Diş Çürükleri Nedenleri ve Bitkisel Tedavi Yöntemleri

Dişlerimizin görevi besinleri koparıp parçalamaktır. Konuşma esnasında seslerin düzgün çıkarılmasına yardımcı olur. Estetik açıdan da önemlidir. Köpek dişleri, azı dişleri, kesici dişler olarak adlandırılır. Yetişkinlerde 32 adet diş bulunur. Dişler mine, dentin, sement ve pulpa bölümlerinden meydana gelir.
Mine, dişin dış tabakasını kaplar ve çok serttir. Mine, dişe şeffaflığı verir. Mine tabakası inceldiği zaman dişler sararmaya başlar. Sinir hücresi içermediği için aşınması durumunda, altta dentin tabakası olduğundan, soğuk-sıcak hassasiyeti oluşur. Dentin, minenin altındaki esas diş dokusudur. Sinir hücresi içerir ve ağrı duyulmasına neden olur. Pulpa, dişin özüdür, kan damarları ve sinir hücreleri içerir. Şiddetli ağrı duyulması sinir hücreleri sayesinde olur. Sement ise kökün etrafını kaplar.
Ağız içinde normalde çok sayıda mikroorganizma bulunur. Tükürük salgısı mikroorganizmalara karşı koruyucudur. Bu mikroorganizmalar şekerli ve nişastalı yiyecek artıkları ile etkileşime girerek asit oluştururlar. Tükürük salgısının az olduğu durumlarda asit oluşumu daha fazladır. Oluşan asit, diş minelerini eritir. Bakteri plakları oluşur. Diş yüzeylerinde ve dişlerin ara yüzeylerinde siyah lekeler oluşmaya başlar, çürük dediğimiz oyuklar ortaya çıkar. Oyuklarda mikroplar üreyerek diş köküne kadar inebilir, çene kemiğine ulaşırsa kemiği eritebilir.
Ağız kuruluğuna neden olan alerjik rinit gibi hastalıklar, şeker hastalığı, mide reflüsü, şeker ve nişastadan zengin beslenme, şekerli ve asitli içecekler, sigara içilmesi, alkol tüketilmesi ve ağız hijyeninin kötü olması durumunda diş çürükleri daha sık oluşur.
Diş çürüğü tedavi edilmezse mikroplar diş köküne inerek çene kemiğine kadar ulaşır. Apse, iltihap ve erimelere neden olur. Kan yolu ile organlara ulaşabilen mikroplar beyin apsesi, kalp zarı iltihabı, kalp adalesi iltihabı gibi ciddi hastalıklara davetiye çıkarır.

Bulgu, Belirti Ve Yakınmalar

İlk önce dişlerde siyah lekelenmeler başlar. Girinti ve çıkıntının çok olduğu yüzeylerde ve diş ara yüzlerde daha sıktır. Lekelenmeler bir süre sonra oyuk halini alır. Diş çürüğü diş içine ulaşınca ağrı başlar. Diş köküne kadar inen büyük çürüklerde ağızda kötü kokuya sebep olur. Dişte hassasiyet ve kırılmalar olabilir.
Diş hekimi çürüğün derinliğini tespit etmek için röntgen çekebilir.

Tıbbi Tedavi

Diş hekimi tarafından uygun tedavi düzenlenir. Çürük temizlenir. Gerekirse antibiyotik (amoksisilin, ampisilin vb), dolgu, kaplama, diş çekimi gibi tedaviler uygulanır.
Diş çürüğünün başlangıç aşamalarında florürlü ürünlerin kullanılması diş çürüğünün önlenmesini ve yayılmasını azaltmanın en etkili yollarındandır. Florür, çay, belli balık çeşitleri ve bazı gıdalarda doğal olarak bulunur, ayrıca diş macunlarında genellikle bulunur. Sentetik florür içeren diş macunları en önemli florür kaynaklarından biridir. Florür, diş minesini güçlendirme ve çürümeye yol açan asit erozyonuna karşı korumada yardımcı olur. Ayrıca, flor plak oluşumunu ve bakterilerin asit üretmesini önler. Diş çürümesinin erken evrelerinde, florür, hasarlı diş minesini de onarabilir. Florür, etkilenen diş üzerine jel, cila ya da macun şeklinde tatbik edilebilir. Dişin iç pulpasını etkilemeyen diş minesindeki boşluklarda dolgu kullanılabilmektedir. Doldurma, diş minesinin yerine geçecek bir maddeyle yapılır. Dolgularda kesinlikle cıva kullanılmamalıdır. Dolgu ile dişin ömrü uzatılır.
Diş çürüklerinin bir diğer tedavisi de dişin çürümüş bölümünün çıkarılmasını takiben üzerinin bir kaplama ile kapatılarak hasarlı diş korumaya alınması yöntemidir. Porselen, seramik, altın veya camdan yapılabilir.
Kök kanal tedavisi: Bu, dişi kurtarmak için en son yapılan müdahaledir. Dişin iç pulpasında köke yakın bölgede sinir ve damarların iltihap ile tutulmasına bağlı sıcak-soğuk yiyecek veya içecek tüketildiğinde ağrı gelişmesine neden olur. Diş kökündeki sinir ve damarlar temizlenerek buraya özel dolgu yapılır, uzun ve zahmetli bir işlemdir.
Dişin kurtarılamayacağı durumlarda, ciddi hasarlı ve çürük dişlerde, çürümenin diğer sağlam dişlere yayılması gibi komplikasyonları önlemek için, dişin çekilmesi gerekebilir. Kozmetik görünümü korumak için kısmi protez, diş köprüsü veya diş implantı yapılabilir.

Diyet Değişiklikleri

Günümüzün fast-food tarzı beslenmesi A ve D vitamini gibi diş yapısını destekleyen vitaminlerden fakir, diş çürüğünü artıran şekerden ise zengindir. Özellikle çocukları reklamı bol, tüketimi teşvik edilen işlenmiş ve hazır gıdalardan uzak tutmalıdır. Aşırı şekerli gıdalar, gazlı içecekler ve çikolata tüketimi diş çürümelerini hızlandırabilir.
Çocukların taze sebze ve meyve tüketiminin yanı sıra evde günlük hazırlanan yemeği yemeleri diş sağlığını olumlu etkiler.
Beslenme sorunu olanlarda morina karaciğer yağı destek olarak alınabilir. Özellikle D vitamini gibi yağda eriyen bir vitamin en iyi kaynaktır. Çocukların organik tereyağı tüketmesi diş sağlığı için önemlidir. Kaynağı güvenilir çiğ süt veya keçi peyniri alternatiftir. Tam tahıl ürünlerinin yoğun tüketilmesi çocuklarda dişte çürümelere neden olabilir. Ağartma işlemi yapılmamış undan yapılan ekmek ve beyaz pirinç gibi gıdalar tercih edilebilir. Brokoli ve ev yapımı lahana turşusu yüksek C vitamini ile dişe destek sağlar.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Ağız hijyeni sağlanması önemlidir. Dişler, bir florürlü diş macunu ile (bir kez sabah ve bir kez yatmadan önce) günde iki kez fırçalanmalıdır. Diş, yemekten sonra 30 dakika içinde fırçalanmalıdır. Özellikle şeker ve karbonhidrat bakımından zengin bir öğünse, diş fırçalanması atlanmamalıdır. Fırçalama, dişin tüm yüzeylerini kapsayacak şekilde detaylı olmalıdır. Fırçalamadan sonra ağzın suyla durulanması florürün uzaklaşmasına neden olacağı için önerilmemektedir. Onun yerine, ağızdaki köpüklü macun tükürülmelidir veya kabaca bir defa çalkalanmalıdır. Diş fırçası 2-3 ayda bir yenilenmelidir.
Diş ipinin kullanılması, diş fırçasının ulaşamadığı bölgelerde, özellikle diş arasındaki plak ve yiyecek artıklarını temizlemede yardımcıdır. Bir günde en az bir kez diş ipi kullanılması tavsiye edilir.
Diş gargaraları ve özellikle de florür içerenler aynı zamanda diş çürümelerini önlemeye yardımcı olabilir. Yaklaşık olarak bir dakika gargara yapıldıktan sonra ağız çalkalanmaz. Böylece dişlerin arasında florür muhafaza edilerek koruma sağlanır. Geceleri yapılması özellikle tavsiye edilmektedir.
Sigara içmek diş çürümelerine neden olur, bırakılmalıdır.
İyi ağız hijyeni ile birlikte beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleri ile diş çürümeleri engellenebilir. Yetişkinler her iki yılda bir en az bir defa, küçük çocuklar her 4 ile 6 ayda bir, 18 yaşından küçük olanlar ise yılda bir diş doktoruna rutin kontrole gitmelidir.

Önerilen Besin Takviyeleri

• B6 vitamini (Piridoksin): B6 vitarnini takviyesi ağız içinde yararlı bakterilerin gelişmesini destekler ve diş çürümesine neden
olan bakterilerin büyümesine de engel olabilir. Hamile bayanlarda yapılan bir araştırmada, gebelik süresinde günde 20 mg B6 vitamini takviyesi verildiğinde daha az çürük ve diş taşı oluştuğu gözlenmiştir. B6 vitamini pastil şeklinde verildiğinde ağız florası için kapsül formundan daha etkili bulunmuştur.
• Lactobacillus GG: 1-6 yaş arası çocuklarda 7 ay boyunca haftada 5 gün sütlerine ilave edilen Lactobacillus GG takviyesi çürük oluşumunda %49 oranda azalma sağlamıştır.
• Ksilitol: 2 yıl boyunca yürütülen bir araştırmada, çocuklarda ksilitol içeren sakızın günde en az 5 kez 5’er dakika çiğnenmesi ile çürük oluşumunda önemli oranda azalmalar görülmüştür. Ağızdaki bakteriler ksilitolü fermente edip asit üretemez. Ksilitol içeren sakızların diş çürüğü oluşmasını engelleyebildiği, diş macunu ve ağız çalkalama sıvılarının içinde de ksiltolün bulunması gerektiği bildirilmiştir.
• Balık karaciğer yağı: 800 IU D vitaminine karşılık gelen 3 çay kaşığı yağın her gün çocuklara verilmesiyle çürük oluşumunda %50 azalma olduğu bir çalışmada bildirilmiştir.

Önerilen Bitkisel İçerikli Takviyeler

• Yeşil çay: Yeşil çay ve siyah çayda bulunan flavonoit yapısındaki bileşiklerin diş çürümesine neden olan bakterilerin gelişmesini inhibe ettiği saptanmıştır. Çay yapraklarından hazırlanan alkollü ekstrenin içinde bulunduğu ağız çalkalama sıvısı gönüllü kişilere verilmiş ve yatmadan önce ağız çalkalama sıvısı olarak kullanan kişilerde daha az bakteri plağı oluştuğu tespit edilmiştir. Flavonoit grubu bileşiklerden prosiyanidolik oligomerleri içeren sakızların da diş eti kanamaları ve plak oluşumunu azalttığı bildirilmiştir.
• Kan otu (Sanguinaria canadensis): Kökleri benzofenantridin grubu alkaloitleri içermektedir. Ana etkili bileşiği sanguinarindir. Diş macunu ve ağız çalkalama sıvılarına drogun alkollü ekstresi veya etken madde olan sanguinarin, dişte plak oluşumunu engellemesi ayrıca antibakteriyel ve antienflamatuvar etkileri nedeniyle ilave edilmektedir.
• Nane, karanfil, sarımsak, kişniş, kakule: Güçlü antibakteriyel etkileri bulunur. Nane ve karanfil ağrı kesici etki de oluşturur. 1 diş kesilmiş sarımsak ile diş eti ovulur veya sarımsak, karanfil, nane, kişniş ve kakule meyvesi çiğnenirse ağız içinde antibakteriyel etki sağlanabilir. Nane ile hazırlanacak olan çaydan ağız çalkalama suyu olarak da yararlanılır.

Yazar: Fatih Bolelli

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :