Bebekler Anne Karnında Nasıl Nefes Alır?

Bebekler nefes almayı öğrenmediklerinden dolayı rahimde nefes almazlar. Bunun yerine, bebekler oksijen almak için annelerinin gelişmekte olan organlarına göbek kordonu ile nefes sağlamalarına güvenirler. Annenin vücudunda dokuz ay büyüdükten sonra, bebek rahimden çıkarken karmaşık bir fiziksel süreç yaşamaktadır. Araştırmalar, bu geçişin vücudun yapacağı en karmaşık şeylerden biri olduğunu göstermektedir. Bebekler uteroda nefes alıp verirken, rahim dışına ilk nefeslerini alana kadar, akciğerlerini nefes almak için kullanmamaktadır.
Gelişmekte olan bebeklerin, hamileliğin erken döneminde oksijene ihtiyaçları vardır. Fakat bebek doğumdan sonraya kadar ilk nefesini almamaktadır. Bu, bebeklerin rahimde gerçekten nefes almadıkları anlamına gelir. Bunun yerine, göbek kordonu bebeğe ilk nefese kadar oksijen sağlamaktadır. Akciğer gelişimi hamileliğin erken döneminde başlamaktadır, ancak üçüncü trimestere kadar tam gerçekleşmemektedir. Hamileliğin 24-36 haftaları arasında, akciğerler alveoller geliştirmeye başlar ve bunlar oksijenle dolu minik akciğer keseleridir. Bu keseler tamamen gelişene kadar, bebek rahim dışında kendi başına nefes almakta zorlanmaktadır. Doğum yapan kadınlar özellikle de bebek doğum kanalının dar sınırlarında dolaşırken bazen bebeklerinin nasıl nefes alacağından endişe duyarlar. Göbek kordonu, bebek doğduktan sonraya kadar oksijen vermeye devam etmektedir.

Bebekler Rahimde Nasıl Nefes Alır?

Plasenta ve göbek kordonu, gelişen bebeğin annesinden ihtiyacı olan her şeyi almasını sağlayan organlardır ve bu oksijen içermektedir. Annenin aldığı her nefes kan dolaşımına oksijen getirmektedir. Plasenta plasentaya oksijen ve sonra göbek kordonuna bebeğe iletilmektedir. Çeşitli biyolojik sistemler ve işlemler rol oynamaktadır ve bunlar aşağıdakileri içermektedir:

Göbek Kordonu

Göbek kordonu, plasentanın ortasından çıkan bebeğin göbe¬ğine kadar uzanan fizyolojik bir oluşumdur. Rahim içerisinde bebeğe oksijen sağlaması yönünden kan bulunan bir yapıya sahiptir. 5-6 hafta hamilelikten sonra göbek kordonu global olarak doğrudan gelişmekte olan fetüse oksijen sağlamak için gelişmektedir. Göbek kordonu rahim bağlı olduğu plasenta ile bağlanır. Her iki yapı da çok sayıda kan damarı barındırmaktadır, hamilelik boyunca büyümeye ve gelişmeye devam etmektedir. Göbek kordonu ve plasenta ikisi birlikte, anneden bebeğe besin sağlamaktadır. Ayrıca bebeğin büyümesi için gerekli olan oksijen bakımından zengin kan sağlarlar. Bu, annenin bebeğe nefes almayı sağlaması kandaki oksijenin daha sonra bebeğin kanına aktarılması anlamına gelmektedir. Ayrıca anne bebeğe nefes verir, çünkü bebeğin karbondioksit plasenta içinden annenin kanına taşınır, yani ekshale ile giderilir. Oksijen gibi gelişmekte olan bebeğe iletilen maddeler hiçbir zaman atık su ürünleri gibi bebeği terk eden maddelerle etkileşime girmez. Göbek kordonu boyunca iki ayrı kan damarı içinden geçerler.

Fetal Solunum Uygulaması

Gebeliğin 10. ve 11. haftalarında, gelişen fetüs minik amniyotik sıvının solunmasına başlamaktadır ve bu soluma yutma hareketi gibidir. Bebeğin akciğerleri gelişmeye başladığında yardımcı olmaktadır. Gebeliğin 32. haftasında bebek, yutma gibi daha az nefes benzeri hareketler uygulamaya başlar, akciğerleri sıkıştırmayı ve genişletmeyi içermektedir. Bebeğin akciğerleri 32 haftada tam olarak gelişmemiş olsa da, bu aşamada doğan bebeğin rahim dışında hayatta kalma olasılığı yüksektir. Nefes alıştırması, bebeği ilk ağlamalarında başarıya hazırlayan gelişimsel bir kilometre taşıdır. Bebeğin akciğerleri 36. haftada olgun olarak kabul edilmektedir. O zamana kadar bebek en az dört hafta nefes alıştırması yapmaktadır.

Rahimde Akciğer Gelişimi

Akciğer gelişimi normalde 35-36 haftalık hamilelikten sonra tamamlanmaktadır. Bununla birlikte, gelişme değişir ve hamile kalındığında yanlış hesaplamak mümkündür. Bu yüzden geç ya da erken doğmuş bebekler bile sıklıkla nefes almakta zorluk çekmektedirler. Steroidler, bebeğin akciğerlerinin gelişimini hızlandırabilmektedir. Anne adayı erken doğum yapması gerektiğinde veya erken doğum riski altındayken doktorlar, bebeğin rahim dışında yaşama şansını artırmak için anneye verilen steroidleri önerebilmektedir. Fetüsün akciğerleri tamamen gelişse bile, fetüsün doğum sonrasına kadar nefes alması imkânsızdır. Gelişmekte olan bebekler amniyotik sıvı ile çevrilidir ve akciğerleri bu sıvı ile doludur. 10–12 haftalarda hamileliğin gelişmekte olan bebekleri pratik nefes almaya başlamaktadırlar. Ancak bu nefesler bebeklere oksijen iletmez ve akciğerleri sadece daha fazla amniyotik sıvıyla dolar. Fetüsün ciğerlerinin sıvıyla dolması normal olduğundan, fetüs rahimde boğulma yaşamamaktadır. Plasenta veya göbek kordonunda sorun varsa, gelişmekte olan bebeğin nefes alması için başka bir yol yoktur. Sonuç olarak, bu yapılarla ilgili sorunlar doğum kusurlarına, beyin yaralanmalarına ve hatta fetüsün ölümüne neden olabilmektedir.

Doğum Sırasında Nefes

40 haftalık hamilelik belirtileri etrafında bebeğin vücudu rahimden ve dünyaya gelmeye hazırdır. Doğum sırasında, annenin rahim kasılır ve geri çekilir. Bu, bebeğin geldiğini gösteren yoğun duygular hissetmesine neden olmaktadır. Kasılmalar bebeği sıkarak doğum kanalından çıkma pozisyonuna hareket ettirir. Ayrıca kasılmalar, amniyon sıvısını bebeğin ciğerlerinden dışarı çekmeye ve nefes almaya hazır hale getirmeye de hizmet etmektedir. Annenin suyu kesildiğinde, bebek ile dış arasındaki mühür kırılır. Bebek doğum sürecinde oksijene maruz kalabilmektedir. Fakat bebek göbek kordonu vasıtasıyla plasentadan hala annesine bağlı olduğu sürece, bebeğin henüz nefes almaya çalışması şart değildir. Doğumdan birkaç dakika sonra bebek keskin nefes alır ve ilk defa kendi kendine nefes almaya başlar. Akciğerlerin bu şekilde şişmesi, annenin yardımı olmadan bebeğin kan dolaşımına oksijen vermektedir.

Doğum Sonrasında Nefes Alma

Bazı bebekler boynun etrafına sarılı göbek kordonu ile doğarlar. Ense kordonu adı verilen bu nispeten yaygın bir sorundur ve çoğu durumda sorun yaratmamaktadır. Bunun nedeni göbek kordonunun hala bebeğe oksijen sağlayabilmesidir. Bununla birlikte, eğer kordon bebeğin boynu etrafına çok sıkı sarılmışsa kordondaki oksijen kaynağı sınırlı olabilmektedir. Doğum sırasında, bakım sağlayıcısı bir dolalı kordonu kontrol eder ve mümkünse kordonu yavaşta çıkarmaktadır. Bebek doğduktan sonra sıcaklık değişimleri, amniyotik sıvı eksikliği ve havaya maruz kalma gibi yeni ortamlar bebeğin ilk nefesini tetiklemektedir.
Bazı bebekler, rahimden çıkmadan önce doğum sırasında ilk bağırsak hareketlerini yaparlar ve buna dışkı mekonyum denmektedir. Doğum sırasında veya doğumdan kısa bir süre önce yapılan bir uygulama sırasında bebek mekonyum yutabilir. Mekonyumun yutulması ciddi olabilir ve bebeğin rahim dışına nefes alma kabiliyetine zarar verebilmektedir. Bu nedenle, mekonyum yutan bebeklerin doğumdan sonra emme ve oksijen tedavisi görmeleri gerekmektedir. Bebeğin yeni ciğerleri yaşamı boyunca taşımaya hazır hale gelmektedir. Ancak solunum sisteminin gelişimi henüz tam tamamlanmamıştır. Alveoliler, akciğerlerde vücuttaki oksijen değişimini sağlayan küçük hava keseleridir. Doğumdan sonra da gelişmeye devam etmektedirler.
Doğumda, çoğu bebeğin akciğerlerinde 20-50 milyon alveol olduğu tahmin edilmektedir. Çocuk 8 yaşına geldiğinde, bunlar 300 milyon ulaşmaktadır. Akciğerler büyüdükçe alveoller akciğerlerin yeni yüzey alanını doldurur. Bu, ciğerlerin artan miktarda oksijene ihtiyaç duydukları için büyüyen bir kişi desteklemesini sağlamaktadır. Göğüs kafesi kemikleri hayati organları çevreler. Bebek büyüdükçe, bu kemikler daha da büyür ve akciğerler daha güvenli hale gelir. Bu solunum gelişiminin önemli bir parçasıdır. Bebek ilk doğduğunda, göğüs kafesinin yumuşaklığından dolayı çok savunmasız haldedir. Kaburgalar da yetişkin bir şekle sahip olmak için göğüste yükselir.

Suda Doğum Solunumu Nasıl Etkiler?

Suda doğum, bebeklerin nefes alma kabiliyetini etkilememektedir. Birçok hastane, bazı kadınların geleneksel doğum seçeneklerine tercih ettiği su doğumunu sunmaktadır. Evde veya doğum merkezlerinde doğum yapan kadınlar da su doğumunu seçebilirler. Suda doğum yatıştırıcı, ağrı kesilmesinde yardımcı olabilir ve rahim çevresini taklit edebilir. Fakat genellikle güvenli ve nefes alma bebeğin yeteneğini etkilememektedir. Bunun nedeni, bebeğin doğum yerinden çıkana kadar göbek kordonundan oksijen almaya devam etmesidir. Doğum küvetinde çok uzun süre kalan bebek teorik olarak boğulma riski yaşamaktadır. İzole edilen raporlar, bebeğin su doğum sırasında yaralanabileceğini göstermektedir. Bununla birlikte, 2009 yılında 12 su doğum çalışmasına bakıldığında, bebeğe zarar verme riskinde artış bulunamamıştır. Doğum sırasında bebek doğar, sudan çıkarılır ve ilk nefesini alması sağlanmaktadır.

Doğum Hasarı Olarak Oksijen Yoksunluğu

Bebek doğum sırasında ve hemen sonrasında yeterli oksijen alamadığında, buna hipoksi denmektedir. Hipoksi, beyni ve vücudunun düzgün çalışması için ihtiyaç duydukları oksijenin vücudundan yoksun kalmasıdır. Bu, beyin felci ve ölüm de dâhil olmak üzere, çeşitli doğum yaralanmalarına neden olmaktadır. Hipoksinin yaygın nedenleri vardır ve bu nedenler aşağıdaki gibidir:
• Hasarlı kordon veya hasar görmüş kan damarı bulunan kordon gibi kordon sorunları,
• Anormal doğum (Bazı bebekler doğuştan doğumda oksijen yoksunluğu çekmektedir.)
• Omuzlar sıkıştığında oluşan omuz distosisi, kafa ortaya çıktıktan sonra doğumun yavaşlamasını sağlamaktadır
• Hamilelik veya doğum sırasında aşırı kanama
Kaliteli doğum öncesi bakım ve doğum sırasında dikkatli bakım sağlayıcısı, hipoksi riskini büyük ölçüde azaltmaktadır. Hipoksi yaşayan bebeğin, oksijen tedavisi veya vantilatör gibi destekleyici bakıma ihtiyacı olmaktadır.

Hamilelikte Nelerden Kaçınılmalıdır?

Erken doğum yapmanın en sık karşılaşılan komplikasyonlarından biri bebeğin akciğerlerinin tamamen olgunlaşmamasıdır. Zatürre ve solunum sıkıntısı sendromu (RDS) olarak adlandırılan bir durum ortaya çıkabilmektedir. Erken doğumdan kaçınmanın bir yolu, hamilelik sırasında diyet ve yaşam tarzı seçimlerine dikkat etmektir. Hamilelik boyunca yenilmemesi önerilen bazı yiyecekler vardır ve bunlar aşağıdaki gibidir:
• Çiğ et
• Suşi
• Şarküteri eti
• Pişmemiş yumurta
Tüm bu besinler, gelişim sırasında bebeğe geçmemesi gereken zararlı kimyasal maddeler veya bakteriler içermektedir. Hamile kadınlar, kafein alımını sınırlamalı ve alkollü içeceklerden uzak durmalıdır. Ayrıca bazı kozmetik ürünlerinde ve cilt ürünlerinde bulunan salisilik asit gibi kimyasallardan da kaçınmalıdır. Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), hamilelik sırasında güvenli olan ilaçları bildirmeye devam etmektedir. Kişi öngörülen ilaçlardan biri güvensiz listesinde ise kullanmaya devam etmenin riskleri hakkında muhakkak doktoruyla konuşmalıdır.

Kaynakça:
cerebralpalsy.org
merckmanuals.com
askdrsears.com
npr.org

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :