Bilgiustam
Bilgiyi ustasından öğrenin

Doğanın Aldatma Sanatı: Yaprakları Taklit Eden Böcekler

0 4

Bir böcek kendini ne kadar iyi kamufle edebilirse, hayatta kalma şansı o kadar yüksek olur. Bu nedenle, adaptasyon ve evrim, dünyanın en ilginç görünümlü böceklerinden bazılarını ortaya çıkarmıştır. Bazıları çubuk, sopa ve yaprak gibi görünmek üzere evrimleşirken, diğerleri bitki ve çiçek yaprakları gibi görünmek üzere evrimleşmiştir. Uzmanlar için bile, vahşi doğada bunlardan birini fark etmek zor olabilir.

Kamuflaj ve Taklitçilik Arasındaki Farklar?
Kamuflaj (kripsis), bir organizmanın çevrede daha az görünür hale gelmesini sağlayan renkler ve şekiller benimsemesidir. Kutup tilkisi ve kar tavuğu, manzaraya daha iyi uyum sağlamak için kamuflaj renklenme sergileyen hayvanlardır; yaz ve kış arasında renk değiştirirler.
Taklitçilik(mimikri), bir organizmanın evrimsel avantaj elde etmek için başka bir türün veya cansız nesnelerin görünümünü, seslerini veya diğer özelliklerini taklit etmesine olanak tanır. Böcekler aleminde kamuflaj (saklanma) yaygın bir hayatta kalma stratejisidir ve taklitçilik (mimikri) bunun en gelişmiş biçimini temsil eder. Yaprağı taklit eden böcekler için bu, avcılardan kaçmak veya avlarını pusuya düşürmek için çevreleriyle kusursuz bir şekilde bütünleşmek anlamına gelir. Yaprak taklitçiliği, yalnızca yaprakların rengini benimsemekle kalmaz, aynı zamanda yaprağın şeklini, dokusunu, damarlarını ve yaşlanma belirtileri gibi karmaşık ayrıntılarını da taklit etmeyi içerir. Yaprağa benzemenin evrimsel önemi oldukça büyüktür. Av türleri için bu, yaşam ve ölüm arasındaki fark anlamına gelebilir; açıkça görülen yerlerde bile avcılardan saklanmalarına olanak tanır. Avcı türler için bu, avlarına gizlice yaklaşma yöntemi olarak işlev görür. Bu adaptasyon, çevrelerine daha çok benzeyen bireylerin hayatta kalma ve üreme olasılığının daha yüksek olduğu doğal seçilimin bir sonucudur. Nesiller boyunca süregelen bu seçici baskısı, şaşırtıcı derecede yaprak benzeri görünümlere sahip böcek türlerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır.

Böceklerde Taklit Yeteneği Ne Zaman Evrimleşmiştir?
“Bazı özelliklerin ve hatta bazı türlerin ne zaman ortaya çıktığı” gibi soruların cevabı ancak fosillerinin detaylı analiziyle bulunabilir. Bilim insanları, böceklerdeki taklitçilikle ilgili cevapları atalarının fosillerini inceleyerek bulmuşlar, bu ataların taklit yeteneğine sahip olduğunu ve hayatta kalma mekanizmasını çiçekli bitkilerin ortaya çıkışından bile önce, yaklaşık 125 milyon yıl boyunca kullandıkları sonucuna varmışlardır. Zamanla, böceklerin yaşadığı bitki örtüsü değiştikçe, onların da yavaş yavaş değişip uyum sağladıkları veya yok oldukları anlaşılmıştır.

Doğanın Aldatma Sanatı: Yaprakları Taklit Eden Böcekler

Böcekler Neden Yapraklara Benzer?
Böcekler bitki örtüsüne tıpatıp benzeyecek şekilde evrimleşmiştir çünkü kamuflajları ne kadar inandırıcı olursa, avcıları tarafından yakalanma şansları o kadar azalır. Güveler, kelebekler ve diğer küçük böcekler genellikle kuşlar, yarasalar ve küçük kemirgenler gibi daha büyük yırtıcılara karşı çaresizdir. Karşı koyamayacakları için hayatta kalma şanslarının en iyi yolu görünmez olmak, fark edilmeden kalmak olacaktır. Diğer böcekler bu soruna farklı çözümler üretmiştir, zehirli Kral kelebeği buna bir örnektir. Kral kelebeği larvaları zehirli süt otuyla beslenir, bu da onları yenildiğinde sindirilemez hale getirir. Avcılar bunu bilir ve bu nedenle onlardan uzak dururlar. Ancak, hayvanlar kendini zehirli hale getiremiyorsa, başka bir çözüm bulmaları gerekecektir. Birçoğu için bu çözüm taklit etmektir.

Hangi Böcek Türleri Taklit Yeteneğini Kullanır?
Bazı bilim insanları, Dünya üzerinde yaklaşık 10 milyon böcek olduğunu tahmin etmektedir. Bu göz önünde bulundurulursa, taklit yoluyla hayatta kalan binden fazla böcek türü olmasını beklemek oldukça mantıklıdır. Bunun bir örneği, vücut şekilleri ve renkleri bakımından arılara ve yaban arılarına çarpıcı derecede benzeyen bazı sinek türleridir (süprüntü sineği ya da çiçek sineği). Böylece, avcılar sineklerden nefret ettikleri için değil, bir arı veya yaban arısı tarafından acı verici bir şekilde sokulmaktan kaçınmak istedikleri için onlardan uzak dururlar.
Taklit yeteneğini en üst düzeyde kullanan en ünlü ve ilginç böcek örnekleri ise 3000’den fazla böcek türüne sahip olan Phasmatodea (eski adıyla Phasmida veya Phasmatoptera) takımının üyeleri olan yaprak böcekleri ve sopa böcekleridir. Kamuflaj (kripsis) konusunda usta olup yalnızca bitkilerle beslenirler, fiziksel morfolojileri, üremeleri ve evrimsel adaptasyonları bakımından önemli ölçüde farklılık gösterirler. Phasmatodea takımı, yaprak ve sopa böceklerinin dışında, bitkileri ve yaprakları taklit eden görünümleriyle bilinen çeşitli böcek gruplarını kapsar.
Yaprak, dal ve çiçek gibi bitki kısımlarını ustalıkla taklit eden Orthoptera takımına ait Katydidler, Lepidoptera takımına ait Hint Yaprak Kanatlı Kelebeği gibi bazı kelebek türleri ve Mantodea takımına ait Orkide peygamberdevesi gibi bazı türler de bulunmaktadır.

Yaprak Böcekleri
Halk dilinde yürüyen yapraklar veya hayalet böcekler olarak bilinen yaprak böcekleri, Phasmatodea takımı, Phylliidae familyasının üyeleridir. Bu familya (aile), kelimenin tam anlamıyla doğanın kamuflaj ustaları, doğanın taklit yeteneğinin olağanüstü bir kanıtıdır. Renkleri ve vücut şekilleri bakımından yaprakları taklit etmeleri karakteristik özellikleridir. Bazı yaprak türlerinin hareketlerini, rüzgarla hareket eden yaprakları taklit etmeleri oldukça ilginçtir. Doğal yaşam alanlarına, yani çevrelerindeki bitki türlerine bağlı olarak farklı vücut şekillerine sahip olabilirler. Vücutları, damarlardan ısırık izlerine kadar gerçek yaprakların her detayını taklit eder, bu da onları doğada fark etmeyi neredeyse imkânsız hale getirir. Vücut renginde çevrelerinde baskın olan bitki örtüsüne bağlı olarak farklılıklar vardır. Renkler, koyu ve açık yeşilden kahverengi ve sarı-turuncuya kadar değişmekte olup, bitki örtüsünün farklı aşamalarındaki yaprakları taklit etmektedir. Bu durum kamuflajlarını artırır ve gerçek yaprakları taklit etmelerine yardımcı olur. Bu nedenle, avcılar onları çevredeki bitki örtüsünden ayırt etmekte zorlanırlar. Bazı türler büyük boyutlara ulaşarak yaprakları taklit etme ve tespit edilmekten kaçınma yeteneklerini daha da geliştirir.
Günümüz yaprak böceklerinin atası olan Eophyllium messelensis’in en eski fosillerinden biri Almanya’da bulunmuştur. Fosilin yaşı yaklaşık 47 milyon yıl önce (Senozoyik çağın Eosen dönemi) olarak tahmin edilmektedir. Bu gerçekler göz önüne alındığında, günümüzdeki yaprak böcekleri atalarına göre oldukça az değişiklik göstermiştir. Günümüzdeki yaprak böceği türleri (50 tür) Güney Asya, Güneydoğu Asya, Yeni Gine ve Avustralya’daki yağmur ormanlarında yaşarlar. Birçoğu uzak tropikal ormanlarda henüz keşfedilmemiştir. İlginç bir şekilde, bu böcek türünün yapraklara benzemesi için gerçekleşen doğal seçilim nedeniyle, kanatlarının çoğunlukla sadece görsel bir işlevi vardır. Başka bir deyişle, yaprak böceklerinin büyük çoğunluğu uçamaz. Yaprak böceklerinin yaşam döngüsü yumurtadan nimfaya (larvaya) ve nihayetinde yetişkinliğe doğru ilerler; bazı türler partenogenez yeteneğine sahiptir, yani dişiler erkekler olmadan ürerler.
Yaprak böceklerinin birçok türü bulunmaktadır. Her tür, yaşadığı ortama daha iyi uyum sağlamak için kendine özgü adaptasyonlar geliştirmiştir. Aşağıda yaprak böceklerinin bazı türlerine yer verilmiştir.
Dev Malezya Yaprak Böceği (Phyllium giganteum)
En tanınmış yaprak böceği türleri arasında yer alan Dev Malezya yaprak böceği (Phyllium giganteum), dünyanın en büyük yaprak böceklerinden biri olarak kabul edilir. Malezya yağmur ormanlarına özgü olan bu böceğin dişileri 10 cm’ye kadar vücut uzunluğuna ulaşabilir; bu da onları hem araştırmacılar hem de böcek meraklıları için etkileyici örnekler haline getirir. Dev Malezya yaprak böceği, tüm zamanların en simgesel taklitçilerinden biridir. Vücudu kıvrılmış, kahverengileşmiş bir yaprak gibi görünürken, bacakları kırılmış yaprak parçaları andırır. Malezya’nın tüm tropikal bölgelerinde yaygın olarak görülür ve sıcak, nemli alanlarda yaşamayı tercih ederler. Kuşlar, dev Malezya yaprak böceğiyle beslenmekten hoşlanırlar. Bu böcekler, yakınlarında bir kuş olduğunu hissettiklerinde, çevreleriyle uyum sağlamak amacıyla inanılmaz derecede hareketsiz kalırlar. Bu strateji, yaprak döküntülerine olan olağanüstü benzerlikleri nedeniyle genellikle başarılı olur.
Dev Malezya yaprak böceği, dikkat çekici bir cinsel dimorfizm sergiler. Dişiler büyük, geniş ve uçamayan, canlı yeşil gövdeli bireylerdir. Dişinin geniş karnı ve karın boyunca yan yana dizilmiş ön kanatları, yaprak benzeri illüzyonu güçlendirir ve olağanüstü kamuflajına katkıda bulunur. Erkekler daha küçüktür, küçük üst kanatları ve bazen ağaçlar arasında eş aramak için uçmalarını sağlayan şeffaf, kanatçık içermeyen işlevsel arka kanatları bulunur. Kamuflajları, taklit edilmiş yaprak damarları, orta damarlar ve hatta sahte böcek ısırığı izlerini içerir. Tropikal bitkiler arasında dinlenirken, avcılara karşı neredeyse görünmez hale gelirler. Ayrıca, yavaş ve sallanan hareketleri, hafif bir esintiyle savrulan yaprakları taklit eder.
Doğada bulunan yaprak böceklerinin çoğu dişidir ve türün ilk erkeği ancak 1994 yılında keşfedilmiştir. Esaret altında, tür öncelikle partenogenez yoluyla ürer, yani dişiler eşeysiz olarak ürer. Doğada baskın üreme şekli bilinmemektedir. Yumurtalar tohumlara benzer şekilde kahverengi veya siyah ve parlak olma eğilimindedir. Çiftleşmeden yaklaşık 6 ay sonra yumurtadan çıkarlar. Yumurtadan çıkan nimfler genellikle kanatsızdır ve kahverengi veya kırmızımsı renktedir. Yapraklarla beslendikten sonra yeşil renge dönerler. Bu türün başlıca besin kaynağı meşe ve dikenli ağaç yapraklarıdır.
Ölü Yaprak Böceği (Phyllium siccifolium)
Taze yeşil yaprakları taklit eden çoğu yaprak böceğinin aksine, Ölü veya kuru yaprak böceği farklı bir yaklaşım benimser. Parlak yeşil rengi olan bu ilginç tür doğada kurak aylar boyunca kırmızımsı kahverengiye dönerek kuru, çürüyen yaprakları taklit eder. Güneydoğu Asya yağmur ormanlarında yaygın olarak bulunan bu böcekler, orman zeminindeki yaprak döküntüleriyle mükemmel bir şekilde kamufle olurlar. Savunma stratejileri, avcılara iştah açıcı görünmemeye dayanır. Sonuçta, çoğu kuş ölü, kurumuş yapraklardan ziyade taze yaprakları tercih eder. Rahatsız edildiklerinde, rüzgârda savrulan kuru yaprakları taklit etmek için hafifçe sallanırlar. Bu davranışsal kamuflaj, ek bir koruma katmanı sağlayarak onları tespit etmeyi neredeyse imkansız hale getirir.
Yeşil Yaprak Böceği (Phyllium bioculatum)
Bir başka ilginç tür ise, yaprakta mekanik hasarın yol açtığı kahverengi lekeleri taklit eden desenleriyle ünlü yeşil yaprak böceği (Phyllium bioculatum)’dir. Tropikal Asya ve Yeni Gine’de yaygın olan bu tür, çeşitli orman habitatlarında gelişir. Dişi bireyler partenogenez adı verilen olağanüstü bir yeteneğe sahiptir. Bu, erkeklerle çiftleşmeden yumurta üretebildikleri anlamına gelir. Sonuç olarak, erkeklerin az olduğu durumlarda bile popülasyonlar kendilerini oluşturabilirler. Yumurtaları, orman zemininde ek kamuflaj sağlayan minik bitki tohumlarına benzer. Genç nimfler kırmızımsı kahverengi renkte yumurtadan çıkar ve olgunlaştıkça yavaş yavaş yeşile döner. Yumurtadan çıkarken nimfler, ince gövdeli ve koyu renkte görünürler; bu özellik, kabuk değiştirip karakteristik yeşil tonlarını geliştirene kadar yaprak döküntüleriyle uyum sağlamalarına yardımcı olur. Bu renk değişimi, yeni bitki büyümesinin doğal seyrini yansıtır.
Yürüyen Yaprak Böceği ( Phyllium philippinicum)
Bu tür, geniş ve yassı gövdeleriyle yaprak görünümündedir. Yaprağa çok benzediği için yürüyen yaprak böceği olarak adlandırılan bu yaprak böcekleri (Phyllium philippinicus), Phyllium Sp. Philippines veya PSG 278 olarak da bilinir. PSG 278, entomolojide Filipinler kökenli Phyllium philippinicum adlı yaprak böceğinin (Phasmid Çalışma Grubu) kayıt numarasıdır. Güney Asya’daki yağmur ormanlarında, Hint Okyanusu adalarında ve Avustralya’da yaşarlar. Yürüyen yaprak böceği türü yeşil renktedir, vücudu düz ve geniş yaprak şeklindedir. Vücut kenarlarında kahverengi lekeler bulur. Karın bölgesinde yapraklarda olduğu gibi damarlar bulunur ve bacaklarda loblar vardır. Genellikle genç bir yaprak gibi parlak yeşildirler, ancak bazen bu türün kahverengi, sarı, turuncu ve pembemsi çeşitlerine de rastlanabilir. Yetişkin olduklarında erkek ve dişi arasındaki fark çok büyüktür. Dişiler erkeklerden daha büyük, daha kalın ve daha geniştir, 7-8 cm boyutuna ulaşabilir. Yetişkin dişilerin sırtlarında düz duran geniş örtü kanatları vardır, ancak uçuş için gerekli olan alt kanatları yoktur. Yetişkin erkekler gerçekten küçük, ince gövdelidir, uzun alt kanatlara ve küçük örtü kanatlarına sahiptir, 5-6 cm boyutuna ulaşabilir. Erkeklerin ayrıca çok uzun antenleri vardır. Yaprak böcekleri henüz larva halindeyken bile erkek ve dişiler arasındaki vücut büyüklüğü ve şekil farkı görülebilir. Böğürtlen, gül ve meşe yapraklarıyla beslenen bu yaprak böceği türü gündüzleri çok sessizdir, ancak geceleri aktif hale gelir. Yürürken, rüzgar tarafından hareket ettiriliyormuş gibi dur kalk şeklinde yürürler. Erkekler yetişkin olduklarında uçabilirler ve genellikle rahatsız edildiklerinde sık sık uçarlar.
Okaliptüs Yaprağı Böceği (Phyllium letiranti)
Endonezya’nın Sulawesi adasında keşfedilen ve yakın zamanda tanımlanan bu tür, yaprak böceklerinin yerel bitki örtüsüne nasıl uyum sağladığını göstermektedir. Phyllium letiranti, mantar izlerine benzeyen ince benekler de dahil olmak üzere, okaliptüs yapraklarını dikkat çekici bir doğrulukla taklit etmektedir. Bu adaptasyon, evrimin taklit yeteneğini belirli bölgelerdeki baskın ağaç türlerine uyacak şekilde nasıl ince ayar yaptığını gösterir. Vücut uzunlukları 8,5-9 cm’ye ulaşabilir. Bilim insanları, bu türün okaliptüs ağaçlarıyla birlikte evrimleştiğine ve konakçı (ev sahibi) bitkilerine mükemmel şekilde uyan renk ve vücut şekli geliştirdiğine inanır. Bu tip özelleşmiş taklit yeteneği, böcekler ve çevreleri arasındaki karmaşık ilişkiyi vurgular. Ancak bu durum, onları yaşam alanı kaybına karşı da savunmasız hale getirir.
Kuzey Yaprak Böceği (Phyllium monteithi)
Avustralya yağmur ormanları, Ficus gibi bitkilerin parlak tropikal yapraklarını taklit eden bu çarpıcı türe ev sahipliği yapar. Dişiler 9 cm’ye kadar vücut uzunluğuna ulaşabilir ve beslenirken saatlerce hareketsiz kalabilir. Kuzey yaprak böcekleri Tür adı Phyllium monteithi (eşanlamlısı: Walaphyllium monteithi) olan Kuzey yaprak böcekleri ovalık bölgelerde yaşayan akrabalarının aksine, daha serin yüksek rakımlı habitatları tercih ederler. Bu ortamlara uyum sağlamış, biraz daha kalın yaprak benzeri kanatlara sahiptirler. Kuzey yaprak böceği, doğal çevresine kusursuz bir şekilde uyum sağlar; bu da hem avcıların hem de araştırmacıların onu tespit etmesini zorlaştırır. Bu tür, yaprak böceklerinin farklı iklim bölgelerine nasıl uyum sağladığını göstermektedir. Örneğin, daha kalın vücut yapıları, daha yüksek rakımlarda bulunan daha düşük sıcaklıklara dayanmalarına yardımcı olur.
Pembe Kanatlı Yaprak Böceği (Phyllium ericoriai)
Filipinler’e özgü olan bu narin türün dış görünüşü kusursuz yeşil bir yaprak gibi olsa da, kanatlarının alt kısımları gül pembesi rengindedir ve irkildiklerinde bu renk parıldar. Bu savunma mekanizması, ani renk kontrastı yoluyla avcıları şaşırtır. Kuşlar ve diğer hayvanlar, bekledikleri avın aniden parlak renkler sergilemesi karşısında tereddüt ederler. Ayrıca, kanatlarının yarı saydam yapısı güneş ışığının içeri süzülmesine izin vererek gerçekçiliğe bir katman daha ekler. Pembe kanatlı yaprak böceği, bazı türlerin maksimum koruma için kamuflajı irkilme gösterileriyle nasıl birleştirdiğini gösterir.
Orman Yaprağı Böceği (Phyllium celebicum)
Endonezya ve çevresindeki adalarda yaşayan Orman yaprağı böceği (Phyllium celebicum)adlı bu canlı yeşil tür, en çok incelenen yaprak böceklerinden biridir. Kenarları bir yaprağın kenar tırtıklarını taklit eder ve orta damarı, yaprağın ana damarıyla mükemmel bir şekilde hizalanır. Davranışsal adaptasyonları kamuflajlarını daha da güçlendirir. Avcılar yaklaştığında tamamen hareketsiz kalırlar veya rüzgâr koşullarına bağlı olarak hafifçe sallanırlar. Dişiler uçamazken, erkekler tehditlerden kaçmak veya eş bulmak için kısa mesafeler boyunca süzülebilirler.
Westwood Yaprak Böceği (Phyllium westwoodii)
Adını İngiliz entomolog John Obadiah Westwood’dan alan Phyllium westwoodii (Cryptophyllium westwoodii’nin eşanlamlısı), Phylliidae ailesinin görsel olarak en çarpıcı üyelerinden biridir. Güneydoğu Asya’ya, özellikle Myanmar, Tayland ve Malezya’nın bazı bölgelerine özgü olan bu tür, doğanın kamuflaj konusundaki hassasiyetinin en güzel örneğidir. P. westwoodii’nin gövdesi geniş, düz ve canlı yeşil renkte olup, canlı bir yaprağın yapısını yansıtan karmaşık damar desenlerine sahiptir. Bacaklarında yaprak benzeri çıkıntılar bulunur ve karın bölgesinin kenarları yaprak kenarlarının düzensiz kıvrımlarını taklit ederek ona neredeyse heykelsi bir görünüm kazandırır. Bazı bireylerde, mantar lekelerini veya minik böcek ısırıklarını mükemmel bir şekilde taklit eden ince kahverengi lekeler görülür. Dişi bireyler daha büyük ve kanatsızdır, guava veya mango ağaçları gibi konak bitkiler üzerinde hareketsiz kalırlar. Erkekler daha ince yapılıdır ve çiftleşme mevsiminde sınırlı uçuşa olanak tanıyan işlevsel kanatlara sahiptirler. Rahatsız edildiklerinde, her iki cinsiyet de rüzgarda sallanan yaprakları andıran hafif sallanma hareketleri sergileyerek zaten etkileyici olan kamuflajlarını daha da güçlendirir.
Yosunlu Yaprak Böceği (Nanophyllium asekiense)
Diğer yaprak böcekleri gibi bu yaprak böceği de Phylliidae familyasına aittir. Yosunlu yaprak böceği (Nanophyllium asekiense), Papua Yeni Gine’ye özgü bir yaprak böceği türüdür. Bu tür, sadece rengi değil aynı zamanda dokuyu da taklit ederek mikrohabitat taklitçiliğinin bir örneğini oluşturur. Vücudunda, yosunla kaplı yaprakları andıran karmaşık çıkıntılar ve dokular bulunur. Yosunların bolca yetiştiği nemli yağmur ormanı kanopilerinde (orman gölgeliklerinde) bu adaptasyon olağanüstü bir kamuflaj sağlar.
2020 yılında yeni bir tür olarak tanımlanan yosunlu yaprak böceği, bilim dünyasının en yeni keşiflerinden biridir. Bilim insanları, daha önce tamamen farklı türler olduğu düşünülen geniş, yaprak benzeri dişiler ile ince, kanatlı erkeklerin aslında aynı olduğunu keşfetmişlerdir. 2020’den önce erkekler Nanophyllium olarak, dişiler ise Phyllium cinsine göre sınıflandırılmıştır. Nanophyllium “küçük yaprak” anlamına gelir ve bu uygun bir isimdir. Erkekler ince, sopa benzeri ve uçma yeteneğine sahiptir; yaklaşık uzunlukları 27 mm ila 45 mm arasındadır ve geceleri eş aramak için sürekli uçarlar. Dişiler ise geniş, yaprak şeklindedir ve uçamazlar; uzunlukları yaklaşık 46 mm ila 79 mm’ye kadar ulaşır. Yeşil, sarı, kahverengi ve kırmızı gibi çarpıcı renk çeşitlerine sahiptirler. Yumurtaların çatlaması 7 ila 9 ay sürer. Erkekler yaklaşık 3 ayda olgunlaşırken dişilerin yetişkinliğe ulaşması 4 aydan fazla zaman alır. Her iki cinsiyette de cinsin karakteristik bir özelliği, baş üzerindeki arka orta tüberküllerin iki parçaya ayrılmış olması ve diğer birçok yaprak böceğinde olduğu gibi tek bir tüberkül olarak oluşmamasıdır.

