Gebelik Sürecinde Baba Adayları Eşlerine Nasıl Destek Olabilirler?

Gebelik döneminde anne adayı bir çok fiziksel problemler yaşamakta ve bu problemler ruhsal sıkıntıları da beraberinde getirmektedir. Artan hormon düzeyi ile kadının vücudunda şişkinlik, gerginlik, aşırı uyku ve yorgunluk hali, mide bulantısı, kokulara karşı hassasiyet, bel ağrısı, rahatsızlık verici düzeyde kaşıntı vb. rahatsızlıklar oluşabilmektedir. Özellikle ilk gebeliğini taşıyan anne adayı, bu rahatsızlıklar karşısında ikinci gebeliğini yaşayan kadınlara göre daha tedirgin bir ruh hali içerisine girer. Bu dönemde kadınlar oldukça hassastırlar. Çok küçük bir şeye alınıp üzülebilecekleri gibi küçük şeylerle de mutlu olabilirler. Kendi gebelik dönemimi de göz önünde bulundurarak, kadın doğum uzmanlarının ve psikologların gebelik yaşayan eşlerine nasıl davranılması gerektiği konusundaki görüşlerini sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

Hamilelik Boyunca Baba Adayının Yapabileceği Bir Çok Şey Var !

– Baba adayı olarak, eşinizin kontrollerine onunla birlikte gidebilirsiniz. Bu davranış kendini tedirgin hisseden eşinize güven verecek, ona bebeği sahiplendiğinizi ve babalık sorumluluğuna hazır olduğunuzu hissettirecektir.

– Annenin doğum öncesi hazırlık amacıyla katıldığı bir kurs yada seminere onunla birlikte katılabilirsiniz. Bu davranış eşinizin bu dönemde neler hissettiğini daha iyi anlamanıza ve ona nasıl yardımcı olabileceğiniz konusunda fikir edinmenizi sağlayacaktır.

– Hamilelik döneminde eşiniz normal yaşantısından daha sağlıklı beslemeye çalışacaktır. Bu konuda onu desteklemeye siz de yeme alışkanlıklarınızı eşine uydurmaya çalışmalısınız. Eşinizi, gebeliği nedeniyle çok yemek yemeye teşvik etmemelisiniz. Çünkü hamile bir kadının günlük 2300 kalori alması, bebeğin sağlıklı gelişimi için yeterlidir. Ancak yaşadığı stres bebeğin gelişimini çok daha olumsuz etkileyebilir. Bu nokta babalar tarafından asla unutulmamalıdır.

– Sigara içiyorsanız eşinizin ve bebeğin sağlığını düşünerek, hiç olmazsa hamilelik döneminde sigarayı bırakabilir, bunu başaramıyorsanız kesinlikle yanında sigara içmemeye özen gösterebilirsiniz.

– Hamilelik ve doğum ile ilgili kitapları birlikte okuyabilir hatta bu tür kitapları eşinize hediye edebilirsiniz.

– Eşinizin karnına dokunarak bebeğin hareketlerini hissedebilirsiniz. Bebeğinizi hiç görmemiş bile olsanız onunla konuşabilirsiniz. Anne karnındaki bebek sesleri algılayabilir. Bu davranış bebeğinizle ve eşinizle güçlü bir iletişim kurmanızı sağlayacaktır.

– Doğacak çocuğunuz için eşinizle birlikte alışverişe çıkabilirsiniz. Yalnız alışveriş esnasında, eşinizi strese sokacak onu hızlı davranmaya yöneltecek hareketlerde bulunmamalısınız. Annelik iç güdüsü ve heyecanının tadını çıkarmasına izin vermelisiniz. Küçücük patikler, yeni doğan bebek kıyafetleri, süslü beşikler eşiniz kadar sizi de heyecanlandıracaktır. Siz de bu duyguyu doyasıya yaşayın. Bu dönemde ruhunuz bırakın biraz özgür ve çocuk kalsın.

– Eşinizin bu dönemdeki inişli çıkışlı ruh halini anlamaya çalışmalısınız. Bu durumun hamilelikte artan hormonlardan kaynaklandığı bilinci ile eşinize yaklaşmalısınız. Unutmayın ki; sizin desteğiniz ile eşinizin kaygıları, tedirginlik ve korkuları en aza indirilebilir.

– Ev işleri bu dönmede eşinize ağır gelecektir. Ona yardım ederek daha çok dinlenmesini sağlayabilir ayrıca bebeğinizin sağlığını korumaya da katkı sağlamış olursunuz. Özellikle ağır kaldırmak, üst raflara uzanmak, perde asmak, hamile kadınların yapmaması gereken işlerdir. Bu tür işler eşinizin ve bebeğinizin sağlığı açısından tehlike arz edecek kazalara, bebeğinizin düşmesine sebebiyet verebilir.

Eşiniz doğal olarak kilo alacak ve fiziksel özelliklerinde bazı değişimler olacaktır. Yüzünde hamilelikten kaynaklanan çillenme, lekelenme, ayak ve bacaklarda şişlikler, karın bölgesinde gözle görünür çatlaklar oluşabilir. Bu durumdaki eşinize, ” Çok şiştin, biraz az yesen, balon gibi oldun, seni tanıyamıyorum, bu kiloları veremezsin.” gibi cümleler kurmaktan kaçınmalısınız. Bunun yerine onu rahatlatıcı çatlak kremleri, hamilelerin kullanabileceği zararsız cilt ürünleri alabilir, onu hafif yürüyüşlere götürerek fazla kilo almasını biraz olsun engelleyebilirsiniz.

– Eşinizin bulantıları özellikle sabah saatlerinde yoğun olabilir. Bu rahatsızlığı yaşayan hamilelerin sabahları yataktan hızla kalkmamaları gerekmektedir. Eğer kahvaltısını yatağa götürürseniz hem bulantısını önlemiş hem de onu dünyanın en mutlu kadını yapmış olursunuz.

– Rahimin hızla büyümesi hamile kadınlarda kasık, bel ve bacak ağrılarına yol açmaktadır. Ayrıca yorgunluk ve stres eklendiğinde bu ağrılar daha da artacaktır. Bu nedenle, eşinizin bacaklarına ve beline hafif masajlar yapmanız onu büyük ölçüde rahatlatacaktır. Ayrıca kalsiyum ve magnezyum desteğini de ihmal etmemelisiniz.

– Stres erken doğumu tetikleyen en önemli faktörlerden biridir. Bunu asla unutmaması gereken baba adayı, eşini mümkün olduğunca stresli ortamlardan uzak tutmalıdır. Eğlenceli vakitler geçirebileceğiniz tiyatro, sinema, eski arkadaşları ziyaret, alışveriş gibi etkinlikler hem sizi hem de eşinizi stresin etkilerinden uzak tutabilir.

– Hamilelik cinsel ilişkiye engel bir durum değildir. Ancak doktorunuzun özel bir uyarısı yoksa, ilişkiye girmekte bir sakınca bulunmamaktadır. Cinsel ilişki için kondom kullanmak, eşinizi ve bebeğinizi çeşitli hastalıklardan ve erken doğum riskinden koruyacaktır. Eşinizin sevgiye ve yakın temasa bu dönemde her zamankinden fazla ihtiyacı olacaktır. Cinsel ilişkiye girmekten korkuyor bu onu strese sokuyorsa onu zorlamamalısınız. Bu durumu bir uzman yardımı ile aşmanız eşiniz ve bebeğiniz için çok daha sağlıklı olacaktır.

– Türk kültürünün vazgeçilmez oğlan çocuk doğurma baskısı, anne adaylarında büyük bir ruhsal baskıya sebep olur. Çocuğunuzun cinsiyetinden çok sağlıklı olarak dünyaya gelebilmesi önemli olmalıdır. Sonuçta cinsiyeti belirlemek eşinizin elinde olan bir durum değildir.

Çocuğun Cinsiyetinin Belirlenmesi:

Toplumumuzca da çok tartışılan konulardan biri, çocuğun cinsiyetinin kimin tarafından belirlendiğidir. Anne babalar cinsiyet konusundaki beklentileri karşılanmadığında, karşı tarafı suçlamaya geçebilirler. Bu bizim toplumumuzda yaygın ve yanlış bir davranış biçimidir. Özellikle kırsal bölgelerde, erkek çocuğu olmayan kadına karşı ağır ithamlarda bulunulmakta, bu durum aile birliğinin yıkılmasına kadar gidebilmektedir. Oysa kadın cinsiyetin belirlenmesinde hiç bir etkiye sahip değildir.

Döllenme sırasında anneden sadece X kromozomları gelirken babadan hem X hem de Y kromozomu gelmektedir. Anneden her koşulda gelen X kromozomu cinsiyette bir etkide bulunmamaktadır. Babadan anneye Y kromozomu geldiğinde, birleşim XY olur ve bebeğin cinsiyeti erkek olarak belirlenir. Babadan X kromozomu gelirse birleşim XX şeklinde olacak ve bebeğin cinsiyeti kız olacaktır. Bu durumda suçlanan kadınların, boşuna bunalıma sürüklendiği bilimsel olarak da açıktır. Ama hiçbir şey için geç değil bir baba adayı olarak bu yazıyı okuyup bir şeyleri yanlış uyguladığınızı düşünüyorsanız, yazımızda belirttiğimiz davranışları mümkün olduğunca hayatınıza geçirebilirseniz, hem eşiniz hem doğacak güzel bebeğiniz, hem de iyi bir baba olma yolunda ilerleyen kendiniz için çok büyük bir adım atmış olursunuz.

Kaynakça:
açev ebeveyn destek programı
milliyet.com
Eda Şahan’ın Günlüğünden Notlar

Yazar: Eda Şahan

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :