Beden Dilinde Kol Hareketlerinin Anlamları

3394_beden74tyuj

Kol hareketlerinin de diğer organlarda olduğu gibi kendine özgü anlamları vardır. Kollar bir insanın en önemli savunma aracıdır. Bir tehlike anında ilk kullandığımız organ kollar olmaktadır. Kolların açılması, kapanması, bedene yaklaştırılması, bedenden uzaklaştırılması, kolların kavuşturulması vb. hareketler hislerin, duyguların ve düşüncelerin belirtisidir.

Kol kavuşturmak, bedenin güçsüz hissedildiğinde, kişinin kendini yalnız hissettiğinde, üşünüldüğünde, karşı tarafın dinlenilmek istenilmediğinde, karşı tarafa kendini kapatmak ve iletişimi sonlandırmak istenildiğinde yapılan bir harekettir. Anadolu da kol kavuşturma hareketine elini koynuna sokmak denilir. Bu hareketle ilgili birde batıl bir inanış vardır. Kolunu kavuşturan kişiye çok sevdiğin birisi ölür denilmektedir. Bundan dolayı da kollarını kavuşturan kişiye Anadolu da hemen ellerini koynundan çıkar denilmektedir. Elbette ki bu sözün hiçbir doğru yanı yoktur.

Elin göğüste kavuşturulması karşı tarafla araya bir şey konulması anlamına gelmektedir. Bu hareket karşı tarafla iletişim kurulmak istenilmediğini anlatan bir harekettir. Bu hareketi yapan kişi karşısında ki kişiye, seninle iletişim kurmak istemiyorum, senin söylediklerin benim için önemli değil, seninle konuşmak istemiyorum, seninle paylaşacak hiçbir şeyim yok, sana bedenimi de kalbimi de kapattım mesajı vermektedir. Kolların göğüs hizasında kavuşturulması kişinin kalbinin önüne bir engel koymasıdır. Eğer kişi kalbinin önüne kollarıyla bir engel koyuyor, bir set çekiyorsa bu karşısındaki kişiye direnç gösterdiğini ve o kişiye kalbini kapattığını göstermektedir.

3394_13egGenelde insanlar sevmedikleri birisiyle konuşurken bu hareketi yaparak karşı tarafa bir muhabbet beslemediklerini anlatmaya çalışırlar. Kolları kavuşturmak genellikle bulunulan ortamdan, konuşulan kişiden ya da konuşulan konudan hoşnut olunmadığının bir göstergesi olmaktadır. Eğer bir kişi karşı tarafında ki kişiye direnç geliştiriyorsa ilk yaptığı hareket kollarını kavuşturmak olmaktadır. Sizinle konuşan kişi kollarını kavuşturarak konuşuyorsa o kişi sizinle konuşmak istemiyor demektir. Böyle bir hareket karşısında uygun bir dille izin isteyip o kişinin yanından ayrılmak en uygun davranış olacaktır.

Kol kavuşturma hareketi üşünüldüğü zamanda yapılabilmektedir. Bu anlamda yapılan kol kavuşturma ile araya mesafe koymak anlamında yapılan kol kavuşturma hareketinin karıştırılmaması gerekmektedir. Bu iki hareket aynı olmakla birlikte hem taşıdıkları anlamlar farlı olmakta hem de bu iki hareket arasında çok küçük bir farklılık bulunmaktadır. Kişi üşüdüğü zaman özellikle uç vücut bölgeleri eller, ayaklar, kulaklar ve burun üşür. Üşüyen kişi ellerini görünmeyecek şekilde koltuklarının altına sokarak kollarını kavuşturur. Kişinin bu hareketi yapmasındaki gaye üşüyen ellerini ısıtmaktır. Kişi karşısındaki kişi ile araya mesafe koymak istediğinde ise elleri üstte kalacak şekilde kollarını kavuşturur.

3394_10riu

Yani eller rahatlıkla görülebilmektedir, koltukların altına saklanılmamakta, kolların üzerinde durmaktadır. Aslında dikkatli bakıldığında hangi maksatla yapıldığı kolaylıkla anlaşılabilmektedir. Burada sadece ellerin görünüp görünmediğine bakarak kişinin hangi maksatla yaptığı çıkarılabilmektedir. Eğer kişi sizinle konuşurken kollarını kavuşturduysa o kişinin yanından ayrılmadan önce bu hareketi hangi maksatla yaptığına bakmak yerinde olur. Eğer bulunulan ortam soğuk ve kişi elleri görülmeyecek şekilde kollarını kavuşturduysa burada size karşı yapılan herhangi bir davranış yok demektir. Yani kişinin kendisini size kapatmak ve araya bir mesafe koymak gibi bir gayesi yoktur, kişi sadece üşüyen ellerini ısıtıyordur. Ortada, istenilmediğinize dair bir belirti olamadığına göre konuşmanıza devam etmenizde de bir sakınca yok demektir.

Kişi kendini yalnız hissettiğinde, depresyonda olduğunda ve sıkıldığı zamanda da kollarını kavuşturur. Kolların kavuşturulması yalnızlık hissinin ve bir gerginliğin belirtisi olabilmektedir. Dolmuş, otobüs, asansör beklerken kişi gerildiği ve kendini yalnız hissettiği için kollarını kavuşturur. Ruhsal çöküntüye uğramış kişilerde bu hareket çok gözlenilmektedir. Genellikle depresyonda olan insanlar tarafından çok yapılan bir harekettir. Depresyonda olan kişiler hem ruhsal çöküntü içinde olduklarından hem de kendilerini dış dünyaya kapattıklarından dolayı kollarını kavuşturmaktadırlar. Bu kişilerin depresyondan çıkabilmeleri için her şeyden önce bu hareketten vazgeçmeleri ve kendilerini dış dünyaya açmaları gerekmektedir. Kolları kavuşturmak nerede olursa olsun karşı tarafa iyi bir mesaj vermez. Bundan dolayı toplum içinde bu hareketin pek kullanılmaması tavsiye edilmektedir.

3394_images3467

Kolları kavuşturmak ki buna kolları kapatmakta denilebilir, kişinin zihninde aynen vücudunun önünde olduğu gibi bir duvar oluşturur. Duygu ve beden tamamıyla birbirlerinden etkilenmektedir. Yani duygu bedene yansırken, bedende duygulara yansımaktadır. Beden ve duygu birbirine bağımlıdır. Kişi bu hareketi yaptığında kendi bedeni ile karşı taraftaki kişinin bedeni arasında bir set çekerken zihinde karşı tarafla iletişime geçmeme, diyalog kurmama konusunda aynı seti çekmektedir. Kollar kavuşturulduğu anda hem bedensel olarak hem de zihinsel olarak karşı tarafa kendimizi tamamıyla kapatırız. Kolların kavuşturulması diyalog açısından, iletişimin kalitesi açısından, algılama ve anlama açısından olumlu sonuçlar vermemektedir. Yapılan bir araştırmaya göre okullarda kollarını kavuşturan çocukların, kavuşturmayan çocuklara göre daha az öğrendikleri saptanmıştır. Bundan dolayıdır ki okulda ders anlatılırken çocukların kollarını kavuşturmalarına mani olmak gerekmektedir.

3394_imagesfsd

Kişi kollarını kavuşturma hareketini, kendisini karşındaki kişiye kapatmak anlamında yapmasa dahi bir süre sonra bu davranış refleks haline gelecek ve o kişiyi ne zaman görse otomatik olarak kollarını kavuşturacaktır. Yani kişi kol kavuşturmayı o kişiye bağlamış, endekslemiştir. Ne zaman o kişiyi görse zihni hemen kollarını kavuştur sinyali verecek ve kişi farkında bile olmadan bu hareketi yapacaktır. Örneğin kişi sıkıldığı zaman kollarını kavuşturursa, zihin her sıkıldığında kollarını kavuştur diyecektir. Çünkü kol kavuşturma hareketi, sıkılma duygusuna bağlanmıştır. Yani ikisi arasında bir bağlantı oluşturulmuştur. Bunun terside söz konusu olabilmektedir. Kişi ne zaman kollarını kavuştursa canı sıkılacak ve kendini gergin hissedecektir.

Karşınızdaki kişi aniden kollarını kavuşturursa size karşı bir direnç geliştirmiş demektir. Yani karşınızdaki kişinin bu hareketi yapma sebebi siz olabilirsiniz. Kişiye bu hareketi yaptıracak ya bir şey söylemiş ya da bir davranışta bulunmuş olmanız muhtemeldir. Konuşma esnasında kişiye ters gelebilecek bir şeyler söylemiş olabilirsiniz. Böyle bir durum karşısında yani kişi diyalog halindeyken birden kollarını kavuşturarak size kendini kapattıysa sizin kendinizi gözden geçirmeniz gerekmektedir ki nerede hata yaptığınızı bulasınız. Aksi takdirde durumu kurtarma olasılığını kaybedebilirsin. Bu düşünmenin akabinde karşıya soru sorarak kişinin tekrar konuşması sağlanmalıdır. Kişi kolları kavuşturulmuş bir şekilde uzun süre konuşamayacağı için kısa bir süre sonra kollarını açacak ve sizinle diyalog haline girecektir. Ancak kollarını kavuşturmuş bir kişiye evet ya da hayır şeklinde cevap verebileceği sorular sorulmamalıdır. Çünkü kişi kendisini kapattığı için büyük bir olasılıkla hayır yanıtını verecektir.

3394_imagessdfvKollar kavuşmuşken başparmaklar dışarıda ise bu hareket kişinin rekabet içerisinde olduğunu göstermektedir. Yani bir çeşit meydan okumadır denilebilir. Bu harekette bulunan kişi karşısındaki kişiyle rekabet içerisine girmiştir ve karşı tarafa meydan okumaktadır. Eğer herhangi bir diyalog esnasında karşınızdaki kişi kollarını başparmakları dışarıda kalacak şekilde kavuşturduysa bu sizi kendisine rakip gördüğünü ve sizinle rekabet içine girdiğini göstermektedir.
Kolların vücuda bitişik durması ifadeyi zorlaştırıp, yaratıcılığı azaltmaktadır. Okullarda çocukların bu şekilde hareketsiz durmasını istemekte onların düşünmesini ve yaratıcılığını engellemektedir. Çocukların serbest hareket etmesi engellendiği sürece çocuklar yaratıcı düşünemeyeceklerdir. Genelde erkekler kollarını vücutlarından daha dışarıda duracak şekilde yürürler. Çünkü erkeklerin doğasında genişleme meyli vardır. Erkekler daha geniş alana ihtiyaç hissederler. Kadınlarda ise bu durumun tam tersi söz konusudur. Kadınların doğasında küçülme meyli olduğundan ve daha az alana ihtiyaç hissettiklerinden dolayı genelde kolları vücutlarına çok yakın yürürler. Kadınların bu küçülme isteklerine karşılık erkeklerin genişleme istekleri kadını erkeğin kanatları altına sokmaktadır. Beden dilinde kadınların erkeklerin egemenliği altına kalması gibi bir durum söz konusudur. Bunda dolayı kadınlarında çok fazla olmamak şartıyla biraz kollarını açmaları daha doğru olacaktır.

3394_imageserg

Bedeni az hareketli olan kişiler az konuşan kişilerdir. Kişilerin bedenleri ne kadar hareketli ise konuşmaları o kadar anlaşılır hızdadır. Genelde bedeni az hareketli olan kişilere ağırkanlı insanlar denilmektedir. Ağırkanlı insanların konuşmaları da beden hareketleri gibi ağır olmaktadır. Hareketli insanlara canlı, kanlı insan denilmektedir. Bu kişilerin konuşma hızları da beden hareketleriyle uyum içerisindedir.

Ellerin göbek hizasında bağlanması bir tür eziklik, karşı tarafa teslim olmadır. Bu duruş şekline kapıcı duruşu denilmektedir. Gittiği yerlerde eziklik hisseden kişiler ellerini göbek hizasında bağlarlar hatta boyunlarını da birazcık öne doğru eğerek dururlar. Bu duruş şekliyle karşısında ki kişilere boynum kıldan incedir senin karşında, ne söylersen ben razıyım imajı veririler. Bu hareketin çocuklarda yapılması ise suçu kabul etme anlamına gelmektedir. Çocuklar genelde suç işlediklerinde böyle ezik durarak kendilerini affettirmeye çalışırlar. Aslında bu konuda da genelde başarılı olurlar. Ebeveynler çocuğun bu şekilde ezik, büzük duruşundan etkilenerek senden önemli değil evladım derler ve çocuk işlediği suçtan herhangi bir ceza almadan kurtulmuş olur. Çocuklar bunu iyi bildikleri içinde bu hareketi çok güzel kullanabilmektedirler. Eğer karşınızdaki kişilere ezik görünmek istemiyorsanız bu duruş şeklini sergilememeniz çok yerinde olur. Kadınlarda çok fazla rastlanılmayan bir duruş şeklidir. Genelde erkeklerde ve çok kariyerli işlerde çalışmayanların sergiledikleri bir duruş şeklidir.3394_10riu

Ellerin arkada bağlanması otorite ve gücü temsil etmektedir. Bu duruş karşı tarafa benim arkam sağlam imajı vermektedir. Bu duruşa kaymakam duruşu da denilmektedir. Yani güç ve hâkimiyet bende anlamına gelir. Hapishanede ki mahkûmlar ellerini arkada bağlayıp olta atarlar ki buranın gücü ve hâkimiyeti bende imajı verebilmek için. Bu hareket de kadınlarda hemen hemen hiç görülmez. Bu davranışı erkekler çoğunlukta kullanırlar. Eğer erkekseniz ve herhangi bir yerde bir işinizi yaptırmak istiyorsanız bu şekilde durmanız karşı tarafa bu adamın arkası kalın imajı vereceğinden dolayı daha çabuk işinizi yaptırabilirsiniz tabi dayak yemezseniz.

Ellerin bele konulması dirsekleri ortaya çıkarır. Dirseklerin ortaya çıkması ise saldırganlığın, şiddetin belirtisidir. Vücudun sert bölgelerinin dışarı çıkarılması daima saldırganlığı temsil etmektedir. Özellikle kadınlar karşı taraftaki kişi ile ilgili bir sıkıntı varsa ellerini bellerine koyarak konuşurlar. Bu hareketleriyle karşı tarafa benim canımı daha fazla sıkma, çünkü her an sana saldırabilirim imajı vermek istemelerinden kaynaklanır. Ellerin bele konularak dirseklerin dışarı doğru çıkartılması her an sana zarar verebilirim anlamına gelmektedir. Dirseklerin dışarı doğru çıkartılmasının saldırganlık anlamına gelme sebebi, dirseklerin vücudun en sert yeri olmasından kaynaklanmaktadır. Bu hareket hayvanlar arasında da saldırganlığı göstermektedir. Genelde kuşlar, kavga edecekleri zaman kanatlarını açarak yanlara doğru genişler ve karşıya gözdağı vermeye çalışırlar, tıpkı kadınlarda olduğu gibi. Kadınlarında ellerini bellerine koymalarında ki gayelerden biride yanlara doğru genişleyerek heybetiyle karşı tarafı korkutmaktır. Elleri bele koymak hem cinsler arasında saldırganlığın belirtisi olurken, kadın erkek arasında yapıldığında kur anlamına gelmektedir. Genelde kadınlar erkeklere kur yapacakları zaman tek ellerini bellerine koyarak narin narin yürürler. Mankenlerde podyumda ilk önce yürür daha sonra ellerini bellerine koyarak poz verirler. Mankenler bu hareketleriyle hem cinslerine böyle giyinip, böyle durursanız erkeğe daha çekici görünürsünüz mesajı verirken erkeklere de kur mesajı vermektedirler.

İnsanlar özellikle stresli oldukları zaman bir destek obje aramaktadırlar. Bu obje masa, sandalye, peçete, kalem, bardak vb. olabilmektedir. Kişi gerginliğini azaltabilmek için eline bir nesne alır ve gerginlik devam ederse bu nesne ağza götürülür. Yani nesnenin ağza götürülmesi gerginliğinin arttığının bir belirtisidir. Kişi kendisi için rahatlatıcı görünen bir nesneyi araya koyarak karşısındaki kişiyle arasında bir mesafe oluşturup gerginliğini gidermeye çalışır. Araya konulan bu nesneler kişilerin gerginliğini azalttığı gibi aynı zamanda gerginliğinde belirtisi olmaktadır. Kişiler kendilerini korumak için bir engel arkasına saklanırlar. Aslında bu davranışlar çocukken başlamaktadır. Bir çocuk korktuğu zaman ya bir masanın altına ya bir koltuğun arkasına ya da başka şeylerin altına saklanarak kendini korumaya çalışırlar. Bu davranışlar kişi büyüdüğünde de devam etmekte sadece arkasına saklanılan nesneler değişmektedir. Kişi gergin ve stresli olduğunda kollarının arkasına, makam masalarının arkasına saklanır. Bazen bir ödül töreninde aldığı bir ödülün arkasına bazen de yemekte bir bardak şarabın arkasına saklanır kişi. Arkasına saklanmak kişinin hiç görünmemesi değil, kendisi ile karşısındaki kişi arasına bir nesne sokmaktır.

3394_12etg

Aslında bu yapılan hareketler bilinçli yapılan hareketler değildir. Bu davranışlar bilinçaltının bir yaklaşımıdır. Bilinçaltı önüme bir engel koymalıyım ki herhangi bir saldırı karşısında vücudumla değil engelle karşılaşsın ve ben zarar görmemeyim tarzında hareket etmekte ve bu davranışları gerginlik ve stres halinde otomatik olarak yaptırmaktadır. Kişiler gergin olduklarında kendilerine olan güvenleri azalmakta bundan dolayı da bilinçaltı her an her şey olabilir, kendimi emniyete almalıyım düşüncesiyle bu hareketlere yönlendirmektedir kişiyi. Ödül törenlerinde ödülü alan kişi, küçücük ödülü iki eliyle birden tutar. Kişi bu hareketiyle sahnedeki sıkıntılı ve gergin zamanı atlatmak için bedeniyle seyirciler arasına bir engel koymaya çalışmaktadır. Masanın da kişilerin gerginliğini azaltıcı bir etkisi olmaktadır. Çünkü kişi masanın arkasına saklanarak kendini güvende hissetmektedir. Sehpalar da iki kişi arasına mesafe koymakta ve karşılıklı oturan kişileri rahatlatmaktadır. Kişiler arasında ki her şey çıkartıldığında dahi kişiler bu sefer gözlerindeki gözlüğü çıkartıp araya koyar ya da bir peçete parçasını eline alarak oynamaya başlar. Ama illaki araya koyacak bir nesne bulur. Bazen bir peçete parçası, bir kalem bile insanların kendilerini güvende hissetmelerini sağlayabilir.

Bir şeyi tutmak refleksi insanda doğuştan vardır. Bebekler boşluğa alışık olmadıkları için ellerini kollarını nereye koyacaklarını bilemez ve korkarak sıçrarlar. Bu sırada eğer bebeğin eline bir parmak verilirse bütün eliyle bu parmağı tutar ve bir şey tuttukları içinde rahatlayıp korkusu geçer. Kadınların çantaları ile erkeklerin kol düğmeleriyle durup dururken oynamaya başlamaları, iki elle tutulmuş bardak, üzerinden hayali iplik toplamak( bu hareket gerginliğin belirtisidir), acıkmadığı halde bir şey yemeye çalışmak ya da yiyeceği elinde tutup yememek bir şeylere tutunma ve arkasına saklanma ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Bu davranışlar sonradan öğrenilen davranışlar değil bilakis doğuştan gelen davranışlardır. Çok gergin olan birisinin eline bir şeyler vermek o kişinin gerginliğini azaltacaktır. Eğer evinize gelen konuklarınızda böyle bir gerginlik hissederseniz araya bir sehpa koyabilir ya da konuğunuza bazı yiyecek, içecek ikramlarında bulunabilirsiniz. Konuğunuz araya bir şeyler konulduğu takdirde kendisini daha güvende hissedeceği için bir süre sonra rahatlayacaktır.

Kaynakça:
Beden Dili Kursu

Yazar: Derya Talas