Düşünen Adam Heykeli

4778_dusunen_adamDüşünen Adam ya da Düşünen Adam Heykeli, 1880 yılında alçıdan ve 1904 tarihinde bronzdan Auguste Rodin tarafından Fransa’da yapılan heykeldir. Rodin Heykeli (orijinal dilindeki adı Le Penseur) olarak ta adlandırılan heykel, felsefik ve derinliği olan düşünceyi anlatan simgelerden bir tanesidir.

Üzerindeki son çalışmalar, 1906 tarihinde bitirilen heykel, 1922 yılından beri Paris’te Rodin Müzesinde bulunmaktadır. Orijinal eser yaklaşık olarak 1,85 metre boyutlarında oturan bir yandan da sağ eliyle çenesini destekleyen sol eli sol bacağının üstünde duran çıplak bir erkek modelidir. Felsefik yaklaşımlardan dolayı oturan ve derin düşünce halinde görünen figürün aynı zamanda ruhsal bir dinginlik içinde olduğu da kabul edilebilir. Heykelin yapılma fikri ise, bir komisyon tarafından Paris’e yeni bir kapı tasvirinin yapılması isteğiyle doğmuştur. Rodin modern Avrupa’nın fikir babalarından sayılan Dante’nin İlahi Komedya adlı eserinde betimlediği Cehennem, Araf ve Cennet bölümlerinden özellikle Cehennem tasvirlerinin etkisinde kalarak ve onlardan ilham alarak çalışmalara başlamıştır. İlk olarak ‘Cehennem Kapıları’ tasvirini ön planda tutan Rodin bu aşamada önceleri çok çok daha küçük ve farklı heykel figürleri yapmayı planlamıştır. Hayatının yaklaşık olarak 10 yılını bu işe ayıran Rodi’n’in düşünceleri çeşitli aşamalardan geçmiş ve Düşünen Adam Heykelini de içeren ‘Cehennem Kapıları’ adlı eseri ortaya çıkmıştır. Rodi’n’in yaptığı heykelin çıplak olması Dante’’nin eserinden ciddi anlamda bağımsızlık göstermesi bazı tepkilere neden olsa bile heykeltıraşa oldukça ün kazandırmış bir yapıttır. 20’li yaşlarda eserler vermeye başlayan sanatçı Düşünen Adam Heykelinin ilk örneğini en verimli dönemi olan 40’’lı yaşlarda yapmıştır.

4778_dusunen_adam1

Kendine özgü karakteriyle sanat hayatı boyunca ya çok sevilip benimsenen ya da nefret edilen adam konumunda olan Rodin’in aynı zamanda yine çıplak olarak ortaya çıkardığı Victor Hugo Heykeli ve insanlara üsten bakan göbekli bir Honore de Balzac Heykeli de bulunmaktadır. Bu iki heykelde Düşünen Adam Heykeli kadar tepki çekmiştir ve toplumu ikiye bölmüştür. Heykel döküm yöntemiyle yapılmış ve 1906’da Pantheon’un önüne yerleştirilmiştir. 1916 yılında yaptığı tüm eserleri devletine bırakan Rodin 1917 yılında öldüğünde eskiden kaldığı otel müze haline getirilmiş ve eserlerinin çoğu oraya toplanmıştır. Sanatçının mezarının yanında da heykelin bir kopyası bulunmaktadır. Rodin daha çok izlenimsel hareket edip eserleri üzerinde düşünmeyi seçmiş ve belki de kendi benliğinden de yansımalar taşıyan düşünen felsefik adam yorumuyla ortaya çıkardığı heykelle dünya çapında bir ün kazanmıştır.

Onlarca farklı ülkede onlarca farklı yerde kopyası bulunan heykelin genel olarak tercih edildiği mekânlar Japonya, Avusturalya, Vatikan, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, İngiltere gibi ülkelerde sanat müzeleri ya da üniversiteler olmuştur. Aynı zamanda Arjantin’de parlamento binası önünde heykelin bir kopyası bulunmaktadır. Ülkemizdeyse heykel 1950’li yıllarda ilginç bir şekilde Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin bahçesine dikilmiştir. Yapımı konusunda oldukça ilginç bir hikâye olan heykel ödeneksizlikler yüzünden hastane müdürünün isteğiyle o dönem hastanede yatan ve heykele yatkınlığı olan bir hasta tarafından yapılmaya başlanmış bitim aşamasında hastanın yüksek bir miktar para talep etmesi sonucu çeneyi destekleyen sağ el hariç yapılan kısmı aylarca bitirilmeyi beklemiştir. Sonrasında hastaneye yatan ve heykeli bitirebilirse taburcu olma sözü verilen başka bir hasta tarafından bitirilmiştir. Aynı zamanda o dönem neden Rodin’in bu heykelinin tercih edildiği sorusu gündeme gelmiş ve hastane yönetimi aslında hastaların dışarıdakilere üzülüp onları düşündüklerini ve bu yüzden böyle bir heykel seçildiğini dile getirmiştir.

Heykel; dünya üzerinde çok farklı ülkelerde çok farklı kültürlerin içinde olsa bile felsefik ve özgür düşüncenin sembolü haline gelmişken ülkemizde zamanla Dante ve Rodin’i bile geride bırakıp enteresan bir biçimde akıl hastalığının sembolü haline gelmiş tek örnektir. Aynı zamanda eserin bir kopyası 2006 yılında İstanbul Sakıp Sabancı Müzesinde sergilenmiştir.

Kaynakça:
meydan laorusse

Yazar: Ilham Göl