Beşinci nesil mobil iletişim teknolojileri (5G), Türkiye’nin gündemine henüz yeterince girmiş değil. Ancak dünya 5G’ye geçiş için geri sayımda. Peki neler olacak?
Dünya son birkaç yıldır 4G teknolojilerinin yaygınlaşmasına şahit oluyor, ancak servis sağlayıcılarçoktan 5G üzerinde çalışmaya başladılar. 2G’den 3G’ye geçiş için harcadığımız zamanın çok dahaazı 3G’den 4G’ye geçişte harcandı. 4G’den 5G’ye geçişin ise daha kısa zamanda gerçekleşmesibekleniyor. Burada asıl kıstas, kullanıcıların ihtiyaçları. Mobil kullanıcılar daha fazla veri, dahafazla hız talep ettikçe mobil ağlar yetersiz kalıyor ve operatörler de daha hızlı, daha yüksekkapasiteli teknolojileri devreye sokmak için çalışmaya başlıyor. Bu sürecin sonunda da 5G’nin hayatımıza girmesi giderek yakınlaşıyor.

Peki bu G’ler ne anlama geliyor?

5G’nin ismindeki G harfi, İngilizce’deki Generation (jenerasyon) kelimesinden geliyor ve kablosuz/mobil iletişim teknolojisini sembolize ediyor. Bu jenerasyonlar, kablosuz olarak iletilebilen verinin hızıyla belirleniyor. Her jenerasyon ayrıca kendi yapısal farklılıkları ve veri işleme yöntemlerine sahip. Ancak her jenerasyonun, önceki jenerasyonun yapısını tanıyıp çalıştırabilmesi de bir gereklilik. 1G, analog hücresel yapıya sahipti. 2G teknolojisi ise CDMA, GSM ve TDMA teknolojilerini getirdi. Bunlar aynı zamanda ilk dijital hücresel teknolojilerdi. GSM teknolojisi sayesinde, cep telefonlarının herkesin cebine girebilecek kadar küçüldüğüne de şahit olmuştuk.
3G teknolojileri ise veri iletişim hızında bir devrimdi. EVDO HSPA ve UMTS sayesinde 200 kbpshızından başlayıp saniyede megabitler hızına ulaşan veri iletişimi mümkün oldu. Böylece, ceptelefonlarımız üzerinden videolu görüşmeler yapabilir olduk, webde daha hızlı dolaşırken, mobilcihazımızdan YouTube’a girip rahatça video seyretme imkanı yakaladık.

Yazar: Enes Eker

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here