Sopa Böcekleri
Sopa böcekleri, yaprak böcekleri gibi Phasmatodea takımına aittir, ancak taksonomik uzaklıklarının yanı sıra yapraklardan ziyade dallara veya çubuklara benzemeleriyle de farklılaşırlar; genel adları da buradan gelir. Phasmatodea takımı, Phasmatidae familyasının üyeleri olan, vücut renkleri yeşilden griye ve kahverengiye doğru değişen, uzun ve ince gövdeleriyle bilinen sopa böcekleri veya yürüyen sopalar, tropikal ormanlardan ılıman bölgelere kadar, Antarktika ve Patagonya hariç dünyanın her yerinde bulunur. Davranışları ve alışkanlıkları yaprak böceklerine benzer, onlar da avcılardan saklanmak için taklit yöntemini kullanırlar. Bazı çeşitlerin vücutlarında diken benzeri çıkıntılar oluşturarak dikenli bitki örtüsü üzerinde yaşama adapte olmaları ilginçtir. Bu ek adaptasyon onlara avcılardan ek koruma sağlar. İlginç bir şekilde, bazı türlerin vücutlarında yosun ve likeni taklit eden büyümeler vardır. Yaprak böceklerinde olduğu gibi, çoğu sopa böceğinin işlevsel kanatları yoktur ve bu nedenle büyük mesafeleri geçecek durumda değildir. Sopa böcekleri ayrıca kaybettikleri uzuvları yeniden oluşturma yetenekleri ve şaşırtıcı dayanıklılıkları ile de bilinirler.
Dünya çapında yaklaşık 3.000 sopa böceği türü bulunmaktadır. Aşağıda bu otçul böceklerin bazı türleri ve özellikleri yer almaktadır.
Yosun Taklitçisi Sopa Böceği (Trychopeplus laciniatus)
Yosun taklitçisi sopa böcekleri Orta (Kosta Rika, Panama ve Nikaragua) ve Güney Amerika’nın (Kolombiya) derin bulut ormanlarına (veya sisli ormanlarına) özgü bir kamuflaj ustasıdır. Yosunlu ağaçlar ve bitki örtüsüyle çevrilidirler. Avcılardan kaçmak için çevredeki yosun ve likenleri mükemmel bir şekilde taklit ederler. Yosunlu görünümü, dış yüzeyinden yayılan çeşitli kitinli kütikül parçalarıyla taklit edilir. Dış kısmından etrafa uzanan bu doku, pul pul, ağaçlık bir arka planda hareketsiz kaldığında çıplak gözle neredeyse görünmez olacak kadar doğru bir doku kazandırır. Böylece yosunlu bitki örtüsüyle kaplı bir çubuğa ya da dala inanılmaz derecede benzer ve herhangi bir yemyeşil ortama kolayca uyum sağlar.
Yosun taklitçisi sopa böceğinin kanatları yoktur; antenleri oldukça kıvrımlıdır, sırtı yüksek bir kavis çizer ve şeytani bir yüzü vardır. Vücut renkleri böcekten böceğe değişmekle birlikte, genellikle yeşilimsi kahverengi veya kahverengidir. Vücut uzunluğu yaklaşık 8-9 cm’dir. Canlıyken her zaman çok kıvrık ve kırışık vücut hatlarını korudukları için, onları doğru bir şekilde ölçmek çok zordur. Bununla birlikte, bu şekil, çevreleriyle iyi uyum sağlamalarına ve daha az görünür olmalarına yardımcı olur. Üreme zamanı geldiğinde, dişi ve erkek birey çiftleşir ve dişi yumurtalarını bırakır. Ancak, çoğu böcek gibi yumurtalarını geleneksel kümeler halinde veya bitkilerin arasına gizleyerek bırakmak yerine yumurtalarını tek tek ve oldukça gevşek bir şekilde ağaçlara bırakır. Yumurtalar orman zeminine düşebilir; oradan ya da başka bir yerden, larvalar yumurtadan çıkar ve döngü yeniden başlar.
Dikenli Şeytan Sopa Böceği (Eurycantha calcarata)
Dikenli şeytan sopa böceği aynı zamanda dev dikenli sopa böceği, Yeni Gine dikenli sopa böceği veya Yeni Gine Kara Istakozu olarak da bilinen bir phasmid (Phasmatodea, eski adıyla Phasmatoptera veya Phasmida takımı üyesi) türüdür. Bu böcek, şimdiye kadar ele alınan birçok taklit biçiminin birleşimidir. İri görünür ve oldukça büyük boyutlara ulaşır. Dikenli şeytan böceği, bir ağaç kabuğu parçası, kuru dallar, dikenler ve yaprak döküntüsü arasında bir karışım gibi görünür. Bu da onlara birçok farklı ortama uyum sağlama ve fark edilmeme yeteneği kazandırır. Bu böcekler Avustralasya’ya (Avustralya, Yeni Zelanda, Papua Yeni Gine ve çevresindeki Pasifik adalarını, örneğin Melanezya’yı kapsar) özgüdür.
Dikenli şeytan sopa böcekleri gece aktif olan bitki yiyicilerdir. Bitkileri çiğnemek için güçlü kesici çeneleri vardır. Isırma alışkanlığı olmamasına rağmen oldukça agresif ve savunmacı olabilirler. Bir sopa böceği için çok ilginç bir davranış sergilerler; gündüz dinlenirken gruplar oluşturmak için beslenme alanlarından göç ederler. Kabukların altında, kütüklerin ve ağaçların oyuklarında saklanmak için kümeler halinde toplanırlar. Bu, avcılardan korunmalarını sağlar. Diğer sopa böceği türleri gibi, kripsis (kamuflaj) ve katalepsi (ölüm taklidi) kullanırlar. Uzun ve ince gövdesi açık yeşilden kahverengiye kadar değişir. Eşsiz kamuflajları ve büyük boyutları nedeniyle, pek çok hayvanın bu böcekleri yemeye istekli olmayacağı düşünülebilir ancak, dikenli şeytan böceği yarasalar tarafından oldukça sevilir. Yarasalar görme duyusundan ziyade ekolokasyona güvenirler, bu nedenle dikenli şeytan böceğinin etkileyici taklit yeteneğine aldanmazlar.
Dikenli şeytan sopa böcekleri hem vücudunda hem de bacaklarında çok sayıda kalın diken bulunan, sağlam ve iyi zırhlı bir yapıya sahiptir. Her iki cinsiyet de kanatsızdır. Dişiler yaklaşık 15 cm, erkekler ise başından karnına kadar yaklaşık 12 cm uzunluğa ulaşır. Bu türün erkeklerinde arka bacak femuru üzerinde keskin, eğri tek bir diken (calcar) bulunur; bu diken tarihsel olarak Papua Yeni Gine’de doğal balık kancası olarak kullanılmıştır. Kanada’da yasal olmamasına rağmen, dikenli şeytan sopa böcekleri sıklıkla evcil hayvan olarak satılmaktadır. Genel olarak sopa böcekleri, günümüzde dünyada en yaygın evcil hayvan türlerinden biridir.
Dev Dikenli Şeytan Sopa böceği (Eurycantha horrida)
Dev dikenli şeytan sopa veya çomak (değnek) böceği, Papua Yeni Gine’nin tropikal yağmur ormanlarına, özellikle Popondetta bölgesine özgü, Phasmatodea takımının heybetli ve büyüleyici bir üyesidir. Yeni Gine dikenli sopa böceği (Eurycantha calcarata) ile benzer ekolojilere sahip olsalar da, boyut ve dikenlilik seviyelerinde belirgin farklar gösterirler. Kabuk parçalarına veya çürümüş odunlara benzeyen, yerde yaşayan böceklerdir. Yetişkinler koyu kahverengiden neredeyse siyaha kadar değişen renklerde olup, yağlı, deri benzeri bir parlaklığa sahiptir. Nimfler (genç bireyler) yosun yeşili veya benekli kahverengi renkte olup, orman zeminine karşı mükemmel bir kamuflaj sağlarlar.
Her iki cinsiyet de kanatsızdır ve çok sayıda küçük, keskin dikenle kaplıdır. Bu türün dişileri devasa boyutlardadır ve ortalama 18 cm’ye kadar boy uzunluğuna ulaşırlar. Erkekler oldukça kalın gövdelidir, dişilerden biraz daha kısadır, tam olarak büyüdüklerinde 14-16 cm uzunluğa ulaşabilirler. Göğüs ve karın bölgeleri çok sayıda dikenle kaplıdır. Diğer Eurycantha türlerine göre daha fazla diken içerirler. Bu türün erkeklerinin en belirgin özelliği, arka bacaklarındaki uyluk kemiğinde inanılmaz derecede uzun bir diken bulunmasıdır. Çoğunlukla gece aktiftirler ancak gündüzleri iyi saklanırlar. Anavatanları Papua Yeni Gine’de, Eurycantha türleri, obur yeme alışkanlıkları nedeniyle bazen palmiye yağı plantasyonlarında zararlı olarak kabul edilirler. Öte yandan, erkeklerin büyük, kavisli arka bacak dikenleri, tarihsel olarak yerli halk tarafından balık kancası olarak kullanılmıştır.
Avustralya Dev Dikenli Sopa Böceği (Extatosoma tiaratum)
Bilimsel adı Extatosoma tiaratum (eş anlamlısı Ectatosoma tiaratum’dur.) olan Avustralya Dev Dikenli sopa böceği, yaprak ve çubuk taklitçiliği arasındaki boşluğu doldurur. Sopa ve yaprak melez böceği de denilebilir. Diğer sopa böcekleri gibi bu tür de Phasmatodea takımının bir üyesidir. Avustralya ve Yeni Gine yağmur ormanlarına özgü, kamuflaj yeteneğiyle öne çıkan, Avustralya bastonu, dikenli yaprak böceği ve Macleay’in hayaleti adlarıyla da bilinen büyük bir sopa böceği türüdür. Dişiler kurumuş, kıvrılmış yapraklara ve dallara benzerken, erkekler daha çok çubuk, sopa benzeri bir görünüme sahiptir ve uçabilirler. Macleay bu türü 1826’da Phasma tiaratum olarak tanımlamıştır. Extatosoma tiaratum, 1960’ların başlarından beri Avrupa’da yetiştirilen ilk böcek türlerinden biri olmuştur. Kendilerini tehdit altında hissettiklerinde ileri geri sallanarak, rüzgârda savrulan bir yaprak gibi görünmeye çalışırlar. Bilim insanları bu davranışa “yaprak salınımı” adını verir ve bu, avı tespit etmek için harekete güvenen kuşlar gibi görsel avcıları etkili bir şekilde yanıltır. Bu tür, bazı böceklerin hayatta kalma şansını artırmak için birden fazla kamuflaj stratejisini nasıl birleştirdiğini gösterir.
Dişilerin vücut uzunluğu yaklaşık 12-14 cm’dir, ancak dişi bireylerin uzunluğunu doğru bir şekilde ölçmek çok zordur, çünkü karınlarını her zaman yukarı doğru bükerler. Dişi bireyler arasında renk farklılığı vardır, koyu kahverengi, kırmızımsı kahverengi, açık kahverengi ve yeşilimsi dişiler bulunabilir. Başında, göğsünde, karnında ve bacaklarında çok sayıda yeşil diken bulunur. Antenleri kısadır, kısa ön ve arka kanatlara sahiptir. Yumurta doluyken karın bölgesi başparmak kalınlığındadır. Özellikle 5. ve 6. karın segmentlerinde olmak üzere, yanal, yaprak benzeri, dikenli loblar bulunur. Bacaklarda da belirgin şekilde gelişmiş, yaprak benzeri loblar vardır.
Erkeklerin vücut uzunluğu yaklaşık 9 – 10,5 cm’dir. Erkekler arasında renklenme tutarlıdır. Başında, göğsünde ve bacaklarında birkaç kahverengi diken bulunur. Antenler ön bacaklar kadar uzundur. Baş üzerinde belirgin ocelli (basit gözler) vardır. İyi gelişmiş, uzun kanatlar neredeyse karın bölgesine kadar uzanır. 5. ila 7. karın segmentinde yanal, yaprak benzeri loblar bulunur. Bacaklarda da yaprak benzeri loblar vardır. Arka kanatların anal bölgesi (zarsı kısım) açık-koyu karelidir, arka kanat eklemlerine yakın açık yeşil bir alana sahiptir.
Çocuk Sopa Böceği (Tropidoderus childrenii)
Halk arasında “Çocuk sopa böceği” olarak bilinen Tropidoderus childrenii, Avustralya’ya özgü, Avustralya’nın doğu ve güney kesimlerinin çoğunda bulunan bir sopa böceği türüdür. Kıyı ve iç kesimlerdeki okaliptüs ormanlarında yaşarlar. Çocuk (Children) sopa böceği, Hawaii’deki ve Avustralya’nın bazı bölgelerinde, çocukların rahatça tutabileceği uysal bir tür olması nedeniyle nispeten yaygın bir evcil hayvanıdır. Bu, erken Doğu Asyalı göçmenler tarafından getirilen bir alışkanlıktır. Çocuk sopa böceği Tropidoderus childrenii, John George Children’ın onuruna adlandırılmıştır ancak bu tür ilk kez 1833’te Gray tarafından tanımlanmıştır. John George Children, 1807 yılında bilim insanları için çok önemli bir kuruluş olan Royal Society’ye (Kraliyet Cemiyeti’ne) üye olmuş, birkaç yıl boyunca cemiyetin sekreterliğini yapmıştır. 1822’de British Museum’da çalışmaya başlamış, daha sonra Doğa Tarihi Bölümü’nde yardımcı küratörlük yapmıştır. 1833’te, günümüzde Londra Kraliyet Entomoloji Cemiyeti(Royal Entomological Society of London) olarak bilinen kuruluşun oluşturulmasına yardımcı olmuş ve ilk başkanı olmuştur. John George Children 1837’de Kraliyet Cemiyeti’nde Zooloji Bölümü Başkanı olmuş, 1840’ta emekli olduktan sonra yerine zoolog John Edward Gray geçmiştir. John George Children’ın adı, çocuk sopa böceğinden başka birçok hayvanın ve hatta bir mineralin adında anılmaktadır. Örneğin, Çocuk pitonu (Antaresia childreni) adı verilen bir Avustralya yılanı ve bir Kuzey Amerika uğur böceği (Exochomus childreni) bunların arasındadır. Ayrıca Childrenite (çocukit ) adında bir mineral de bulunmaktadır.
Çocuk sopa böcekleri (veya Sarı Kanatlı Hayalet ) genellikle yaklaşık 15 cm uzunluğa ulaşır hem erkek hem de dişilerin iki çift kanadı vardır. Karınları sarı ve yaklaşık 8 mm genişliğinde, antenler kısa, yaklaşık 20 mm uzunluğundadır. Dişiler genellikle güzel bir elma yeşili renktedir, ancak krem, açık kahverengi , çok açık pembe veya mor da olabilirler. Ön kanatlar kısa ve yeşil, arka kanatlar ise daha büyük, sarımsı renkte, şeffaftır ve tabanına yakın, parlak sarı ve koyu mavi ya da mor bir lekeye sahiptir. Bu koyu lekeler genellikle kanatlar aşağı katlandığında gizlenir. Kanatları yapraklara çok benzer. Yetişkin dişilerinin bacaklarında testere dişli yassı plakalar bulunur; bu çıkıntılar da tercih ettikleri besin olan okaliptüs yapraklarını taklit etmelerine yardımcı olur. Yapraklara o kadar çok benzerler ki, diğer sopa böcekleri onları kalabalık ortamlarda, özellikle de esaret altında, sıklıkla yiyecek sanır.
Erkekler dişilerden çok farklı görünebilir, çok ince yapılıdırlar ve açık kırmızımsı kahverengi renktedirler, kuru dallara benzerler. Erkekler güçlü uçucudurlar ve dişileri aramak için ağaçtan ağaca uçarlar. Yaz aylarında zaman zaman veranda lambalarının etrafında da görülürler. Dişiler, taşıdıkları çok sayıda yumurta nedeniyle oldukça ağır bir vücuda sahiptir ve bu nedenle pek uçamazlar. Ağaçların yükseklerinde kalırlar, orada beslenir ve yumurta bırakırlar. Dişinin bıraktığı yumurtalar küçük, oval ve gri renktedir. Yaprak döküntülerinin arasına düşerler ve orada yumurtadan çıkmayı beklerler. Yaklaşık 4 ay sonra yumurtalar çatlar. Nimfler açık yeşil renktedir, ancak soluk pembe/mor tonlarında da olabilirler. Çocuk Çubuk Böceği, kamuflaj konusunda ustadır ve okaliptüs ağaçlarının yaprakları arasında fark edilmeleri çok zordur. Nimflerin vücutlarının ortasından geçen uzun sarı bir çizgi ya da şerit bulunur; bu çizgi, okaliptüs yaprağının ortasından geçen damarın şekli ve rengiyle birebir aynıdır. Nimfler vücutlarını yaprağın ortasına yerleştirir, bacaklarını yanlarına yakın tutar ve vücutlarını yaprağın üzerine bastırırlar. Bu, yaprağın ortasında neredeyse görünmez olmalarını sağlar.
Çocuk sopa böceği rahatsız edildiğinde arka ayaklarını yapraklardan ayırırlar ve tekrar tekrar onlara vururlar. Arka kanatlarını yukarı ve aşağı doğru çırparak altında gizli olan parlak sarı ve koyu mavi lekeleri de ortaya çıkarırlar. Peygamberdevesi türlerinde bu tür eylemlerin kertenkele gibi yırtıcı hayvanları ürkütebildiği (deimatik davranış) gösterilmiştir ve bunun sopa böceği için de geçerli olduğuna inanılmaktadır. Dahası, Çocuk sopa böceği, tıpkı bir kertenkelenin kuyruğunu düşürebilmesi gibi, bir avcıdan kaçmak için bir veya daha fazla bacağını da koparıp düşürme (ototomi) yeteneğine sahiptirler.

Yaprak böcekleri ve sopa böcekleri dışında taklitçilik yetenekleri yüksek olan başka türler de bulunmaktadır. Aşağıda bu türlere yer verilmiştir.
Katydidler (Çayır veya Çalı çekirgeleri)
Katydidler (katididler), çekirgeler ve cırcır böcekleriyle akraba olan, Orthoptera (düz kanatlılar) takımına ait büyük bir böcek grubudur. Bazı katididler uzun ve ince yapıları nedeniyle uzun boynuzlu çekirgeler olarak adlandırılmıştır, ancak aslında katididler herhangi bir çekirge türünden çok cırcır böcekleriyle daha yakın akrabadır. Dünya çapında yaklaşık 6.400 türü bulunmaktadır ve en büyük çeşitlilik tropikal bölgelerde görülür. Kuzey Amerika’da yaklaşık 255, Orta Batı’da ise 20 katidid türü bulunmaktadır. Sınıflandırılmaları henüz tam olarak belirlenmemiştir ve taksonomistler sınıflandırma şemalarında farklılık göstermektedir.
Çoğu Kuzey Amerika türü Tettigoniidae familyasına ( eşanlamlısı Katydidae ) yerleştirilir ve çok çeşitli davranışlara ve fiziksel özelliklere sahip olan yedi ila on alt familyaya (alt aileye) ayrılır. Katididlerin yaygın olarak karşılaşılan alt familyaları arasında gerçek katididler (Pseudophyllinae), sahte katididler (Phaneropterinae),kalkan sırtlı katididler (Tettigoniinae ), çayır katididleri (Conocephalinae) ve koni başlı katididler (Copiphorinae, ancak bazen bunlar çayır katididlerine dahil edilir)bulunur. Tettigoniidae familyasının bir başka alt familyası Pterochrozinae (yaprak taklitçi katididler)’dir. Bu alt familya daha önce Pseudophyllinae alt familyası içinde bir grup ya da soy olarak sınıflandırılmıştır. Gerçek Pseudophyllinae (gerçek katydidler) dünya çapında bulunurken, Pterochrozinae grubu kesinlikle Neotropikaldir (yalnızca Orta ve Güney Amerika’da bulunur) ve böcek dünyasındaki en aşırı yaprak taklidi adaptasyonlarından bazılarını içerir.
Aşağıda, Tettigonioidea üst familyasındaki tek aile olan Tettigoniidae familyasının üyeleri olan, çalı cırcır böcekleri (Birleşik Krallık’ta ve avrupa’da bilinen adı) olarak da bilinen katydidlerin (ABD’de bilinen adı) bazı türleri ele alınmıştır.
Ölü Yaprak Katydidi (Typophyllum laciniosum)
Ölü yaprak katididi (Typophyllum laciniosum ) Orthoptera (düz kanatlılar) takımı, Tettigoniidae familyası, Pterochrozinae alt familyasına aittir. Typophyllum laciniosum ‘un başlıca eşanlamlıları Typophyllum acutum ve Typophyllum undulatum’dur. Neotropikal bölgelerde yaşayan ve olağanüstü “yaprak taklidi” yetenekleriyle, genellikle ölü veya çürüyen yapraklara benzerliğiyle bilinen bir çalı çekirgesi (katydid) cinsi olan Typophyllum, ilk defa Fransız entomolog Jean Guillaume Audinet-Serville tarafından 1838’de tanımlanmıştır. Typophyllum laciniosum türü ise ilk kez 1927’de Fransız böcek bilimci Paul Vignon tarafından tanımlanmıştır. Güney Amerika’nın nemli bulut ormanlarında ve Amazon havzasında yaşar. İnanılmaz kamuflaj yetenekleriyle ve adeta “ısırılmış”, çürümüş yaprakları taklit eden görünüşleriyle bilinirler. Kahverengimsi kanatlarında bulunan damarlar, delikler ve kıvrımlı kenarlar, kurumuş tropikal yaprakları mükemmel bir şekilde taklit eder. Bu tür, birbiriyle akraba olmayan hayvanların benzer özellikler geliştirmesi olarak tanımlanan yakınsak evrim örneğidir. Orman örtüsü arasında dinlenirken neredeyse görünmez hale gelir. Dinlenme halindeyken, tamamen hareketsiz kalır, bu da kamuflajını daha da güçlendirir ve avcıların onu fark etmesini daha da zorlaştırır. Dahası, bu katidid bacaklarını içe doğru kıvırıp antenlerini sabit tutarak düşmüş yaprakların duruşunu taklit eder.
Yaprak Katydidi (Küçük Yürüyen Yaprak)Typophyllum lunatum
Orthoptera takımının Tettigoniidae familyası, Pterochrozinae alt familyasına ait olan bir diğer türdür. Küçük yürüyen yaprak ya da yaprak katididi (tür adı Typophyllum lunatum, eşanlamlısı Typophyllum mortuifolium’dur) tıpkı ölü yaprak katididi (Typophyllum laciniosum ) gibi, Neotropikal bölgelerde yaşayan ve kamuflaj yeteneğiyle bilinen olağanüstü türdür. Vücut yapısı, damarlı kanatları ve hatta kenarlarındaki çürük, yıpranmış doku görünümüyle çürüyen veya kurumuş ağaç yapraklarını kusursuz bir şekilde taklit eder. Başta Kolombiya, Ekvador (Amazon bölgesi) ve Fransız Guyanası olmak üzere Güney Amerika’nın tropikal yağmur ormanlarında yaşar. Kanat açıklığı yaklaşık 45 mm civarındadır.
Kuzey Amerika Çalı Katydidi (Pterophylla camellifolia)
Orthoptera takımındaki Tettigoniidae (katydidler) familyasına, Pseudophyllinae alt familyasına aittirler. Kuzey Amerika Çalı Katydidi denilen bu türün yeşil kanatları neredeyse tamamen yapraklara benzer. Diğer yaygın isimleri Kuzey katydidi, Gerçek katydid, Kaba Kanatlı katydid olan türün sinonimi (eş anlamlısı) Locusta camellifolia’dır.
Bu özel katidid türü, kanatların oluşturduğu kamburumsu, tümsek şeklindeki yapı; belirgin kanat damarları ve pronotumda (baş ile kanatlar arasındaki yaka benzeri plaka) yan yana uzanan iki oluk ile tanımlanır. Yaprak yiyicidirler ve ağaç tepelerinde avlanan çok sayıda kuş, yılan ve diğer yırtıcı hayvanlar tarafından avlanırlar. Yoğun şekilde avlanıyor olabileceklerine dair bir ipucu da mükemmel kamuflaj yetenekleridir. Parlak yeşil rengi çevredeki yapraklarla uyum sağlar ve kanatları da yapraklar gibi damarlıdır. Bu şekilde yaprakları taklit ederek avcılardan korunur ve hayatta kalırlar. Yüksek sesli, sürekli ve ısrarcı çağrı şarkılarıyla dikkat çekerler. Uzunluğu yaklaşık 7 santimetre (bacaklar, kanatlar veya antenler hariç) olan bu çekirgeler hiç görülmese bile, sıcak yaz gecelerinde ağaçların tepesinden çıkardıkları yüksek sesli “ka-ti-did” hecelerine benzer çiftleşme çağrıları mutlaka duyulur. Genellikle yüksek ağaç tepelerinde kaldıkları için, sonbahardaki serin havalar onları sakarlaştırıp giderek daha fazla yere konmalarına neden olana kadar insanlar onları nadiren görür. Kuzey katididleri yavaş yürürler ve yalnızca korktuklarında zıplama eğilimindedirler. Kanatlar esas olarak paraşüt görevi görerek, zıpladıktan sonra düşüşlerini yavaşlatır.
Valentine Katydid’i (Pycnopalpa bicordata)
Bu da diğerleri gibi Orthoptera takımı, Tettigoniidae familyasına ait bir yaprak katydid türüdür. Alt familyası Phaneropterinae’dir. Phaneropterinae (Çalı/Yaprak Katydidleri), 2.000’den fazla tür içeren en büyük alt familyadır. Güney ve Orta Amerika’da yaygın olarak bulunan bu narin böcekler, geniş, yapraklara benzeyen kanatlarıyla dikkat çekerler. İlk kez 1825 yılında Saint-Fargeau ve Audinet-Serville tarafından tanımlanmıştır. Tropikal yağmur ormanlarında yaygın olarak bulunurlar; Panama’daki Barro Colorado Adası gözlemler için dikkate değer bir bölgedir. Çoğunlukla otçuldurlar ve yaprak döken tropik ağaçların yapraklarıyla beslenirler. Geceleri aktiftirler. Bireyler 85 mm’ye kadar büyüyebilir. Diğer katididler gibi erkekler de eşlerini etkilemek için stridülasyon kullanarak (kanatlarını birbirine sürterek) yüksek sesli şarkılar üretirler.
Nadir görülen pembe renk varyasyonları nedeniyle genellikle Sevgililer Günü ile ilişkilendirilen ve Valentine (Sevgililer Günü) Katydidi ya da “Kalp lekeli çalı katydidi” olarak anılan Pycnopalpa bicordata, görünüm ve davranış bakımından diğer katididlerden farklıdır. Çoğu katidid gibi yaprak taklidi konusunda uzmandır, ayrıca bu türün sırt bölgesinde (pronotum) türe adını veren belirgin, kalp şeklinde iki adet leke bulunur. Bu türün bireyleri özellikle nimf (yavru) evrelerinde yapraklara inanılmaz bir benzerlik gösterir. Parlak yeşil kanatları ve şeffaf hücrelerin etrafındaki kahverengi kenarları (ki bunlar yaprak dokusunun yenmiş kısımlarını ya da güneş yanığı hasarını temsil eder) sayesinde bir yaprağa çok benzerler. Yetişkin aşaması, nimf evresinin ustaca tasarlanmış yapısına kıyasla sönük kalır.
Büyük Açı Kanatlı Katydid (Microcentrum rhombifolium)
Microcentrum rhombifolium, Orthoptera takımı, Tettigoniidae (katydidler) familyası, Phaneropterinae alt familyasına ait yaprak taklitçi bir böcek türüdür. Yaygın adları arasında büyük açı kanatlı katidid, geniş kanatlı katidid ve köşeli kanatlı katidid bulunur. Geniş kanatlarında onları mükemmel yaprak taklitleri yapan farklı açılar vardır. Bu tür genellikle koyu, çimen yeşili renktedir, yüzünde, ön ve orta bacaklarında ve pronotumun ön yarısında sarı-yeşil tonlar bulunur. Kuzey Amerika’da ağaçlarda ve çalılarda yaşarlar, otçuldurlar. Gece aktiftirler. Bu tür katididler arasında yaprağa en fazla benzeyenlerden biridir ve çoğunlukla yaprak döken ağaçlarda bulunur. Yetişkinlerinin baş kısmından kanat uçlarına kadar olan uzunluğu 52-63 milimetreye ulaşır. Özellikle dişiler çok ağırdır. Yeşil renkleri yaprakları taklit eder. Hem büyük nimfler hem de yetişkinler, özellikle Büyük Kara Tavşan Arısı gibi sphecid yaban arıları olmak üzere birçok hayvan tarafından avlanabilir. Yetişkinler zorlandıklarında uçabilirler, ancak genellikle dikkat çekmemek için bunu yapmazlar, yavaşça sürünerek hareket ederler. Yetişkinler yaz sonu ve sonbaharda aktiftir. Kuzey Florida’da genellikle Haziran-Ağustos ve Ekim-Kasım ayları arasında olmak üzere yılda iki nesil görülür. Kanatlardaki karmaşık damar deseni, bir yaprağın görünümünü mükemmel bir şekilde taklit eder.
Büyük açı kanatlı katididin erkekleri iki tür ses çıkarır. Birincisi, aralarında yaklaşık 2-3 saniyelik aralıklarla, eşit ve düzenli aralıklarla verilen, sona doğru hızlanan bir dizi “tık” sesidir. Bu şekilde aralıklı bir şarkı üretmek, muhtemelen avcıların böceği kolayca bulmasını engeller. Bu çağrı ya da sesler çiftleşmeye hazır dişilerin şarkı söyleyen erkeğe yaklaşmasına neden olur. İkinci çağrı türü, birkaç saniyede bir verilebilen tek ve kesik bir “dzt” veya “tsip” sesidir. Bu çağrının, yakın mesafedeki rakip erkekleri caydırmak için kullanılan ve uzaklaşmaları gerektiğini belirten agresif (saldırgan) bir sinyal olduğuna inanılmaktadır.
Büyük kanatlı katididler orman kenarlarında, kırsal bölgelerde arka bahçelerde, avlularda ve hatta açık alanlardaki tek başına olan ağaçlarda bulunabilir. Geceleri ışıklara doğru yönelirler, ancak sayıları fazla değildir. Onları yakalamak zordur çünkü ağaçların ve uzun çalılıkların tepelerinde tüner, ancak bazen yakalanabilecek kadar alçakta bulunabilirler. Onları bulmanın en iyi yolu geceleyin, seslerini dinlemek ve iyi bir el feneri kullanmaktır. Tiz sesleri ya da yüksek perdeli tıkırtıları varlıklarını ele verir.

Diğer Yaprak Taklitçileri
Orkide Peygamberdevesi (Hymenopus coronatus)
Orkide Peygamberdevesi ya da diğer adıyla Malezya Orkidesi Peygamberdevesi’nin bilimsel adı Hymenopus Coronatus’tur. Birincil bilimsel eşanlamlısı Hymenopus bicornis’tir. Mantodea takımı (Peygamberdeveleri takımı), Hymenopodidae familyası (Orkidemantisgiller), Hymenopodinae alt familyasına aittirler. Bu böcekler her ne kadar tam anlamıyla yaprak gibi görünmeseler de, çiçeklere benzeyecek şekilde adapte olmuşlardır. Etkileyici olduğu kadar güzel de olan orkide peygamberdevesi, Güneydoğu Asya’ya (Hindistan, Malezya, Tayland, Java, Endonezya, Brunei ve Borneo’nun yağmur ormanları) özgüdür. Papaya ağaçlarında, orkidelerde veya çiçekli frangipani ağaçlarında bulunabilir. Bacaklarındaki çiçek yapraklarına benzeyen büyük loblarla karakterize edilen, yetiştikleri ortama uyum sağlamasını sağlayan çarpıcı pembe ve beyaz bir peygamberdevesi olan Orkide Peygamberdevesi’ne, Malezya orkide dua peygamberdevesi ve pembe orkide peygamberdevesi gibi isimler de verilir. Hayvanlar alemindeki çiçek kamuflajının en güzel ve kesin örneklerinden biri olarak kabul edilir ve başının taç benzeri şekli nedeniyle sıklıkla “yürüyen çiçek” veya kısaca “taçlı” peygamberdevesi olarak anılır.
Bu böcekler “agresif mimikri” adı verilen bir yöntem kullanırlar. Agresif mimikri (taklit), normal taklitten farklıdır çünkü tek amacı kendini kamufle etmek değil, aynı zamanda avını da çekmektir. Orkide peygamberdeveleri, beyaz ve pembe çiçeklerin arasında oturarak ve burada çiçek yapraklarını taklit ederek polen yayan böceklerin, meyve sinekleri gibi uçan daha küçük böceklerin kendilerine yaklaşmasını beklerler. Av olan böcek, peygamberdevesinin orkide çiçeklerinin arasında saklandığını fark edemeden, genellikle iş işten geçmiş olur. Orkide peygamberdevesi tehdit edildiğinde ya avcıyı şaşırtmaya ya da korkutmaya çalışır. Avcıları arasında kertenkeleler, gekolar, sıçrayan örümcekler, kurbağalar, kuşlar, kemirgenler, yarasalar ve sivri fareler bulunur.
H. coronatus, peygamberdevesi türleri arasında en belirgin cinsel dimorfizm gösteren türlerden biridir. Dişilerin boyu 7 cm kadardır, erkekler genellikle dişilerin yarısından daha küçüktür (yaklaşık 2,5 cm). Türün erkekleri, boyutlarının küçük olması nedeniyle çok daha hızlı olgunlaşır ve dolayısıyla çok daha kısa ömürlü olur. Genç nimfler, turuncu ve siyah gövdeleriyle karıncalara benzer. Peygamberdevesi büyüdükçe, rengi her deri değişiminde çevresinin rengine daha çok benzemeye başlar. Nem ve ışık yoğunluğunun, yetişkinin nihai renginde büyük rol oynadığı düşünülmektedir.
Hayalet Peygamberdevesi (Phyllocrania paradoxa)
Hayalet peygamberdevesi (Phyllocrania paradoxa) gibi yaprak taklitçisi peygamberdeveleri, avlarını pusuya düşürmek için kamuflajlarını kullanan yırtıcı böceklerdir. Mantodea takımı (Peygamberdeveleri Takımı), Hymenopodidae Familyası, Phyllocraniinae alt familyasına aittirler. Yaşam döngüleri yumurta, larva ve ergin evrelerinden oluşur. Zararlı böcek popülasyonlarını kontrol etmede faydalıdırlar ve bilinen bir zarara neden olmazlar. Hayalet peygamberdevesi, koyu renkli ve yaprak benzeri desenlerle kaplı vücuduyla kurumuş yaprakları taklit eder. Başında, vücut hatlarını daha çok yaprağa benzetmeye yardımcı olan çarpıcı, asimetrik bir koni veya tepe bulunur. Bu şekilde, doğal yaşam alanı olan Madagaskar ve Afrika ormanlarındaki kuru açık alanlarda, ağaçlarda, çalılarda ve fundalıklarda yaşar, dökülmüş yapraklar arasında kamufle olur. Böcek yiyen kuşlar gibi avcılardan gizlenerek kendi avını bekler. Meyve sinekleri ve diğer uçan böcekler, un kurtları ve yavru cırcır böcekleri de dahil olmak üzere çeşitli böcekleri yemeyi sever. Tehdit edildiğinde, genellikle yerde hareketsiz yatar ve dokunulsa bile kıpırdamaz veya avcıları korkutmak için hızla kanatlarını açar.
Bu peygamberdevesi türünün en yaygın rengi koyu kahverengidir, ancak bazen açık kahverengi, kırmızımsı kahverengi veya hatta yeşil örneklerine de rastlanabilir. Derinin rengi çevreye bağlıdır; daha nemli bir ortam daha yeşil bir birey sağlar, ancak bazıları renk değiştirmeye diğerlerinden daha yatkındır. Yetişkin halde yaklaşık 5 cm uzunluğundadır ve cinsiyetler arasında vücut büyüklüğünde çok az fark vardır. Erkekler dişilerden çok daha hafiftir, daha ince yapılıdır ve karın bölgesini geçen uzun kanatlara sahiptir. Dişiler erkeklerden daha büyük ve daha iridir. Ayrıca daha geniş bir ön göğüsleri vardır ve kanatları sadece karın bölgesinin sonuna kadar uzanır, daha öteye gitmez. Yetişkin erkeklerin antenleri dişilerinkinden çok daha uzundur. Cinsiyetler arasındaki fark, daha yaşlı nimf evresindeyken de görülebilir, çünkü erkeklerin başlarında daha girintili bir uzantı vardır. Erkeklerin vücut kenarları da dişilere göre daha girintilidir.
Hint Yaprak Kanatlı Kelebeği (Kallima paralekta)
Lepidoptera takımı (pul kanatlılar), Nymphalidae (fırça ayaklı kelebekler) familyasına ait olan Hint Yaprak Kanatlı Kelebeğe verilen bir başka ad Malaya yaprak kanatlı kelebeğidir. Güneydoğu Asya ve Endonezya’ya özgü, inanılmaz kamuflaj yeteneğiyle bilinen ünlü bir kelebek türüdür. Tropikal orman bölgelerinde yaşarlar ve gri, kahverengi, kırmızı, zeytin yeşili ve soluk sarı dahil olmak üzere çeşitli renklerde bulunurlar. Kanatlarındaki renk tonlamaları, yaprak orta damar ve yaprak sapları gibi yaprak özelliklerini taklit eder. Bu renk tonlamalarında genellikle ölü yaprakların üzerinde büyüyen küf veya diğer mantarlara benzeyen lekeler bulunur. Kanatları kapalıyken kusursuz bir şekilde kuru, ölü bir yaprağı taklit ederek kendini kamufle eder. Yaprakların arasında saklandığı zaman neredeyse fark edilmesi imkânsızdır. Kanatları açıkken çarpıcı, yanardöner bir renk paleti ortaya çıkar. Hint yaprak kanatlı kelebeği, çiçek nektarını tüketmek yerine çürümüş meyveleri yemeyi tercih eder.
Hint Meşe Yaprağı Kelebeği (Kallima inachus)
Hint Meşe Yaprağı Kelebeği (Kallima inachus) Lepidoptera takımı, Nymphalidae familyasına ait bir başka türdür. Myanmar, Çin, Hindistan, Japonya, Tayland ve daha birçok ülkede bulunur. Kallima inachus’un (genellikle turuncu meşe yaprağı kelebeği veya ölü yaprak kelebeği olarak bilinir), Paphia inachus ve Kallima formosana dahil olmak üzere tanınmış birkaç bilimsel eşanlamlısı vardır. Diğer bazı örnek türlerin aksine, turuncu meşe yaprağı kelebeği canlı yeşil bir yaprak yerine ölü ya da kuru bir yaprağı taklit eder. Kanatlar kapalıyken, sadece gizemli alt yüzey desenleri görülebilir; bu desenler, bisküvi, bej, kahverengi, sarı ve siyah renklerdeki düzensiz şekiller ve çizgilerden oluşur. Kanat damarları koyulaşarak bir yaprağın damarlarına benzer. Kuru yapraklara olan benzerliği (kamuflajı) son derece gerçekçidir ve bu türün “meşe yaprağı” veya “ölü yaprak” olarak adlandırılmasına neden olur. Kanatlar açıkken ön kanatlarda siyah uçlar, turuncu şeritler ve koyu mavi tabanlar görülür. İki adet beyaz göz bulunur; biri üst kısımdaki siyah şeridin kenarı boyunca, diğeri ise turuncu ve koyu mavi alanın sınırında yer alır. Arka kanatlar daha düzgün bir mavi renktedir, ancak uçları boyunca dağınık kahverengi lekeler bulunur. Kuşlar, örümcekler ve diğer böcekler tarafından avlanır. Ancak bu küçük kelebeğin birden fazla savunma mekanizması vardır. Kamuflajına ek olarak, inanılmaz derecede iyi uçar ve tehdit edildiğinde olağanüstü savunma manevraları yapabilir.
Dev Baykuş Kelebeği ( Caligo eurilochus)
Bu tür de Nymphalidae familyasına aittir. Orman devi baykuş kelebeği” olarak da bilinen bu türün adı bazen “Caligo eurylochus” şeklinde yazılır. Doğru yazılışı Caligo eurilochus’tur, “y” ile yazılan (Caligo eurylochus) yazım şekli, bilimsel literatürde, eski taksonomik metinlerde ve bazı stok fotoğraf sitelerinde sıkça görülen tarihsel bir yazım hatasıdır. Orta ve Güney Amerika yağmur ormanlarında yaşayan devasa bir kelebek türüdür. Kanat açıklığı 15 ile 17 santimetreye kadar ulaşabilir. Arkadaki kanatlarında bulunan devasa göz benekleri (ocelli) ile bir baykuşun gözlerini ve yüzünü kusursuz bir şekilde taklit eden ikonik bir savunma mekanizmasına sahiptir. Kanat altındaki büyük, koyu renkli ve sarı halkalarla çevrili göz benekleri, kuşlar ve küçük memeliler gibi avcılar için anlık bir caydırıcı etki yaratır. Avcılar bu deseni bir baykuşun veya amfibinin yüzü olarak algılar ve saldırıdan vazgeçebilir. Bu büyük benekler aynı zamanda yırtıcıların dikkatini kelebeğin savunmasız vücudundan veya başından uzaklaştırıp, kanatların uç kısımlarına çeker. Avcı genellikle göz beneğine saldırdığında, kelebek sadece küçük bir kanat parçası kaybederek kurtulabilir. Kelebeğin kanatlarının kapalı duran dış kısımları, yaprak çürüklerini ve ağaç kabuğunu andırır. Durgun haldeyken yaprağa benzeyen bu kamufle duruş, ani bir tehdit anında kanatların açılarak “baykuş gözlerinin” gösterilmesiyle eşsiz bir savunma döngüsü oluşturur. Bu, Batesian mimikri olarak bilinen bir adaptasyondur; birçok küçük kuş, baykuştan uzak durmaya şartlanmıştır.
Ölü Yaprak Çekirgesi (Chorotypus saussurei)
Ölü Yaprak Çekirgeleri (Chorotypus saussurei) , Orthoptera takımı, Chorotypidae familyasında (yaprak benzeri çekirgeler) yer alırlar. Vücut uzunluğu genellikle yaklaşık 20 mm’ye ulaşır. Hindistan, Malezya ve Hindiçin’de (Çinhindi’nde) bulunurlar. Çoğu karada yaşarken, birçoğu da yarı suculdur. Kendilerini iyi bir şekilde kamufle ederler. Görünüşündeki detaylar gerçekten etkileyicidir. Ölü yaprak çekirgesinin vücudunun yanları, damarları açıkça görülebilen, kıvrılmış iki kahverengi, kurumuş yaprağa benzer. Bu böcek, bir yaprak yığınının arasında duruyor olsa, onu ayırt etmek deneyimli bir böcekbilimci için bile neredeyse imkansız olur.
Ölü Yaprak Güvesi (Uropyia meticulodina)
Ölü yaprak güvesi (Uropyia meticulodina) adlı bu tür, Lepidoptera takımı, Notodontidae familyasına aittir ve çoğunlukla orta ila büyük boyutlu güvelerdir. Tayvan ve Çin’e özgü olan bu güveler dünyanın sunabileceği en çarpıcı evrim örneklerinden biridir. Dinlenme halindeyken, bu güvenin kapalı arka kanatları ön kanatlarından dışarı çıkarak çatı benzeri bir şekil oluşturur, kuru, kıvrılmış, ölü, kuru bir yaprak gibi görünür, bu yüzden “Ölü yaprak güvesi “ adını almışlardır. Bu taklit o kadar başarılıdır ki, uzmanlar bu güveleri doğal yaşam alanlarında bulmakta zorlandıklarını belirtmektedir. Bu güveler tehlikenin yakınlarda olduğunu hissettiklerinde, çok hareketsiz ve sessiz hale gelirler. Bu genellikle avcılarını kandırmak için yeterlidir, avcılar onları fark etmeden yanlarından geçerler. Yetişkin güveler çoğunlukla gececidir; ağız parçaları neredeyse tamamen körelmiştir ve beslenemezler, bu nedenle ömürleri kısadır. Larvalar yoğun bir şekilde kıllarla kaplıdır; bu kılların bazıları zehirlidir ve insanlarda cilt tahrişine neden olabilir. Larvalar, iştahlı bir şekilde yapraklarla beslenir ve beslenme alışkanlıkları oldukça çeşitlidir. Bazı sürü halinde yaşayan türler, bazı bölgelerde bir numaralı orman zararlısı olarak kabul edilir.
Lale Ağacı Güzeli (Epimecis hortaria)
Lale ağacı güzeli (Epimecis hortaria), Lepidoptera takımı Geometridae familyasının en büyük güve türlerinden biridir. Geometridae familyası, bazıları ciddi tarımsal zararlılar olan tırtıllarıyla ünlüdür. Ennominae alt familyasında (Geometridae içindeki en büyük alt familya) bulunan bu güve, ağırlıklı olarak Kuzey Amerika’nın doğusunda, güney Kanada’dan Florida’ya ve Teksas’a kadar uzanan bölgelerde bulunur. Lale ağacı güzeli, geniş kanatları ve bir kelebeği andıran dar gövdesiyle diğer birçok tırtıl güvesine benzer. Kuzey eyaletlerinde Mart sonundan Ekim başına kadar uçarken görülebilirler; ancak Florida’da yıl boyunca uçabilirler. Yetişkinler gece aktiftir ve tıpkı imparator güveleri gibi ışığa aşırı derecede ilgi duyarlar (bu durum, şehirlerdeki popülasyonları için önemli bir dezavantajdır). Kanat açıklığı 43-55 milimetredir. Olgunlaşmamış tırtıllar Asimina triloba (Amerikan papayası), Populus (kavak) türleri, Sassafras albidum (sassafras), Liriodendron (lale ağacı), Lindera benzoin (baharat çalısı) ve Magnolia türleri de dahil olmak üzere yaprak döken ağaçlarda beslenirken bulunabilir. Larvaların rengi, konak bitkiye bağlı olarak koyu kahverengiden, koyu turuncuya ve hatta açık yeşile (Sassafras’ta bulunur) kadar değişebilir. Kalın gövdeli tırtılın şişkin bir üçüncü torasik segmenti vardır ve bu da tırtıla “boyun kamburu” görünümü verir.
Epimecis cinsinin temsilcileri mükemmel kamuflaj uzmanlarıdır ve ağaç gövdeleri ve diğer arka planlarla mükemmel bir şekilde uyum sağlarlar. Kanatlarının oldukça değişken ve kamuflajlı yapısı, ağaç gövdelerine konduklarında onları görmeyi zorlaştırır. Ancak ironik bir şekilde, lale ağacı gövdelerinde iyi kamufle olamazlar. Lale ağacı güzeli türü de dahil olmak üzere birçok tırtıl, dal taklidi yapma konusunda olağanüstüdür. Gri veya kahverengi tonlarında çizgileri vardır. Vücutlarının belirli segmentleri ve duruşları, tamamen küçük bir ağaç dalı gibi görünmelerini sağlar.

Doğanın Aldatma Sanatı: Yaprakları Taklit Eden Böcekler

Özet
Yaprak taklitçiliği en çok böceklerde yaygındır. Yaprak taklidi yapan en bilinen böcekler arasında yaprak böcekleri, sopa böcekleri, katydidler, peygamberdeveleri, kelebekler, çekirgeler ve güveler yer alır. Bu böcekler dışında bazı hamamböcekleri, kızılağaç sinekleri ve suikastçı ya da katil böcekler gibi başka omurgasız hayvanlar da yapraklara benzer görünümleriyle ya da taklitçilikleri ile avcılarından korunmaya, onları pusuya düşürmeye çalışırlar. Yaprak taklitçiliği sürüngenler, amfibiler ve hatta balıklar gibi omurgalı hayvanlarda da gözlemlenir. Avcılarla dolu bir dünyada bu canlıların kamuflajları sadece etkileyici değildir, hayatta kalmaları için de önemlidir, ayrıca bize doğanın en inanılmaz hayvanlarının çoğu zaman göz önünde saklandığını hatırlatır. Bu canlıların oynadığı rolü anlamak, yalnızca onların korunması için değil, aynı zamanda sağlıklı ekosistemleri destekleyen biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülmesi için de hayati önem taşımaktadır.

Kaynakça:

https://a-z-animals.com/animals/insects/insect-facts/insects-that-look-like-leaves/
https://www.thoughtco.com/animals-that-mimic-leaves-373903
https://m.i133.com/news/7986.html
https://www.wildlifenomads.com/blog/types-insect-leaf/
https://www.wildlifenomads.com/blog/types-insect-leaf/
https://listelist.com/yapraga-benzeyen-hayvanlar/
https://bilimteknik.tubitak.gov.tr/wp-content/uploads/sites/154/2025/09/84be82b5-397c-4ab9-9314-461a49e68864-1.pdf

Yazar: Müşerref ÖZDAŞ

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku