Diyabet (Şeker Hastalığı) Nedir, Belirtileri, Koruyucu Önlemler Tedavisi Nasıldır ?

Vücudumuza gerekli olan enerji şekerden, yani glikozdan karşılanır. Glikozdan enerji üretilebilmesi için glikozun hücre içine girmesi gereklidir. Mide arkasında bulunan pankreas dediğimiz organdan insülin salımı olmaktadır. Yemek yediğimizde insülin salımı artar. İnsülin, glikozun hücre içine girmesini sağlar. İnsülin salımı azaldığında, olmadığında ya da insüline direnç geliştiğinde glikoz, hücre içine girmez. Kanda glikoz, yani şeker yükselir.
İnsüline bağımlı şeker hastalığı tip-1 diyabet olup bağışıklık sistemi hastalığıdır. Daha çok çocukluk çağında ve genellikle ateşli bir enfeksiyon sonrası çok su içme, idrara çıkma, ağız kuruluğu, ileri derecede halsizlik ve yorgunlukla ilk tanı konur. Ailesel olma olasılığı daha düşüktür.
Daha sıklıkla karşımıza çıkan, insüline bağımlı olmayan tip-2 diyabet dediğimiz şeker hastalığıdır. Ailesel yatkınlık, şişmanlık, hareketsizlik, aşırı karbonhidrat tüketimi, gebelik, kan yağları yüksekliği şeker hastalığı gelişimini kolaylaştırır. İleri yaş, pankreas bezi hastalıkları şeker hastalığına sebep olabilir.
Şeker hastalığı tüm dünyada yaygın olarak görülür. Görülme sıklığı yaşla birlikte artar. Günümüzde hareketsiz hayat, aşırı kilo, fast-food tarzı beslenme şeker hastalığının görülme sıklığını artırmaktadır.
Şeker hastalığı kalp, böbrek, beyin ve diğer organlarda harabiyete sebep olur. Damar duvarında damar sertliğine neden olarak damar tıkanmaları yapar. Tuttuğu organa göre kalp krizi, beyin damarları tıkanıklığı, böbrek yetmezliği, körlük, bacak damarı tıkanıklarına neden olur. Sinir uçları üzerinde de olumsuz etkileri vardır. Böbrek yetmezliği nedeni ile diyalize giren hastaların çoğunluğunu şeker hastaları oluşturmaktadır. Kanser riskinde artışa neden olabilmektedir.

Bulgu, Belirti Ve Yakınmalar

Çok su içme, çok yemek yeme, sık idrara çıkma, kilo kaybı, yaraların geç iyileşmesi, tatlıya düşkünlük, görme bulanıklığı, ayaklarda yanma ve uyuşma, ciltte kuruluk ve kaşıntı, açlıkta titremeler, iltihaplara yatkınlık, sinirlilik, uyku bozuklukları, baş ağrısı, ağız kuruluğu, gibi şikayetler olmaktadır.
Kan şekeri yüksek ölçülür. İki defa ölçülen açlık kan şekerinin 126 mg/dl üzerinde olması diyabet tanısı koydurur. Yemekten 2 saat sorar ölçülen tokluk kan şekerinin 200 mg/dl üzerinde olması da şeker hastalığını gösterir. Hastaya glikoz içirilerek 2 saat sonra ölçülen kan şekerinin 140-200 mg/dl arasında olması bozulmuş oral glikoz toleransını gösterir. Halk arasında gizli şeker olarak bilinir.
HbA1c tahlili kan şekerinin son 3 aydaki seyrini gösteren bir tahlil olup iyi kontrol altında olan, tedavisi iyi olan şeker hastalığında 6 değerinin altında olmalıdır. Değer 6’nın üzerindeyse şeker tedavisinin iyi yapılamadığını gösterir. Tedavi değiştirilir.
Şeker hastalarında böbrek bozukluğu olup olmadığını anlamak için karada üre-kreatinin bakılır. Ayrıca böbrek hasarının erken bulgusu olan idrarda mikroalbuminüri testi yapılır. Göz dibi muayenesi ve kalp muayenesi mutlaka yapılır. Nöroloji hekimi tarafından ayak yanmaları, uyuşmalar değerlendirilir. Şeker hastalarında sinir uçları harabiyetine bağlı his kayıpları mevcuttur. Üşüyen ayaklarını sobanın sıcaklığını hissetmeyip yakan çok hasta vardır. Yanık oluşunca tedavisi zordur, iyileşme geç olur. Ayakkabının vurduğu hissedilmez ve yara açılabilir. Diyabetik ayak isimi verilen, damar sertleşmesine bağlı yeterli oksijenin götürülememesi nedeni ile iyileşmesi zor yara oluşur. İltihap vücuda yayılabilir, kangrene dönüşebilir.

Tıbbi Tedavi

Diyetisyen tarafından şeker hastalığına özel diyet verilir. Dengeli beslenme, şeker içeren gıdalardan uzaklaşma, hazır gıdaları tüketmeme ve ara öğünler önerilir. Şişmansa kilo verdirilir. Egzersizler tavsiye edilir.
Sulfonilüreler (gliburit, glipizid ve glimepirid), meglitinidler (repaglinit ve nateglinit), tiazolidinedionlar (rosiglitazon ve pioglitazon), metformin, acarboz, GLP-1 reseptör agonistleri (eksenatid ve liraglutid), SGLT2 inhibitörleri (canagliflozin ve dapagliflozin) gibi ağızdan alınan ilaçlar mevcuttur. Her ilaç grubunun kendine has yan etkileri vardır. Çoğu diyabet ilacının kilo alımı yan etkileri bulunurken, metformin, DPP-4 inhibitörleri, GLP-1 reseptör antagonistleri, SGLT2 inhibitörlerinin kilo alımı yan etkileri daha azdır.
Kan şekeri çok yüksek ya da ağızdan alınan ilaçlarla yeterli kan şekeri kontrolü sağlanamıyorsa, tip-1 diyabetse, hamilelik varsa, büyük bir cerrahi operasyon planlanıyorsa, şeker hastalığına bağlı sinir, böbrek, göz harabiyeti varsa, diyabetik ayak varsa ve zatürree gibi ağır enfeksiyonlar varsa insülin tedavisine başlanır. İnsülin dozu hastanın kan şekeri ve ağırlığına göre düzenlenir. Kısa, orta ve uzun etkili çeşitleri vardır. Dozu fazla gelirse ya da yemek az yenirse, öğün atlanırsa hipoglisemi yaşanır. Hipoglisemi kan şekeri düşüklüğüdür. Terleme, çarpıntı, titreme, bulanık görme şikayetleri olur. Kan şekeri 50 mg/dl altına düşer. Mutlaka şeker takviyesi yapılır. Bir şeker hastası bilincini kaybettiyse, öncelikle şeker düşüklüğü koması akla gelmeli, ilk tıbbi müdahale olarak damar yoluyla %5 veya % 10 dextroz gibi şekerli sıvılardan 150- 200 ml verilmelidir.
İnsülin iğnesi sürekli aynı yere yapılırsa yağ bezeleri oluşabilir. Bu nedenle iğne yapma bölgeleri değiştirilmelidir.
Bacak damarlarının tıkanıklığına bağlı olarak ya da farkına varmadan oluşan yanıklarda pansuman düzenli yapılır. Kangren oluşursa ayak ya da bacağın kesilmesi gündeme gelir.

Diyet Değişiklikleri

Şeker hastalarının günlük yemek miktarları ve saatleri planlı ve düzenli olmak zorundadır. Özellikle uzun etkili NPH insülin tedavisi veya kan şekerini düşürücü sülfonilüre, meglitinidler gibi ilaçları alanların öncelikli temel kural olarak bunun benimsemesi gereklidir. Ögünün atlanması veya geciktirilmesi, özellikle şeker düşüldüğü koması gibi ciddi sorunlara neden olabilir. Kısa etkili kristalize insülin ile günde 3-4 dozda insülin tedavisi alanlarda veya metformin gibi insülin duyarlaştırıcı alanlarda beslenme saatleri daha esnek olabilir. Ama yine de dikkat edilmelidir.
Pizza gibi çok yağlı gıdalar tüketildiğinde, yağlı gıdaların, az yağlı gıdalara göre sindirimi daha uzun sürdüğünden kan şekeri saatler sonra belirgin yükselebilir, takip edilerek, gerekirse ek doz insülin yapılabilir. Nadir de olsa bu gıdalar tüketilebilir.
Karbonhidratlar, nişastalı gıdalar, şeker, meyve, sebze ve süt ürünlerinden alınan temel enerji kaynağıdır. Et çeşitlerinin çoğu ve yağlar karbonhidrat içermez. Karbonhidratlar doğrudan kan şekerini yükseltirken, proteinlerin şeker düzeyine etkisi olmaz. Karbonhidrat tüketiminin belli düzeyde tutulması şeker düşüklüğünün engellenmesi açısından tedavide esastır. Kilolu olan tip-2 şeker hastalarının kalori alımlarını azaltmaları ve aktivitelerini artırmaları önemlidir. Özellikle ilk tanıda pankreas rezervinin uzun süre korunmasını sağlar. Kilosu normal olan şeker hastalarında ise zayıflama hedeflenmez, uygun miktarda karbonhidrat tüketimi ile kilonun korunması hedeflenir. Günlük kalori miktarının %45-55’i karbonhidratlardan karşılanacak şekilde hesaplama yapılır ve ara öğünler dahil olmak üzere dağıtılır.
Karbonhidrat kaynağı olarak meyve, sebze, tam tahıl, bakliyat ve düşük yağlı süt ürünleri tercih edilir. Düşük yaş, düşük karbonhidrat, Akdeniz diyeti veya vejeteryan diyet gibi beslenme tarzları çok katı olmadığı sürece kabul edilebilir diyetlerdir. Karbonhidrat miktarı kişinin vücut kitle indeksi, kilosu ile tokluk kan şekerine göre planlanır. Gıdalardan glisemik indeksi ve glisemik yükü az olanlar tercih edilir.
Tüketilen yağın miktarından çok kalitesi önemlidir. İlk araştırmalarda, doymuş yağlar ve trans yağların kalp damar sağlığını bozduğu, tekli veya çoklu doymamış yağ asitlerinin kalp damar sağlığını korumaya yardımcı olduğunu göstermiştir. Doymuş yağlar peynir, kırmızı et, tereyağı, somon, yumurta sarısında bulunur. Fakat doymuş yağların daha önceden kalp-damar ve şeker hastalığına neden olabileceği ile ilgili görüşler yeni çalışmalarda doğrulanmamış, doymuş yağların ciddi bir risk artışına neden olmadığı bildirilmiştir. Trans yağlar ise margarin ve endüstriyel olarak hazırlanmış gıdalarda bulunur. Trans yağlar kesin olarak kalp-damar hastalığı, şeker hastalığı ve ölüm riskini artırmaktadır. Tekli veya çoklu doymamış yağlar balık, zeytin yağı, fındık, hindistan cevizi yağı gibi gıdalarda bulunur. Trans yağların tüketimi azaltılıp tekli veya çoklu doymamış yağlar, bir miktar da organik doymuş yağlar tercih edilmelidir. Böylece şeker hastalarında artmış olan kalp-damar hastalığı, inme riski azaltılır.
Amerika Kalp Cemiyeti’ne göre sağlıklı kişilerde günlük olarak toplam kolesterol tüketimi 300 miligramın altında, kalp damar hastaları ile şeker hastalarında 200 miligramın altında olmalıdır. Büyük boy yumurtanın sarısında ortalama 186 miligram kolesterol bulunur. Yumurta beyazında kolesterol bulunmaz. Genel olarak bir gün sarılı, bir gün sarısız yumurta tüketilmesi ek risk yaratmadan sağlıklı tüketim şeklidir. Kolesterol ayrıca karaciğer, dalak, böbrek ve sakatat gibi et ürünlerinde boldur. Karides ve kalamar gibi gıdalar da kolesterolden zengindir.
Protein kısıtlamasının yararı bilinmediği için rutin yapılmamalıdır. Böbrek yetmezliği sorunu olmadıkça bu tür kısıtlamalar zaruri değildir. Günlük kalorinin %10-25’i proteinden karşılanmalıdır. Yağsız et, balık, yumurta, fasulye, organik suya, bezelye, fındık, ceviz, fıstık ve çekirdek protein kaynağı olarak tercih edilmelidir.
Günlük 25-30 gram gibi liften zengin beslenme HbA1C düzeylerinin kontrol altında tutulmasına ve kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olur.
Günlük 2.300 miligramdan daha az sodyum (tuz) içeren beslenme kan basıncını kontrol altında tutmaya yardımcıdır. Kalp yetmediği, böbrek yetmezliği ve tansiyon yüksekliği olan hastalarda yakınmaları azaltmak için daha da fazla sodyum kısıtlaması gerekebilir.
Yapay tatlandırıcılar kan şekerini artırmaz, çok yoğun tüketilmedikçe ek zararları beklenmemektedir. Aç karnına yapay tatlandırıcı içeren içeceklerin tüketilmemesi önerilir, çünkü takip eden öğünün daha fazla tüketilmesine neden olabilir. FDA tarafından onaylanan yapay tatlandırıcılar: Aspartam, sakkarin, acesulfame-K, neotame ve sukraloz’dur. Stevia bitkisinden elde edilen aynı isimdeki doğal yapay tatlandırıcı da güvenli kullanılabilecek ürünler arasında sayılmaktadır. Yapay tatlandırıcıların hayvanlarda çok yüksek dozlarda sağlık risklerine neden olabileceği ile ilişkili araştırmalar olmakla birlikte bu dozların rutin günlük kullanımda ulaşılabilecek dozlar olmadığını belirtmek gerekli.
Günlük sıvı ihtiyacının çoğunluğunun su ile karşılanması, içeceklerin ev ortamında şekersiz veya düşük dozda tatlandırıcı içerecek şekilde ayarlanması, şeker katılmamış komposto, hoşaf gibi içeceklerin tercih edilmesi, hazır diyet içeceklerin kısıtlanması olumsuzluklara karşı koruyucudur.
Şeker alkolleri (sorbitol, ksilitol, laktitol, mannitol ve maltitol) çoğunlukla şekersiz tatlı sakızların içeriğinde bulunur ve kan şekerini hafifçe yükseltebilir. Gıdaların karbonhidrat içeriğini belirlerken şeker alkolü miktarının 1.5 katı hesaplanarak gıdada bulunan diğer karbonhidrat içeriğinin üzerine eklenir. Çok miktarda şeker alkolü tüketilmesi kramp tarzı karın ağrısı, gaz ve ishale neden olabilir.
Tüketilen gıdaların etiketinde yer alan toplam kalori içeriği 20 kaloriden az veya karbonhidrat içeriği 5 gramdan az olanlar şeker hastaları için serbest gıda anlamına gelir ve ek tedavi değişikliğine ihtiyaç duyulmaz.
Alkol tüketimine dikkat edilmelidir. Alkolün kan şekeri üzerine olumsuz yan etkisi bulunmamaktadır; ilk saatlerde kan şekerinde bir yükselme, daha sonra ise şekerde düşüklük meydana gelir. Bu durum ciddi sorunlara neden olabilir. Alkol kokteyllerinin içine katılan kola veya meyve suyu gibi içecekler günlük alınan kalorinin artmasına ve kan şekerinin yükselmesine neden olur.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Uzun süreli şeker hastalığı tanısı olsa bile, egzersiz, komplikasyonların önlenmesinde yararlıdır.. Özellikle diyet ile beraber çok yararlıdır.Egzersiz, yoğun yapılmamalıdır. Her kişinin toleransına göre egzersiz yapılmalı, göz kararması, soğuk terleme, göğüste sıkışma veya bulantı gibi yakınmalarda egzersiz sonlandırılmalıdır.
Egzersiz, 10 dakikası ısınma, 20 dakikası aerobik egzersiz olmak üzere 30 dakika süre yeterli olup zamanla artırılabilir. Yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi egzersizler yeterlidir. İnsülin kullanan hastalarda egzersiz insülinden belli saat sonra yapılarak vücudun tepkileri standardize edilebilir. Haftada 5 gün egzersiz yapılması idealdir.Egzersiz sonrası bol su içilerek, egzersizin neden olacağı su kaybına bağlı şeker yükselmesinin önüne geçilir.Egzersiz öncesi ve sonrası kan şekerinin düzeyi kontrol edilmeli ve vücudun egzersize nasıl tepki verdiği değerlendirilmelidir. Özellikle egzersiz öncesi kan şekeri 250 mg/dL’nin üzerindeyse, egzersiz, kan şekeri daha düşük seviyelere inene kadar ertelenmelidir.

Egzersiz öncesi insülin dozu %30 daha az yapılmalıdır. Egzersize aktif katılacak kas bölgesinden uzak bir bölgeye insülin yapılmalıdır (örneğin koşulacaksa bacaklara, mekik yapılacaksa karna yapılmamalı).Egzersiz esnasında oluşabilecek kan şekeri düşüldüğü için taşınabilir çanta içinde şeker veya meyve suyu bulundurulmalıdır. Egzersizden sonra oluşabilecek kan şekeri düşüklüğünü karşılamak için kuru meyve gibi lifli ve yavaş emilen şeker kaynağı gıda tüketilmelidir.Özellikle tip-2 şeker hastalığı aşırı kilo ve insülin direnci ile ilişkili olduğu için kilonun %5-10’unun verilmesi ile şeker kontrolü saglanabilir ve ilaç tedavisi ihtiyacı azalabilir. Bu konuda diyet planlaması ve egzersiz programı uygulanmalıdır. Haftada yarım-bir kilogram zayıflama idealdir. Ayakların sağlığı önemli olup tırnaklar dipten kesilmemeli, üşüme nedeni ile sıcak objelere çok yakın tutulması nedeni ile oluşabilecek ayak yanıklarına dikkat edilmeli, ayakları koruyacak ve sıkmayacak ayakkabı giyilmelidir.Sigara içiliyorsa mutlaka bırakılmalıdır. Sigaranın bırakılması bu tür ciddi riskleri azaltır. Hastalar, nikotin yerine koyma tedavileri gibi sigara bırakma programlarına katılabilirler.

Önerilen Besin Takviyeleri

• Alla lipoik asit (ALA): Hücrelerin insüline yanıtını artırmada, nöropati ve nefropati gibi diyabetin ciddi komplikasyonlarının gelişmesini önlemeye destek olan güçlü antioksidan etkili bir bileşiktir. Günlük 600-1.200 mg alınması önerilir.
• Krom: Esansiyel eser elementtir ve şeker metabolizmasında rol almaktadır. İnsülin yanıtını ve glikoz toleransını artıran bu mineralin diyabetik kişilerde vücutta düzeyleri düşük olabilir. Dolayıslyla günde 400- 1.000 mikrogram dozda krompikolinat olarak alınması önerilir.64
• Magnezyum: Enerji metabolizması ve sinir fonksiyonları için gerekli olan mineraldir. İnsülin direnci yanında düşük magnezyum seviyeleri de diyabetik kişilerde gözlenen komplikasyonlardandır. İnsüline hassasiyeti artırmak ve kan glikoz seviyesini kontrol altında tutabilmek için günde 200-600 mg alınması önerilir.
• Lif: Kan şekerini düzenlemeye ve vücut ağırlığını kontrol etmeye yardımcı olur. Karnıyarık otu tohumu (Psyllium Husk, Psyilium semen), yulaf kepeği ve glukomannan içeren lif takviyeleri diyabetikler için destek olarak önerilir.
• Epigallokateşin gallat: Pankreasta beta hücrelerinin hasarını önlemeye destek olmaktadır. Yeşil çayda epikateşin miktarı oldukça yüksektir. 6 yaş altındaki çocuklar için 50-150 mg, 6-12 yaş için 100-200 mg, 12 yaş üstü çocuklar ve yetişkinler için 150-300 mg dozda alınması önerilir. Uyarı: Yeşil çay standart ekstresinde %80 oranda polifenolik bileşikler bulunmalı ve ekstredeki kafein uzaklaştırılmış olmalıdır.
• Balık yağı: Glikoz toleransını artırıp trigliserid ve kolesterol düzeylerini düşürmeye yardımcı olur. Nöropati ve nefropati dahil diyabete bağlı komplikasyonlarda iyileşmeye destek olarak önerilir. En az 400 mg EPA ve 200 mg DHA içeren balık yağı kapsüllerinden günde 3 kez alınması önerilir.
• Niasinamid (B3 vitamini): Enerji üretimi, yağ, kolesterol ve karbonhidrat metabolizmasında rol oynamaktadır. Pankreastaki beta hücrelerinin immün yanıt aracılığıyla yıkıma uğramasına engel olur. Yeni tanı konulmuş tip-1 diyabet hastalarında insüline olan ihtiyacı azaltmaktadır. Günde en fazla 3 gram dozda alınması önerilir. Uyarı: 3 gramın bölünmüş dozlarda alınması gerekmektedir. Karaciğerde hasar oluşturabilir. Üç ayda bir kontrol yapılmalıdır.
• Askorbik asit (C vitamini): İnsülin, C vitamininin hücre içine taşınmasında rol alır. Dolayısıyla diyabet hastalarında C vitamini eksikliği de görülebilir. C vitamini, glikozu sorbitole dönüştüren aldoz redüktaz enzimini inhibe etmektedir. Tip-2 diyabet hastalarında damarların elastikiyetini ve fonksiyonlarını artırmada etkilidir. Diyabet hastalarına günde 500-1.500 mg C vitamini önerilir.
• Kuersetin: Özellikle kapari ve kırmızı soğanda bol bulunmakta olup insülin salgısını artırır. Apigenin ve luteolin ile beraber pankreas beya hücrelerinin canlılığını ve insülin salgısını uyarır. Klinik çalışmalarda, günde ikiye bölünmüş dozlarda 600-730 miligram dozlarında alınmasının tansiyon düşürülmesi ve egzersiz performansının artırılmasına yardımcı olduğu gösterilmiştir.
• Piridoksin (B6 vitamini): Diyabetik nöropati gelişimine karşı koruyucu rol almaktadır. Genellikle diyabetik kişilerde vücutta B6 vitamini seviyeleri düşüktür. Gebelikte ortaya çıkan diyabet olarak bilinen gestasyonel diyabette günde 100 mg dozda etkili bulunmuştur.
• Biotin (B7 vitamini, H vitamini): Karbonhidrat, arninoasit ve yağların metabolizmasında rol alır. Tip-2 diyabet hastalarında ve diyabetik nöropatide günde 9 mg takviyesi önerilir. Günde 16 mg biotinin açlık kan şekerini düşürdüğü ve tip-1 diyabet hastalarında ise kan şekerini kontrol altına almaya yardımcı olduğu bildirilmiştir.
• Genistein: Soyada bulunmakta olup pankreastan insülin salgılanmasını artırır, şekerin dokularda kullanılmasını kolaylaştırır. Böylece kan şekerinin düşürülmesine yardımcı olur. Özellikle Japonya’da geleneksel olarak tüketilen soya ile günlük ortalama 1.5-4 miligram genistein tüketilmektedir. Günlük kullanım dozu tam bilinmemekle birlikte 4-8 miligram destek olarak kullanılması önerilmektedir.

Önerilen Bitkisel İçerikli Takviyeler

• Çemen: Çemen tohumları insüline hassasiyeti artırmaktadır.15 gram çemenotu tohumu veya 1-2 gram ekstresinin gün içinde tüketilmesi önerilmektedir. Uyarı: İçerdiği müsilajlar nedeniyle, alınan diğer ilaçların emilimini geciktirebilir. Şeker düşürücü ilaçlarla birlikte kullanılırsa hipoglisemi (kan şekeri düşüklüğü) gelişebilir.
• Çörekotu: Şeker hastalarında günde 2 gram çörekotu tohumu tozunun kullanılması HbA1C düzeyini %1.5 düşürür. Günde iki defa 2.5 ml çörekotu yağı alan şeker hastalarında kan şekerlerinde anlamlı düşme sağlanmıştır.
• Kudret narı (Momordica charantia): Taze öz suyu veya olgunlaşmamış meyvelerinin ekstresinin tip-1 ve tip-2 diyabette kan glikozunu azalttığı bilinmektedir. Charantin steroidal bir karışım olup meyveden alkol ile ekstrakte edilmektedir. 100 ml taze özsuyu, kurutulmuş meyve tozu günde 3 defa 5 gram, 100 ml suda 10o gram meyve katılarak yapılan ekstraktı, standardize ekstrakt içeren kapsül günde 3 defa 100-200 mg gibi çeşitli kullanımları vardır.
• Ginseng (Panax ginseng, Panax quinquefolium): Tip-2 diyabet hastalarına günde 100-200 mg ginseng ekstresi 8 hafta boyunca verilmiş ve açlık kan şekerini düşürdüğü, fizyolojik ve psikolojik performanslarında iyileşme olduğu gözlenmiştir. Metaanalizde de diyabet hastalarında kan şekerini ılımlı derecede düşürdüğü teyit edilmiştir.
• Gymnema sylvestre: Tip-1 ve tip-2 diyabette kan şekeri düzeyini düşüren ve insülin salgılanmasını uyaran bir bitkidir. Günde 1-2 kez %25 gimnemik asit içeren standart ekstresinden 400 mg alınması önerilir.
• Soğan ve sarımsak: Kükürtlü bileşikler ve flavonoitler içerirler. Sarımsak, alisin içermektedir ve soğana nazaran daha güçlü şeker düşürücü eskiye sahiptir. Hiperlipidemi ve diyabet vakalarında günlük ortalama 4 gram (1-2 diş) ezilmiş sarımsak önerilir. Ancak soğan, alisinden daha stabil bileşikler taşımaktadır. Haşlanmış veya çiğ soğan arasında etki bakımından fark görülmemiştir.
• Dut ekstresi ve Touchi ekstresi (Doğal glikozidaz inhibitörleri): Nişasta, kompleks karbonhidratlar ve basit şekerler sindirim sistemindeki bazı enzimler tarafından glikoza dönüştürülmektedir. Bu enzimlerden alfa glikozidaz, bağırsaklarda bulunan bir enzimdir. Alfa glikozidaz enzim inhibitörü etkisi olan dut ekstresi ve touchi ekstresi de tedavide destek amaçlı kullanılmaktadır. Touchi, fermente soya ürünüdür. Günde 300 mg touchi ekstresinin yemeklerden önce 6 ay boyunca alınması ile açlık kan glikoz ve HgbA1c düzeylerinin azaldığı saptanmıştır. İnsülin direncinin azalmasına bağlı olarak Touchi ekstresinin trigliserid ve kolesterol seviyelerini düşürdüğü de tespit edilmiştir. Ancak soya ve soya ürün yerini alırken/tüketirken GDO’suz olmasına, yani genetiği değiştirilmiş organizma içermemesine, yerel tohumlardan organik olarak üretilmiş olmasına dikkat ediniz.
• Dut ekstresi (Mullberry) ise tip-2 diyabet hastalarında açlık kan glikoz seviyelerini azaltmıştır. Ayrıca, HgbA1c, total kolesterol, LDL ve trigliserid düzeylerini de azaltmıştır.
• Zerdeçal: İçinde bulunan kurkumin antioksidan olup, süreğen iltihaba neden olan maddelerin salgılanmasını azaltır. Yapılan çalışmalarda tip-2 şeker hastalığı olanlarda tıbbi tedavinin yanında yararlı olduğu bulunmuştur. Kurkumin bileşeninin emilimi az olduğu için karabiber ekstraktı veya nano formülasyonları halinde tercih edilmektedir. Emilimini artıran formülasyonlar ile alındığında günlük 80-500 miligram dozları yeterlidir. Eğer sadece kurkumin olarak alınırsa 8 gram günlük doza kadar alınması gereklidir.
• Pancar kökü (beetroot): 225 ml pancar kökü suyu verilen sağlıklı kişilerde tokluk şeker seviyelerinin plaseboya göre düşürüldüğü ve insülin düzeylerinin azaltıldığı saptanmıştır. İnsülin direnci olan ve şeker hastalığına yatkınlığı olanlarda pancar kökü suyu yardımcı olarak fayda sağlayabilir. Fakat kendisinin de şeker içermesi nedeni ile aşikar şeker hastalığı olanlar tüketmemelidir. Pancar kökü suyu içilebilir veya ekmek olarak tüketilebilir. İdrarı kırmızıya boyayabilir.
• Jiogulan (gynostemma pentaphyllum): Tatlı çay sarmaşığı adı da verilir. Acımsı tatlı bir tadı olup doğal tatlandırıcı olarak da kullanılmaktadır. Tip-2 şeker hastalarında günde 6 gram jiaogulan çayının 12 hafta boyunca kullanılmasıyla plaseboya göre daha üstün bir şeklide kan şekeri kontrolü ve insülin duyarlılığı sağladığı gösterilmiştir. Çalışmaların küçük ve kalite sorunları olması eleştiri almakla birlikte sonuçlar umut vericidir.

Tıbbi Çaylar

Çemenotu tohumu çayı: 0.5 gram drog 1 bardak soğuk su içinde 3 saat bekletilir. Süzülür ve günde 3 kez içilir. insüline bağımlı olmayan diyabette şeker düşürücü etki gösterir.
Tarçın kabuğu çayı: 1 bardak su içinde 0.5-1 gram tarçın kabuğu ile hazırlanan çaydan günde 3 kez 1 çay fincanı içilir.
Yabanmersini (Çoban üzümü, Vaccinum myrtilius): Kurutulmuş meyve ve yapraklarından yararlanılır. Yaprakları ile hazırlanmış olan çay, diyabetiklerde kapiller damarları ve kolajen dokuyu güçlendirir. Günde birkaç kez bir yemek kaşığı meyve çiğnenerek yutulur. Diyabetiklerde retina rahatsızlıklarında kullanılır.
Keçi sedef otu (Galega officinalis): Galegin ve krom tuzları içermektedir. Kan şekeri düzeyini azaltır ve tip-2 diyabette insülini stimüle eder. Diyabet tedavisinde destekleyici amaçla çayı kullanılır. 2 gram keçi sedef otunun toprak üstü kısımları 150 ml kaynar su içine ilave edilir ve ağzı kapalı olarak 10 dakika bekletilip süzülür. Günde 2 çay fincanı içilir.
Karnıyarık otu (Plantago psyllium): Günde 12-40 gram tohum alınması önerilir. Toz edilmiş tohumlardan 1 çay kaşığı drog (3.5-6 g) 250 ml meyve suyu veya ılık su içinde 3-5 saniye karıştırılıp içilir. Günde 3 kez içilir. Uyarı: Keten tohumu, karnıyarık otu tohumu ve çemen gibi droglarda bulunan müsilajlar, alınan diğer ilaçların emilimini geciktirebilir. İlaçların etkinliği açısından, ilaç ve drogların tüketimi arasında en az 2-3 saat ara olmalıdır. Şeker düşürücü ilaçlarla birlikte kullanıldıkları zaman hipoglisemi gelişebilir.

Tıbbi çay karışımı:
• E öğüttlen yaprağı, 10 gram
• Çoban üzümü yaprağı, 30 gram
• Keten tohumu, 10 gram
• Meryem ana dikeni meyvesi, 10 gram
Meyveler ve tohumlar havanda kabaca ezilir, yapraklar ince parçalar haline getirilir ve homojen karışım sağlanır. 1 tatlı kaşığı drog karışımı 150 ml kaynar su içinde 10 dakika bekletilir ve süzülür. Günde 3 çay fincanı içilir.
Fesleğen ve reyhan yaprakları da tek veya karışım halinde şeker düşürücü olarak çay halinde tüketilir.

Yazar: Fatih Bolelli

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :