Edgar Allan Poe Kimdir?

5008_edgar-allan-poe19 Ocak 1809 tarihinde profesyonel oyuncular David ve Elizabeth (Arnold) Poe’nun ikinci çocuğu olarak Boston, Massachusetts’ de doğmuş bu adam, Amerika’ nın ilk kısa hikaye yazarlarından biri olmuştur. Gotik Edebiyat’ a yönelmişliğin yanı sıra şairlik, edebiyat eleştirmenliği ve editörlük gibi eğilimleri de bulunmaktadır.

Edgar doğduktan 1 yıl sonra babası tarafından terk edilip, ertesi yıl annesi veremden ölünce John Allan adında bir tüccar, onu yanına almıştır. -Edgar’ ın ortanca ismi “Allan” buradan gelir.- Belki de ufacık bir çocukken yaşadıkları onun edebi ruhuna işlemişti. Büyüdüğünde anne ve babasının sanatçı ruhu ile birlikte onların yokluğu nedeniyle, karamsar bir ruha da sahip olacaktı. Bu bakış açısı Karanlık Edebiyat dünyasında onu sağlam bir yere oturtacaktı. Keza döneminde polisiye, korku ve cinayet hikayeleriyle anılmaya başlamıştır.

5008_edgar_allan_poe_portrait_b1833′ te düzenlenen bir yarışmada “MS. Found in a Bottle” (Şişede Bulunan Elyazması) adlı öyküsüyle birinciliği kazanmıştır. Öyküdeki korku unsuru insan keşfedebilirliğinin dışındaki bir dünyanın fiziksel tasvirinden kaynaklanır. Öykünün özetine göz attığımızda onun gizemli iç dünyasını az da olsa aralamış oluruz:

“Ailesinden ve ülkesinden uzakta olan isimsiz bir anlatıcı, bir kargo gemisinde yolcu olarak Batavia’dan (şimdiki adıyla Jakarta) yola çıkar. Yolculuğun başlamasından birkaç gün sonra rüzgar kesildiği için, gemi bir süre yoluna devam edemez. Ardından gemiye çarpan devasa bir dalga, anlatıcı ile yaşlı bir İsveçli dışında herkesi denize sürükler. Tayfun tarafından güneye doğru sürüklenen gemi büyük siyah bir kalyon ile çarpışır. Gemi batarken, sadece anlatıcı kalyona tırmanarak kurtulmayı başarır. Kalyonda, anlatıcıyı göremeyen oldukça yaşlı adamlardan oluşan bir mürettebat vardır. Anlatıcı kaptanın kamarasından yazı malzemesi çalar ve sonunda denize atacağı günlüğünü yazmaya başlar. Bu kalyon da yine güneye doğru sürüklenmektedir ve mürettebat geminin Antarktika’ya ulaşıp buzullara çarparak batması ihtimalini umutla beklemektedir. Sonunda gemi buzların arasındaki bir açıklıkta bulunan büyük bir anafora kapılır ve batmaya başlar.”

1836’da teyzesinin ondört yaşındaki Virginia Clemm adlı kızıyla evlendi. 1839’da Philadelphia’ya giderek Burton’s Gentleman’s Magazine’de yöneticilik yaptı. Başarılı bir yayımcı oldu; ancak sürdüremedi. 1844’te New York’ta çeşitli gazete ve dergilerde çalıştı. Bu arada, sorunlarla dolu yaşamının yarattığı bunalımlar yüzünden kendini içkiye vermişti. Karısının 1847’de veremden ölmesinden sonra düzensiz, sefih bir yaşantıya kapıldı.

5008_edgar_allan_poe_by_bncourt-d5zao3b

Hikayelerinin dışında kurgu ve yazım teknikleri dikkat çekmiştir. “The Raven” (Kuzgun) başta olmak üzere, “Annabel Lee” ve “To Helen” (Helen’e) adlı şiirleriyle de tanınmıştır. Hatta “The Raven” (Kuzgun) şiiriyle aynı isimli sinema filmi 2012 yılında gösterime girmiş, azımsanmayacak derecede de bir IMDB puanı elde etmiştir ki, gösterilenden fazlasını hak ettiğini düşünüyorum. Söz konusu filmi izlemenizi öneririm. Filmin özetinden şöyle bahsedebiliriz:

“Kuzgun 2012 yapımı dram gerilim filmidir. Amerikan edebiyatının tanınan isimlerinden olan Edgar Allan Poe, bir seri katilin arkasında polis ve özel dedektiflerle iş birliği yapar. Ancak bu seri katilin yaptığı cinayetler Poe’ nun öykülerinin de arkasından gitmektedir. Baltimor kasabasından gelen genç dedektif Fields ve yazar Poe, katilin arkasına düşerler. Diğer taraftan yazarın sevgilisi Emily Hamilton katilin ilk hedefi haline geldiğinde, işler iyice bozuşacaktır.”

5008_kuzgun-430x600-215x300Edgar’ ın ölümü de, yazdıkları ve yaşamı esrarengiz olgularla anlatılmaktadır. Bir gün Ryan’ s Inn adlı meyhanede oldukça kötü vaziyette bulunmuş ve bir hastaneye kaldırılmıştır. 4 gün sonra ( 7 Ekim 1849 ) kaldırıldığı hastanede, henüz 40 yaşındayken yaşamını yitirmiştir. Bir sonraki gün düzenlenen cenaze törenine yalnızca 4 kişi katılmıştır. Bu 4 kişi kuzeni Neilson Poe, karısı tarafından akrabası olan Henry Herring, okuldan arkadaşı Z.Collins Lee, meslektaşı Dr. Joseph Snodgrass’ dır. Ölüm olayı ve nedenleri ile ilgili çok çelişkili ve anlaşılmaz raporlar hazırlanmıştır. Yıllar geçtikçe kendisini tanıyan ve tanımayanlar tarafından ortaya atılan kuramlar ve söylentiler artmış, hala ölümünün arkasındaki gerçekler bilinmemektedir.

“Ne kadar içler acısı bir trajedidir Edgar Allan Poe’nun yaşamı!” diye haykırıyor Charles Baudelaire ve sürdürüyor: “Onun ölümü, başarısızlığı yüzünden ürkütücülüğü artmış korkunç bir sondur! -Okuduğum belgelerin tümünün bende uyandırdığı ortak kanı, Amerika Birleşik Devletleri’nin Poe için geniş bir hapishaneden başka bir şey olmadığı yolundaydı. Bana sorarsanız Poe, havagazıyla aydınlatılmış bu büyük barbarlıkta değil, daha temiz kokan bir dünyada nefes alabilmek için yaratılan varlığının ateşli çırpınışları içinde arşınlıyordu hapishanesini. Bu sevimsiz çevrenin etkisinden kurtulabilmek için gösterdiği sürekli çaba, onun bir şair ve hatta ayyaş olarak iç dünyasını, ruhsal yapısını belirleyen tek etkendi.”

Kaynakça:
http://www.poemuseum.org/life.php
http://tr.wikipedia.org/wiki/Edgar_Allan_Poe
http://www.beyazperde.com/filmler/film-170893/
http://www.siirperisi.net/siir.asp?siir=2309

Yazar: Melike Atmaca