. Unutmayın, bebeğiniz sizin tam olarak ne söylediğinizden ziyade, bunu nasıl söylediğinize ve hissettirdiğinize odaklanır. Onun dünyasına bu müzikal köprüyle adım atmak, sadece dil becerilerini geliştirmekle kalmayacak, aynı zamanda gelecekte kendini çok daha iyi ifade eden, özgüvenli bir birey olmasının da temelini atacaktır.


İkini Dili Öğretirken Parentese


Bir bebeğin kendi ana dilini öğrenirken bu melodik köprüden nasıl geçtiğini gördük. Peki ya bu harika yöntemi, çocuğunuza yepyeni bir dil öğretmek için de kullanabilir misiniz? Cevap çok net: Kesinlikle evet. Hatta ikinci bir dil öğretirken bu yöntemi kullanmak, işinizi tahmin ettiğinizden çok daha fazla kolaylaştırır. Çünkü bebek beyni, henüz hangi seslerin hangi dile ait olduğunu ayırt etmeye çalışırken, bu müzikal tonlama ona adeta gizli bir rehberlik sunar.

İkinci bir dil, bir bebeğin kulaklarına ilk başta çok hızlı ve karmaşık gelen bir yabancı tren gibidir. İşte bu noktada bu özel konuşma şekli, o hızlı treni yavaşlatan yüksek çözünürlüklü bir kamera gibi devreye girer. Örneğin İngilizce bir kelime öğretmek istediğinizde, kelimeyi dümdüz söylemek yerine “Look at the caaaat” diyerek sesleri uzattığınızda, bebeğin beyni o yabancı ses birimini hemen kaydeder. Beyin, bu melodik yapı sayesinde yeni dilin sınırlarını, vurgularını ve kelime yapısını çok daha zahmetsizce çözer.

Bilim insanları, bebeklerin doğduklarında tüm dünya dillerindeki sesleri ayırt etme yeteneğine sahip birer “dünya vatandaşı” olduklarını söylüyor. Ancak bu yetenek zamanla, sadece etraflarında duydukları seslere göre şekilleniyor. Uzmanlar, bir bebeğin tabletten veya televizyondan izlediği yabancı dildeki videolarla dil öğrenemediğini, ancak canlı bir insan ona bu sevimli ve ritmik tonda hitap ettiğinde dil öğrenme merkezlerinin adeta parladığını keşfetti. Yani işin sırrı, teknolojide değil, aranızdaki o canlı ve neşeli bağda gizli.

Eğer evinizde iki dil birden konuşuluyorsa veya bebeğinizin erken yaşta yabancı bir dille tanışmasını istiyorsanız, bunu günlük rutinlerinize hemen dahil edebilirsiniz. En popüler taktiklerden biri olan “Bir Ebeveyn, Bir Dil” kuralını uygularken bu yöntemden güç alabilirsiniz. Örneğin, bir ebeveyn Türkçe konuşurken diğer ebeveyn bebekle tamamen başka bir dilde, ama yine aynı abartılı yüz ifadeleri ve uzatılan hecelerle iletişim kurabilir. Gün içinde bebeğinizin elini yıkarken, ona kıyafetlerini giydirirken bu melodik yapıyı yabancı kelimelerle birleştirmek, onun bu yeni dili bir ders gibi değil, hayatın doğal bir oyunu gibi algılamasını sağlar.

Unutmayın, bebeğinizin beyni yeni bir dili öğrenirken bir bilgisayar gibi çalışmaz; o tamamen duygularla ve taklitle beslenir. Ona ikinci bir dili öğretmeye çalışırken acele etmeden, her kelimenin ardından onun tepki vermesini bekleyerek ve en önemlisi bu süreci eğlenceli bir oyuna dönüştürerek başlayabilirsiniz. Bugün onunla bu tatlı melodiyle kuracağınız her yabancı cümle, gelecekte dünyayı çok daha rahat anlayabilen ve kendini küresel ölçekte ifade eden bir birey olmasının en güçlü temeli olacaktır.

Tepki Vermeyen Bebek

Bu büyüleyici ve müzikal yöntemin dünyadaki tüm bebeklerde aynı sihirli etkiyi yaratıp yaratmadığını merak ediyor olabilirsiniz. Cevap sizi şaşırtabilir: Evet, her bebek Parentese yöntemine aynı sıcak tepkiyi vermez. Yapılan bilimsel araştırmalar, bu evrensel melodiye karşı tamamen kayıtsız kalan küçük bir grup bebeğin olduğunu gösteriyor. Bu durum ebeveynler için ilk başta endişe verici görünse de, aslında bir bebeğin dış dünyayı, insanları ve sesleri nasıl algıladığına dair erken dönemde çok değerli ipuçları sunuyor.

Bilim dünyasının bu konuda yaptığı en çarpıcı araştırmalar, nörolojik gelişim farklılıklarına işaret ediyor. Özellikle otizm spektrumundaki bebeklerin beyin yapısı, sesleri sıradan gelişim gösteren bebeklerden daha farklı işliyor. Normal şartlarda bir bebeğin beyni bu melodik konuşmayı duyduğunda adeta ışıl ışıl parlarken, otizm eğilimi olan bebeklerin insan sesi yerine mekanik, dijital veya çevresel seslere daha fazla ilgi gösterdiği keşfedildi. Onlar için Parentese yönteminin o yüksek ve duygusal ritmi, rahatlatıcı bir şarkıdan ziyade çözülmesi zor, yoğun bir ses dalgası gibi algılanabiliyor. Dolayısıyla bu bebekler, kendilerini güvende hissetmek için bu sese tepki vermemeyi veya kendi dünyalarına çekilmeyi seçebiliyorlar.

Madalyonun diğer yüzünde ise çok daha basit ve fiziksel bir neden, yani işitme sağlığı yer alıyor. Bir bebeğin bu tatlı ses tonuna dönüp bakmaması, her zaman zihinsel bir süreçle ilgili olmak zorunda değildir. Bazen sadece kulaktaki geçici bir sıvı birikmesi ya da doğuştan gelen işitme güçlükleri, bu melodik köprünün sesini tamamen kısabilir. Bebek, sesin tonundaki o ince ve eğlenceli değişimleri fiziksel olarak duyamadığı için tepkisiz kalabilir. Bu yüzden uzmanlar, bebeklerin seslere verdiği tepkilerin ilk aylardan itibaren dikkatle izlenmesini ve rutin işitme testlerinin aksatılmamasını hayati buluyor.
Eğer çevrenizdeki bir bebeğin bu neşeli ve abartılı konuşma tarzına ısrarla tepki vermediğini fark ederseniz, hemen paniğe kapılmak yerine bilinçli bir gözlemci olmanız gerekir. Televizyon veya tablet gibi arka plan gürültülerini kapatıp bebekle tamamen baş başa kalmayı deneyebilir, sesinize abartılı jestler ve yumuşak dokunuşlar ekleyebilirsiniz. Ancak bu kayıtsızlık durumu haftalar boyunca ve farklı ortamlarda da devam ediyorsa, durumu bir çocuk doktoru veya çocuk gelişim uzmanıyla paylaşmak en doğru adım olacaktır. Erken dönemde yapılan bu farkındalık dolu gözlemler, o eşsiz zihnin dünyayla nasıl bir bağ kurmak istediğini anlamanın en güvenli yoludur.

Kaynakça:

AAU (Association of American Universities). (2018, 26 Kasım). Talking to Your Baby in ‘Parentese’ Improves Infant’s Language Skills.
University of Washington. (2020, 3 Şubat). Not just ‘baby talk’: Parentese helps parents, babies make ‘conversation’ and boosts language development – UW News.

Yazar: Tuncay BAYRAKTAR

Bunları da beğenebilirsin
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku