Bilgiustam
Türkiye'nin Bilgi Sitesi

Fibromiyalji: Belirtileri, Tetik Noktaları, Risk Faktörleri ve Tedavisi

0 16

Fibromiyalji terimi 1981 yılında tıp literatürüne girmiştir.  Fibromiyalji (FM) bir romatolojik hastalık olarak doğmuş aradan geçen yıllarda psikosomatik ağrı hastalığı olarak büyümüştür.  Aradan geçen 40 seneye rağmen hala daha bu hastalığın gerçek olup olmadığı, hastaların yakınmalarını uydurup uydurmadığı, problemlere aslında depresyonun sebep olup olmadığı halen daha tartışılmaktadır.

Fibromiyalji Belirtileri

Fibromiyalji bir merkezi ağrı hastalığı olarak adlandırılsa da ağrıdan çok daha fazlasını barındıran bir bulgular ve yakınmalar yumağıdır. Bir fibromiyalji hastasında sıklıkla görünen yakınmaları aşağıdaki gibi listeleyebiliriz:

  1. Ağrı (omuz, sırt, bel, kalça, pelvik bölge, kas-bağ doku, tüm vücut)
  2. Sırt, bel, boyun, omuz eklem ve kas ağrıları
  3. Kronik baş ağrısı, migren, gerilim tipi baş ağrısı
  4. Geçmeyen (kronik) yorgunluk
  5. Görme problemleri, göz kuruluğu
  6. Gürültüye ve ışığa karşı toleranssızlık
  7. Göğüs ağrısı,
  8. Kalp çarpıntı ve ritim sorunları
  9. Ağrılı menstrüasyon; libido azalması
  10. İdrar yolu sorunları, zayıflamış mesane kontrolü
  11. Eklem ağrıları, ödem
  12. Beyin sisi, konsantrasyon bozukluğu
  13. Uyku bozuklukları
  14. Anksiyete, depresyon
  15. Çene eklemi ağrısı,
  16. Kulak çınlaması
  17. Bağırsak sorunları, ibs (irritabl bağırsak sendromu), şişkinlik, gaz, kabızlık, ishal
  18. Kilo alımı
  19. Huzursuz bacak,
  20. Kas seğirmeleri
  21. Yutkunma güçlüğü
  22. Sabah tutukluğu ve sertliği
  23. Denge bozukluğu, baş dönmesi ve vertigo
  24. Ellerde, ayaklarda uyuşma ve karıncalanma
  25. Adet öncesi gerginlik

Ağrılar derinde acı, hassasiyet, yanma veya kesilme şeklinde hissedilebilir. Bu ağrılar yoğun spor yaptıktan sonra yaşanan “et kesiği” olarak adlandırılan ağrılar gibi veya kasların üzerinde, üzerine basmakla şiddetli ağrı yayılan hassas noktalar olarak da görülebilir. Fibromiyalji ağrıları en çok boyun, omuz, sırt ve bel çevresindeki kasları ve yumuşak dokuları etkiler. En çok etkilenene yumuşak doku, cilt altı dokusunun bir bileşeni olan ve kasları zar gibi saran, “fasya” olarak adlandırılan bağ dokusudur.

Fibromiyalji Tetik Noktaları

Fasyayı oluşturan temel hücreler fibroblastlardır. Kaslar yorulduğunda veya gerildiğinde fibroblastlar enflamasyona neden olan kimyasallar (proenflamatuar sitokinler) salgılar. Bu durum kısa vadede ağrıya uzun vadede ise ağrının kronikleşmesine, geçmemesine neden olur.

Vücudunuzda başınızın tepesinden ayağınızın ucuna kadar 400 civarı çizgili kas bulunur. Kaslar tıpkı bir elektrik kablosu gibi kas liflerinin bir araya geldiği demetler gibidir. Bağ dokusu bu lifleri sarmalar ve bir arada tutar. Kas liflerinin uzayıp kısalmasını sarkomerler sağlar. Normal koşullarda sarkomerler iç içe geçerek ve açılarak kasılır ve gevşerler. Bazen bu sarkomerler cırt cırt bantlar gibi birbirine geçer ve açılmaz, gevşeyemez. İşte bu “düğüm” oluşturmuş kasılma alanları tetik nokta (TN) olarak adlandırılır. Tetik noktaları ip gibi ele gelen sertleşmiş kas lifi demetlerinin (miyofasyal gergin bant) üzerinde bulunurlar. Tetik noktalarının üzerine basmak şiddetli hassasiyet ve ağrıya neden olur. Sıklıkla bulundukları yere bağlı olarak başta kollarda, göğüste, sırtta, boyunda, belde ve bacaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma, yayılan ağrı ve sıcaklık hissine neden olurlar. Bu durum yaygın olursa buna miyofasyal ağrı sendromu denir. Ağrı çok şiddetli olursa hareket kısıtlılığına ve güçsüzlüğe de neden olabilmektedir.

Fasyanın kayganlığını hiyalüronik asit (HA) sağlamakta olup kasların fazla veya yanlış kullanımı ya da travmalar nedeni ile hiyalüronik asit salgılanması artar. HA doku aralarında birikir. Bu biriken hiyalüronik asit yapışkanlıklara neden olarak akışkanlığı bozar ve bu sebeple fasya elastikiyetini ve de kayganlığını kaybeder. İşte tıpkı tetik noktaları gibi bu yapışkanlıklar da beyne fazla ağrı mesajı gitmesine ve yaygın kronik ağrıya sebep olur.

Fibromiyaljiye Neden Olabilecek ve Tetikleyen Faktörler

  1. SİBO
  2. Geçirgen Bağırsak
  3. Toksik yük
  4. Diş problemleri
  5. Gıda intoleransları,
  6. Histamin intoleransı
  7. Kronik stres, öfkeyi dile getirememek
  8. Beslenme hataları
  9. Ağır metaller, nikel, silikon
  10. Vitmain/mineral eksiklikleri
  11. Travmalar, yaralanma, kaza
  12. Enfeksiyonlar:Bakteri ve virüsler (borellia, mycoplasma, lamidya, sitomegalovirüs, ebv, parvovirüs …)
  13. HPA aksının bozulması
  14. Tiroid bozuklukları
  15. Genetik
  16. Eski ameliyat izleri
  17. Ağır sırt çantaları, duruş bozukluğu, masa başı çalışmak, hareketsizlik

Fibromiyalji Risk Faktörleri

  • Kadınlarda daha sık görülür. 10 fibromiyalji hastasının 9 u kadındır.
  • Çocukluk çağında yaşanılan fiziksel acılar ve psikolojik travmalar fibromiyalji riskini arttırmaktadır.
  • Sağlıksız aile içi ilişkiler, anne karnında alkole maruz kalma, duygusal şiddet ve yok sayma olasılığı arttırır.
  • Vardiyalı çalışmak
  • Prematüre doğum, bebeklikte ve çocuklukta hastane yatışı, ameliyat ve yanık öyküsü
  • Hareketsiz yaşam: Enflamasyonu arttırır; serotonin ve dopamini azaltır.
  • Duruş bozukluğu ve masa başında çalışmak
  • Anlaşılmamak, destek görmemek
  • Batı tipi beslenme
  • Metabolik sendrom
  • Menopoz
  • Romatizmal hastalığı olmak
  • Kronik yorgunluk sendromu
  • Fibromiyalji hastalarının ağrı eşiği düşük, ağrılı uyaranlara verdiği yanıt yüksek ve ağrı duyma süresi uzundur.
  • Migrenlilerin %30 unda fibromiyalji, fibromiyalji hastalarının %60 ında migren görülür.
  • Boyun ağrıları baş ağrısını, baş ağrıları da fibromiyalji ağrılarını tetikleyebilir.
  • Sabah yüksek olması gereken kortizol düşüktür. Bu nedenle yeterli enerjiyi bulamazlar.
  • Akşam düşük olması gereken kortizol yüksektir. Bu nedenle uykuya dalmayı ve derin uyku sürmeyi engeller.
  • Fibromiyalji hastalarında sempatik sistem ile parasempatik sistem dengede değildir. Sempatik yük (stres) fazladır.

Fibromiyalji Tedavisi

Fibromiyaljiye eşlik eden ve birbiri ile ilgisiz görünen yakınmalar, bulgular ve eşzamanlı hastalıklar nedeniylehastaların çok yönlü olarak değerlendirilmesi ve izlenmesi gerekir. Tanı ve tedavi sürecinde çok önemli olan nokta ise beden ve zihni birbirinden ayırmadan, hastaları organlar olarak görmeden, insanı bir bütün olarak görmektir. Bu nedenle fibromiyalji yönetimi bütüncül bir yaklaşımı gerektirir.

  1. Beslenme hatalarının düzeltilmesi. SİBO ve Geçirgen bağırsak tedavisi.
  2. Eliminasyon diyeti ya da düşük fodmap diyeti ile gıda intoleranslarının tespiti ve giderilmesi
  1. Nöral terapi ile bozucu alanların düzeltilmesi
  2. Dişlerin tedavisi, dişteki bozucu alanların, diş sıkmanın düzeltilmesi
  3. Fizik Tedavi, manuel terapi osteopati ile blokajların çözülmesi, lenf drenajı
  4. Egzersiz, Yoga, Thai Chai ilestres yönetimi ,hareketli yaşam ve postürün düzeltilmesi
  5. IV terapiler,takviyeler ile  toksinlerin uzaklaştırılması, inflamasyonun azaltılması
  6. Ozon Tedavisi ile enfeksiyonların giderilmesi, doku kanlanmasının artırılması
  7. Uykunun düzenlenmesi

Fibromiyalji Tedavisinde Faydalı Takviyeler

  • Magnezyum
  • Omega 3
  • Koenzim Q10
  • D Vitamini
  • D-Riboz
  • B Kompleks
  • C Vitamini
  • 5-http
  • Melatonin
  • SAM-e
  • Asetil L Karnitin
  • Alfa lipoik asit
  • N-asetil sistein
  • Silimarin
  • Çinko
  • Selenyum
  • İyot
  • Probiyotikler
  • Bromelain

Magnezyum

FM hastalarında hücre içi mg düzeyleri genellikle düşüktür. Magnezyum desteği enflamasyonu azaltması, kasların gevşemesini sağlaması, anksiyetenin kontrolü bakımından önemlidir. Kas ağrısı ve yorgunluk ağırlıkta ise malat formu, sinir sistemini yatıştırmak yine ağrı kontrolü için  bisglisinat formu, taurinat formu, sindirim ve kabızlık problemleri için sitrat formu uygun olabilmektedir. Epsom tuz banyolarını da alışkanlık haline getirmek faydalıdır.

Omega 3

Günde 3 gr kadar kullanımı enflamasyonu azaltmak için önemlidir. Fibromiyaljiye eşlik eden romatoid artrit, sabah tutukluğu, enflamatuar bağırsak, ağrılı adet görme, hareket kısıtlılığı  gibi yakınmalarda faydalı bir destektir.

Koenzim Q10

Güçlü antioksidan etkilidir. Hücrenin enerji kaynağı mitokondrinin çalışmasını destekler ve serbest oksijen radikallerinin hücrelere zararını engeller.

D Vitamini

Eksikliği, fibromiyaljiye benzer şekilde kemik ve kas ağrısına neden olur. D vitamini düzeyi düşük olan kişilerin, D vitamini normal olanlara göre daha fazla ağrı kesici ihtiyaçları vardır.

D-Riboz

D-riboz, hücreleriniz için ana enerji kaynağı olan ATP’nin yapısının bir bileşenidir. Kas hücrelerinde ATP depolarının iyileşmesine yardımcı olmaktadır.

Bromelain

Ağrı ve enflamasyonu azaltmaya destek olabilir. Ancak kan sulandırıcı kullananlara, peptik ülser hastalarına ve antidepresan kullananlara bromelain takviyesi tavsiye etmiyorum.

B Kompleks

Bu grup vitaminler beynin ve sinir sisteminin normal işleyişi için gereklidir, uygun formlarının kullanılmasına dikkat edilmesi gerekmektedir.

5-HTP

Serotonin düzeylerini artırır ve depresyon gelişimini önlemeye destek olur. Anksiyeteyi azaltıp uyku kalitesini artırmak amacıyla ve vücutta hassas noktaları azaltmaya destek olmak üzere tedavı planına dahil edilebilir.

Melatonin

Fibromiyoljide serotonin, melotonin ve kortizol gibi hormonların döngüsel ritmik salgılanmasında bozukluklar bulunabilmektedir. Melotonin uyku kalitesini , uykuya dalma süresini ve ağrı sistemini olumlu yönde etkileyen doğal bir hormondur.

SAM-e

Serotonin gibi nörotransmitterlerin, çeşitli eklem bileşenlerinin ve antioksidanların vücutta salınımını destekler ve FM hastalarında ağrı, yorgunluk ve gerginliği azaltabilir.Ağrı, yorgunluk ve sabah tutukluğuna iyi gelir, hastalar kendilerini daha iyi hisseder. Depresyon ve adet öncesi gerginlik bulguları ve osteoartrit – tenosinovit bulgularına iyi gelir. Bipolar hastaların kullanmaması gerekir.

Asetil L-Karnitin

Birçok FM hastasında l-karnitin metobolizmasında bozukluk ve eksiklik görülebilmektedir. Asetil l karnitin beyne geçer, sinir dokusuna geçer. Mitokondrilere yakılması için yağ asitlerini taşır.Enerji üretilmesini destekler.Kronik yorgunlukta ve nöropatide  elzemdir.

Çinko

DNA tamiri, bağırsak hücrelerinin tamiri ve sağlığı için önemlidir.Çinko eksikliğinde ağrılar, migren, gerilim tipi baş ağrısı, kulak çınlaması, dengesizlik, yorgunluk, kaslarda zayıflama, viral enfeksiyonlara karşı direnç düşüklüğü görülebilir.

Selenyum

Antioksidan bir mineraldir. Glutatyon sentezinde kofaktör olarak görev alır. Bağışıklık sisteminde ve tiroid metabolizmasında önemli görevleri vardır. Kronik stres ve enflamasyonda ihtiyaç artar. Selenyum eksikliği kronik ve yaygın ağrı, depresyon, yorgunluk, beyin sisi, tiroid metobolizması problemleri, saç dökülmesi ve viral  hastalıklara yakalanmaya yatkınlık yapar.

Fibromiyalji Hastaları Nasıl Beslenmelidir?

  • Fibromiyaljihastalarında artmış bağırsak geçirgenliği yaygındır.
  • Pek çok fibromiyalji hastasında yemek borusu hassastır; reflü yaygındır.
  • Pek çok fibromiyalji hastasında SİBO yaygındır.
  • Fibromiyaljihastalarında detoksifikasyonu desteklemek gerekir.
  • Fibromiyaljihastalarında histamin intoleransı araştırılmalıdır.
  • Vücut kitle indeksi arttıkça Fibromiyaljiriski, beraberinde kronik yorgunluk ve migren riski de artar.
  • Doymuş yağları fazla tüketmek insülin direncine ve ağrının artmasına neden olur.

Bağırsak geçirgenliğiniz düzelince fibromiyalji ve migren başta olmak üzere pek çok yakınmanız azalacak, gerileyecek veya düzelecektir. Artmış bağırsak geçirgenliğinde, bağırsaktaki normal bağırsak bakterileri kan dolaşımına geçer. Bu bakteriler lipopolisakkarit kaplıdır. Bu madde bağırsak içinde zararlı değildir ancak kan ile vücuda yayılınca şiddetli enflamasyona neden olur. Depresyona, migrene, fibromiyaljiye, insülin direncine yatkınlığı arttırır.

Bağırsak geçirgen hale geldikçe kan dolaşımına pek çok kaçak maddenin girmesi dışında diğer önemli problem de emilmesi gereken vitamin ve minerallerin yeterli emilememesidir. Bu nedenle fibromiyalji hastalarında sıklıkla D vitamini, magnezyum, B12, selenyum ve folik asit düzeyleri düşüktür.

Bağırsağın en temel bakterilerinden bifidobakteriler serotonin öncüsü triptofanın yeterli miktarda olup olmadığını denetler; bağırsak içi triptofan ve serotonin düzeyleri düştüğünde emilimi arttırarak düzenler. Bağırsak geçirgense bu aksar; serotonin azalır; depresyona yatkınlık olur. Uykusuzluk yaygındır.

Rafine karbonhidrat ve şeker tüketmek bağırsak mikroflorasını bozarken aynı zamanda beyinde BDNF düzeylerini düşürür. BDNF beyin hücreleri arasında yeni yolların yapılması için çok gerekli bir kimyasaldır.BDNF nin düşmesi unutkanlık ve depresyona katkı sağlar.

Fibromiyaljide depresyon yönetimi bağırsaktan başlar. Fibromiyalji hastalarında bağırsak geçirgenliği ve dolayısıyla beyindeki inflamasyon nedeni ile ağrı eşiği düşer. Şöyle ki glia aktive olur ve bu hareketlenme ile glutamat ortaya çıkar. glutamat ağrıya neden olan, depresyonu arttıran uyarıcı bir nörotransmitterdir. Glutamat aktifleştiğinde beyinde merkezi bir duyarsızlaşma ve hassasiyet meydana getirir. Ağrı eşiğini düşürür.  Şeker, omega 3 eksikliği, B6 vitamin eksikliği, stres, D vitamini eksikliği, asidik beslenme beyindeki inflamasyona katkı sağlayarak ağrı eşiğini düşürür.

  • Fibromiyalji hastalarının tahıl ve tahıl içeren ürün tüketmemesi semptomları rahatlatacaktır. Glutensiz beslenme ile ağrı şiddeti ve sıklığında azalma, daha enerjik hissetme sağlanacaktır.
  • Mısır şurubu, sukroz, laktoz gibi tatlı zehirler neredeyse tüm paketli ürünlerin gizli üyeleridir. Fibromiyaljide bütün rafine ŞEKERİN mümkün mertebe kesilmesi olmazsa olmaz.
  • Tüm margarinler, sürmelik yağlar, tereyağ benzeri margarinler, pişirmelik yağlar, bitkisel yağlar, hidrojene yağlar, katı yağlar işlenmiştir. İnsan fizyolojisine yabancıdır. fibromiyaljide uzak durulmalıdır.
  • Sağlıklı sıvı yağlar yani balık yağı, soğuk sıkım zeytin yağı, hindistan cevizi yağı, avokado yağı, keten tohumu yağı ve sade yağ tüketilebilir.
  • Süt ve yoğurt, peynir, kefir gibi süt ürünleri FM hastalarında geçirgen bağırsağa bağlı olarak intoleransı tetikler (laktoz-kazein).
  • Besinlerin iyi çiğnenmesi, kişinin kg başına 40 ml günlük su tüketilmesi çok önemlidir.
  • Mikrobiyomunuzne kadar sağlıklıysa, zenginse siz de o kadar sağlıklı olursunuz. Beyin ve bağırsak arasında sürekli bir iletişim vardır.

Yazar: Yeliz Dursun

Bunları da beğenebilirsin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.