Yağda Çözünen Vitaminler

Topluca, yağda çözünen vitaminler olarak bilinen bileşikler genellikle sadece omurgalıların sağlığı için gereklidirler. Biz bunlardan, en temel olanlarla: A, D, E ve K ile ilgileneceğiz. Aynı bileşikler ya da çok benzerleri birçok başka organizmalarda da bulunurlar; fakat bunlar bu organizmalarda görünürde farklı işlevler görürler ve temel besin maddeleri değildirler. Atasal organizmalarda bulunan bileşiklerin değişik işlevleri yüklenmiş olması, evrim sürecinde ortak bir olayı gösterir: doğal seçilim, tamamen yeni bileşiklerin ortaya çıkmasını sağlamak yerine, mevcutlar üzerinde etkin olarak bunlara yeni görevler üretmiştir.

Omurgalılardaki belli başlı yağda çözünen vitaminler:

Vitamin A eksikliği büyüme geriliği, epitel hücrelerinin aşırı keratinizasyonu (pençe, tırnak ve boynuzların ana maddesi olan keratinlerin birikmesi sonucunda sertleşme) ve silindirik ve kübik epitelin pul pul olmasına ve dökülmesine neden olur. Fakat vitamin A eksikliğinin en ciddi sonucu kseroftalmi yani göz dokularının kalıcı körlüğe yol açan keratinizasyonudur. Gerçekten de xerophthalmia, birçok gelişmemiş ülkede çocukluk dönemi körlüklerinin en yaygın nedenidir.

Vitamin A eksikliğinin daha hafif bir belirtisi gece körlüğüdür: vitamin A gözün ışığa duyarlı çubuk hücrelerinin bir bileşeni olduğu için, yeteri kadar vitamin A bulunmaması, az ışıkta görmede önemli bir bozukluğa yol açar. Vitamin A eksikliği Amerika Birleşik Devletleri’nde yaygın değildir; çünkü bu vitamin hayvan vücudunda yeşil ve sarı sebze ile meyvelerdeki karotenoyitlerden sentezlenebilir (havuca tipik rengini veren 3-karoten gibi). Her ne kadar karotenoyitler sadece bitkiler tarafından sentezlenebilirlerse de, bu vitamin A öncülleri tereyağı, peynir, süt ve yumurtaisarısı gibi hayvansal ürünlerde de bol miktarda bulunurlar. Ne gariptir ki, vitamin A’nın fazlası , diğer bazı vitaminlerde de olduğu gibi, normal derişiminin yararlı olduğu sistemleri tahrip edebilir.

Vitamin D, kalsiyumun emilmesinde ve metabolizmasında rol oynar ve eksikliği çocuklarda raşitizm olarak bilinen bir anormalliğe yol açar. Hasta bir çocukta, büyümekte olan iskelet deforme olur; çünkü yeteri kadar kalsiyum taşımayan kemikler çok yumuşaktır. Raşitikler için en iyi koruyucu güneş ışığı almaktır; zira güneş ışığındaki morötesi radyasyon, insan derisindeki steroyitllerden vitamin D üretilmesini sağlar. Dolayısıyla, raşitizm daha çok, insanların zamanlarının çoğunu kapalı yerlerde geçirdiği, dışarıda oldukları zaman da vücutlarının büyük kısmını güneş ışığından koruyacak biçimde giyindikleri ılıman bölgelerle sınırlı kalır; türümüzün ortaya çıktığı tropiklerde ise hemen hemen hiç bilinmez; gerçekte milyonlarca insan için teknik açıdan bir vitamin değildir. Vitamin D, özellikle yumurta sarısında, sütte ve balık yağlarında boldur.

Vitamin E, sıçanlarda sağlıklı kas ve sinir kondüsyonunun korunması, normal karaciğer işlevi, erkeklerde döllenme ve kırmızı kan küreciklerinin tahribinin önlenmesi bakımından önemlidir. Sıçanlar omnivor olduklarından, besin gereksinmeleri hemen hemen tamamen bizimkiyle aynıdır ve vitamin E’nin insanlar için de aynı ölçüde önemli olduğu söylenebilir. Ancak bu vitaminin eksikliği insanlarda çok nadir görülür ve herhangi bir eksiklik belirtisi de bilinmemektedir. Sonuçta, bunun insanlar için gerçekten temel olup olmadığı konusu büyük ölçüde tartışmalıdır. Ancak, Vitamin E’nin yararlı bir etkisi olduğu da kuşku götürmez.

Birçok mutajen ve potansiyel kanser yapıcı maddelerin her birinin dış yörüngesinde bir boşluk üreten oksijen atomlarının oluşmasına yol açarlar. Buna bir örnek, karasız bir bileşik olan hidrojen peroksittir (H202)’dir. Oksijen, yüksek derecede elektronegatif olduğundan, oksijen radikalleri olarak bilinen bu bileşikler çok reaktiftirler ve dolayısıyla potansiyel yıkıcılardır. Yağda çözünen vitamin E, lipit zarlardaki radikallerle tepkimeye girip onları detoksifiye eder; suda çözünen vitamin C bu işlevi sitoplazmada ve hücre dışı sıvıda gerçekleştirir.

Sebzelerde bulunan karotenoyitler, vitamin A’nın en büyük kaynağı olmanın yanısıra, oksijen radikallerini, özellikle singlet oksijeni (bağ yapmamış atomik oksijen) detoksifiye etme yeteneğine sahiptirler.

Vitamin K, kan pıhtılaşması için gerekli kimyasallardan birinin yapımı için gereklidir. Eksikliği kan pıhtılaşmasında yavaşlamaya ve bazen de kanamalara yol açar. İnsanlarda, yeteri kadar vitamin K normalde bağırsak kanalındaki bakteriler tarafından sentezlenir; fakat yağların ve yağda çözünen maddelerin bağırsaklardan emilmesini aksatan bir durum olursa, eksiklik oluşur. Büyük miktarlarda antibiyotik alınımı, bağırsak bakterileri tarafından sentezlenen bu vitaminde ve diğer vitaminlerde geçici bir eksikliğe yol açar; özgül olmayan bu tip ilaçlar, sadece hastalık yapıcı bakterileri değil, işlevlerimiz için gerekli bağırsak bakterilerini de öldürürler.

Kaynakça:
Biological Science – James L. Gould, William T. Keeton

Yazar: Taner Tunç

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :