Sık sık duyduğumuz bir karşıtlık, gözlem ve deney arasındaki farkları ortaya koymaktır. Gözlemci ve deneycinin incelemeye aldıkları doğa nesnesinin, üzerinde durdukları noktalar ile üzerinde çalıştıkları olaylarla alakalı kavramlarının neler olduğu sorulduğu zaman, bu karşıtlığın gerçek önemi ortaya çıkmaktadır. Gözlemci, ilgilendiği bir takım olayları öğrenme sürecinin dışında tutar. Doğanın, onun incelemeye aldığı değişimleri türetmesini, bir takım olgular üretmesini ve yeni maddeler yaratmasını ister. Karşılaştığı şeyleri kayda alır. Bir astronom, en iyi gözlemcidir: Gökte meydana gelen değişiklikleri ya da gidişatı yönlendiremez; bekleyerek gözlemlemek zorundadır. Gözlemcinin de, deneyci gibi, gördüğü şeyleri tanımlayıp betimlemeye izin veren, işlerliği olan bir kavramlar sistemi olmak zorundadır. Önsel bir kavram hazırlığı yapılmadan, gözlem yapmanın anlamı yoktur.

Hemen hemen tamamı ile gözleme dayanan bilimsel eserlerin en büyüğü, Darwin’in yazdığı Türlerin Kökeni kitabıdır. Darvin dünyayı dolaşıp, doğal süreçlerin meydana getirdiği bitki ve hayvanlara ilişkin belli notlar tutmuştur. Besici ve bahçıvanların doğal yönlendirişi ile ilgili tecrübelerini, yalnızca kendi ortaya attığı doğal seleksiyon kavramını temellendirmek amacı ile kullandı. Onun yapıtı, yapay seçilim ile doğal seçilim arasında yapılan karşılaştırmalar ile gözlemlere dayandırılan kuramların bir karışımı şeklindeydi. Darwin izlenimlerini, tümevarım ya da yanlışlanabilirlik bağlamından değil, kuramını güçlendirmek ve doğal süreçleri, olayları anlaşılır kılmak için, kavramlarına örnek vermek için kullandı.

Öte taraftan bir deneycinin doğada bulunan nesnelere yaklaşımı çok daha farklıdır. Deneyci doğal süreçlere etkin bir biçimde müdahalede bulunur. Müdahale neden zorunludur? Ünlü düşünür Bacon’ın, doğa neden “sorguya çekilmelidir” sorusunu akla getiriyor. Hemen hemen bütün doğal süreçlerde, sürece dahil olan birden çok başka süreç ve güçler vardır. Doğal etkiler çok sayıda nedensel gücün bir araya gelmesi ile ortaya çıkar. Doğal üretimi anlamlandırmak için bütün nedensel süreçleri birer birer incelemek daha mantıklıdır.

Bu sorunları anlamlandırmak ve açıklayabilmek için bir takım teknik terimlere gereksinim vardır. Deneyci, işlemlerini bağımlı ve bağımsız bir takım değişkenlerin gün yüzüne çıkması ve bunların yönlendirilmesi ile açıklığa kavuşturur.

Bağımsız değişkenler: Deneycinin koşulları çerçevesinde doğrudan bir şekilde yönlendirdiği etmenlerdir.
Bağımlı değişkenler: Bağımsız olan değişkenin değişikliğinden etkilenen bir niteliktir.
Bir aşçı, acı köfteye katılacak olan kırmızı biber miktarını kontrol edebilir (bağımsız değişken). Böyle yapmakla da köfte yiyenlerin içeceği su miktarını belirler (bağımlı değişken). Fakat gerçek dünyada etkisini daima koruyan bir değişkence belirlenecek kadar basit olan süreçler yoktur.

Parametre
Özenle tasarlanmış olan bir deneyde, incelemeye alınan bağımlı ve bağımsız değişkenlerin dışında, tüm diğer özellikleri sabit tutmak mümkündür. Bu biçimde sabitlenmiş olan bir özelliğe “parametre” ismi verilir. Parametrelerin belirlenmesi, içinde değişkenlerin faaliyet gösterdiği dizgenin durumunu tanımlamaktadır. Örneğin Böyle ve Hooke havanın tepkisini ölçümlemeye çalıştıkları bir deneyde, sıkıştırılmış halde olan havanın sıcaklığını sabit değerde tuttular. Amagat ve Andrevvs, Boyle’un bu hava deneyini değişik bazı sıcaklıklarda yinelediler.

Parametrelerin aldığı değere göre, değişik yasaların geçerlilik kazanabileceğini anladılar. Böyle, bazen basıncı bağımsız bir değişken olarak ele alır, bazen de hacmi yönlendirip basınçta bulunan değişimi ölçerdi.

Değişkenleri birbirinden ayırma ve parametreleri saptama gereksinimleri deneylerin kullanım alanını sınırlar. Özellikle insan edimleri dünyasında, değişken ve parametrelerin pratik ayrımının olanaksız bir hal aldığı birçok olgu vardır. Örnek verecek olursak, toplum bilimlerinde bir insanın davranışı, bu davranışı etkileyen belli koşulların çerçevesine oturtulur. Çünkü bir davranış belli bir bağlamdan ayrı tutularak yorumlanamaz. Bağlam, davranışların hangi olası etkilere yol açacağını belirler.

Yazar: Taner Tunç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here