Tüm Yönleriyle Beyşehir Gölü

Toros Dağları’nın eteğinde kurulan, buram buram tarih kokan Beyşehir ve Beyşehir Gölü… Özellikle Selçuklu’nun ve birçok medeniyetin sırlarını içinde saklamaktadır. Dünyadaki nadide yerlerden biri olarak görülmesi gereken Beyşehir Gölü, açıkçası hak ettiği değeri hala bulamamıştır.

Fiziksel Özellikleri

Beyşehir Gölü, Beyşehir ve Seydişehir arasında bulunmaktadır. 651 km2 yüz ölçümüne sahip olan gölün, genişliği 18 km uzunluğu ise 47 km civarındadır. Denizden yüksekliği 1121 m olan Beyşehir Gölünün çevresi 2000 metre yüksekliğinde dağlarla çevrilidir. Göl çevresi 1993 yılından beri, milli park olarak koruma altına alınmıştır.

6323_04

Beyşehir Gölü büyüklük açısından Türkiye’’nin üçüncü gölü konumundadır. Fakat Türkiye’nin en büyük tatlı su gölüdür. Yer altından Manavgat çayına bağlanır ve buradan Akdeniz’’e dökülür. Antalya körfezi ile uzaklığı 130 km civarındadır. Doğusunda Erenler Dağı, batı yönünde ise Sultan Dağları ve Anamas dağı vardır. Beyşehir Gölü bu dağlar arasında bulunan, teknotonik bir göldür. Göl tabanında yoğun bir şekilde neojen göl tortuları vardır. Pek çok balık çeşidine ev sahipliği yapan Beyşehir gölünün 33 tane adası bulunmaktadır. Gölün su seviyesine göre, ufak adaların su altında kaldığı görülmektedir. Gölün fazla gelen suları bir kanal yardımı ile Çarşamba suyuna bağlanmıştır. Ayrıca Konya ovasının sulamasını yapmak amacı ile Beyşehir kazasının yanında bir regülatör kurulmuştur.

Doğal Güzellikleri Bir Başka

Gün batımında Beyşehir Gölünün muhteşem manzarası, dünyaca ünlüdür ve pek çok yerli ve yabancı turist tarafından, görülmek için ziyaret edilir. Gölde çok zengin bir balık çeşitliliği vardır. Levrek, sazan, turna, aynalı sazan, kadife balığı gibi pek çok balığa ev sahipliği yapar. Gölün önemli adaları ve adalarda bulunan tarihi eser kalıntıları oldukça dikkat çekmektedir. Dilerseniz adalar, adalarda bulunan kültürel mirasımızla ve doğal güzellikleri ile ilgili kısaca bilgi verelim.

Beyşehir Gölünde Bulunan Adalar !

Mana adası göldeki en büyük adadır. Yörüklerin yaşadığı bu adada, daha önceleri kazaklar yaşamıştır. Bu yüzden adanın diğer ismi de kazak adasıdır. Hacı Akif adası adını Beyşehir’de yaşamış olan Hacı Arif Efendi’den almıştır. Adada 100 m uzunluğunda sarkıtlarla ve dikitlerle kaplı bir mağara vardır. Bu mağara ve Roma döneminden kalma tapınak kalıntıları, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir.

6323_96645-004-1d6e5e4a

İğneli ada geniş kumsalları olan, güzelliği ile görülmeye değer bir yerdir, bu adada da eski yapı kalıntıları bulunmaktadır. Aygır adası da doğal güzellikleri ile ön plana çıkan ve ziyaret edilen adalardan biridir. Kızıl ada, Eşek adası ve Ak burun Adası’nda, Selçuklu döneminden kalan yapı kalıntıları vardır. Özellikle Eşek adasında yapı kalıntılarının, Kubadabad Sarayının kalıntıları olduğu düşünülmektedir.

Kirse adası 10 dekarlık bir alana sahiptir, adada bulunan kilise kalıntıları ile ilgili 1800 yıllarında yapılan araştırmalarla ilgili, belgeler olduğuna inanılır. Kız kalesi adasında olan yapı kalıntılarının da Kubadabad sarayının harem bölümü olduğu söylenir. Araştırmacıların her zaman ilgisini çekmiş olan Mındıras adası mağarası ve antik kalıntıları ile görülmeye değer adalardan biridir. Höyük ve Kül adasında bulunan mezar taşları ve kalıntılar da vardır. Bu anlattıklarımızdan hariç 21 tane daha adası olan Beyşehir gölü, Selçuklu imparatorluğu zamanında yerleşim bölgesi olarak kullanılmıştır. Doğa güzellikleri ve tarihi kalıntıları ile görülmeye değer yerlerdir.

Tarihi Kalıntılar

Beyşehir gölü civarında ve Beyşehir de bulunan, mutlaka görülmesi gereken birkaç önemli yer daha vardır. Kubad Abad sarayı, Selçuklu sultanı Aladdin Keykubat tarafından yaptırılan bu saray, çinileri ile dikkat çekmektedir. Eşref oğlu camii, ahşap sütunlu ve Selçuklu mimarisinin en iyi örneklerindendir. Eflatun Pınar anıtı, Fasıllar anıtı ve Beyşehir Gölü Milli Parkı, Beyşehir’’e gelip de görmeden gidilemeyecek yerlerdir. Körükini Mağarası’nı da unutmamak gerekli. Çamlık bölgesinde bulunan ve kolay bir ulaşıma sahip olan mağara, şehrin turizme katkıda bulunan yerlerinden biridir. 1250 m uzunluğunda olan mağaranın içinden uzun su deresi geçer ve bu görülmeye değer bir manzaradır.

Yazar: Ensar Türkoğlu