Beyin Hakkında Bilinmeyen Yedi Gerçek

Beyin, vücudun merkezi kontrol birimi, anılar ve duyguların deposudur. Tarih boyunca, filozoflar beynin insanı insan yapan özünü yani ruhunu da barındırabileceğine inanmışlardır. 1892 civarında yazılmış bir şiirde, Amerikan şair Emily Dickinson, insan beyninin ne kadar harikulade olduğunu açıklamıştır. Bu şiir beynin düşünce ve yaratıcılığın muhteşem kapasitelerini göz önüne alarak bir huşu duygusu ifade eder ve bu büyüleyici organın kişinin kendisi ve dünya hakkında bu kadar çok bilgiyi nasıl kapsayabildiği dikkat çekmek istemiştir. İnsan sinir sisteminin ana organı olan beyin, vücudun faaliyetlerinin çoğunu yönetir ve vücudun hem içinden hem de dışından alınan bilgileri işler. Bunun yanında hafıza ve karar verme gibi düşüncelerin, uzun ve kısa vadeli dahil olmak üzere duyguların ve bilişsel yeteneklerin merkezidir.
Beyinden 1800’ler de bahsedildiği ilk yazılı belgeden önce, Edwin Smith cerrahi papirüs olarak bilinen Eski bir Mısır tıbbi incelemesinde rastlanmıştır. O zamandan sonra beyin hakkındaki bilgiler ölçülemez bir şekilde genişlese de yine de bu kilit organı çevreleyen birçok gizemle bilgi gizemini sürdürmeye devam etmiştir. Bu bilgiler ışığında, beyin hakkında açığa çıkardığımız en önemli gerçeklerden bazılarına ve anlaşılması gereken bazı konulara aşağıda yer verilmiştir.

1. Beynin Büyüklüğü Ne Kadardır?

Beyin büyüklüğü genellikle cinsiyet, yaş ve genel vücut kitlesinin ağırlığına göre değişiklik göstermektedir. Bununla birlikte, çalışmalar yetişkin erkek beyninin ortalama olarak 1.336 gram olmakla birlikte yetişkin dişi beyin büyüklüğü yaklaşık 1.198 gram ağırlığındadır. Boyutlar açısından, insan beyni en büyük ölçülere sahip olan beyin değildir. Tüm memelilerden, balina cinslerinden etkileyici büyüklüğe sahip olan 35-45 ton ağırlığındaki balinalar en büyük beyine sahip olduğu bilinmektedir. Ancak, dünyadaki tüm canlılardan, insan beyni elektriksel ve kimyasal sinyallerle bilgi depolayan ve ileten uzmanlaşmış hücreler olan en fazla sayıda nörona sahiptir. Geleneksel olarak, insan beyninin yaklaşık olarak 100 milyar nöron içerdiği söylenir ancak son araştırmalar bu sayının doğruluğunu sorgulamaktadır. Bunun yerine, Brezilyalı sinirbilimci Suzana Herculano-Houzel bağışlanan insan beyinlerini sıvılaştırmayı ve net bir çözüme dönüştürmeyi gerektiren bir yöntem kullanarak sayının 86 milyar nörona yaklaştığını keşfetmiştir.

2. Beynin İşlevi Nedir?

İnsan beyni, spinal akor yanında merkezi sinir sistemini oluşturur. Beyin küre şeklindedir ve yumuşak dokudan oluşmaktadır Beynin üç ana bölümü vardır ve bu bölümler şu şekildedir:
• Bir bitkinin çekimi gibi, uzamış olan ve beynin geri kalanını omurilğe bağlayan beyin sapı
• Beynin arkasında bulunan ve hareketi düzenleyen, motor becerilerini öğrenen ve dengeyi koruyan, derinde bulunan serebellum
• Beynin en büyük bölümü olan ve kafatasının çoğunu dolduran kısım olan beyin korteksini yani uzun bir yivle ayrılmış sol ve sağ yarımküreye sahip olan kısım. Bu bölümün hepsi dış ve iç uyaranlar karşı bilinçli düşünce, karar verme, hafıza ve öğrenme süreçleri, iletişim ve algılayışından farklı şekilde sorumlu olan diğer küçük yapılara ev sahipliği yapmaktadır.
Beyinler sinir hücrelerini, nöronal olmayan hücreleri (nöronları ve beyin sağlığını korumaya yardımcı olan) ve küçük kan damarlarını içeren gri ve beyaz maddeyi içeren yumuşak dokudan oluşmaktadır. Beynin içeriği neredeyse yüzde 60 civarı su dan ve kalanı yağdan oluşmaktadır. Günümüz insanının beyni Homo sapiens sapiens -sırtında hafifçe uzayan diğer erken hominidlerin beyinlerinden farklı olarak küreseldir. Araştırmanın bu şekli, Homo sapiens’te yaklaşık 40.000-50.000 yıl önce gelişmiş olabileceğini öne sürmektedir.

3. Beynin Günlük Olarak Ne Kadar Enerjiye İhtiyacı Vardır?

İnsan beyninin çok büyük bir organ olmadığı gerçeğine rağmen, işleyişi için çok fazla enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Herculano-Houzel bir sunumunda; insan beyni kütle olarak vücudun sadece yüzde 2’sini oluşturmasına rağmen, vücudunuzun günlük olarak çalıştırmak için ihtiyaç duyduğu enerjinin yüzde 25’ini kullandığı açıklamasını yapmıştır. Ve beynin neden bu kadar çok enerjiye ihtiyacı olduğu konusunda fareler üzerinde araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalara göre bazı bilim adamları, bu enerjinin çoğunun devam eden düşünce ve bedensel süreçlerin korunmasına harcandığını, bir kısmının muhtemelen beyin hücrelerinin sağlığının korunması konusunda kullanıldığını düşünceler beyan etmişlerdir.
Ancak, bazı araştırmacılara göre, beyin herhangi bir faaliyete odaklanmadığında dinlenme olarak bilinen pozisyonunda bile çok fazla enerji tüketmektedir. James Kozloski’ye göre, hareketsizlikle ilişkili ağlar bile anestesizi altındaymış gibi görüntülenmekte ve bu bölgeler beynin enerjisinin büyük kısmını tüketmektedir. Ancak Kozloski’nin hipotezi, sebepsiz yere çok fazla enerji harcanmaması gerektiği gerçeğinden yola çıkılarak bu durumun aslında görünen gibi olmadığını yani hiçbir şey yapmıyor gibi görünse de beynin işlev halinde olduğunu savunmaktadır. Enerji aslında, hiçbir şey yapmadan harcanmamaktadır yani aslında günlük yaşamlarımızda kararlar alırken hatırlayabileceğimiz bilgi birikimi ve deneyimlerden oluşan bir harita oluşturmaya yöneliktir.

4. Beynin Kapasitesinin Ne Kadarı Kullanılmaktadır?

Uzun zamandır devam eden söylemlere göre, insanların tipik olarak beyin kapasitelerinin sadece yüzde 10’unun kullanıldığı, diğer yüzde 90’ı nasıl kullanılacağının öğrenmesi durumunda farklı yeteneklerin kullanımının söz konusu olduğudur. Yani beynin sadece yüzde 10’unun kullanıldığı fikri gerçek olmayan bir söylemdir ve aslında beynin çoğu her zaman kullanmaktadır. Bu efsanenin tam olarak nerede ortaya çıktığı ve nasıl bu kadar çabuk yayıldığı tam olarak belli olmasa da bir şekilde doğru olduğu düşünüldüğünde henüz keşfedilmemiş beyin kapasitesi olduğu düşüncesi kesinlikle çok çekici bir fikirdir.
Yapılan beyin taramalarında beyin kapasitesinin çok büyük bölümünü kullanmaktadır. Fakat yapılan aktivitenin içeriği, yoğunluğu ve türüne göre bu kullanılan kapasite değişmektedir. Ve yukarıda da açıkladığımız gibi beyin uyurken bile bir faaliyet halindedir ve çalışmaktadır. Mesela kişi bir göreve dahil olursa beynindeki bazı nöronlar bu göreve katılsa bile, geri kalanı başka şeyler yapmakla meşgul olur. Bu nedenle, kişi bir probleminin üzerinde durmasa bile o probleme beyin çözüm üretebilir. Araştırmacılara göre bu durum bir süre ya da bir gece uykusundan sonra bu problemin düşünülmesi ve beynin sürekli aktif olmasından kaynaklanmaktadır.

5. Beynin Hangi Tarafı Aktif Olarak Kullanılmaktadır?

İnternette çoğu zaman yapılan testlerle beynin sağ ya da sol bölümünü kullandığınıza dair sonuçlarla karşılaşmak mümkündür. Ve bu testler çıkan sonuçlara göre kişiliğinizle ilgili çıkarımlarda bulunurlar. İddialara göre, sol beyinli insanların daha matematiksel olarak eğimli ve analitik oldukları, sağ tarafı kullananların ise daha yaratıcı oldukları söylenmektedir. Ama bu doğru değildir. Her ne kadar beynimizin her yarım küresinin de birbirinden biraz farklı rolleri olduğu doğru olsa da bireyler kişiliklerini ve yeteneklerini düzenleyen baskın bir beyin tarafına sahip değillerdir. Bunun yerine, araştırmalar insanların hem beyin hemisferlerinin her ikisini de eşit ölçüde kullandıklarını ortaya koymuştur. Ancak, doğru olan, beynin sol yarım küresinin dilin kullanımıyla daha fazla ilgiliyken, sağ yarım kürenin sözsüz iletişimin karmaşıklığına daha fazla uygulanmasıdır.

6. Beyin Yaşlandıkça Nasıl Değişir?

Yaşlandıkça beynin bir kısmı doğal olarak küçülmeye başlar ve yavaş yavaş nöronlar kaybedilir. Ön lob ve hipokampus bilişsel süreçleri düzenleyen, hafıza oluşumu ve hatırlama da dahil olmak üzere iki önemli beyin bölgesidir ve 60 ya da 70’li yaşlara gelindiğinde küçülmeye başlar. Yaşlandıkça nöronları kaybedilmeye başlansa da yeni araştırmalar yetişkin beyinlerinin de yeni hücreler üretebileceğini gösteriyor. Bu, doğal olarak yeni şeyler öğrenmeye veya aynı anda birkaç işi gerçekleştirmeye, öncekinden daha zorlu bir şekilde başlayabileceği anlamına gelmektedir. Çok uzun zaman öncesine kadar, bilim adamları bir kez nöronları kaybetmeye başlanıldığında da, bunun böyle olacağını düşünürlerdi. Ancak, bunun doğru olmadığı ortaya çıkmıştır.
İngiltere’deki King’s College London’dan araştırmacı Sandrine Thuret, hipokampüsün erişkin beyninde yeni hücreler üretmek için çok önemli bir bölüm olduğunu açıklanmıştır. Thuret’e göre, yetişkin beyinde nörojenez denilen yeni sinir hücrelerinin ürediği sürece ortalama bir yetişkin insanın hipokampusta günlük 700 yeni nöron üreteceğini tahmin edilmektedir. Bu, orta yaşa ulaşıldığı zaman, yaşamlarının başlangıcında bu beyin bölgesinde sahip olunan tüm nöronları, yetişkinlik döneminde ürettikleri ile değiştirebileceği anlamına gelmektedir.

7. Algı Aslında Kontrollü Bir Halüsinasyon mudur?

İnsan beyninin bu kadar gizemli olmasının asıl nedenleri bilinç ve gerçeklik algıları ile ilişkilidir. Bilinç üzerine yapılan çalışmalar hem bilim adamlarını hem de filozofları büyülemiş ve bu fenomeni anlamaya çalışmaktadırlar. İngiltere’deki Sussex Üniversitesi’nden bilişsel ve hesaplamalı sinir bilim profesörü olan Anıl Seth, bilinç çalışmasında uzmanlaşmış olan bu ilginç sürecin, beynin yapmak için ürettiği bir tür kontrollü halüsinasyon’a dayandığını öne sürmüştür. Bu varsayıma göre, beyin bilince algıları iletirken, çoğunlukla kişinin beklediği olarak adlandırdıkları faktörleri nasıl beklediğini esas alır.
Klinik ve araştırma teknolojideki gelişmelere rağmen, hala beyinle ilgili pek çok soru cevapsızdır. Örneğin, beyinde karmaşık bilgilerin nasıl işlendiğini hala tam olarak bilinmemektedir. Her gün, kim olduğumuz, neyi algıladığımız ve neleri yapabileceğimiz gibi düşüncelere, bu düşünceler için zaman ayırmadan gerçekleştirmekteyiz. Tabii ki tüm bunlar muhteşem organ olan beynimiz sayesinde yapılabilmektedir.

Kaynakça:
brainfacts.org
thefactfile.org
bebrainfit.com

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :