Virüslerin Keşfi

19. yüzyılın ikinci yarısı itibariyle pek çok hastalığın etkeninin mikroorganizmalar olduğu anlaşılmıştır. Louis Pasteur ve Robert Koch gibi bazı öncü bakteriyologlar, insan ve kültür hayvanlarının başına bela olan pek çok hastalığın etkeni patojenleri izole etmeyi başarmışlardır. Ancak bazı hastalıkların etkenleri biyologların tüm gayretlerine karşın anlaşılamamıştır. 1796’da Edward Jenner çiçek hastalığına yakalanmış birinin cerahatli kısmında yer alan bir şeyin, sağlıklı kimselerde de hastalığa neden olduğunu üstelik ineklerde görülen çiçek lezyonlarından hazırlanan aşıların insanlarda normal çiçek hastalığına karşı bir direnç oluşturduğunu saptamıştır. Ancak enfektif bir etkeni bulamamıştır. Çok daha önemli bir deney ise, tütünlerde mozaik hastalığı üzerine çalışmalar yapan Rus biyolog Dmitri Ivanovsky tarafından 1892 yılında yapılmıştır. Bu hastalığa yakalanan bitkilerde yapraklar kıvrılmakta ve üzeri benekli bir görüntü almaktadır. Eğer hastalıklı bir bitkinin suyu ekstrakte edilip sağlıklı bir bitkiye sürülecek olursa tütün mozaik hastalığı oluşmaktadır. Ama ekstrakte edilen bu su sağlıklı yapraklara sürülmeden önce kaynama noktasına yakın bir derecede ısıtılacak olursa herhangi bir bulaşma olmaz. Bitki özsuyundaki bir maddenin bu hastalığa neden olduğunu düşünen Ivanovsky, hastalıkla bir bitkinin özsuyunu bakterileri ayırmak amacıyla porselen filtreden geçirmiş ve filtre edilen bu suyu sağlıklı bitkilerin yapraklarına sürmüştür. Tahmininin aksine bitkilerde mozaik hastalığı oluşmuştur.

Bu durum nasıl olmuştur? Ivanovsky, iki olasılık üzerinde durmuştur. Ya enfekte olmuş bitkilerdeki bakteriler toksinler salgılamaktadır ya da bu hastalığa neden olan bakteri türü bilinen tüm diğerlerinden daha küçük yapıdadır ve porselen filtreden hiç zarar görmeden geçebilmektedir. Ivanovsky, daha sonra yaptığı çalışmalar sonucunda filtrede kalan enfekte materyalin yeni konaklarda da hastalığa neden olduğunu anlamış ve ikinci görüşünün yani çok küçük bazı bakterilerin var olduğu düşüncesinin doğru olduğunu anlamıştır. Daha sonraları yapılan araştırmalar bu ve benzeri pek çok bitki ve hayvan hastalığının etkeni olan ajanların porselen filtreden geçebilecek ve en gelişmiş ışık mikroskoplarında dahi görülemeyecek kadar küçük olduklarını göstermiştir.

Bu mikrobial ajanlara süzülebilir virüsler ya da basitçe virüsler adı verilmiştir (bu kelime Latince ” zehir” anlamına gelmektedir). Bugün de bunların çok küçük bakteriler olduğu düşünülmektedir. Ancak bazı gelişmeler virüslerin bakterilerden oldukça farklı yapıda olduklarını düşündürmektedir. Bir kere bakterileri üretmede kullanılan yöntemlerin hiçbiri ile virüsler kültüre alınamamaktadır. Yine, virüsler bakterilerin tersine alkol süspansiyonlarından geçirildiklerinde enfeksiyon güçlerini kaybetmemektedirler. 1935’de Rockefeller Enstitüsü’nden W. M. Stanley, tütün mozaik virüsünü izole etmeyi ve kristal haline getirmeyi başarmıştır, böylece bakteri ve virüslerin birbirlerinden farklı şeyler oldukları anlaşılmıştır. Eğer kristaller tütün bitkisine verilirse aktif hale geçmekte, çoğalmakta ve hastalık oluşturmaktadırlar. Virüslerin kristalleşebileceğinin anlaşılması bunların bildiğimiz anlamda hücre olmayıp çok daha basit kimyasal varlıklar olduğunu göstermiştir.

Kaynakça:
https://www.khanacademy.org

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :