Proteinler Hakkında Bilinmesi Gereken Önemli Bilgiler

Proteinler, aminoasit adı verilen küçük yapı taşlarından oluşurlar ve hücrelerdeki bütün biyolojik olayların gerçekleşmesini sağlarlar. Virüsler haricinde tüm canlı gruplarında bulunurlar. Canlıların yapısına en fazla oranda katılan organik moleküllerdir. İçerisinde karbon, oksijen, sülfür ve azot atomları bulunur. Bazı proteinlerin yapısında kükürt ve fosfat atomları da bulunabilir.
Her proteinin aminoasit dizilimi farklıdır. Bir aminoasitin yerinin değişmesi veya yerine başka bir aminoasitin bağlanması proteinin yapısını değiştirerek, işlevini azaltmakta ya da tamamen ortadan kaldırmaktadır. Aminoasitler, doğada yaklaşık olarak 200 adet kadar bulunur. Ancak canlıların yapısındaki proteinlere sadece 20 çeşit aminoasit katılır. Bitkiler tarafından 20 aminoasit de sentezlenebilmektedir. İnsanlar ise 12 tane aminoasiti sentezleyebilirken, 8 tanesini dışarıdan besinlerle hazır olarak almak zorundadır. Vücutta sentezlenemeyip, dışarıdan hazır olarak alınması gereken aminoasitlere temel veya esansiyel aminoasitler denir.

Proteinlerin Özellikleri Nelerdir?

• Proteinlerin temel yapı birimleri aminoasitlerdir.

• Bir aminoasitin yapısında merkezde karbon ( C ) atomu, bu karbona bağlı bir amino grubu ( -NH2 ) , bir karboksil grubu ( -COOH ) , bir de aminoasitin çeşidini belirleyen değişken (radikal) grup bulunur.

• Aminoasitler, yapısında bulunan amino grubu sayesinde bazik, karboksil grubu sayesinde asidik özellik taşırlar. Bu şekilde asidik ortamda bazik, bazik ortamda asidik davranış gösterirler. Yani aminoasitler kuvvetli amfoter özellik gösteren maddelerdir. Bu sebeple canlıların sahip olduğu PH değeri belli sınırlar içerisinde korunur.

• İki aminoasitin birleşmesiyle dipeptitler, üç aminoasitin birleşmesiyle tripeptitler ve çok sayıda aminoasitin birleşmesiyle polipeptitler sentezlenir. Bu sentezlerin hepsi birer dehidrasyondur ve her peptit bağının oluşumunda 1 molekül su açığa çıkmaktadır.

• Aminoasitlerin bir araya gelmesi bütün hücrelerde enzimler kontrolünde ve ribozom organelinde gerçekleşir.

• Aminoasitlerin ribozomda birleştirilmesi rastgele olmayıp, hücrenin DNA’sındaki bilgiye göre yapılmaktadır.

• Canlılarda protein yapısındaki farklılığı belirleyen, DNA molekülündeki bazların sayısıdır. Bazların sayısı; proteinlerin sıra, sayı ve çeşitlerini belirler. Buradan çıkarabileceğimiz sonuç, protein benzerlikleri olan kişilerin, DNA benzerliği de gösterdiğidir.

• Proteinler hücre zarının yapısında rol alırlar.

• Proteinler zor durumda kalındığında, vücuda enerji verme özelliğine sahiptirler.

• Proteinlerin yapısı; sıcaklık, PH, tuz derişimi ve basınç gibi sebeplerden dolayı bozulabilir. Bu olaya denatürasyon denir. Yumurtanın pişirilmesi yüksek sıcaklıktan dolayı oluşan denatürasyona örnek olarak verilebilir. Yüksek sıcaklık değerleri proteinlerin yapısı bozarken, düşük sıcaklık değerleri de işlevinin durmasına neden olur.

Protein Sentezi Nasıl Gerçekleşir?

DNA yapısında bulunan genetik kodlara göre, ribozom organelinde ve aminoasitler aracılığıyla protein sentezi gerçekleşir. Protein sentezinde sırasıyla; replikasyon, transkripsiyon ve translasyon olayları meydana gelmektedir. DNA’dan protein sentezine kadar olan aşama tersinir değildir yani DNA’dan protein sentezlenirken, proteinden DNA sentezlenememektedir. Protein sentezi için; yeterli sayıda ve çeşitlilikte aminoasit, ribozom organeli, mesajcı RNA, taşıyıcı RNA, enzimler ve ATP gereklidir.

Protein sentezinin genel denklemi aşağıdaki gibidir:

n (aminoasit) ————> protein + (n-1) H2O

Gerekli şartlar sağlandıktan sonra bu denkleme göre protein sentezi gerçekleşmektedir. Protein sentezi aşamaları sırasıyla şu şekilde meydana gelmektedir.

• Protein sentezi başlamadan önce DNA kendini eşler. Bu olaya replikasyon denilmektedir.

• Daha sonra mesajcı RNA sentezlenir. DNA’nın çift sarmal yapısında protein sentezi için iki iplik açılır. DNA’nın genetik kodları üzerinden RNA polimeraz enzimi aracılığıyla mesajcı RNA (mRNA) sentezlenir. Bu olay transkripsiyon (yazılma) olarak adlandırılmaktadır.

• Genetik bilgiyi alan mRNA, çekirdek zarı üzerinde bulunan ve por adı verilen açıklıklardan geçerek ribozoma ulaşır. Ribozomun alt birimlerinde okunan mRNA’nın getirdiği genetik kodlar arasından AUG kodunun bulunmasıyla protein sentezi başlamış olur.

• mRNA’nın genetik kodlarına uygun olan taşıyıcı tRNA’lar, enzimler ve ATP’ler aracılığıyla protein sentezi için uygun aminoasitleri ribozomun büyük alt birimine taşır. Burada aminoasitler arasında peptit bağı oluşur. Oluşan her peptit bağı sonucunda 1 molekül su açığa çıkar. Bu şekilde mRNA’lardaki koda uygun olarak ribozomlarda gerçekleştirilen protein sentezi sürecine translasyon denilmektedir.

• Protein sentezi mRNA’nın getirdiği kodlar arasından UAA, UAG ve UGA kodlarının okunması durumunda son bulur.

• Protein sentezinin son bulmasından sonra, son sentezlenen protein tRNA’dan ayrılır. Bu olayla beraber mRNA da serbest kalır.

Proteinlerin Canlılar İçin Önemi Nedir?

• Enzim ve hormon gibi metabolik olayları düzenleyen moleküllerin yapısına katılırlar.

• Akyuvarların ürettiği antikorlar protein yapılıdır. Bu nedenle vücuda giren yabancı maddelere karşı savunmada görev almaktadırlar.

• Dokuların onarımına yardımcı olmaktadırlar.

• Solunum gazlarının taşınmasında görev alan solunum pigmentlerinde bulunmaktadırlar. Solunum pigmentleri kanın oksijen taşıma kapasitesini arttırmaktadır.

• Kanın pıhtılaşmasında rol oynarlar.

• Kas kasılmasında görev alırlar

• Vücudun su dengesini düzenlerler.

• Uzun süren açlıklarda karbonhidratlardan ve yağlardan sonra 3.derecede enerji hammaddesi olarak kullanırlar.

• Hücre zarındaki glikoproteinler, hormon reseptörü olarak görev yapmaktadırlar.

İnsanların Günlük Protein İhtiyacı Ne Kadardır? Protein İçeren Besinler Nelerdir?

Günlük protein gereksinimi vücut yapısına göre ve bazı özel durumlarda değişebilmektedir. Sağlıklı bir kişinin günlük protein gereksinimi her 1 kg’lık vücut ağırlığı için 0.8 gramdır. Hastalığı olan kişilerde, gebelerde, çocuklarda, ergenlik çağındakilerde ve spor yapan insanlarda bu oran artmaktadır. Günlük protein ihtiyacını karşılamak için protein içeriği yüksek olan besinler tüketilmelidir. Örneğin, 100 gram yumurta 13 gram protein içermektedir. 100 gram sütte ise 3 gram protein bulunmasına rağmen, süt proteini insan vücuduna en çok faydası olan protein çeşididir. Bu besinlere ek olarak; kırmızı et, beyaz et, fasülye ve nohut gibi baklagiller, yoğurt, peynir, kabak çekirdeği ve badem zengin protein içeriğine sahip besinlerdir.

Protein Eksikliği Nelere Yol Açar?

• Kaslarımız için enerji kaynağı olan proteinlerin eksikliğinde, kaslarımızda ağrı ve güçsüzlük hissederiz.

• Protein beyaz kan hücrelerini, antikorları ve kan proteinlerini içeren savunma sisteminin yapı taşlarıdır. Bu nedenle protein eksikliğinde, vücudumuzun bağışıklık sistemi zayıflar.

• Zihinsel gelişim yavaşlar.

• Saçımızda yüksek miktarda keratin denilen proteinler bulunmaktadır. Saç sağlığı için çok önemli olan keratinin yetersiz olması durumunda, saçlar canlılığını yitirir ve saç dökülmeleri meydana gelir.

• Alyuvar yapımında aksaklık yaşandığından kansızlık meydana gelir.

• Vücudumuza yeterli proteinin alınmadığı durumlarda, kandaki tuz ve su hücrelere aktarılır ve bölgede şiş bir görüntü oluşur. Bu durum, vücudumuzun su tutması yani ödem oluşumudur.

Yazar: Dilara Yeten

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :