Eklem Kireçlenmesi (Osteoartroz) Nedir, Belirtileri ve Tedavisi Nasıldır?

Eklemeler, hareketi sağlayan temel yapılardan biridir. Eklem, kemiklerin birleştiği bölümdür. Kemiklerin eklem yapan yüzeyleri kıkırdak doku ile örtülüdür. Eklem içi boşluk, eklem sıvısı içerir. Eklem sıvısı, kayganlık vererek hareketi kolaylaştırır. Eklem çevresinde koruyucu bir kılıf olan eklem kapsülü vardır. Eklem çevresinde bağlar, kaslar bulunur.
Eklem yüzeyini örten kıkırdak dokusu parlak ve düzgün yüzeylidir. Zaman içinde kıkırdak dokusu aşınır, incelir. İlerleyen dönemde ise kıkırdak tamamen kaybolarak kemik doku ortaya çıkar. Kemik dokunun ortaya çıkışı ile kemikte aşınmalar, büyümeler, çıkıntılar meydana gelir. Halk dilinde bu olaya kireçlenme denmekle birlikte eklemde kireç birikmesi söz konusu değildir. Tıp dilinde artroz veya osteoartrit denmektedir.
Eklem kıkırdağının doğuştan gelen yapısal bozuklukları artroz için önemli bir risk faktörüdür. Yaşın ilerlemesi ile birlikte eklemin aşırı kullanılmasına bağlı olarak artroz sıklığı artar. Şişmanlıkta eklem üzerine binen yük fazla olduğu için eklem aşınması daha kolay ve çabuk gerçekleşir. Sporcularda eklemin aşırı kullanımına bağlı olarak görülme olasılığı yüksektir. Eklem yaralanmalarında kıkırdak ve kemik yapısal bozulduğuna bağlı olarak ortaya çıkar. Hemofili hastalığında eklem içi kanamaların tekrarlaması ile artroz görülebilir. Gut hastalığı, eklem iltihapları da artroza zemin hazırlar. Bazı hastalarda ailesel yatkınlık söz konusudur.
El parmaklarında görülen eklem kireçlenmesi kadınlarda daha sıktır. Çünkü kadınlar el işleri ile daha fazla meşgul olurlar.
Kalça ekimi artrozu erkeklerde daha fazla olup yine hayvancılık, çiftçilik gibi mesleki faktörlere bağlıdır.
Yük taşıyan diz ve o bel omurlarında da kireçlenme sık görülür.

BULGU, BELİRTİ VE YAKINMALAR
Hastanın en önemli şikayeti ağrıdır. Çalışırken, hareket ederken veya öğleden sonra ağrı başlar. Dinlenmekle geçer. Kıkırdaktaki aşınma arttıkça ağrı devamlı olmaya başlar ve dinlenmekle geçmez.
Sabah kalkınca ya da uzun bir istirahatten sonra hareket etmek isteyince eklemde tutukluk olur. Hareket ettikçe eklem tutulduğu düzelir. İleri kireçlenmelerde hareket kısıtlılığı olur.
Eklem içinde kemik çıkıntıları olan osteofitler oluşursa eklemde şişlik ve şekil bozukluğu ortaya çıkar. Şekil bozukluğu olan eklem bir yere değdirilince ağrı şikayeti olur.
Eklemi hareket ettirirken çıtırtı sesi duyulabilir. Eklem içinde kıkırdak parçaları varsa eklem kilitlenmesi yaşanabilir.
Kireçlenme olan eklemin kas ve bağlarında da zayıflama olur.
Bazı dönemlerde şikayetler artar, bazen geriler. Yağmurlu ve soğuk havalarda ağrının arttığı gözlenmiştir.
Kireçlenme için özel bir kan tetkiki yoktur. Yapılacak kan tahlilleri gut hastalığı, iltihaplı eklem romatizması gibi hastalıkların ayırıcı tanısı içindir.

TIBBİ TEDAVİ
Oluşan kıkırdak harabiyeti düzeltilemez, ancak ilerlemesini önlemeye yönelik tedbirler alınabilir. Kilo verdirilir, ağır iş yapılması engellenir. Hafif egzersizler önerilir.
Ağrının giderilmesi için ağrı kesiciler (indometazin, naproksen sodyum, deksketoprofen vb) kullanılır. Bu ağrı kesicilerin mide-bağırsak sistemi üzerine yan etkileri vardır. Mide kanamasına neden olabilirler. Gastrit ve ülserli hastaların kullanması sakıncalıdır.
Eklem içi kortizon iğneleri ile tedavi yapılabilir. Tekrarlayan kortizon iğneleri bir süre sonra eklem harabiyetini artırabilir.
Eklem içine uygulanan hyalüronik asit adı verilen madde, eklem kayganlığını artırarak hastayı rahatlatır. Vücut tarafından çözünen bir madde olan hyalüranik asit 1 yıla kadar eklem içinde kalır. Vücut tarafından tamamen emildiği zaman yeniden uygulamak gerekir.
Fizik tedavide geçici rahatlama sağlar. Ağrı yakınmalarının azaltılmasında yararlıdır.
Bu yöntemlerle rahatlamayan şiddetli yakınmaları olan hastalar ve ileri derecede yıpranmış eklemlerde ameliyat düşünülür. Eklem dondurma, protez gibi cerrahi yöntemler mevcuttur.
Akupunktur uygulamaları diz kireçlenmesi olan bazı hastalarda yakınmaları azaltmada yararlı olabilmektedir. Fakat akupunktur uygulamasına bağlı yanma, kaşıntı, ağrı ve yorgunluk gibi yan etkiler oluşabilmektedir.
İlaç içermeyen tedavilerin erken dönemde kullanılması önerilmektedir. Aşırı kilolu kişiler kilo vermeye yönlendirilmelidir. ACR tai chi, yoga, akupunktur ve transcutaneous electrical stimulation (TENS) uygulamaları bazı hastalarda uygun olabilir.
75 yaşından daha yaşlı kişilerde ağız yoluyla ağrı kesici (NSAİİ) kullanılmasındansa bölgesel olarak cilde ağrı kesici kremlerin sürülmesi önerilmektedir. Böylece mide kanaması ve diğer yan etkilerin görülme riski daha az olacaktır.
Acı biberden elde edilen kapsaisinli kremler el eklem kireçlenmelerinde önerilir iken, diz ve kalça eklem kireçlenmelerinde önerilmemektedir.

DİYET DEĞİŞİKLİKLERİ
C vitamini eklem kireçlenmesinin ilerlemesini azaltmada yardımcı olabilir. Kıkırdak ve bağların en önemli bileşenleri olan kolajen ve proteoglikanların yapımında görev alır. Kıkırdağa hasar veren serbest radikallerin zararlı etkilerini engelleyen antioksidan aktivite gösterir. Limon, çilek, kavun, kivi, biber, domates, yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar, patates ve ananas C vitamininden zengindir. Erişkinlerde günlük C vitamini ihtiyacı kadınlarda 75 miligram, erkeklerde 90 miligramdır. Eklem kireçlenmesi olanlarda günlük 200 miligram C vitamini önerilmektedir. 200 gram kirazda 820 mg, 200 gram kırmızıbiberde 280 mg, 200 gram brokolide 120 mg, bir portakalda 120 mg, 200 gram yeşilbiberde 120 mg, 200 gram pişmiş karnabaharda 100 mg, 200 gram çilekte 90 mg, 200 gram pişmiş lahanada 80 mg, bir su bardağı portakal suyunda 100 mg, 200 gram koyunda 70 mg, bir kivide 60 mg ve bir bardak greyfurt suyunda 80 mg C vitamini vardır.
Beta karoten, eklem kireçlenmesinin ilerlemesini yavaşlatan bir diğer antioksidandır. Beta karoten kırmızı, sarı ve turuncu meyve sebzelerde (kabak, biber, kavun ve havuç) ve koyu yeşil renkte sebzelerde (ıspanak, lahana ve marul gibi) bol bulunur.
Erişkinlerin çoğunun günde 2.330 IU beta karoten ihtiyacı vardır. Bazı uzmanlar kemik kireçlenmesinde günde 9.000 IU beta karoten
önermektedir.
• Bir tatlı patateste 28.058 IU,
• Pişmiş 200 gram havuçta 26.835 IU,
• Haşlanmış 200 gram ıspanakta 22.916 IU,
• Bir dilim kabakta 12.431 IU,
• 200 gram çiğ havuçta 8.666 IU,
• 200 gram pişmiş balkabağında 8.014 IU,
• 200 gram çiğ ıspanakta 2.813 IU,
• 200 gram mangoda 1.262 IU,
• 200 gram domates suyunda 819 IU beta karoten bulunur.
D vitamini, kemik yapısının idamesini ve kalsiyum emilimini sağlayan en önemli vitamindir. Yüz, kol ve bacakların koruyucu güneş losyonu sürülmeden haftada 3-4 defa 15-20 dakika güneşte kalmasıyla yeterli D vitamini elde edilir. Güneş koruyucu losyonlar ciltte D vitamini oluşumunu engeller. D vitamini takviyesi yapılmış süt ve tahıl ürünleri, yumurta, tura balığı, balık karaciğer yağı D vitamini desteği için iyi kaynaklardır.
Günlük D vitamini ihtiyacı erişkinlerde 600 IU’dir.
• Bir tatlı kaşığı morina balığı karaciğer yağında 1.360 IU,
• 100 gram somonda 360 IU,
• 100 gram uskumruda 345 IU,
• 100 gram tunada 200 IU,
• Bir su bardağı D vitamini takviyeli sütte 100 IU,
• Bir yumurtada 41 IU,
• 200 gram D vitamini takviyeli tahılda 40 IU,
• D vitamini desteklerinde ise 200-400 IU D vitamini bulunur.
Omega-3 yağ asitleri iltihabi süreci baskılar ve eklem hücrelerinin dış zarını oluşturur. Omega-6 yağ asitleri ise iltihabi süreci tetikleyip eklem hasarını artırır. İnsanların çoğu, koruyucu olan omega-3’e göre zararlı olan omega-6’yı 10 kat daha fazla tüketir. Bu sebeple omega-6 içeren mısır, aspir ve pamuk tohumu yağı tüketiminin azaltılması gereklidir.

Omega-3 yağ asitleri yağlı, soğuk su balıklarında (somon, tuna, trança ve sardalye), ceviz, soya (soya ve soya ürünlerini alırken/tüketirken GDO’suz olmasına, yani genetiği değiştirilmiş organizma içermemesine, yerel tohumlardan organik olarak üretilmiş olmasına dikkat ediniz), soğuk sıkım sızma zeytinyağı, keten tohumu ve kenevir tohumu yağında bol bulunur. Günlük ihtiyaç net bilinmemekle birlikte eklem kireçlenmesinde günde 3 gram omega-3 tüketimi önerilmektedir. 2 tatlı kaşığı keten tohumu yağında 3.5 gram, 50 gram cevizde 2.3 gram, 100 gram somonda 2 gram, 100 gram tunada 1.5 gram, 200 gram pişmiş soyada 1 gram, 2 tatlı kaşığı zeytin yağında 0.2 gram omega-3 bulunur.
Alkali diyet günümüzün en popüler diyetlerindendir. Vücuttaki asidik ortamın azaltılmasıyla eklem kireçlenmesi yakınmalarında düzelme elde edileceği düşünülmektedir. Batı tipi beslenme yüksek oranda hayvansal gıda içerir ve vücutta asidik yüke neden olur. Alkali diyette şeker, kahve, kırmızı et, süt, tahılların çoğu, kuruyemiş ve turunçgiller besin listesinden çıkarılmaktadır. Bazı hastalar kilo vermekte ve yakınmalarda azalma elde edilmektedir. Fakat alkali diyetin kemik hastalıklarında yararını destekleyen bir klinik çalışma bulunmamaktadır. Dengeli ve sağlıklı beslenme önerilir.

Yazar: Enes Eker

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :