Yaşam Stilleri

Alfred Adler’e göre yaşamımızın ilk 6 yılında kendimizle, diğerleri ve dünya ile ilgili tanımlamalarımız, yani dünyayı nasıl gördüğümüz, insanları nasıl gördüğümüz, bakış açımız, sorun çözme tarzımız oluşmaktadır. Dünyayı bizim nasıl algıladığımız ve gerçekte nasıl olduğu arasındaki farkla nasıl başa çıkacağımızla ilgili strateji ve inançlar geliştiririz. Bu stratejileri, sorun çözme yöntemlerini ve inançları hayatımızın her alanında kullanırız. Yaşam stili; bizim hayata bakış açımız, inançlarımız, sorunları nasıl ve hangi yoldan çözdüğümüz, olaylar karşısında nasıl tepki verdiğimizdir. Kısaca bizi biz yapan, hayata, insanlara, olaylara olan bakış tarzımızdır.

8587_8419_65_yasam-tarzi-is-yasaminda-karsilasilan-stres-unsurlari-ve-basa-cikma-yollari0Örneğin; başarısızlıktan kaçınma-başarısızlığın üzerine gitme, daha çok çalışma, intikam alma-sessiz kalma, teslim olma-mücadele etme, güldürme… gibi özellikler yaşam stillerine örnek olabilir.

Yaşam biçimimizi olaylara karşı nasıl tepki verdiğimiz, sorunlarımızı nasıl çözdüğümüz, kararlarımızı nasıl, ne şekilde verdiğimiz, sorunla baş etme yöntemlerimiz oluşturur.

Yaşam stilimizi çocukken anne ve babamıza bakarak oluşturuyoruz. Çocuklukta oluşan şemalarımız ve çocuklukta verdiğimiz kararlar doğrultusunda oluşmuştur. Yani, çocuklukta oluşan ilk bilgilerimize bakarak kendimize bir yol haritası çizeriz. Örneğin; bir çocuğa kızıldığında, çocuğun sessiz kalması, küsmesi yada ağlaması onun yaşam stilidir. Daha iyi anlamamıza yardımcı olmak için; yaşam bir yemekse, yaşam stili de o yemeği yeme tarzımızdır diyebiliriz. Yaşam stilimizi her yerde, hayatın her alanında uygularız. Örneğin; bir olay karşısında sessiz kalmak, umursamamak, tepki göstermek… Nerede olursa olsun, ister iş yerinde, ister okulda, ister evde sorunla karşılaştığımızda yaşam stilimiz ne ise olaylara o şekilde tepki veririz.

Çocuklukta oluşturduğumuz bu tarzımızı yetişkinlikte de devam ettiririz. Fakat bu inançlarımız, oluşturduğumuz yaşam stilimiz yetişkinlikte bazen işlevsiz olabilmektedir. Çocukken oluşturduğumuz stillerimiz, o koşullar altında, çocuk saflığımız ile o bağlamda en geçerli ve işlevli olan stillerdir. Çocuklar o yaşta genelde, yaşadıkları koşulları yanlış değerlendirir. Bu yüzden de o anki bağlamda o koşullarda geçerli olan stillerimiz, yetişkinliğimizde geçerli olmaz. Örneğin; çocukken istediğimiz bir şeyi ebeveynlerimize ağlayarak yaptırıyorsak, aynı şeyi büyüdüğümüzde ailemize yada diğer insanlara yapamayız. Eğer bu stilimizi devam ettirirsek sorunlu, uyumsuz bir kişi olarak biliniriz ve bu bizi üzer. Yaşam stilimiz, çocuklukta ilk oluşan bilgi şemalarımızla birlikte geliştirilmiş olsa da, bazı stiller yetişkinliğin değişen koşullarında işe yaramamaktadır. Bu yüzden bu stillerimizi güncellemek ve yaşımızın, çağımızın, çevrenin gerekliliklerine göre uyarlamamız, gözden geçirmemiz gerekir. Yetişkinlik yıllarında bu inançlarımızı, stillerimizi tekrar ele alıp sorgulamamız gerekir. Gözden geçirmediğimiz zaman, çeşitli problemlerle karşılaşabiliriz.

Bu stillerimizin değişimi mutlaka çok oranda olmak zorunda değildir. Bazen ufak bir değişiklik bile o stilimizi tekrar işlevli hale getirebilir. Çocukluktaki şartlarımızla şu anki şartlarımızın farklı olduğunun, çocukken ki aklımızla şu anki aklımızın bir olmadığının,şu an gerçekleri daha iyi kavradığımızın farkına varırsak yaşam stilimizi düzeltmek, sorgulamak daha kolay olacaktır. Yetişkin yıllarımızdaki olayların gidişatı, kişilerle olan, gelişen, değişen ilişkilerimiz ve bunlar çerçevesinde şemalarımızı, yaşam stillerimizi düzenlememiz daha kolay olacaktır.

Yazar: Sevde Alp