10 Modernist Sanat Akımı

1. Sürrealizm (Gerçeküstücülük)

Salvador Dali’nin ”Belleğin Azmi” (1931) adlı silinmez çalışması sayesinde modernist dönemin en ünlü sanat akımlarından biri olarak sürrealizm; iç güdüsel, göz alıcı ve estetik imgeler üretmesiyle hatırlanır. Dadaistlerin absürt eğilimlerinden ve Sigmund Freud’un psikanalitik yazılarından feyz alarak , zamanının tanınmış şairlerinden ve eleştirmenlerinden biri olan Andre Breton 1924 yılında ”Sürrealist Manifesto” yu yayımlamıştır. Sürrealistlere göre bilinç dışında, rüya ve fantezi alemleri gündelik gerçeklikle “mutlak gerçeklik, bir gerçeküstülük” içinde birleşebilir. Her ne kadar en iyi hatırlanan işleri Jean Arp, Max Ernst ve André Masson gibi sürrealist ressamların çalışmaları olsa da sürrealistler şiir, edebiyat, heykel ve o zamanki film çevreleri gibi değişik alanlarda çalışmalar yapmışlardır; çünkü her ne kadar Breton akımın üyelerinin manifestoya bağlı kalması taraftarı olsa da, birçok üye yeni sanat biçimlerine ayrılmış ve sürrealizmin tekniklerini ve motiflerini çalışmalarına dahil etmeye devam etmişlerdir.

2. Dadaizm

Belki de ünlü Dadaist şair Hugo Ball tarafından en iyi şekilde özetlenen Dadaist sanatın amacı,sanatın “kendi başına bir son; ama yaşadığımız zamanların doğruluk algısı ve eleştirisi için bir fırsat olması” değildir ve Dadaizm, I. Dünya Savaşı’nın yaygın kitlesel tahribatına tanıklık ettiği gibi, keder, yıkım ve kaosla doludur. Hareket genel olarak İsviçre’nin Zürih kentinde, New York’ta, Berlin, Köln, Hanover Almanya’da ve Paris’te faaliyet gösteren uluslararası bir ağdır. Dadaistler stilleri, araçları veya teknikleri ile değil;benzer uygulamaları ve inançları ile birbirlerine bağlanmışlardır. Kendilerini rasyonel düşünceye karşı bir savaşçı olarak görmüşler, sosyal yapıların çöküşünden, yozlaşmış ve milliyetçi siyasetin büyümesinden, şiddetin ve savaşın yayılmasından sorumlu olduklarına inanmışlardır. Sanatın tanımına ve porselen bir pisuvar olan ”Marcel Duchamps Çeşmesi” (1917) gibi eserlerle sanatın elitist oluşumuna meydan okumuşlar, onlarla dalga geçmişlerdir. Çok sayıda sanatsal aracın yanı sıra fotomontajlar da kullanmış, halka açık toplantılarında Almanya’da gitgide büyümeye başlayan Nazi Partisi’ni protesto etmişlerdir. Dadaistler, bu türden baskıcı sosyal kurumlara karşı dünyanın her yerinde kuvvetli bir şekilde savaşmışlar; ancak bazıları tarafından yalnızca çok tuhaf ve dağınık ağları esas alınarak absürt ve önemsiz olarak yazılmışlardır.

3. De Stijl

De Stijl (Hollandaca’da “Stil”) adı bu hareketin amacını yeterli bir şekilde özetlerken, aynı zamanda bu amaca nasıl ulaşılacağına dair niyetlerini de belirtmektedir: basit, doğrudan bir yaklaşımla. Amsterdam’da Theo van Doesburg (grubun dergisi De Stijl’i oluşturmuştur.), Piet Mondrian, and Jacobus Johannes Pieter Oud’un da dahil olduğu Hollandalı bir grup sanatçı tarafından kurulmuştur. Esas olarak Mondrian’ın teozofiye bağlılığından kaynaklanan büyük bir mistisizmle doludur. De Stijl üyeleri Picasso ve Braque’in saf soyutlama alanına yeterince giremediklerini düşünmelerine rağmen, hareket Paris Kübizm’inden oldukça etkilenmiştir. Onlar, Süprematistler gibi, esas olarak soyut bir tarzda ve düz çizgiler, kesişen düzlemsel yüzeyler ve temel geometrik şekiller gibi sade formlarla ana ve nört renklerle çalışmışlardır. Bu tekniklerle hem yaşamda hem de sanatta görünen denge yasalarını araştırmaya çalışmışlardır. Hareket ressamlar, heykeltıraşlar, tipograflar, şairler, mimarlar gibi dekoratif sanatçılardan oluşsa da topluluğun en dikkat çeken sanatçısı Hoek van Holland’daki (1924-27) İşçi Toplu Konutları’nda sadeliği ve hareketin özünü harmanlayabilen Pieter Oud olmuştur.

4. Süprematizm

Bir başka benzersiz Rus Modernist hareketi Süprematizm’dir. Bir tuvali boyayarak soyutlama kabiliyetinin daha güçlü bir şekilde vurgulanması ve benimsenmesiyle birlikte, Yapılandırmacılık ile beraber başlamıştır. Resimde saf geometrik soyutlamayı kullanan ilk akım olarak gösterilir. Kazimir Malevich akımın kurucusu olarak görülür ve birçok çağdaşının katkılarıyla birlikte Süprematist manifestoyu yazmıştır. Hareketin adı, Malevich’in bu hareketin “resimsel sanatlardaki saf duygu veya algının üstünlüğü” ne ilham vereceğini belirttiği bir sözünden ortaya çıkmıştır. Onun asıl amacı, genellikle kareler, üçgenler ve daireler gibi temel şekiller ve birincil ve nötr renkler kullanarak sanatı temellerine indirgemektir. Malevich çalışmasında ilerledikçe daha fazla renge ve şekle yer vermiştir; fakat hareketi, zorlukla görülebilen hafifçe çizilmiş bir karenin bulunduğu ”beyaz üzerine beyaz” resimlerinde özetlemiştir. Süprematizm genellikle soyutlaştırmaya eklenmiş ruhani ve mistik duyguları aşılamıştır ve tıpkı Yapılandırmacılık’ ta olduğu gibi, Sovyet baskısı arttıkça hareket özünde sona ermiştir.

5. Yapılandırmacılık (Oluşturmacılık)

Kübizm ve Fütürizm, 1910’ların sonunda Rusya’ya batıya yayıldıkça, Ekim Devrimi’ nin ütopik ruhu içine çekilmiş, böylece sadece soyut bir ifade yapmak yerine toplumsal bir amaca hizmet etmek için sanatın plastik, çelik ve cam gibi modern sanayiden “inşa edilmesi” gerektiğine dair teoriyi benimseyen ”Yapılandırmacılık” olarak bilinen yeni bir sanat akımı üretmiştir. Çoğu zaman, hareketin itici gücü olarak görevlendirilen, 1913’te Paris’te öğrenim gören Picasso’nun geometrik yapılarından oldukça etkilenen Vladimir Tatlin’dir. Rusya’ya geri döndükten sonra Antoine Pevsner ve Naum Gabo ile birlikte 1920’de, Fütüristler ve Vortisciler gibi, makine ve teknolojinin yanı sıra onların işlevselliğini de takdir ettiklerini bildiren Realist Manifesto’ yu yayınlamışlardır. Bu hareketin en ikonik yapıtlarından biri, hükümet binası olarak hizmet vermeyi amaçlayan tuhaf bir spiral şekilli yapı olan Tatlin’in Üçüncü Enternasyonal Anıtı’dır (1919-20). Talin gibi Yapılandırmacı’ların çoğu, resmin fiziksel olarak inşa edilecek bir şeye hizmet etmedikçe, “ölü” bir sanat formu olduğunu düşünmüşlerdir. Bu yüzden daha çok seramik, moda tasarımı, grafik ve mimaride çalışmışlardır. Akımlarına karşı Sovyet baskısının artmasından dolayı pek çok Yapısalcı Rusya’dan kaçmış ve onların Almanya, Fransa, İngiltere gibi Batı ülkelerinden kazandıkları anlamlar harekete ilham vermiştir.

6. Vortisizm

Vortisizm özellikle bir İngiliz sanatsal harekettir ve sözcüsü ünlü Londra merkezli ”Blast” dergisidir. Hareket, makinenin çağındaki yenilikçi ilerlemelere hayranlık duyması ve takip eden dinamik değişimin olası erdemlerini benimsemesi açısından Fütürizm ile aynı yolu izlemiştir. Birinci Dünya Savaşı başlamadan önce ünlü ressam Wyndham Lewis ve Modernist dönemin bilinen şairi Ezra Pound tarafından kurulmuştur; fakat Fütüristler Fransa ve İtalya’da doğup daha sonra Rusya’ya yayılmışken, Londra’da Vortisizm yerel olarak kalmıştır. Vortisistler kendilerinin benzer hareketlerden bağımsız olduğu konusunda övünmüşlerdir. Literatürlerinde, İngiliz tersanelerinde ve fabrikalarında yankılanan temel sözcükleri kullanmışlar, yazılarıyla resimlerinde soyutlamayı baskıcı ve boğucu Victoria geçmişiyle bağları koparıp yeni bir çağa geçmenin tek yolu olarak görmüşlerdir; ancak Fütürizm gibi Vortisizm, Birinci Dünya Savaşı sırasında, çok övüldüğü yeni makinelerin sonucu olan akıl almaz yıkımla başa çıkmak için mücadele etmiştir. Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde T.E. Hulme ve Gaudler-Brzeska gibi değerli Vortisistler eylemde ölmüştür. Vortisizm 1920’lerin başında küçük bir azınlık olarak kalmıştır.

7. Fütürizm

Modern çağın en tartışmalı hareketlerinden biri belki de geçmişteki sanatsal ve kültürel biçimleri ve gelenekleri göz ardı ederken, toplumdaki değişim, hız ve inovasyonu kucaklama amacıyla, insanları makinelere ve makineleri insanlara benzeten Fütürizmdir. Ancak, Fütürist platformunun merkezinde bir savaş ve kadın düşmanlığı vardır. Filippo Marinetti’nin 1909 tarihli manifestosunda yer alan fütürizm, sadece bir sanat formuyla sınırlı değildir; heykeltıraşlar, mimarlar, ressamlar ve yazarlar tarafından benimsenmiştir. Resimler genellikle otomobiller, trenler, hayvanlar, dansçılar ve büyük kalabalıklardır; ve ressamlar, Kübizm’in parçalanmış ve kesişen düzlemlerini, Fovizm’in canlı ve etkileyici renkleriyle birlikte hız ve dinamik hareketin erdemlerini yüceltmek için ödünç almışlardır. Yazarlar, şiirlerini, sıfatlar ve zarflar gibi gereksiz unsurlardan kurtarmaya odaklanmışlardır, bu şekilde vurgunun, mastar fiilin hareketlerine dayanmasını sağlamışlardır. Bu teknik, matematiksel simgelerin entegrasyonu ile bağlantılı olarak, büyük bir cesaret duygusuyla daha fazla bildirimsel ifadeler yapmalarını sağlamıştır. Her ne kadar başlangıçta savaşın erdemlerini ateşli bir şekilde onaylasalar da, Fütüristler, Birinci Dünya Savaşı’nın yıkımının gerçekleşmesiyle coşkularını yitirmişlerdir.

8.Kübizm

Muhtemelen Modernist dönemin en bilinen sanat hareketi olan Kübizm, özellikle Pablo Picasso ile ilişkilendirilmiştir. Bununla birlikte, Picasso kadar iyi bir resaam olan Georges Braque aynı zamanda hareketin lideridir ve resimleri neredeyse birbirinden ayırt edilemez. Çoğunlukla Kübizm’in Picasso’nun çıplak kadınları kırık bir perspektiften gösteren ve önemli bir Afrika etkisi bulunan ”Avignonlu Kızlar” (1907) adlı eserinin ifşasıyla tam olarak başladığı düşünülmektedir. Hareket 1908 yılında sanat eleştirmeni Louis Vauxcelles (yine!), Braque’in L’Estaque’deki evini küplerden yapılmış olarak tasvir edene kadar bir isim almamıştır. Kübistlerin esas amaçları geçmişin geleneklerinden ayrılıp sadece doğayı taklit etmek ve tuvalin düz boyutluluğunu vurgulamak için yeni bir tarz üretmektir. Bu etki müzik enstrümanları, sürahiler, şişeler ve insan figürü gibi ortak nesnelerin çeşitli çatışan nokta noktalarının kullanılmasıyla sağlanmıştır. İşlerinde ilerledikçe, Braque ve Picasso, eserlerinin doğal yapısındaki odağı vurgulamak için tek renkli bir ölçeğin kullanımını benimsemişlerdir. Genellikle resim ile ilişkili olsa da, Kübizm zamanın birçok heykeltıraşı ve mimarında kalıcı etkilere sahiptir.

9. Fovizm

Bu ünlü avangart hareket, 20. yüzyılın başlarında zenginleşecek türünün ilklerinden biri olarak kabul edilir. Öncüsü Henri Matisse olan Fovizm, manzaraları ve natürmortları yakalamak için canlı renkler sergilemesinden dolayı Empresyonizm’e epey borçludur; fakat Matisse gibi Fovist’ler resimlerine abartılmış duygusallık katmışlar, ham ve apaçık fırça darbeleriyle canlı renkleri kullanarak resimlerini yapmışlardır. Bu ham ve temel tekniklerin aşırı ifadesinden dolayı sanat eleştirmeni Louis Vauxcelles bu ressamları çiğ renkçi ressamlar (“vahşi canavarlar”) olarak adlandırmıştır. Diğer önemli Fovistler arasında André Derain, Maurice de Vlaminck ve Georges Braque vardır.

10. Post Empresyonizm ( Art İzlenimcilik)

Modernist şemsiyenin altında oluşmuş oldukça fazla sanat hareketine zorunlu bir öncü olarak düşünülen Post-Empresyonizm 19. yüzyılın çöküş yıllarında başlamıştır. Hareket; Paul Cézanne, Georges Seurat, Vincent van Gogh ve diğerlerinin unutulmaz eserleri ile ünlüdür. Hareketin sanatçıları Empresyonizm’in kısa fırça darbeleriyle görüntülenen parlak ve fantastik renklerini kullanırken çoğu zaman, daha açık bir ifade biçimi kazanmalarına olanak tanıyacak teknikleri araştırmışlar ve selefleri olan hareketin, empresyonizmin, sınırlarını genişletmeye odaklanmışlardır. Post-Empresyonistler, diğer sanat akımlarının pek çok üyesinden farklı olarak, sanat eserlerini diğerlerinden bağımsız olarak oluşturmuşlardır. Bu sayede Seurat’ın en ünlü eseri ”Grande Jatte Adası’nda Bir Pazar Öğleden Sonrası”nda görülen, Van Gogh tarafından karakterize edildiği gibi, yoğunlaştırılmış Empresyonizm’den Noktacılık’a (Puantilizm) kadar çeşitli yönleri deneyimleme fırsatı bulmuşlardır.

Kaynakça:
https://www.britannica.com/list/10-modernist-art-movements

Yazar: Derya Demirörs

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :