Van Gogh Kulağını Kesti mi?

Okuma Süresi: 3 Dakika  | Yazdır

24 Aralık 1888 sabahı, Arles polisi yüzünden kanlar akan bir adamı hastaneye götürdü. Geçirdiği bir kriz sırasında, Van Gogh usturayla sol kulağının memesini (aynaya bakarak yaptığı otoportrelerinde sağ kulağı) kesmişti. Bu kendine zarar veriş zaten zayıf olan ruh sağlığının bir belirtisiydi ve yedi ay sonraki intiharının habercisiydi. İddialar böyleydi. Ama, gerçek neydi?

1930’lu yıllarda Georges Bataille ve Antonin Artaud, deliliğin ve kendini kurban etmenin modern sanatın olmazsa olmazları arasına yerleştiğini söylediler. Irving Stone’un 1934’te yayınlanan “Lust for Life” (Yaşama Şehveti) romanından esinlenen yönetmen Vincente Minnelli’nin, 1956 yapımı aynı adlı filmindeki Kirk Douglas’ın oyununda da bu mesajı izleriz.

Almanya’da yayınlanan bir kitapta anlatılanlarsa çok farklı. Yazarları Hamburg Üniversitesi’nden Hans Kaufmann ve Rita Wildegans, Van Gogh’un kulağının Gauguin’le aralarındaki ünlü anlaşmazlığın ve tartışmaların sürdüğü bir gecede (Gauguin mükemmel bir eskrimci ve silah ustasıydı) Gauguin’in kılıç darbesiyle kesildiğini ileri sürdüler. Van Gogh, arkadaşını korumak için susmuştu. Bu, polisin kısa soruşturması sonrasında Gauguin’in telaşla Paris’e dönmesini ve sonrasında Fransa’dan uzaklaşma isteğini de açıklıyordu.

Olasılıkla Rhone nehrine atılan kılıç bulunamadı. Ustura da. Hans Kaufmann, “Kesin olan tek şey, Van Gogh’un ruh sağlığına dayalı alışılmış hikayenin Gauguin’in 1903 yılında yayınlanan anılarına dayalı olduğudur” diyor. Aralarındaki tartışma sanatsal görüş farklılıklarından kaynaklanıyormuş. Gauguin, Van Gogh’un daveti üzerine, Lamartine meydanındaki sarı eve (İkinci Dünya Savaşı’nda yıkıldı) gelir gelmez ve ilk resimler yapılırken aralarındaki gerginlik başlamış. O gece, ortak atölyede, biri kendi düşlerinden, diğeri ise doğadan esinlenerek üretmeyi tartışırlarken, Gauguin’in ortak çalışmaktan vazgeçeceğini söylemesi üzerine, Van Gogh aniden eline bir bıçak alır, Gauguin kaçar ve geceyi otelde geçirir. Yalnız kalınca da Van Gogh kulak memesini kesip bir gazeteye sarar ve saat 23.30’a doğru onları tanıyan bir fahişeye verir, evine dönüp yatar. Polis, ertesi gün mahallelinin ve genelevdekilerin haber vermesiyle, Van Gogh’u kanlar içindeki yatağında yarı bilinçsiz durumda bulur. Saçma bir hikaye mi?

Hans Kaufmann ve Rita Wildegans polis raporuna, yerel basının haberlerine ve halk arasındaki söylentilere dayanan çok daha basit bir hikayeden söz ediyorlar. Üçlü bir hikayeden. Üç yüz metre uzaklıkta bulunan bir geneleve kadar uzanan Rachel adındaki bir kadınla ilgili kavgadan… Van Gogh’un içinde bulunduğu aşırı gergin ruh halini ise boyalarda bulunan kurşun, kadmiyum ve arseniğin etkisiyle oluşan bir “akut intermitant porfiria” olarak açıklıyorlar.

Kaynakça:
-Hans Kaufmann, Rita Wildegans: “Van Goghs Ohr, Paul Gauguin und der Pakt des Schweigens”-“L’Oreille de Van Gogh, Paul Gauguin et le pacte du silence”, Osburg Verlag, 2009.
-Isabelle Cahn (dir.) et al., Van Gogh – Antonin Artaud : “Le suicidé de la société” (Orsay sergi kataloğu), Paris, Skira, 2014 (ISBN 9782370740038)
-Pierre Descargues: “Van Gogh”, Paris, Éditions Cercle d’Art, coll. « La Bibliothèque des Grands Peintres » 1993.

Yazar: Oben Güney Saraçoğlu