Ani olarak yer altındaki bir noktadan çıkan titreşimlerin, yeryüzüne ilerleyerek geçtiği ortamları ve yeryüzünü sarsmasına deprem denir. Bir deprem oluşmadan önce kayaçlarda gerilme birikmekte olup, bu gerilme kayacın değerini aştığı anda deprem oluşmaktadır. Depremin yeraltında oluştuğu noktaya odak noktası, odak noktasının yeryüzündeki iz düşüm noktasına ise Episantr (merkez üssü) denilmektedir.Depremler oluş mekanizmalarına, derinliklerine, Episantr uzaklığına ve büyüklüklerine göre sınıflandırılmaktadır. Oluş mekanizmalarına göre; çöküntü depremler, volkanik depremler ve tektonik depremler olmak üzere 3’e ayrılır. Derinliklerine göre; 0-70 km arasında sığ depremler, 70-300 km arasında orta derin depremler, 300-700 km arasında derin depremeler olarak ayrılırlar. Episantr uzaklığına göre; 1-10 arasında yerel depremler, 10-20 arasında orta alan depremler, >20 ise uzak alan depremler olarak sınıflanmaktadır. Büyüklüklerine göre ise; büyüklüğü 3’den küçük olanlar çok çok hafif şiddetli, 3-4 arasında olanlar çok hafif şiddetli, 4-5 arasında olanlar hafif şiddetli, 5-6 arasında olanlar orta şiddetli, 6-7 arasında olanlar şiddetli, 7-8 arasında olanlar çok şiddetli ve 8’den büyük olanlar çok çok şiddetli olarak ayrılırlar.
Bir depremi tanımlayan parametreler; oluş zamanı, Episantr (Merkez üssü), Hiposantr (Odak noktası), Derinlik ve büyüklük (Magnitüd) olarak nitelendirilmiştir.

Sismoloji (Deprem Bilimi)

Depremlerin oluşum mekanizmalarını, deprem dalgalarının teorisini ve kaynaktan çıkarak yeryüzüne gelene kadar olan yayılışını, deprem kayıt aletlerini ve deprem kayıtlarının değerlendirilmesini inceleyen bilim dalına sismoloji denir. Sismoloji faaliyetlerinin amacı;
– Deprem dalgalarını kaydetmek,
– Bu kayıtlara göre deprem dalgalarının yer küre içerisindeki yayılımını ortaya çıkarmak,
– Yer kürenin yapısını ortaya çıkarmak,
– Deprem büyüklük parametrelerini belirlemek,
– Deprem kaynak mekanizmasını açıklamak,
– Depremlerin önceden bilinmesi için çalışmalar yapmak,
– Deprem zararlarını en aza indirgemektir.

Faylar ve Fay Türleri

Deprem esnasında, kayaçların kırılması sonucu kayaç kütlerinin birbirlerine göre farklı taraflara hareket etmesi sonucu oluşan kırık sistemlerine Fay denir. Faylar 3 şekilde tanımlanmaktadır.
– Normal Fay: Hareket eden bloğun (kayaç kütlesinin) aşağıya doğru hareket etmesi ile oluşan kırık sistemleridir.
– Ters Fay: Hareket eden bloğun yukarıya doğru hareket etmesi ile oluşan kırık sistemleridir.
– Doğrultu Atımlı Fay: Blokların birbirlerine göre yanal hareket ettiği kırık sistemleridir. Hareket eden blok sağa doğru hareket etmişse sağ yönlü, sola doğru hareket etmişse sol yönlü doğrultu atımlı fay olarak adlandırılır.

 

Deprem Dalgaları

Deprem esnasında açığa çıkan enerji, dalgalar halinde yayılarak yeryüzüne ulaşır. Bu dalgalar Cisim dalgaları ve Yüzey dalgaları olarak adlandırılmaktadır. Cisim dalgaları;
– P Dalgası
– S Dalgası
– SV Dalgası
– SH dalgası
Olmak üzere sınıflandırılırlar. P dalgası birincil dalga anlamına gelmektedir. Deprem esnasında ilk çıkan dalga olarak bilinir ve yayılma doğrultusuna paralel bir şekilde itme-çekme kuvveti ile yayınım gösterirler. S dalgaları ise ikincil dalga veya kayma dalgası olarak nitelendirilir. Yayılma doğrultusuna dik bir şekilde hareket ederler. Yayılma doğrultusuna dik olmaları sebebiyle yatay ve düşey yönde oluşurlar. Düşey yönde oluşan S dalgaları SV, yatay yönde oluşan S dalgaları ise SH olarak adlandırılır.
Cisim dalgalarına oranla daha düşük hızlarda ilerleyen yüzey dalgaları yer yüzüne yakın kısımlarda ilerleyen dalgalar olup; Rayleigh ve Love dalgaları olmak üzere ikiye ayrılır. Rayleigh dalgaları yayılma doğrultusuna dik bir yönde eliptik bir şekilde hareket ederek ilerler. Depremlerde asıl yıkıcı olan dalga türüdür. Love dalgaları ise yayılma doğrultusuna dik bir şekilde yatay olarak hareket ederler.

Deprem Kayıt Cihazları – Sismograflar

Depremi ölçen ve kayıt eden cihazlara sismograf adı verilir. Deprem esnasında açığa çıkan sarsıntıları algılayıp yükseltir ve bunları uygun bir ortama kayıt eder. Sismografların kayıtlarına ise sismogram adı verilir.
İlk sismograf Çin’de M.S. 132 yıllarında yapılmıştır. Basit bir sarkaç sisteminden oluşan bu aletin 750 km uzaktaki bir depremi algılayabilecek şekilde yapıldığı söylenmektedir. 1700’lü yıllara kadar sismograflar üzerinde etkin bir çalışma yapılmamış olup, ilk deprem kaydı A. Cavalli tarafından 1784 yılında yapılmıştır. Bu sistemler mekanik ve optik olarak çalışmaktaydı. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sismograf sistemleri de gelişmiş, günümüzde elektronik olarak bilgisayar sistemleri üzerinde kayıt yapan çok hassas sismograflar kullanılmaktadır. Sismograflar temel olarak üç sistemden oluşmaktadır. Bunlar algılayıcı, koşullandırıcı ve kayıt sistemleridir.

Algılayıcılar içerisinde sismometreler bulunur. Bunlar sismik enerjiyi algılayıp elektrik enerjisine dönüştürür. Sismometreler ucunda bir kütle bulunan yaydan ve bu yaya bağlı olan bir mıknatıstan oluşur. Mıknatısın çevresinde sarılı olan bobin üzerinde, bir deprem esnasında kütlenin hareketi sonucu elektriksel bir sinyal meydana gelir.
Koşullandırıcı sistemleri ise, sismometrelerden gelen elektriksel sinyalleri yükselterek istenilen duyarlılığın elde edilmesini sağlar.
Kayıt sistemlerinde farklı yöntemler kullanılmaktadır. Eski sismograflarda kayıtlar kâğıt üzerine yapılırdı. Bu sistem günümüzde halen kullanılmakta olup yerini bilgisayar sistemlerine bırakmaktadır.

Depremlerin Önceden Tahmin Edilmesi

Sismoloji biliminin en önemli toplumsal amaçlarından biri depremlerin önceden kestirilmesidir. Doğru bir şekilde yapılacak deprem tahmini, maddi ve manevi kayıpları en aza indirecek ve depremlerde meydana gelecek ölümleri en asgari düzeye indirecektir. Uzun yıllardan beri süren bu çalışmalar neticesinde günümüzde halen tam bir sonuç alınamamıştır. Yapılan çalışmalarda tahmin edilmesi gereken konular depremin yeri, büyüklüğü ve ne zaman olacağıdır. İlerleyen teknoloji ve bilimsel çalışmalar sonucunda depremin yeri ve büyüklüğü konusunda belirli düzeyde ilerleme kaydedilmiştir. Günümüzde bir depremin tam noktasal olmasa da bölgesel olarak olabileceği yerler kestirilebilmekte olup, depremin büyüklüğü konusu da az çok gerçeğe yakın bir şekilde tahmin edilebilmektedir. Depremin ne zaman olacağı ise henüz tahmin edilemeyen bir konudur. Geçmiş yıllarda olan depremlerin istatistiğine bakılarak bir tahmin yapmak elbette mümkündür. Ancak bu tahmin geniş bir tarih aralığı vermekten öteye gidememektedir.

Kaynakça:
http://www.nkfu.com/sismoloji-nedir-sismoloji-neyi-inceler/
http://www.tech-worm.com/deprem-nedir-meydana-gelir/
http://www.fizik.net.tr/site/deprem-dalgalari/

Yazar:Burak Yıldırım

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here