Sezaryen Nedir? Hangi Durumlarda Uygulanır?

Sezaryen, doğum işlemini gerçekleştirecek hekim yada hekimlerin anne ve bebeğin sağlığını tehdit eden bir durumun söz konusu olduğunu düşündüklerinde ve bu durumla ilgili net veriler tespit edildiğinde bebeğin anne karnından uterusun (anne karnının alt tarafı yukarıdan aşağı doğru keskin bir cisim ile kesilerek döl yatağının ön zarının açılması) açılarak çıkartıldığı bir tıbbi doğum yöntemidir. Sezaryen ancak normal doğum yapamayacak anne adaylarına uygulanabilir. Bu sebep dışında doktoru sezaryen yöntemini uygulamaya yönelten yada zorlayan başka sebeplerde olabilmektedir.

Sezaryenin Uygulanmasını Gerektiren Durumlar
Bebeğin iri olması : Kimi zaman anne adaylarının karınlarında büyümekte olan bebekler gelişimlerindeki aşırılık sebebiyle annelere ve doktorlara bir takım sıkıntılar çıkartabilmektedir. Bu sorun doğumun ilerlememesin durması ve ikinci evrenin sonunda omuz takılması olarak kendini gösterir. Başka bir zorunluluk sebebi de bebeğin 4.5 kg ‘dan fazla olması durumudur.
Çatı darlığı : Bu problem annenin kemik yapısındaki az gelişmişlikten yada kemik yapısındaki (annenin çocukluk döneminden başlayan bir sıkıntıdır)bozulmadan kaynaklanır. Rahatsızlık hamilelik döneminde önceden tespit edilebilir ve doğumla ilgili gerekli önlemler alınabilir. Eğer rahmin içi bebeği doğurmaya müsait değilse sezaryen uygulanır.
Bebeğin duruşundaki bozukluk : Anne karnındaki fetuslar erken dönemlerde başları yukarda olmalarına rağmen ilerleyen dönemlerde bu duruş pozisyonlarını çokça değiştirerek bulundukları alanda hareket etmeye başlarlar. 36. Haftadan sonraki dönem anlatılan bu konu için çok önemlidir çünkü bebek eğer hala başı yukarı pozisyonda duruyorsa normal doğum için tehlike oluşturuyor demektir ve doğum anında müdahale edilmesi gerekir.
Placenta previa (Gebelikte kanama): Nedeni tam olarak bilinmese de rahmin önceden hasar görmesi, annenin yaşının ileri olması, aşırı çocuk doğurulması ve sigara tüketiminden dolayı, bebeğin beslenmesini ve kan alış verişini sağlayan organın bebekten önde olmak suretiyle doğum kanalını tıkaması durumudur.
Fetal Distres : Anne karnındaki bebeğin kendini strese sokarak oksijensiz kalması.
Annenin ıkınmaması : Bu durum annenin beyin, kalp ve diğer iç organlarıyla ilgili önemli bir hastalığının bulunmasından dolayı, ıkınmanın bu organlara ağır bir basınç yapacağı endişesiyle oluşabilecek bir komplikasyonun önceden engellemesidir.
Herpes Simpleks : HSV bir virüstür ve bebekte santral sinir sistemi enfeksiyonuna sebep olabileceğinden sezaryene başvurulur.
Doğum Kanalının Lezyonlar, Kitleler ve Miyomlar Tarafında Tıkanabilmesi
Omlasofel : Bebeğin bağırsaklarının karın zarı ile dolu olması durumu.
Hidrosefali : Bebeğin başının içindeki su miktarının artması ve başın büyümesi.

Doğumun Başlatılma Girişimlerinin Başarısız Olması ( Başarısız İndüksiyon Girişimi)
Yukarıda sayılan maddeler sezaryen yönteminin tercih edilmesi için gerekli olan unsurlardır. Ameliyat steril bir ortamda alanında uzman olan kişiler tarafından yapılır. Genel anestezi uygulanmadan belde sağlanan uyuşma hissi ile amaliyat gerçekleştirilebilmekte ve süreç tehlikesiz bir biçimde kısaltılabilmektedir. Hekim işlemi gerçekleştirirken anne karnındaki şu tabakaları geçmek zorundadır : Cilt, cilt altı yağ dokusu, kas koruyucu kılıf, kas tabakası, karın iç zarı, uterus zarı, uterus kası, amnion zarı.

Bu işlemler işinde uzman bir hekim tarafından çok kısa bir sürede yapılarak bebek dışarı çıkartılabilir. İşlemin arda kalan önemli kısmı anne vücudunun herhangi bir enfeksiyon kapmadan açılan kesiğin (yarığın) dikkatli bir biçimde dikilerek yeniden kapatılmasıdır. Yöntemin 45 – 60 dakika arasında sürmesi bu yüzdendir.

Doğum itibariyle artık anne hüviyetine sahip olan hanımefendi müdahalenin ardından birkaç saat içersinde kendine gelerek bebeğini kucağına alabilir ve onu emzirebilir. Yapılan işlem bir ameliyat olduğundan dolayı anne bir takım ağrı ve sancılar duyabilir. Ameliyat günü olması itibariyle yeni anne olan kişinin yemek yemesi ve bir şeyler içmesi 24 saat itibariyle kesinlikle yasaktır çünkü unutulmamalıdır ki cerrahi işlem uygulanan bölge annenin karın bölgesidir. 2. Gün itibariyle su içilebilir ve yine ikinci günün akabinde 3. Güne geçmek suretiyle doktorunuz tarafından belirlenen yiyecekler yenebilir.

Sezaryenin dünya ve Türkiye’deki tercih oranları incelendiğinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen % 15 lik oranın neredeyse hiçbir ülke tarafından yakalanamadığı görülmüştür. 2009 yılına ait OECD raporları (üye ülkeleri içersinde birlik, dayanışma ve işbirliğini sağlayan ekonomik, sosyal kurum) üye diğer ülkelerde oranın % 25.7 , üye Amerika ve Kore’de % 33 , üye Türkiye ve İtalya’da ise % 40 ve üzeri olduğu belirlenmiştir. Ülkemizdeki durum her ne kadar gelişmemiş diğer ülkelerdeki rakamlarla karşılaştırılmasada % 40 gibi bir rakam aklımızda büyük bir soru işareti oluşturmalıdır. Eğer ülke olarak sezaryen uygulama oranımızı düşürmek istiyorsak atılması gereken bazı adımları şimdiden uygulamalıyız. Doğumla ilgili halkımız bilinçlendirmeli, özellikle anne adaylarının beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeli, zararlı maddelerin tüketimine son vermeli, gebe okullarının yaygınlaştırımasını sağlamalı ve doktorlarımıza bu konuda destek olmalıyız.

ZD YouTube FLV Player

Yazar: Kaan GÜNDÜZ