Bioritm Nedir?

5479_b1Her insan fizyolojik bakımdan doğar, yaşar ve ölür. Bu durum, aynı zamanda doğanın kanunu olarak da nitelendirilmektedir.

Gebelik döneminde bebeklerde gelişmeye başlayan organizma, doğumdan itibaren gelişimini çok daha büyük bir hızla sürdürmektedir. İnsanların doğumuyla birlikte başlayan vücutta belirli bir çalışma ritmi bulunmaktadır. Bu çalışmaya, organizmanın en küçük hücresinde dahi rastlanmaktadır. İnsan vücudunda gerçekleşen bu ritimler, hiç son bulmayan ve sürekli olarak kendini yenileyen ritimlerdir. Aynı zamanda bu ritimler, birbirini takip eden tekrarlamalardır. İnsan vücudu yani organizması da, bu ritim tekrarlamalarına göre ayarlanmış durumdadır. Vücut, bu ritimleri oldukça doğal bir şekilde karşılar ve de kabul etmektedir. Bu gibi doğal kabul edilen ritimlere örnek vermek gerekirse, nabız, kalp atışı, solunum ve de böbreklerin işleyişi gibi durumlar karşımıza çıkmaktadır.

İnsanların davranış biçimlerini etkilemekte olan 3 tane evre bulunmaktadır. Bu evreler, kişilerin bedensel ritimleri arasında tanımlanmıştır. Bu bedensel ritimler, sürekli yani tekrarlı bir yapıda olmakla birlikte kişilerde psikolojik anlamda değişimlere sebep olabilmektedir. Bu üç tane evre bioritm olarak adlandırılmaktadır. Bioritm kavramı, Dr. Wilhelm Fliess ve de Dr. Hermanna Swoboda tarafından geliştirilmiştir. Aynı zamanda bioritm kuramsal bir tez olmakla birlikte doğruluğu henüz olarak kanıtlanmamıştır. İnsanlarda bulunan 3 bioritm evresinin farklı isimleri bulunmaktadır. İlk bioritm fiziksel devre, ikinci bioritm duygusal devre, üçüncü bioritm ise zihinsel devre olarak adlandırılmaktadır. Bu devrelerin süreleri de birbirinden farklılıklar göstermektedir. Öyle ki, fiziksel devre 23 gün süren bir devredir. Duygusal devrenin sürme günü ise 28 gündür. Son olarak da zihinsel devre 33 gün sürmektedir. Bu üç devre yani bioritm, kişilerde üç farklı davranış biçiminin oluşmasına neden olmaktadır. Bunun yanı sıra, bu davranış biçimlerinin oluşmasına zaman zaman çevresel faktörler de katkıda bulunabilmektedir.

5479_b2

Bioritm tezine göre, eğer bir kişi ritim kademesinin farkına varabilirse, davranışlarını düzeltebilmek ve istediği şekilde ayarlayabilmek adına gerekli fırsatı kendine sunabilmektedir. Bioritm kuramı incelendiğinde, insanların sosyal yaşamlarında iyi ve de kötü geçen günler bioritmle açıklanabilmektedir. İnsanların 3 farklı bioritmik evresi, kişilerin psikolojik durumlarını doğrudan yönlendirme özelliğine sahiptir. Kişiler bioritmik evrelerinin farkına varabilirse, davranışlarının nedenini anlayabilirler ve de kötü geçen evrelerde daha mutlu olabilmektedirler. Bioritmik devreler, kişilerin bütün hayatını etkilememektedir. Bu devreler, sadece kişilerin devrelerin belirli günündeki duygusal, zihinsel ve de fiziksel durumunu etkilemektedir. Bu açıdan bakıldığında, eğer kişiler kendi tabirleriyle ortada hiçbir neden yokken duygusal yönden kötü bir gün geçirirlerse, bu durum kişinin bioritmik devresiyle açıklanmaktadır.

Eğer kişi, böyle bir günde duygusal yönden olumsuz bir gün geçiriyorsa ve bu duruma bioritmik devrelerin neden olduğunun farkına varabilirse, kişiler o gün içerisinde olaylara karşı bakış açılarını olumsuz yönden olumlu yöne çevirebilmektedirler. Yani bir bakıma durumu lehlerine çevirebilme şansı yakalarlar. Tabiki bu durum kişilerin bioritmik devrelerinin farkına varmasıyla mümkün olabilmektedir. Aslında kişiler biortimik devrelerini kolaylıkla yakalayabilmektedirler. Çünkü bu devreler doğumla birlikte başlar ve sürekli olarak kendini aynı aralıklarla tekrar eder.

Kişi nedensiz yere olumsuz duygulara kapılıyorsa, bu günü not almalı ve de aynı durumda bir günün kaç gün sonra yaşandığını not almalıdır. Böylece, kişi stresten uzak ve daha olumlu bir yaşam sürdürebilmektedir.

Yazar: Erdoğan Gül