Metabolik Sendrom; Sendrom X, insülin direnci sendromu, şehir hastalığı, uygarlık hastalığı veya ölümcül dörtlü hastalığı olarak da değişik isimlerle bilinir.
Hareketsiz yaşam tarzı, stres, dengesiz beslenme gibi faktörlerle ilişkili olup günümüzde oldukça sık karşımıza çıkmaktadır. Metabolik sendrom; şişmanlık, insülin direnci, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kan yağları yüksekliği gibi ciddi hastalıkları içeren bir hastalık grubudur. Gelişen kalp damar hastalıklarına bağlı ölümler sık görülür. Yaşla birlikte görülme oranı artmaktadır. Kadınlarda daha sık görülmektedir.

BULGU, BELİRTİ VE YAKINMALAR

Pankreastan salgılanan hormon olan insülin sayesinde kandaki şeker hücre içine girebilir. İnsülin direnci geliştiğinde kandaki şeker hücre içine giremez. Beyin, şeker yokluğu sinyali alır ve kandaki şekerin hücrelere girmesini sağlayan insülin hormonunu daha fazla salgılar. Kanda şeker olmasına rağmen insülin direnci nedeni ile kullanılamadığı için, aşırı salgılanan insülin bir süre sonra kan şekerini normalin altına düşürür. Vücutta şeker düşüklüğüne bağlı halsizlik, göz kararması, titreme ve soğuk terleme olur. Tatlı yeme krizleri görülür. Kolay kilo alırlar ancak kilo vermekte zorlanırlar. Açlık kan şekeri sıklıkla 126 ve üzeri ölçülür. Şişmanlık ve şeker hastalığı gelişme riski vardır.
Erkeklerde bek çevresinin 102 cm veya üzerinde, kadınlarda bel çevresinin 88 cm veya üzerinde olması, trigliserid değerinin 150 mg/dl ve üzerinde olması, HDL değerinin erkeklerde 40 mg/dl’nin altında, kadınlarda 50 mg/dl’nin altında olması, sitolik/diyastolik kan basıncının 130/85 mmHg veya daha yüksek olması, açlık kan şekerinin 110 mg/dl’nin üzerinde olması gibi faktörlerden 3 veya daha fazlası bulunan kişilere, klinik olarak metabolik sendrom hastalığı tanısı konmaktadır.
Şişmanlık, vücut kitle indeksinin 30 üzerinde olmasıdır. Vücut kitle indeksi hesaplanır. Ağırlık (kg), boyun karesine (m2) bölünerek elde edilir. Örneğin vücut ağırlığı 80 kg olup boyu 1.60 m ise; boyun karesi 1.60×1.60 çarpımından 2.56 m2 bulunacaktır. 80:2.56=31.25 kg/m2 elde edilir. 25-29.9 arası fazla kiloludur. 40 üzerinde olanlar aşırı şişmandır. Normal kilo için ise 18.5-24.9 aralığı olmalıdır. Karın çevresinde biriken yağlarda kalp hastalıkları riski artmaktadır. Kadınlarda bel çevresi 88 cm, erkeklerde 102 cm’den fazla ise şişmanlığa bağlı hastalıkların görülme oranı çok yükselir.
Metabolik sendromda kalp damarlarının daralması, kalp krizi, damar sertliği, damar tıkanıklığı, beyin damarlarında daralma, felç, şeker hastalığı, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, safra taşı, uyku apnesi, astım, nefes darlığı, adet düzensizlikleri, aşırı kıllanma, kısırlık ve kanserlerin görülme oranı artar. Böbrek damarlarında tıkanıklık olursa böbrek yetmezliği gelişebilir. Ani ölümler görülebilir. Şeker hastalığı gelişirse kalp, böbrek, beyin ve diğer organlarda harabiyete sebep olur. Damar duvarında damar sertliğine neden olarak damar tıkanmaları yapar. Tuttuğu organa göre kalp krizi, beyin damarları tıkanıklığı, böbrek yetmezliği, körlük, bacak damarı tıkanıklarına neden olur. Sinir uçları üzerinde de olumsuz etkileri vardır. Diyaliz hastalarının çoğunluğunu şeker hastaları oluşturmaktadır.

TIBBİ TEDAVİ

Öncelikle hareketli bir yaşam tarzı benimsenmelidir. Dengeli ve yeterli beslenme önemlidir. Hazır gıdalardan uzak durulmalıdır. Tuz tüketimi sınırlandırılmalıdır. Rafine tuz tüketimi bırakılmalı, ölçülü olarak doğal, kristal kaya tuzu tercih edilmelidir.
Stresten uzak durulmalıdır.
Şişmanlık varsa, diyetisyen gözetiminde diyet yapılır. Şişmanlık için kullanılan ilaçlar bulunmakla beraber düşük etkinlik ve yan etkiye sahip oldukları için az kullanılırlar. Sibutramin, orlistat, fentermin, dekstroamfetamin kilo kaybı için kullanılan ilaçlardır.
Düzenli yapılan fiziksel aktiviteler, dengeli beslenmek, kilo vermek insülin direncini düzeltebilir. Metformin insülin direncini azaltan ilaçlardandır.Kan şekeri düşüldüğü, ağızda metalik tat, alerji, zayıflama, ishal gibi çeşitli yan etkileri bulunur.
Tansiyon yüksekliğinde kalsiyum kanal blokerleri (nifedipin, verapamil, diltiazem, amlodipin gibi), beta blokerler (propranolol, pindolol,
karvedilol gibi), idrar söktürücüler (furosemid, hidroklorotiazid), ACE inhibitörleri (kaptopril, enalapril gibi), anjiyotensin reseptör blokerleri (irbesertan, losartan gibi) gibi ilaçlar mevcuttur. Uygun olan ilaç hekim tarafından ek hastalıklar değerlendirilerek başlanır.
Kan yağları ve trigliserid yüksekliğinde de fiziksel aktivite artırılması gereklidir. Trans yağlar tüketilmemelidir. Doymuş yağlar (hayvansal yağlar) ve doymamış yağlar dengeli olarak tüketilir. Kolesterol emilimini azaltan lifli gıdalar tercih edilir. Meyve, sebze, balık, tavuk, zeytinyağı önerilir. Alkolden uzak durulmalıdır. Diyet tedavisi ile düşmeyen kolesterolde ilaç tedavisi verilir. Diyetle düşürülemeyen kolesterol ve trigliserid yüksekliği için safra asidi bağlayıcı ilaçlar (kolestiramin, kolestipol), statinler (atorvastatin, fluvastatin, lovastatin, pravastatin, simvastatin gibi ilaçlar) kullanılır.

DİYET DEĞİŞİKLİKLERİ

Şişmanlık ile mücadelede posalı yiyecekler, ara öğünler, kızartma ve hazır gıdalardan uzak durma, spor, bol su içilmesi tavsiye edilir. Haftalık yarım kilogram ile 1 kilogram arası kilo vermek yeterlidir. Şok diyetler, uzun açlıklar vücut dengesini bozar. Şok diyet ile egzersiz yapılmadan kilo verilirse kaslarda ciddi kayıp ortaya çıkar ve daha sonra tekrar kilo alınırsa sarkmalar ortaya çıkar. Kilo alıp vermeler kas kitlesinin daha da azalmasına ve sonra ciddi şişmanlığa neden olabilir. Çünkü kas dokusunun istirahatte daha fazla enerji kullanması kalorinin daha hızlı yakılmasını sağlar. Egzersiz yapılmadan verilen kiloda kaslar azalacağı için kalori yakılması da azalır. Ağır zayıflama diyetlerinde mineral ve vitamin eksiklileri olabilir. Şeker ve tansiyon düşüklüğüne bağlı baş dönmesi, bayılma görülebilir. Bu bayılmalarda kafa travması ve buna bağlı beyin kanaması ortaya çıkabilir, hatta ölüme neden olabilir. Kalp krizi, ritim bozuklukları, böbrek hastalıkları şok diyetlerde gelişebilir. Bu nedenle planlı ve egzersizin de içinde olduğu zayıflama programları yapılmalıdır.
Metabolik sendromda özellikle Akdeniz tipi beslenme daha çok önerilmektedir. Tam tahıl, meyve, sebze, zeytinyağı içeren, besinlerden alınan kalorinin %50-60’ının karbonhidrat, %15-20’sinin protein ve %30’unun yağdan oluştuğu sağlıklı beslenme çeşididir. Normalde hesaplanan günlük kaloriden 500 kalori daha az alındığı, meyve-sebze ve düşük yağlı süt ürünlerinin artırıldığı, işlenmiş tahıl, tatlı, kırmızı et, doymuş yağ ve kolesterolün azaltıldığı beslenme yararlı olabilir. Bunun için diyet uzmanından yardım alınmalıdır.
Diyetle alınan yağın tipi ve miktarı insülin direncini etkilemektedir. Günlük alınan enerjinin %35-40’ından fazlası yağlardan alınırsa insülin direncine neden olmaktadır. Eğer yağ aşırı alınmaz ise, alınan yağın tipi insülin direncine neden olabilir. Özellikle doymuş yağlar insülin direncine daha fazla neden olurken, tekli veya çoklu doymamış yağ asitleri insülin direncine neden olmaz veya insülin direncini azaltabilir. Özellikle balık yağında bulunan omega-3 insülin direncini azaltarak metabolik sendromda yararlı olur. Yağ kaynağı olarak balığın tüketildiği düşük yağlı diyet, metabolik sendromu olan kişilerde insülin direncini azaltır.
Şişmanlık ile ilgili genetik bozukluklar çeşitli olup herkesin zayıflamada yararlanabileceği diyet farklıdır. Şişmanlıkla ilgili en çok görülen genetik bozukluk tipinde günde 1.000 kalorilik diyet, proteinden zengin, karbonhidrattan fakir beslenme ile zayıflanmaktadır.
Karbonhidratın tipi metabolik sendromda önemlidir. Alınan karbonhidratlı gıdada emilimi yavaşlatan lif içeriği ve karbonhidrat yapısının basit veya komplex olması insülin direncini etkiler. Glisemik indeksi yüksek besinler; glikoz, maltoz, karpuz, baget, beyaz ekmek, waffle, cornfleks, beyaz pirinç, patates, bal kabağı, mısır cipsi olup insülin direncine neden olur. Meyve şekeri (früktoz), süt şekeri (sukroz), elma, kayısı, kiraz, greyfurt, üzüm, kivi, mango, portakal, şeftali, erik, armut, çavdar ekmeği, yulaflı bisküvi, müsli, şehriye, bulgur, makarna, kuru fasulye, barbunya, mercimek, nohut, organik soya fasulyesi, börülce, havuç, bezelye, mısır, portakal suyu, elma suyu, popkorn, fıstık, bitter çikolata, mercimek ve domatesin glisemik indeksi düşük olup insülin direncini azaltmada yararlı gıdalardır.
Metabolik sendromda kilo kaybının sağlanmasında kaliteli ve düşük glisemik indekse sahip karbonhidrat kaynaklarının tüketilmesi ve karbonhidrattan alınan enerjinin kısıtlanması (günlük enerjinin %26-44 arasında), protein alımının artırılması ile trigliserid azaltılır, iyi kolesterol HDL artırılır, kilo verilerek insülin direnci azaltılabilir. Fakat bu diyette yağların daha fazla alınması riski ve kötü kolesterol LDL’de artış riski bulunmaktadır. Bu nedenle trans yağların alınmaması, doymuş ve doymamış yağların dengeli alınması gereklidir.
Genel olarak metabolik sendromda var olan insülin direncini azaltmada glisemik indeksi düşük gıdalar, bitkisel lifli gıdalar, yağ olarak doymamış yağ (balık yağı), yağsız protein kaynaklarından oluşan gıdaları artırırken, işlenmiş şeker ve beyaz un gibi işlenmiş tahılların kısıtlanması yararlıdır.
Süt, içerdiği kalsiyum, protein ve doymuş yağlar ile vücutta değişik etkiye sahiptir. Kalsiyum ile kemik ve hücresel işlevler düzenlenirken, protein içerdiği tansiyonun düşmesine ve tokluk hissinin uzun sürmesine neden olur. Bu özellikleri ile metabolik sendromda faydalı gıdalardandır. Yağ alımının azaltılması için, yarım yağlı veya yağsız süt tüketilmelidir. Süt ürününden elde edilen peynir altı suyu proteini metabolik sendromda yararlı bir diğer gıdadır ve protein kaynağı olarak tüketilebilir.

İşlenmiş endüstriyel gıdalardaki şeker ve özellikle de frükoz, kalp-damar hastalıkları ve tansiyon yüksekliği riskinde artışa neden olur. Tuzdan önce sağlığın en büyük düşmanı olan bu gıdaların tüketimi kısıtlanmalıdır.
Tuz, son yıllarda yağlar gibi en çok tartışılan konulardandır. Birçok sağlık otoritesi kalp-damar sağlığı ve tansiyon yüksekliği için günde 1.500 mg’dan daha az tuz tüketilmesi önerir. Fakat bazı araştırmalara göre tuz kısıtlanması kalp-damar hastalığı veya riski olan kişilerde yarardan çok zarar getirebilmektedir. Çünkü tuz, insülin direncinin azaltılmasında yararlıdır. Tuzun kısıtlanması insülin direncinde artma, kan yağlarında artış ve kalp-damar hastalığı riskinde artış ile ilişkilidir. Bol miktarda tuz alınmasının sağlık için zararı tartışmasızdır. Fakat insanların ihtiyacının olduğu sınırda tuz tüketimi, aşırı kısıtlama olmadan ihtiyaçları giderecek düzeyde yapılmasının daha yararlı olabileceği düşünülmektedir. Rafine tuz tüketimi bırakılmalı, kristal kaya tuzu tercih edilmelidir. Alkol tüketimi bırakılmalıdır.

YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ

Egzersiz, insülin direncinin azaltılmasında, şeker metabolizmasının düzenlenmesinde ve kalp-damar sağlığının idamesinde çok önemlidir. Haftada 5 gün 30’ar dakikalık ağır olmayan egzersiz programı yarar sağlayabilir. Yürüyüş, yüzme, bisiklet gibi egzersizler yapılabilir. İnsülin direncinde, dirence karşı yapılan yoğun egzersizler daha yarar sağlamaktadır. Yoğun egzersiz programı için doktorun önerisine göre hareket edilmelidir.
Özellikle göbek çevresinde yağ birikmesi ile oluşan şişmanlık tipi insülin direncinin şiddetini artırır. Kilo verilmesi metabolik sendromun tedavisinin temel yaklaşımlarındandır. Böylece insülin direnci azalır, şeker ve kolesterol düzeylerinde iyileşme elde edilir. Bazıları metabolik sendromu olanların zayıflamasının zor olduğunu söylese de azimli ve kararlı bir program ile diğer insanlar gibi zayıflayabilmektedirler.
Sigara içilmesine bağlı ölümlerin %40’ını kalp hastalıkları, %20’sini akciğer kanseri, %20’sini solunum yetmezliği oluşturur. Sigara ve tütün tüketilmesi metabolik sendromun ölümcül yan etkilerini artırır. Mutlaka bırakılmalı ve gerekirse doktordan yardım alınmalıdır. Pasif içicilik veya nikotin içeren sigarayı bırakma ürünlerinin kullanılması da insülin direncine neden olup kilo alımını artırabilir. Sağlıklı insanlarda sigara içilmesinin bırakılması, insülin direncini azaltmaktadır.
Alkol, bağımlılığa dönüşme riskinin olması, diğer hastalıkların riskini artırması nedeni ile tüketilmemelidir.
Stres, kortizol hormonunun seviyelerinin artmasına bağlı olarak insülin direncini artırabilir. Strese karşı mücadele yöntemleri yarar sağlayabilir. Yoga, stresi azaltarak ve oksijen kullanımını artırarak metabolik sendromun olumsuz etkilerini azaltmada yardımcı olabilir.

ÖNERİLEN BESİN TAKVİYELERİ

• Krom: Kan şekerini düzenler ve insülin hassasiyetini artırır. Ayrıca kolesterol ve trigliserid düzeylerinin azaltılmasına destek olur. Günde 400-1.000 mikrogram krom pikolinat takviyesi önerilir.

• Alfalipoik asit (ALA): Vücudu serbest radikal hasarından koruyan bir antioksidandır. Kan glikoz düzeyinin düzenlenmesine yardım eder ve diyabetin olumsuz etkilerini azaltır. Günde 3 kez 100-200 mg dozda önerilir.
• Balık yağı ve E vitamini: Balık yağı, trigliserid ve kolesterol düzeylerini azaltılmasında, glikoz toleransının artırılmasında yardımcıdır. Kalp hastalıklarına karşı koruyucu rol oynar. En az 400 mg EPA ve 200 mg DHA içeren balık yağından günde 3 kez 1 gram alınması önerilir. Günde 6 gram balık yağı verilmesi insülin direncini ve serum insülinini azaltmada yararlıdır. Krill yağının şişmanlarda yararlı olmayıp insülin direncini artırdığı ve zararlı olabileceği saptanmıştır. E vitamini, glikoz toleransını artırır ve damarlarda şekerin proteinlere bağlanmasını, yani glikozilasyonu önler. Kanın pıhtılaşmasını da önleyerek kalp hastalıklarına karşı korunmada yardımcı olarak günde 400-800 IU önerilir.
• D vitamini: D vitamini insülin duyarlılığını artırmaktadır. D vitamini düzeyinin düşük olması şeker hastalığı, insülin direnci ve glikoz toleransında bozulma ile ilişkilidir. Tetkiklerde değerlendirilmeli ve gerekirse desteklenmelidir.
• Üzüm çekirdeği: Üzüm çekirdeği ekstresi ile yapılan küçük çaplı bir klinik araştırmada, metabolik sendrom tanısı konulmuş hastalarda kan basıncının önemli oranda azaldığı ancak kolesterol seviyelerinde herhangi bir düzelme olmadığı gözlenmiştir.
• Lif ve Glukomannan: Kilo kontrolünde ve kan glikoz seviyelerini kontrol etmede destek olur. Karnıyarık otu tohumu (psyllium), yulaf kepeği ve glukomannan içeren lif destekleri diyabetikler için yararlıdır. Bol miktarda su ile alınmalıdır. Glukomannan, suda çözünebilir doğal lif olup günde 8-13 gram tüketilmesiyle metabolik sendromu olan kişilerde kolesterol yükseldiğini azaltmada ve şeker kontrolünü sağlamada yararlıdır. Guar gum isimli siyam baklasının tohumundan elde edilen kıvam artırıcı ve emici özelliği taşıyan lifin günde 30 gram alınmasıyla glukomannana benzer şekilde insülin direnci azaltırken, kan şekeri, kolesterol, trigliserid ve tansiyon üzerine olumlu etkileri bulunmaktadır.
• Magnezyum (Mg): Yetersizliğinde, insülin duyarlılığı azalır. Gıdalarla yetersiz Mg alınması ve kan düzeylerinin düşük olması insülin direncinde artış ile ilişkilidir. Mg aynı zamanda hayat süresinin uzunluğunu belirleyen telomer uzunluğunun korunmasında da yararlı olup desteklenmesinin yararı araştırılmaktadır. Uzaya çıkan astonotlarda Mg eksikliğinin çok sık olması ve uzay boşluğunda yaşlanmanın 10 kat hızlı olması, yaşlanma araştırmalarının uzay boşluğunda yapılmasına neden olmuştur. Mg eksikliği olanlarda desteklenmelidir. Eksikliği olmayan kişilerde Mg desteği verilmesinin insülin direncini azaltmada yararlı olduğu, küçük bir çalışmada gösterilmiştir.
• Çinko: Kan düzeylerinin düşüklüğü insülin direnci ve şişmanlarda metabolik sendrom ile ilişkilidir. Fakat metabolik sendromu olan kişilere çinko eksikliği olmadan çinko desteği verilmesinin belirgin bir yararı bulunmamaktadır. Polikistik over sendromu olan kadınlarda 6 ay süreyle günde 220 mg çinko sülfat (50 mg çinko elementi içerir) verilmesiyle açlık kan şekerinde azalma, insülin direncinde azalma ve kan yağlarında düşüş sağlanmıştır. Metabolik sendromu olan şeker hastalarına 8 hafta boyunca günde 30 mg çinko elementi verilmesi, bağışıklık sisteminde bozuk olan savunma mekanizmasını iyileştirmiş, bu hastaların kansere karşı bağışıklık sistemini artırmada çinko desteğinin yararlı olabileceği ileri sürülmüştür.
• Koenzim Q10 (CoQ10): Metabolik sendromu olanlarda yapılan plasebo kontrollü çalışmada, günde 100 mg CoQ10 desteğinin 8 hafta verilmesiyle insülin direncinde azalma, kan insülin düzeyinde düşme ve antioksidan kapasitede artış sağlanmıştır.

ÖNERİLEN BİTKİSEL TAKVİYELER

• Kahverengi deniz yosunu: İçerdiği karotenoidlerin yağ metabolizması üzerine etkileri ile metabolik sendrom, şeker hastalığı ve kalp hastalığında yardımcı olabileceği düşünülmektedir. Ekstrakt olarak yağlı bir öğün ile beraber günde bir kapsül tüketilmesi önerilmektedir.
• Yeşil çay: Çeşitli sağlık yararları ile metabolik sendromda yararlı olabilmektedir. Günde 4 çay fincanı yeşil çay veya 2 kapsül yeşil çay ekstraktı verilmesi ile 8 hafta sonunda metabolik sendromlu kişilerde antioksidan savunmayı artırmaktadır.
• Kırmızı portakal: İçerdiği likopen ile çok yararlı olup 8 hafta boyunca suyunun tüketilmesi ile kötü kolesterolde ve iltihabi bulgularda (CRP) azalma elde edilmiştir. Metabolik sendrom riski olan kişilerde korunma programında yararlı olabilir.

Yazar: Enes Eker

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here