İztuzu kumsalının dünyaca önemi Caretta caretta deniz kaplumbağalarının yumurta bırakmak için seçtiği özel bir yer olmasından geliyor. Yirmi üç ülkeye kıyı veren Akdeniz suları erişkin C. caretta`ların ilkbahar ve yazı geçirecekleri en uygun ortamdır, ayrıca yumurtadan çıkan yavrulara da kreş görevi görür. Akdeniz`de her yıl üç binden fazla yuvaya ev sahipliği yapan Yunanistan C. caretta`ların en çok tercih ettiği ülkedir. C. caretta`ların Akdeniz`de en fazla yuva yapıp yumurta bıraktığı resmî Deniz Parkı`nın bulunduğu Yunanistan`ın güneyindeki turistik Zakintos adasında gece uçak iniş-kalkışına bu yüzden izin verilmez. Yuva sayısı bakımından Yunanistan`ı, Türkiye`nin Akdeniz`deki bazı sahilleri ve Kıbrıs takip etmektedir. Akdeniz`de gençliğe adım atan C. caretta`ların yüzde 45`i Cebel-i Tarık Boğazı`ndan Atlas Okyanusu`na geçer ve burada olgunlaşıncaya kadar deniz hayvanlarına yem olmamak için deniz yosunlarını örtü olarak kullanır.

Atlas, Pasifik ve Hint Okyanusu ile Akdeniz`de yaşayan C. caretta`ların kara kaplumbağalarınınkine göre iri sayılabilecek kafasından dolayı loggerhead de denir. Üreme hızları düşüktür. Kumsalda geceleyin açtıkları çukura çok sayıda yumurta bırakan dişiler sonraki iki-üç yıl boyunca yumurtlamazlar. Üreme çağına 17-33 yılda gelen ve 47-67 yıl ömürleri olan C. caretta`ların koruma altına alınması önemlidir. Yumurtaların kara hayvanlarından ve insanlardan korunması gerekir. Hastalık yapıcı bakteriler, mantarlar, iç ve dış tümör oluşumuna yol açan virüsler C. Caretta yumurtalarına, yavrulara ve yumurtlama alanlarına, kirlenen deniz suyundan dolayı bünyesinde biriken ağır metaller ise hayvanın etini yiyenlere zarar vermektedir. Denizde fok, köpekbalığı, katil balina, yengeç ve martı, karada yılan, kertenkele, fare, kedi, köpek, tilki, domuz, rakun ve ayı, C. caretta`lar için tehdittir. Yumurta bırakan dişilerin yüzde 40`ının dünya genelinde köpekbalığı saldırısında yaralandığı belirlenmiştir.

Geçmişte eti ve yumurtası için yoğun şekilde avlanan C. caretta`lar dünya genelinde getirilen kanunî düzenlemelerle bugün nispeten korunuyor. Yine de açık denizde, düzenlemelere uymayan olta ve ağ balıkçılığı, tuzak, çapari ve troller C. caretta`ları tehdit ediyor. C. caretta`lar her yıl okyanuslara on binlerce ton düzeyinde atılan plastikleri olağan besinleri olan denizanası zannederek yiyor. Fakat bunlar canlının bünyesinde rahatsızlığa, doku hasarına ve yumurta kabuklarının incelmesine yol açıyor. Ayrıca şehir ışıkları dişilerin yuvalama, yumurtlama işlemlerini bozuyor, yumurtadan çıkan yavruların denize değil, ışığa yönelmelerine yol açıyor. Yavrular güneşin doğuşunu takiben su kaybından ölüyor veya kara hayvanlarına yem oluyor. Sadece yapay ışıklara bağlı sebeplerden dolayı dünya genelinde her yıl on binlerce yavru hayatını kaybediyor. Kumsalların insan müdahalesine giderek daha açık hâle gelmesi C. caretta`lar için bir dezavantaj. Yumurtaların bırakılacağı en ideal yer dalgaların ve gel-git sularının ulaşamadığı kumsallar. Buralarda insan etkisinin artmasından dolayı dişi C. caretta`lar kumsalda deniz suyunun kapladığı yerlere yuva yapıp yumurtlamak zorunda kalıyor. Liman, rıhtım, tersane, marina, turistik mekânlar ve bilhassa şezlonglar, ayrıca artan tekne trafiği C. caretta`ların hayatını tehdit ediyor, alanlarını daraltıyor. Kumsal sıcaklıklarında iklime bağlı oynamalar da yavruların cinsiyet dağılımının bozulmasına yol açıyor. Yüksek kum sıcaklığı yumurtadan dişi, düşük sıcaklık ise erkek birey çıkma ihtimalini artırıyor.

Uluslararası Tabiatı Koruma Birliği tarafından nesli tükenme tehdidi altındaki türler sınıfına sokulan, ABD`den Avustralya`ya, Yunanistan`dan Japonya`ya kadar bağlayıcı sözleşmelerle koruma altına alınan C. caretta`lar karides trolcülerinin ve balıkçıların ağına takıldığı takdirde hayvanın, yetişkin bireyler de dâhil olmak üzere rahatça kurtulması için günümüzde ağlara özel bir çıkış sistemi yerleştiriliyor. Bazı erişkin C. caretta`lara güneş enerjisiyle çalışan jeomanyetik cihaz takılıp uydudan takip ediliyor. En önemlisi de, C. caretta`ların yumurta bıraktığı kumsallar koruma altına alınıyor.
Sivil toplum Muğla`da İztuzu Kumsalı Kurtarma Platformu (İKUP) öncülü-ğünde, DALÇEV`in İztuzu`ndaki tesislere tekrar dalmaması için plajın girişinde nöbet tuttu. İKUP sözcüleri, plajın belediye tarafından işletilmesine izin verilinceye kadar nöbet tutmayı sürdüreceklerini belirttiler.

İztuzu Plajı tartışmalarının yeryüzündeki hayat, besin zinciri ve türlerin korunması açısından taşıdığı anlamı Türkiye`nin sıradan vatandaşları olarak artan bir bilinçle fark ettiğimiz gün, aslında halka ait olan hazine arazisi üzerinden devlet rantı dağıtma cüretini gösteren anlayış da sesini kesmiş olacaktır. Şimdilik ucuz atlattık. Hukuk ve sağduyu devreye girmeseydi bugünlerde bilim çevrelerinde ve dış basında Türkiye İztuzu`ndaki kumsal rantı ile anılıyor olacaktı. Bu durum hâlen ihtimal dâhilinde. Seslerini haklılığın verdiği cesaretle yükselten sayıca az fakat çevre bilinci bakımından güçlü vicdanlar ise sürdürdükleri mücadelede ümit veren bir sonuç elde ettiler ve konuyu kamuoyuna taşımayı başardılar. İztuzu Plajı`nın devlet, özel sektör veya ikisinin ortaklığında, görünüşte hangi güzel isim altında olursa olsun ranta kurban edilmesi, Türkiye`yi dünyaya bir defa daha rezil eder, daha da kötüsü, türleri yok olma tehlikesi altındaki deniz kaplum-bağalarına büyük darbe vurur.

Yazar:Enes Eker

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here