Prolaktin Seviyeleri ile İlişkili Sağlık Koşulları

Kadınlar hamilelik dönemlerinde ve emzirme sürecinde daha yüksek prolaktin seviyelerine sahiptirler. Bunun yanında prolaktin seviyelerinin ilişkili olduğu başka sağlık koşulları ve etkileri de bulunmaktadır. Bu yazımızda prolaktin seviyelerine ilişkili olan sağlık koşulları hakkında bilgiler ve yapılan araştırmalar hakkında bilgiler bulunmaktadır.

1) Azalan Doğurganlık

Emzirme döneminde yüksek prolaktin, doğurganlıkta geçici bir düşüşe neden olmaktadır ve bu da anneyi yeni bir hamilelikten korumaktadır. Hamile kalmaya çalışan kadınlarda yüksek prolaktin düzeyleri yumurtlamayı önlemekte, seks hormonlarını ve hamilelik şansını azaltmaktadır. Prolaktin düşürücü tedavi 32 infertil kadında östradiolü anlamlı olarak arttımıştır. Hamilelik sırasında, anormal derecede yüksek prolaktin seviyeleri kendiliğinden düşük riskini artırmaktadır. Bu sorunu olan 352 hamile kadında yapılan çalışmada, prolaktin düşürücü bir ilaç başarılı bir hamilelik şansını % 33 artırmıştır. Düşük yapan kadınların PRL değerleri daha yüksek çıkmış, fakat daha küçük bir çalışma bu bağlantıyı doğrulayamamıştır.

2) Kilo Alma

Prolaktin, leptin direncine neden olarak iştahı ve yiyecek alımını arttırmaktadır. Bu etkinin hamilelik sırasında ekstra enerji ve besin sağlaması amaçlanmıştır ancak yüksek prolaktinli her koşulda ortaya çıkmaktadır. Yüksek prolaktin nedeniyle artan insülin sekresyonu ve glukoz duyarlılığı kilo alımına katkıda bulunmaktadır. Prolaktin salgılayan tümörleri veya prolaktinomları olan 78 kişi üzerinde yapılan bir çalışmada, obezitenin yüksek prolaktin ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca bu hastaların prolaktin seviyeleri normale döndüğünde, % 70 kilo vermeyi başarmıştır. Daha küçük bir çalışma prolaktinomu olan birçok kişinin obez olduğu gözlenmiştir. Ancak bu sefer prolaktin seviyelerindeki azalma kilo kaybını etkilememiştir.

3) Otoimmün Hastalıklar

Optimal prolaktin seviyeleri bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Hiperprolaktinemi’de bu etki abartılmıştır ve otoimmün gibi farklı hastalıklarda rol oynamaktadır. Bu hastalıklar aşağıdaki gibidir:
• Hashimoto hastalığı
• Lupus
• Romatoid artrit
• Sedef hastalığı ve psoriatik artrit
Bazı durumlarda prolaktin düşürücü ilaçlar semptomları iyileştirmektedir ve hastalığın ilerlemesini durdurmaktadır. Lupuslu kişilerde sıklıkla prolaktin düzeyi yüksek olmaktadır ve bu yüzden prolaktin seviyeleri arttıkça, daha şiddetli semptomlar yaşamaktadırlar. Ayrıca bu bağlantı özellikle hamile kadınlarda güçlüdür. Prolaktin’in kadın baskın rolü, kadınların neden otoimmün hastalıklardan muzdarip olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu da açıklamaktadır.

4) Mood Salıncaklar ve Davranış

Prolaktin normal seviyeleri, özellikle hamilelik sırasında ve sonrasında stresle mücadele etmektedir ve ruh sağlığını desteklemektedir. Bununla birlikte, aşırı seviyeler duygu durum dalgalanmalarına ve zihinsel bozuklukların kötüleşmesine neden olmaktadır. Klinik çalışmaların gözden geçirilmesine göre, yüksek prolaktin (PRL) hem kadınlarda hem de erkeklerde anksiyete ve depresyon riskini artırmaktadır. Yapılan bir çalışmada yüksek PRL seviyelerini düşürmek bazı hastalarda semptomları anlamlı şekilde iyileştirmiştir. 25 depresyon hastası üzerinde yapılan bir çalışmada, bazı semptomlar, ayrılma hisleri gibi prolaktin düzeyleriyle ilişkili olduğu gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, 160 hastanın iki çalışmasında bu hormon ile depresyon arasında bağlantı bulunamamıştır. Prolaktin parçalarının daha küçük parçalara bölerek oluşan moleküller (vazinhibinler), sıçanlarda anksiyete ve depresyonu tetiklediği gözlemlenmiştir. Yüksek prolaktin, muhtemelen çocuklarını her ne pahasına olursa olsun korumanın bir aracı olarak anneleri hırçınlaştırabilir. Erkekler üzerinde aynı etkiye sahip görünmemektedir. Özetle, yüksek prolaktin ruh halini ve davranışını bozmaktadır, ancak araştırmalar sonuç çıkarmak için çok sınırlıdır.

5) Meme Kanseri

6.000’den fazla kadınla yapılan gözlemsel bir araştırmaya göre, yüksek prolaktin seviyeleri % 50’ye varan oranda meme kanseri oranlarıyla ilişkili olduğu bulunmuştur. İincelendiğinde, östrojen reseptörü pozitif (ER +) ve metastatik tümörleri olan menopoz sonrası kadınlar için en güçlü bağ olduğu tespit edilmiştir. 2.000 kadın üzerinde yapılan iki çalışma aynı sonuca varmış ve en yüksek oranla en düşük prolaktin değerleri için % 30-60 oranında artış göstermiştir.

6) Kemik Kaybı

Yüksek prolaktin doğumdan sonra artmaktadır, PTH içermeyen, kemiklerden kalsiyum sütü üretimi için uygun hale getirmektedir. Kronik hiperprolaktinemi vakalarında, bu kemik kaybına neden olmaktadır ve her iki cinsiyette de kırık riskini artırmaktadır.

7) Migren

56 hasta üzerinde iki küçük klinik çalışmaya göre, yüksek prolaktin (150 ng/mL) migren atakları ile ilişkilidir. Prolaktin düşürücü tedavi bazı hastalarda semptomları iyileştirmiş ve migren sıklığını azaltmıştır.

8) Tansiyon ve Kalp Hastalıkları

Vücut, prolaktin moleküllerini vasinhibinlere, kan damarlarının büyümesini ve sızmasını azaltan daha küçük peptitlere bölmektedir. Hiperprolaktinemi ve oksidatif stres vazoinhibinleri arttırır, kan damarı büyümesini bozar ve hamilelik sonrası kalp hastalığı riskini arttırmaktadır. Prolaktin düşüren ilaçlar, bu durumdaki hayvanlarda ümit verici sonuçlar göstermiştir. Fareler üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, aşırı vazoinhibinler, nitrik oksit üretimini bloke ederek kan basıncını da artırmıştır. Bununla birlikte, bazı araştırmacılar vazoinhibinlerin her zaman kan prolaktin ile ilişkili olmadığını vurgulamış ve düzeylerini doğrudan izlemeyi önermiştir.

9) Diğer

7.000’den fazla denekle ilgili gözlemsel bir çalışma, hiperprolaktineminin genel mortalite üzerindeki etkisini araştırmıştır. Araştırmacılar, ölüm oranları ile yüksek prolaktin arasında bir bağlantı bulmuşlardır:
• Hipotiroidi
• Büyük prolaktin salgılayan tümörler (makroprolaktinomlar)
• İlaçlar
Ancak, yüksek prolaktin’in birinin ölme şansı üzerinde doğrudan bir etkisi olmadığı belirtilmiştir. Bunun yerine, altta yatan hastalığın muhtemelen bir etkisi bulunmaktadır. İlacın neden olduğu hiperprolaktinemili hastalar da daha yüksek oranlara sahiptir. Bı hastalıklar şunlardır:
• Şeker hastalığı
• Kalp hastalığı
• Enfeksiyonlar
• Kemik kırıkları

Yüksek Prolaktin Üreme Sağlığını Destekleme Yolları

Prolaktin seviyeleri üreme sağlığının bir işaretidir. Yüksek prolaktinleri dengeleyebilecek üreme sağlığını geliştirmek için tedavi seçenekleri ve tamamlayıcı yaklaşımlar bulunmaktadır. Çalışmalar, çeşitli diyet ve yaşam tarzı faktörlerinin prolaktin azaltabileceğini öne sürse de, ek geniş ölçekli klinik çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca kişi günlük rutininde büyük değişiklikler yapmadan önce muhakkak uzman bir doktorla konuşmayı unutmamalıdır. Yüksek prolaktin üreme sağlığını destekleme yolları bulunmaktadır ve bunlardan bazıları aşağıdaki gibidir:

İlaç Tedavisi

Bazı hiperprolaktinemi vakalarına ilaç tedavisi gerekmektedir. Dopamin prolaktin ana engelleyicisi olduğundan, doktor bromokriptin veya kabergolin gibi bir dopamin agonisti önermektedir. Bu ilaçlar anormal meme boşalması, otoimmün hastalıklar, migren, kısırlık ve yüksek prolaktin kaynaklı diğer durumlara yardımcı olmaktadır.

Tamamlayıcı Yaklaşımlar

Prolaktin düşürülerek ölçülen, verimliliği ve libidoyu artırabilen takviyeler bulunmaktadır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
• İffet ağacı (Vitex agnus-castus)
• Mucuna
• Ginseng
• Glutamin ve üridin/Sitidin
• Ginkgo
• Gama orizanol
• E vitamini
• Çinko
• Ashwagandha
Stres, hipofiz tümörleri, düşük tiroid hormonları ve şizofreni tedavisi prolaktin düzeylerini aşırı derecede yükseltmektedir. Eşlik eden belirtiler ve semptomlar arasında meme başı boşalması, düşük libido, kısırlık, düzensiz adet döngüler, kilo alımı, ruh hali değişiklikleri ve migren sayılmaktadır. Verimliliği ve libidoyu artırabilen takviyeler (prolaktin düşürülerek ölçüldüğü gibi) iffet ağacı, müsli, ginseng, ashwagandha ve çinko içermektedir. Daha fazla diyet proteini ve sağlıklı yağ almak da yardımcı olmaktadır, ancak mevcut kanıtlar zayıftır.
Yüksek prolaktin seviyeleri (> 25 ng/mL) normalde hamilelik ve emzirme sırasında ortaya çıkmaktadır. Doğum sonrası düşük prolaktinli kadınlar yeterli anne sütü üretmemektedirler. Bitkisel takviyeler (rezene, çemen, silymarin, moringa), destekleyici bir ortam ve yakın anne-bebek teması süt üretimini artırmaktadır. Ayrıca düşük prolaktin seviyeleri cinsel işlev bozukluğuna ve zayıf bağışıklığa yol açabilen bazı ilaçlar veya hipofiz bozukluklarından da kaynaklanıyor olabilmektedir.

Kaynakça:
labtestsonline.org
mountsinai.org
ucsfhealth.org

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar