Mantarlar, Çeşitleri, Özellikleri ve Üremeleri

Bir ormanın içinde rahatlatıcı bir yürüyüş yaptıysanız, yosun ve otlardan çalılara ve ağaçlara kadar çok çeşitli bitkileri fark etmiş olmalısınız. Bununla birlikte ormanın tek hakimi bitkiler değildir, bitkilerden başka hayvanlar ve mantarlar alemine ait canlılar da bulunmaktadır. Mantarlar yer değiştiremese de özellikleri bakımından hayvanlara daha yakındır. Fungiler (mantarlar) dünya ekosistemlerinin kritik parçalarıdır. Bu nedenle dikkatleri üstlerine çekmeyi hak ederler. Dünyada hemen her yerde bulunan mantarlar nemli yerleri tercih eder.

Mantar Nedir?

Mantarlar bu gezegendeki yaşamın beş ana sınıflandırmalarından biri olan fungi (mantarlar) alemine ait heterotrof ve ökaryotik organizmalardır. Ekosistemde besin döngüsü konusunda önemli rolleri bulunmaktadır. En çok bilinen mantar türlerinden bazıları şapkalı mantarlar, maya ve küflerdir. Mantarların bazıları tek, bazıları ise çok hücrelidirler. Tek hücreli mantarlara maya denir. Bazı mantarlar yenilebilir ve kolayca erişilebilirken diğerleri zehirli, mikroskobik veya çok nadirdir. Tahmini olarak 3–4 milyon mantar türü vardır ancak 150.000’den azı sınıflandırılmış ve üzerinde çalışılmıştır. Mantarlar alemi 7 şubeye ayrılarak incelenir.
*Ascomycota
*Basidiomycota
*Blastocladiomycota
*Neocallimastigomycota
*Glomeromycota
*Microsporidia
*Chitridiomycota

Mantarlar bitkilere bazı yönlerden benzerlikler gösterebilir ve aslında uzun süre bu şekilde kategorize edilmişlerdir ancak aslında hayvanlarla daha çok ortak noktaları vardır. Birincisi ve en önemlisi, mantarlar fotosentez yapmazlar, yani güneş enerjisini emerek kendi besinlerini üretemezler. Bunun yerine çevredeki besinleri enzimler kullanarak sindirdikten sonra absorbe ederler. Bu olay aynı zamanda dünyada çok önemli bir amaca hizmet eder, çünkü mantarlar ağaçların sert ligninini kırabilen tek organizmadır. Mantarlar olmadan, ağaçlardan düşen parçalar ve yapraklar düştükleri yerde kalır.
Mantarların çoğu toprakta ölmüş ve çürüyen organik maddelerin üzerinde ya da içinde bulunur. Toprağa düşmüş ağaç dalları ve yaprakların üzerinde mantar örnekleri sıklıkla bulunabilir. Mantarlar aynı zamanda bitki ve hayvanlarla simbiyotik ilişkiler kurabilir. Mantarlar kendi isteğiyle hareket etme özgürlüğüne sahip olan hayvanların aksine hareketli değildir. Bununla birlikte havada veya suda sporlar yoluyla az miktarda hareketlilik gösteren bazı mantar türleri vardır.

Mantar Çeşitleri

Yukarıda bahsedildiği gibi mantar türlerinin bazıları tanıyabileceğiniz, bazıları daha önce hiç duymadığınız ya da hiç görmemiş olabileceğiniz yedi şubesi bulunmaktadır.

Ascomycota: Bu gruba genellikle “keseli, asklı mantarlar” denir. Bu gruba giren trüf mantarı yeryüzündeki en pahalı yiyeceklerden biridir. Mantarların bu bölümü, tehlikeli olduklarını ve tüketilmemeleri gerektiğini işaret eden parlak ve canlı renkli gövdelere sahip olma eğilimindedir. Bununla birlikte bazı ascomycotalar (gayrı resmi adıyla ascomycetler) solunum yollarında, gastrointestinal sistemde ve bir maya olan Candida albicans türü insanlarda dişi üreme sistemine ait kanallarda yaşar. Ascomycetler eşeyli sporlar (askospor) üreten, askus olarak bilinen üreme keselerine sahiptir ancak eşeysiz olarak da ürerler. En önemlileri antibiyotik üretimi yapılan Penicillium ile tomurcuklanmayla çoğalan bira mayasıdır. Bira mayasıyla alkollü içecekler üretilir. Bu şube köken olarak basidiumlu mantarlar ile akrabadır. Asklı mantarlar saprofit veya parazit beslenir. Likenleşmiş mantarların çoğu bu şubedendir.

Basidiomycota: Bütün mantarlar içinde en iyi bilinen, en geniş şubedir. Bu mantarların çoğu onları görünmelerini zorlaştırmak için toprağın altına yerleşmiştir, ancak gövdeleri toprağın üstüne çıkar. Basidium denilen spor keseleri içinde basidiospor adı verilen eşeyli üremeyi sağlayan sporlar üretilir. Orman ve çayırlarda, gübreli ve humuslu topraklarda iyi gelişen şapkalı mantarlar (çayır mantarları, jölemsi tremella mantarları, parmaksı uzantıları olan beyaz kurt mercanları ya da peri parmakları da denilen clavaira mantarları) bu gruptandır. Saprofit ya da parazittirler. Bazı türleri böbrek ve karaciğeri iflas ettirecek kadar çok zehirlidir. Pas mantarları da bu şubeye dahildir.

Blastocladiomycota: Bunlar yer üstünde nadiren görülen ve her türlü organik maddeyi ve artıkları emen, toprakta ya da tatlı sularda yaşayan zoosporik mantarlardır. Bu şubenin bazı türleri kitin ve selülozdan keratin ve polene kadar her şeyi etkileyen bitki parazitlerini içerir. Bazı türleri saprofittir.

Neocallimastigomycota: Bu mantarlar anaerobiktir, bazı herbivor (otçul) memeli hayvanların sindirim kanallarında yaşar, burada bulunan otları (selüloz) ve diğer organik maddeleri parçalamaya yardımcı olurlar. En iyi besin kaynağı olan otları parçalamak için selülolitik enzimleri olmayan koyunların sindirim sistemine (rumen ya da işkembelerine) yerleşmişlerdir. Neocallimastigomycota’lar mitokondriden ziyade hidrojenozomlara sahip olmaları bakımından dikkate değerdir. Muhtemelen sulak topraklar gibi anoksik ortamlarda da bulunabilirler.

Glomeromikota: Bu şubeye ait olanlar güçlü simbiyotik ilişkiler kurabilen küçük ve çok özelleşmiş bir mantar grubudur. Üremeleri eşeysizdir. Topraktaki mantarların neredeyse yarısı bu şubeye aittir. Kara bitkilerine ait köklerle simbiyotik (mutualist: karşılıklı faydalanma) ilişki geliştirerek mikorizaları oluştururlar. Mikorizadaki mantarlar hifler aracılığıyla birlikte yaşadığı bitkinin kökünden şeker alır, karşılık olarak bitkiye topraktan alıp çözdüğü mineralleri (özellikle fosfatı) verir ve köklerin emme yüzeyini artırır ve kökler bu tür simbiyotik ilkişkiyi sadece uygun olan mantar türleri ile kurar. Mikoriza oluşturan bitkiler rekabette daha başarılıdır.

Microsporidia: Kın kanatlılar ve diğer küçük eklembacaklılarla parazit ilişkiler oluşturan, mikroskobik, tek hücreli, zorunlu hücre içi parazit mantarlardır. İlkel bir ökaryot olmalarına rağmen mitokondri, golgi aygıtı ve peroksizom bulundurmazlar.

Chytridiomycota: Mantarların en eski formlarından bazılarıdır. Genellikle suda yaşarlar ve mikroskobiktirler. Üremeleri genellikle eşeysizdir, flagellat denilen küçük kamçı benzeri uzantılara sahip olan, hareket edebilen sporlar (zoosporlar) üretirler. Bu grubun bazı türleri eşeyli yoldan (boyutları ve şekilleri aynı olan izogametlerin birleşmesi ile), bazı üyeleri zoosporlardan başka rizoit gibi yapılarla da ürer. Saprofit olsalar da bazen parazit gibi davranırlar. Kitin, selüloz ve lignin gibi en sert maddeleri sindirdikleri bilinmektedir.

Mantarların Özellikleri

Mantarların temel özelliklerinin birçoğu yukarıda açıklanmıştır, ancak bu alemin onu eşsiz yapan, bitkilerden ve hayvanlardan kesin olarak farklı kılan başka birkaç yönü vardır.
*Mantarlar hücre duvarları selülozdan yapılmış bitkilerin ve hücre duvarları bulunmayan hayvanların aksine kitinden yapılmış hücre duvarlarına sahiptir.
*Tüm canlılar gibi mantarlar da belli metabolik süreçler için enerji verici besin depolar ve ana depolama molekülleri glikojendir. Bitkiler enerjilerini farklı bir molekül halinde (nişasta) depolasa da mantarların depolama molekülü hayvanlarla aynıdır.
*Mantarlar cansız organik maddelerde depolanmış besinlerin geri dönüşmesine yardımcı olur. Bu olayla inorganik besinler tekrar toprağa karışır ve üretici canlılar tarafından kullanılır. Mantarlar olmadan besin döngüsü devam edemez ve yaşam gelişemez.
*Mantarların çoğunda hücrelerin birbirinin ucuna dizilmesiyle oluşan hif denilen ipliğe benzeyen yapılar ve hifaların oluşturduğu miselyum ağı bulunur, besin bu ağlarla ya da iplikçiklerle emilir.
*Çok hücreli mantarlar dallanan somatik yapılar, filamentler (iplikçikler) olan birçok hifa içerir. Hifalar boru şeklindedir ve septa (septum) olarak bilinen duvarlar tarafından hücre benzeri bölümlere ayrılır. Bu hücrelerde birden fazla çekirdek olabilir ve çekirdekler ve diğer organeller septumdaki porlardan diğer tarafa geçebilir. Bazı hiflerde (aseptat hifler) septum bulunmaz.
*Maya mantarları hifa, miselyum ve köksü uzantı bulundurmaz.
*Çok hücreli mantarların gerçekten çok hücreli olup olmadığına dair bazı tartışmalar vardır çünkü organeller ve sitoplazma sitoplazmik akış adı verilen bir süreçte bir hücreden diğerine geçebilir.
*Mantarlar genellikle çok hücreli olarak bilinir, ancak bitki ya da hayvan benzeri çok hücreli değillerdir.
*Mantarlar heterotroftur, kendi besinini üretemez. Besinleri organik maddeleri sindirerek elde etmek zorundadırlar. Bunu yapmak için hızla uzayan (günde yaklaşık 1 km. uzatabilirler) ve dallanan hifalarını kullanırlar ve bu da mantarın miselyumunun büyüklüğünün hızla artmasını sağlar.
* Bazı mantar hifaları rizomorf denilen kök benzeri iplikler bile oluşturur; bu yapı mantarların diğer kaynaklardan hızla ve daha fazla besin elde etmesine izin verirken üzerinde büyüdüğü substrata bağlar.
* Mantarlar oportünistlerdir yani çok çeşitli kaynaklardan besin alabilirler ve çok çeşitli çevresel koşullarda gelişirler. Bazı mantarlar ölü organik maddeden besin alır, bu mantarlara saprobe (saprofit: çürükçül) denir ve ölü organizmaları parçalayan ayrıştırıcılardır.
* Bazı mantarlar bitkisel parazittir ve Hollanda karaağaç hastalığı gibi bitki hastalıklarından sorumludur. Bununla birlikte, mantarların fotosentetik algler veya bakterilerle ve bitki kökleriyle simbiyotik (karşılıklı olarak faydalı) ilişkileri de olabilir. Mantar ve fotosentez yapan bir algin simbiyotik birleşimine liken, bitki kökü ve mantar birliğine ise mikoriza denir.
*Mantarlar bitkiler veya hayvanlarla (veya hatta insanlarla) simbiyotik bir ilişki oluşturarak besinleri doğrudan emerek, diğerleri ise beslenmek için çevrelerindeki artıkları enzimlerle parçalar.
*Mantarlar, mikroskobik olabileceği gibi Amerika, Oregon eyaletinde bulunan bal mantarlarında (Armillaria ostoyae) olduğu gibi 2 bin 200 hektarlık bir alanı kaplayacak kadar devasa boyutlarda da olabilir. Bu dev mantar türü toprağın altını da ağaçları da sarmalamıştır.
*Bazı mantarlar hem insanlar hem de hayvanlar tarafından besin olarak tüketilebilir ve potansiyel olarak faydalıdır. Diğerleri ise patojenik ve potansiyel olarak ölümcüldür.
*Bazı mantarlar yutulduğunda çeşitli psikotropik ve halüsinojenik etkiler oluşturur, bu da onları tıbbi olmaktan çok eğlence ve keyif aracı olarak kullanılan drog şeklinde (rekreasyonel) kullanımına ek olarak, dünyanın farklı yerlerinde dini ve kültürel geleneklerin önemli bir parçası haline getirir.
*Mantarlar bitki ve hayvanlardaki bazı hastalıklardan da sorumludurlar. Mantarları araştıran bilim dalı mikoloji (mantar bilimi), bu alanda çalışma yapan bilim insanları da mikolog olarak adlandırılır.

Mantarlarda Üreme

Mantarlar vejetatif üreme, eşeyli üreme ve aseksüel (eşeysiz) üreme olmak üzere çeşitli yollarla ürer.

Vejetatif Üreme

Bu üreme biçiminde hifler miselyumun geri kalanından ayrıldığında yeni, bağımsız bir mantar haline gelebilir. Diğer vejetatif üreme biçimlerinin bazıları tomurcuklanma, rizomorf ve fisyondur. Tomurcuklanma tek hücreli mantarlarda görülür. Fisyonda tek bir hücre iki özdeş hücreye bölünür. Sklerotia, büyüme koşullarının optimal olana kadar aylarca veya yıllarca hareketsiz kalabilmesi için sert, uzun ömürlü miselyum kütlesi içeren başka bir vejetatif üreme şeklidir.

Eşeysiz Üreme

Çoğu mantar hem eşeyli hem de eşeysiz (aseksüel) üreme yoluyla çoğalabilir. Eşeyli olmayan üreme, sporların serbest bırakılmasıyla veya miselyumun ayrı ayrı büyüyen çoklu parçalara ayrıldığı misel fragmantasyonu yoluyla gerçekleşir. Bir miselyum yeterince büyüdüğünde sporları serbest bırakmak için tasarlanmış bir yapı olan sporangia üretecektir. Sporlar eşeysiz üremenin ana parçasıdır ve kalın hücre duvarı olan üreme hücreleridir. Bu sporlar yüzlerce farklı şekil ve büyüklükte olabilir ve serbest kaldıklarında canlı kalmak için birçok adaptasyon mekanizmasına sahiptir.
Sporlar mikroskobik hücreler veya ana mantarlarından genellikle rüzgâr, böcek veya su vasıtasıyla dağılan hücre gruplarıdır. Sporlar, koşullar büyüme için elverişli olana kadar uzun süre uykuda kalabilir. Bu oportünizmin bir uyarlamasıdır. Bazen sporlar yeni bir gıda kaynağını bulana kadar uykuda kalabilir. Mantarlar eşeyli ve eşeysiz üreme yoluyla spor üretir. Mantarlar genellikle nemli ortamları sever. Yağmur sonraları toprakta bulunan sporlar çimlenir ve gelişerek yeni mantarları oluşturur. Suda yaşayan türlerde eşeysiz üreme hareketli zoosporlarla gerçekleşir.
Bazı mantarlar sporlar vasıtasıyla sadece eşeysiz olarak üreyebilir, diğer mantarlar ise hem eşeysiz hem de eşeyli olarak üreyebilir.

Eşeyli Üreme

Mantarların eşeyli üremesinde döl almaşı (metagenez) görülür. Eşeyli üremede ayrı bireyler hifalarını bir araya getirirler. Yaşam döngüsü türlere göre değişebilir ancak genellikle çok hücreli mantarlar bir haploid (n kromozomlu) evreye ve bir diploid evreye (2n kromozomlu) sahiptir. Mantar gametleri haploiddir (n kromozomlu) ancak eşeyli üremede 2 haploid gametin birleşmesi sonucunda diploid (2n kromozomlu) zigot oluşur. Hakim olan evre haploid evredir. Mantarlar geleneksel bir cinsel organa sahip değildir ancak erkek ve dişi denilen farklı “suşlar” olduğu söylenebilir. Bu suşların her ikisi de aynı miselyumda mevcut olduğunda, antherozoidlerin (erkek) yumurta (dişi) ile kaynaşması yoluyla eşeyli üreme meydana gelebilir. Diğer bazı durumlarda erkek ve dişi gametangia (gametlerin üretildiği kese) döllenme işlemi sırasında tamamen kaynaşır. üreme yöntemleri çeşitlidir ve farklı şubeler arasında geniş ölçüde değişkenlik gösterir. Mantarların hayatta kalmaları için birçok yol bulunmaktadır ve son 1,5 milyar yıl boyunca mükemmel bir şekilde adapte olmuşlardır.

Her Mantar Besin Olarak Tüketilebilir mi?

Bazı mantarlar yenilebilir, ancak parlak renkli ve çekici olsa da son derece tehlikeli veya ölümcül başka mantar çeşitleri de vardır. Doğal ortamdan toplanan mantarlar tüketilmeden önce bir uzmana danışılmalıdır. Tüketilen mantarlar zehirli iseler hafif mide rahatsızlığı veya kusma, psikotropik etkiler, nöbetler ve hatta ölüm gibi ciddi yan etkiler gösterebilir.

Mantarlardan Örnekler

Mantarlar bazen biyolojide özellikle bakteri, bitki ve hayvanlarla karşılaştırıldığında göz ardı edilir. Bu kısmen, mantarların birçoğunun mikroskobik olmasından kaynaklanır. Bununla birlikte, mantarların birçok yaygın örneği vardır.

Maya Mantarları

Mayalar tanınmış mantar örneklerinden biridir. Candida albicans insan vücudunda doğal olarak büyür, ancak aşırı çoğalırsa maya mantarı enfeksiyonuna neden olabilir. Maya enfeksiyonları kadınlarda bir hayli yaygındır. Kadınların yüzde 75’i yaşamları boyunca en az bir maya enfeksiyonu geçirir.
Bebeklerin ağız içinde çıkan pamukçuk hastalığının sebebi de mantarlardır. Ayrıca ayak ve el mantarları da kaşıntılı bir mantar hastalığına sebep olur. Saçkıran da saçlı deride mantarlar tarafından oluşturulan bir hastalıktır. İnsanlarda enfeksiyona sebep olan 100’den fazla mantar olduğu bilinmektedir.
Maya mantarlarının bazı türleri hamur mayalanmasında ve peynir yapımında faydalanılır.

Küf Mantarları

Küf mantarları zamanla, üstü açık besinlerin üzerinde çoğalarak bozulmalarına neden olur. Bozulan besinlerin kokusu ve tadı değişir. Küf oluşumunu önlemek için gıdalar soğutularak saklanmalıdır.
Bazı küf mantarları peynir yapımında kullanılır. Fransızların meşhur Brie peyniri gibi yumuşak peynirlere Penicilum candidum ya da Penicillum camamberti adlı küf mantarları şırınga edilerek peynirlerin olgunlaşması, lezzet kazanması ve kabuğunun şekillenmesi sağlanır. Bu peynir büyük tekerlekler şeklinde üretilir. Tekerleğin dışı kahverengiye döndüğünde peynirin olgunlaştığı anlaşılır. Bir başka Fransız peyniri olan Camambert peynirinin de etrafı küflerle sarılıdır. Bu leziz peynir de yumuşak, kaymak kıvamlıdır. Küf mantarları çürükçül yaşar. Yumuşak dokulu, lezzetli ve pahalı olan rokfor peyniri sadece Fransa’da değil tüm dünyada tanınır. Bu peynir Fransa’nın Roquefort şehrinin yakınındaki Combalou dağlarındaki mağaralarda bekletilir ve lezzetini Penicillium roqueforti adlı bir mantar türünden alır. Küf mantarı peynire camgöbeği renginde dokular kazandırır.
İtalya’nın pizza, makarna ve soslarda çok kullanılan, keskin bir tadı olan gorgonzola peyniri de benzer şekilde üretilen, mavi, yeşil küfler içeren yumuşak bir peynirdir. Ülkemizde de (Konya’da, Ardahan’da) meşhur küflü peynirler üretilmektedir.
Küflü peynirler mineral ve vitamin içeriğiyle sağlığa yararlıdır, aynı zamanda doğal antibiyotiklerdir ancak üretim sırasında hijyen önemsenmelidir.
Penisilin adlı antibiyotik Penisilinum notatum adlı mantar türünden elde edilir. Küf mantarlarının bazıları meyve ve sebzelerde hastalık yapar.
Askuslu mantarlardan olan Trüf mantarlarının yaşama alanı meşelik alanlardır. Toprağın 5 – 20 cm. derinliğindeki ağaç kökleri civarında yetişir. Kokuları nedeniyle aromaları eşsizdir. Değerli olduklarından bu mantarlara kara elmas da denilmektedir. Fransa’da birçok ilde trüf festivalleri yapılmakta hatta açık artırmayla satılmaktadır. Kilosu 2.000 Euro’ya kadar ulaşan bu değerli mantar ülkemizde domalan (keme) mantarı adıyla bilinir.

Şapkalı Mantarlar

Ormanlarda ya da bahçelerde ağaçların altında gelişen şapkalı mantarlar yemeklerde kullanılan ve çok tanınan örneklerdir. Bu mantarlar bir şapka ve bir sap kısmına sahiptir. Besinlerini toprağa uzattıkları ipliksi yapılarıyla alırlar.
Yenebilen bir tür olan kuzugöbeği mantarı (höbelen) da çok değerlidir ve lezzeti nedeniyle yabancı ülke mutfaklarında çok aranır. Bahar ayları geldiğinde ormanlarda karaağaç, akçaağaç, kayın, dişbudak ağaçları (köstebeklerin köklerini yaraladığı yerlerde), fındık, reçineli ağaçlar ve leylak ağaçları altında, akarsu, göl ve yol kenarlarında genellikle birbirlerinden ayrı olarak bulunabilen bu mantar türüne orman yangınları sonrasında sık rastlanır.

Kaynakça:
https://www.scienceabc.com
http://www.onlinebiologynotes.com

Yazar: Müþerreş Özdaş

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :