Wolff Kanunu; kemikler, üzerlerine uygulanan fiziksel strese, darbelere veya kuvvetlere göre değişerek yoğunluk kazanmakta ve daha kuvvetli dirençli hale gelmesini ifade eder.
Kemiklerimizin vücudumuz ve hayatımızı devam ettirebilmemiz için hayatiyeti tartışılmazdır. Yaşamın ilk senelerinde hızlı bir gelişlim gösteren kemiklerimiz , ilerleyen yaşlarla birlikte çeşitli sebeplerle zayıfladığı gibi meydana gelen herhangi bir zedelenme veya kırıkta , iyileşme çok daha uzun ve hassas hale gelmektedir. Tabiatta diğer canlılara karşı varlığımızı korumak ve gıda bulmak adına güçlü iskelet yani kemik sistemine sahip olmak hemen hemen tüm omurgalı canlılar için son derece mühimdir. Bu noktada özellikle belli meslekleri icra eden insanlarda güçlü bir kemik sistemine sahip olma arayışı hep var olmuştur. Dövüş sanatı ustaları ve sporcular binlerce senedir kemiklerini güçlendirmek ve kemik yoğunluğunu arttırmak için katı cisimlere darbeler vurularak gerçekleştirilen pratikler yapagelmişlerdir. Bu egzersizlerin hayli etkili faydalarını gören sporcular ve savaşçıların bu deneyimi ilmen bir muamma olarak kalmış veya çeşitli iddialarla açıklanmıştı. Darbelerle yapılan egzersizlerin kemik yoğunluğunu arttırması olayını ilk defa Alman Cerrah ve anatomist Julius Wolff(1835-1902) yirmi yıllık araştırmaları neticesinde bilimsel olarak ortaya koymuştur. Julius Wolff’un bilim dünyasına yaptığı bu tanıtım dolayısıyla bu duruma tıbbi literatürde “Wolff Kanunu” ismi verilmiştir. Pek çok kemik yaralanmasında özellikle tavsiye edilen şey uzun süreli dinlenmedir ancak Wolff Kanunu bunun tersini söylemektedir. Ancak Wolff Kanunu’nda ifade edilen şey kemiğe uygulanan stres yaratıcı darbelerin ne sıklık ve şiddette olduğunun oldukça hassas olduğudur. Wolff, belirli kemiklere belli seviyede ve belli açılarla darbelerle yük bindirildiğinde, söz konusu kemiğin daha güçlü ve dirençli hale geldiğini tespit etmiştir. Wolff’un tespit ettiği bu durumda kemikler, sürekli darbelerle ezilirken aynı zamanda yeniden yapılanma içine girdikleri için tıpkı ellerin nasır bağlaması gibi gittikçe daha sıkı ve yoğun hale gelmekteler. Wolff Kanunu, sporcu ve dövüş sanatı ustalarının binlerce senedir bildikleri ve uyguladıkları bir metodu/egzersizi ilmi temele kavuşturmuştur. Wolff Kanunu’nun uygulanmasında oldukça hassas bir nüans mevcuttur. Birçok spor eğitmeni ve ortopedistin de özellikle vurguladığı nokta , Wolff Kanunu’un ancak belli bir şiddette ve sıklıkta egzersizlerde faydalı olduğudur. Kişiden kişiye değişmekle birlikte haftada 2-3 günden ve bir saatten fazla yapıldığında kemikte güçlenme değil tam tersine zayıflama meydana gelmektedir. Ayrıca kemik güçlendirme egzersizlerine sıkı bir kalsiyum ve vitamin ağırlıklı beslenmenin de eşlik etmesi oldukça mühimdir. Belli seviye , sıklık ve şiddetin üzerindeki s darbe çalışmalarının kemiklerin iyileşme hızını aşmasından ötürü kemiklerde zayıflama meydana gelmesi de Davis Kanunu’yla izah edilir.
Spor eğitmenleri Wolff Kanunu’nun en çok ip atlama, sıçrama, koşu, halter kort tenisi gibi sporlarda kendini gösterdiğini ifade eder.
Julius Wolff’un kemiklerin kendilerini yenilmesine dair ifade ettikleri aslında birçok bakımdan vücudun bütüncül yeniden şekillenmesi adına son derece şaşırtıcı bulgular ortaya koyar. Wolff tüm vücudumuzun fiziksel, psikolojik ve kimyasal olarak maruz kaldığı stres etkileri nedeniyle her an değiştiğini , olumlu veya olumsuz olarak yeniden şekillendiğini ifade eder.

Kaynakça:
https://www.advancedhealing.com/body-remodeling-beyond-Wolfffs-law/
https://en.wikipedia.org/wiki/Wolfff%27s_law
http://richardgg.blogspot.com/2006/11/Wolfffs-law_2368.html

Yazar: Erdal Uğur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here