Büyülü Gerçekçilik akımının ilk temsilcilerinden olan Gabriel Garcia Marquez, dünyanın her yerinde tanınan ve sevilen bir yazardır. Kolombiyalı yazar Nobel Edebiyat Ödülü’nün de sahibidir. Hikaye ve romanlarında huzurlu bir anlatım tarzı vardır. Fakir bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya gelen Marquez, sonrasında hayatının çoğunu dedesi ve anneannesi ile geçirmiştir. Sekiz yaşındayken dedesini kaybetmiş ve anneannesi de görme yitişinin çoğunu kaybetmiştir. Sayısız teyzeleri ile birlikte yaşadığı evde tuhaf kehanetler ve batıl inançlardan oluşan hikayeleri dinleyerek büyümüştür. Eczacılık yapan babası ile annesinin yanına tekrar döndüğünde yatılı okula yerleştirilmiştir. Buradayken mizahi bir takım şiirler ve karikatürler ile vaktini doldurmuştur. 12 yaşındayken burslu olarak kaydolduğu Cizvit yönetimindeki bir okulda, okulun gözbebeği olmuştur. Arkadaşlarına garip ve masalsı hikayeler anlatarak dostluklarını kazanıyordu. Ailesinin de isteği ile hukuk bölümüne kaydını yaptırmış ve sonradan bu bölümün onunla uzaktan yakından alakası olmadığını anlamıştır. Bu dönem bir takım sosyalist ve fakir sanatçılardan oluşan bir arkadaş grubu edinerek uzun vakitler geçirmiştir. Fakat Kafka’nın Dönüşüm adlı eserinden oldukça etkilenen Gabriel Garcia Marquez, böylesine bir yeteneğin kendinde de olabileceğinin farkına vardı. Anneannesinin anlattığı hikayeler ile özdeşleştirdiği bu öykü, aynı sakin anlatım tarzını işliyordu. Bundan sonra bulduğu her kitabı okumaya başlayan ve bu sayede kendi anlatım dilini oluşturmaya başlayan Gabriel Garcia Marquez, kısa bir süre sonra ilk öyküsünü tamamlayarak gazetede yayınladı. Gazete editörlerince Kolombiya edebiyatı dâhisi olarak topluma tanıtıldı. Bu dönem halkın umudu olarak görülen Gaitan’ın öldürülmesi ile çıkan bir takım ayaklanmalara da katıldı. Okulu bu sırada yanan yazar, kaydını Cartagena Üniversitesi’ne aldırdı. Bir yandan hukuk okuyan bir yandan da gazetelere yazmaya devam eden yazar ani bir karar ile okulu bıraktı. Kendini tamamen edebiyata vermeye kararlıydı. Hemingway, James Joyce gibi yazarlar okuyarak kendini sürekli tazelemiştir.

Venezüella’da diktatörlük rejimine atıfta bulunduğu eseri Albaya Kimseden Mektup Yok o dönem tartışmalara yol açmıştır. İki yıl süresince yazdığı makaleler ile Kolombiya halkının sorunlarını ve çözüm arayışlarını dile getirmiştir. 1958’de Mercedes ile evlenen Gabriel Garcia Marquez, Küba’ya giderek Castro ile dostluk kurmuştur. Burada baba olan yazar, Komünist parti içindeki bölünmelere dayanamayarak buradan ayrıldı ve Meksiko’ya taşındı. Burada bir takım senaryo çalışmaları yapan Gabriel Garcia Marquez, bu işte başarılı olamadığını anlayınca tekrar romanlar üzerine yoğunlaştı. Bir buçuk yıl boyunca odasına kapanıp en büyük eserini yazmaya koyuldu. Yüzyıllık Yalnızlık adlı eseri 1967 yılında yayınlandığında haftada sekiz bin tane sattı. Her hafta romana yeni baskı yapıldı ve üç yıl sonra yarım milyonluk satışı yakaladı. Dört tane uluslararası ödüle layık görüldü ve yirmiden fazla dile çevrildi. Bunların tamamı o 39 yaşındayken oldu. Bu başarısının ardından büyük bir ün yakaladı ve kalemi elinden hiç mi hiç bırakmadı.

Kaynakça:
https://tr.wikipedia.org/wiki/Gabriel_García_Márquez
https://www.turkedebiyati.org/yazarlar/gabriel_garcia_marquez.html

Yazar: Taner Tunç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here