Trikotilomani Nedir?

Trikotilomani saç çekme sendromu, patolojik saç çekme ve TTM olarak bilinmektedir. Trikotilomani, kişinin kendi saçını tekrarlayan çekme ve daha sonra saç dökülmesi ile sonuçlanan karşı konulmaz bir dürtü ile karakterizedir. Bu durumdan en çok kafa derisindeki saçlar etkilenirken kirpikler, kaşlar ve sakallar da etkilenmektedir. Ayrıca bazı kişiler gastrointestinal sorunlara neden olabilen çektikleri saçları çiğnerler ve yutabilirler. Trikotilomani önemli duygusal strese neden olur, sıklıkla sosyal ve mesleki işleyişe zarar vermekle birlikte bu durumun kesin nedeni bilinmemektedir. Bu rahatsızlık daha önceleri bir dürtü kontrol bozukluğu olarak sınıflandırılmıştır, ancak günümüzde Zihinsel Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nın 5. versiyonunun (DS-5) en son versiyonunda obsesif-kompulsif ile ilişkili bozukluk olarak kabul edilmektedir.

İşaretleri ve Belirtileri

Trikotilomani ‘nın temel semptomu, saç dökülmesine, ciddi rahatsızlığa ve bozulmaya yol açacak şekilde, kendi saçından tekrar tekrar çekerek koparmasıdır. Bu durumda birey genellikle bir noktada saç çekmeyi azaltmaya veya durdurmaya çalışır. Daha önceki tanı kriterleri ayrıca gözle görülür saç dökülmesi, saç çekilmesinden kaynaklanan gerginlik ve ardından rahatlama da olduğu içermektedir. Etkilenen vücuttaki kılların çekme şiddeti ve özgül alanları bir kişiden diğerine büyük ölçüde değişmektedir. Bazı kişiler için bu hastalık hafif ve yönetilebilir olurken bazıları için ise ciddi ve hayat koşullarını zayıflatıcı bir problem olabilmektedir. Kronik olarak, sürekli veya geçici olarak oluşabilir, ortaya çıkabilir ve sonra tekrarlamak için aylarca veya yıllar boyunca kaybolabilir.
Trikotilomani ‘da en sık etkilenen bölge kafa derisidir. Bireyler saç tellerini koparabilirler veya tüm saç tellerini çıkarabilirler. Ayrıca genellikle saç derisinde kelliğe neden olmaktadır. Çoğu birey bir veya iki bölgeden saç çıkarır, ancak daha fazlası olmaktadır. Kafa derisi en sık kullanılan bölge olmasına rağmen, sakal, kirpikler ve kaşlar da etkilenmektedir. Ayrıca bireyler koltuk altı, gövde ve kasık alanlarından da tüyleri kopartabilirler. İlgili bölgelerde genel bir karıncalanma veya kaşıntı olabilir, ancak etkilenen bireyler genellikle en azından alışkanlık yaptıklarından ağrı hissetmezler ve ayrıca cilt tahrişi oluşabilmektedir.
Ek olarak, bireyler genellikle saçlarını bükmek, saçları saymak, sıralamak veya kökleriyle oynamak gibi başka ritüel davranışlarda bulunmak için kontrol edilemez bir dürtüye sahiptirler. Bazı bireyler, trikopji olarak bilinen bir durum olan saçlarını çiğneyebilir veya yutabilirler. Nadir durumlarda, saçın yutulması midede (trikobezoar) karın da bir saç topunun oluşmasına yol açarak karın ağrısı, bulantı, kusma, anemi ve bağırsak tıkanıklığına neden olabilirler.
Trikotilomani ‘ya sahip kişiler saç çekme davranışlarının var olduğunu reddedebilirler, peruk ve takma kirpikler takarak dökülmeleri gizlemek için benzer ilave adımlar atarak davranışlarını gizlemeye çalışabilirler. Genellikle davranış konusunda da son derece gizlidirler ve sosyal durumlardan kaçınırlar. Bazı kişiler ise, cildi aşındırma veya yıpratma (ekscoriation), tırmalama, kemirme, tırnaklarını ısırma, parmaklarını çıtlatma veya çekilmiş saçla oynama gibi başka davranışlarda bulunabilirler. Bu nedenle, bazı araştırmacılar tarafından Trikotilomani, vücut odaklı tekrarlayan davranış olarak kabul etmişlerdir. Trikotilomani, depresyon, anksiyete bozuklukları, obsesif kompulsif bozukluk (OKB) veya dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) dahil olmak üzere çeşitli koşullar ile birlikte ortaya çıkabilmektedir.

Nedenleri

Trikotilomani ‘da kesin nedensel faktörler bilinmemektedir veya iyi anlaşılmamıştır. Büyük olasılıkla, genetik ve çevresel faktörler dâhil olmak üzere birlikte meydana gelen çeşitli faktörlerden kaynaklanmaktadır. Bazı bireyler, Trikotilomani ‘nın gelişmesine genetik bir yatkınlığa sahip olabilir ve bu kavram, bugüne kadar mevcut durumda olan kişilerde yürütülen sadece iki çalışmayla desteklenmiştir. Bu hastalığa sahip birinin birinci derece aile üyelerinin, kendilerini geliştirme riski altında olmasına rağmen, bu kişilerin çoğunluğunun olmadığına dikkat etmek önemlidir. Anksiyete ve uyarılma düzeyleri bir rol oynayabilir, bazı kişiler dinlenirken örneğin televizyon izlerken veya alternatif olarak stresli zamanlarında olduğunda saçları daha fazla çektiklerini bildirmişlerdir. Anksiyete bireyler arasında değişmektedir. Yapılan erken dönem çalışmalarına göre, çocukluk çağı travmasının, kişileri Trikotilomani geliştirmeye yatkın hale getirebileceğini öne sürmüşlerdir, ancak bunu destekleyecek sağlam kanıtlar bulunmamaktadır.
Araştırmacılar, beynin yapısal veya işlevsel anormalliklerinin Trikotilomani gelişiminde rol oynayabileceğini öne sürmüşlerdir. Bu bulgular, putamen, serebellum, anterior cingulate ve sağ inferior frital gyri gibi kortikal bölgelerdeki ince değişikliklere trikotilomanisi olmayan grupların kontrol grubuna kıyasla dâhildir. Bu beyin bölgeleri, alışılagelmiş davranışlar geliştirmeye eğilimli olma ve ortaya çıktıklarında uygunsuz veya istenmeyen alışkanlıkları nasıl bastırmak gerektiği konusunda önemlidir. Trikotilomani ile ilişkili spesifik yapısal veya fonksiyonel beyin anormallikleri ve gelişiminde oynadıkları rolün anlaşılması için daha fazla araştırma yapılması gerekir çünkü bulgular çalışmalar arasında farklılık göstermektedir. Bazı bilim adamları, beyin kimyasallarındaki belirli dengesizliklerin neden olabileceği bir obsesif kompulsif bozukluk (OKB) alt kategorisi olduğuna inanmaktadır. Trikotilomani ile sonuçlanan kesin nedenleri ve altta yatan mekanizmaları belirlemek için daha fazla araştırma gerekmektedir.

Etkilenen Nüfuslar

Trikotilomani genellikle ilk durumda ergenlik dönemlerinde görülmektedir. Bununla birlikte, bu hastalık çok küçük çocuklardan, yaklaşık 60 yaşına kadar yetişkinlere kadar meydana gelmektedir. Çocukluk döneminde, bu bozukluk erkekleri ve kadınları eşit sayıda etkilemektedir ve yetişkinlikte ise, kadınlar erkeklerden daha sık etkilenirler. Bu, yetişkinlerde trikotillomaninin gerçek oranını yansıtmayabilir, ancak yetişkin erkeklerde saç dökülmesinin kadınlardan daha fazla olduğu kabul edilmektedir. Trikotilomani ‘nın bireyleri birkaç aydan 20 yıla kadar bir süre boyunca etkilediği bilinmektedir. Birçok durumda, semptomlar periyodik olarak azalan, sonra kötüleşen, kaybolan ve tekrarlayan semptomlarla birlikte döngülerle ortaya çıkmaktadır. Bazı vakaları tanınmadığı veya bildirilmediği için, hastalığın genel popülasyondaki gerçek sıklığını belirlemeyi zorlaştıran yetersiz teşhisler mevcuttur. İnsanların yüzde 0,5 – 3’ünün yaşamı bir noktada bu durumla yaşayacağı tahmin edilmektedir. Ayrıca etkilenen kişilerin çoğu hiçbir zaman uygun tedavi görmemiştir.

İlgili Bozukluklar

Obsesif kompulsif bozukluk (OKB), tekrarlayan obsesif kompulsif düşünce ve eylemlerle karakterizedir. Obsesyonlar, etkilenen bireyin bildiği kalıcı fikirler, düşünceler, dürtüler veya imgelerdir. Bu tür düşünceleri veya dürtüleri görmezden gelmek, bastırmak, başka bir düşünce veya eylemle karşı koymak için girişimlerde bulunulur. Zorunluluklar, obsesyonlar nedeniyle veya katı kurallara göre yapılan tekrarlanan zihinsel eylemler veya fiziksel ritüellerdir. Birey, semptomların kendi zihninin ürünü olduğunu kabul eder, ancak buna karşı koyması zordur. Birçok bilim adamı, Trikotilomani ve OKB’nin, aynı ilaç tedavilerine cevap verdiği söylediğinden, benzer beyin kimyasal anormallikleri ile ilişkili olduğuna inanmaktadır.
Moniletrik, birkaç santim uzunluğa erişmeden önce sık sık kırılan seyrek, kuru veya kırılgan kıllarla karakterize nadir görülen kalıtsal bir hastalıktır. Saçlarda parlaklık olmayabilir ve saç dökülmesinin yamalı alanları olabilir buna alopesi denmektedir. Yaygın olarak görülen bir başka semptom, gri veya kahverengi kabuklarla veya pullarla (perifoliküler hiperkeratoz) kaplanabilen saç köklerinin etrafını saran yüksek noktaların (papüllerin) ortaya çıkmasıdır. Mikroskop altında incelendiğinde saç şaftı eşit aralıklı bir boncuk dizisine benzer. Çoğu kişide, moniletrinin otozomal dominant özellik olarak kaldığı düşünülmektedir.
Alopesi areata, ilerleyen saç dökülmesi ile karakterize edilen nadir hastalıktır. Genellikle kafa derisinde görünen oval veya yuvarlak kel yamalar ile başlar, bununla birlikte, tüylü cildin diğer alanları da söz konusu olabilmektedir. Yavaş yavaş, etkilenen cilt beyaz ve pürüzsüz hale gelir ve saç bu bölgelerde haftalar içinde uzayabilmektedir. Aynı zamanda, başka yerlerde de ek saç dökülmesi lekeleri ortaya çıkabilmektedir. Bazı hastalarda saç uzaması, kafa derisinin bir bölgesinde oluşabilir, diğerlerinde ise ortaya çıkmaz; diğer kişilerde saç dökülmesi kalıcı olabilir ve kellik oluşabilmektedir. Nadiren tüm vücut kılları kaybolabilir. Çocukluk döneminde başlayan kişiler erişkin başlangıçlı olanlardan daha ciddi şekilde etkilenme eğilimindedir. Alopesi areata’nın kesin nedeni ise tam olarak bilinmemektedir.

Teşhisi

Saç dökülmesi yamalarında olduğu gibi karakteristik belirtiler mevcutsa, trikotilomaninin teşhisi şüphelenilebilir. Ayrıntılı bir klinik değerlendirmeye, ayrıntılı bir hasta geçmişine ve diğer saç dökülmesinin nedenlerini ekarte edebilecek çeşitli testlere dayanarak tanı konulabilmektedir. Birçok kişi, utanç nedeniyle saç çekme davranışından bahsetmek konusunda isteksiz olabileceğinden, tanı sıklıkla göz ardı edilmektedir.
Standart terapiler: Trikotilomani için iki ana tedavi şekli psikoterapi ve farmakoterapidir. Her durumda etkili olan evrensel bir tedavi şekli yoktur. Psikoterapi bozukluğun psikolojik yöntemlerle tedavisidir. Trikotilomani için psikoterapi, saç çekme gibi belirli davranışlara yol açan düşünce ve duyguları belirlemeye ve değiştirmeye çalışan bilişsel davranış terapisini içermektedir. Trikotilomani olan bireyleri tedavi etmek için kullanılan bilişsel davranış terapi türleri arasında alışkanlığın tersine çevrilmesi, farkındalık eğitimi ve teşvik kontrolü yer almaktadır. Farmakoterapi, hastalığı tedavi etmek için kullanılan ilaçları ifade eder. Trikotilomani’lı bireyleri tedavi etmek için çeşitli ilaçlar kullanılmıştır, ancak dikkatli bir şekilde yapılmış çok az klinik çalışma vardır.
Yakın tarihli bir araştırmanın ilk kanıtların clomipramine (serotonerjik etkileri olan trisiklik bir ilaç), n-asetil sistein (glutamat transmisyonunu etkilediği düşünülen bir amino asit bileşiği), Trikotilomani ‘da faydalı tedavi etkileri gösterdiği sonucuna varılmıştır. Genel olarak bu seçeneklere bakıldığında, n-asetil sistein en iyi tolere edilmiş gibi görünmektedir. Çünkü önemli yan etkilere neden olma olasılığı en az olanıdır. Bazı kişilerde, trikotillomaniyi tedavi etmek için davranış modifikasyonu ve ilaçlar birlikte kullanılır. Trikotillomanili bireylerin tedavisi için tek başına veya kombinasyon halinde hangi spesifik tedavilerin fayda sağladığını belirlemek için daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

Kaynakça:
clinicaltrials.gov
nih.gov
rarediseases.org
centerwatch.com

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :