Ağız kokusuna tıp dilinde halitozis denir. Ağız kokusu hastalık değildir, hastalık belirtisidir. Ağız içinde çok sayıda, bakteri dediğimiz mikroorganizmalar bulunmaktadır. Bu bakteriler ağızda kalan yiyecek artıklarını parçalarlar. Bu parçalanma sonucu sülfür bileşikleri açığa çıkar. Kokuya neden olan, bu sülfür bileşikleridir. Ağız ve diş temizliğine yeterli önem vermeyen kişilerde sülfür bileşikleri daha çok olacağından, kötü koku ortaya çıkar. Sabahları ağız kokusu olmasının nedeni gece boyunca ağız içinde tükürük miktarının azalması ve bakterilerin sayısının artmasıdır. Soğan, sarımsak gibi zaten sülfür içeren gıdalar da ağız kokusu nedenidir. Et, süt, peynir gibi besinlerde yüksek oranda protein içerdikleri için ağız kokusuna neden olurlar. Alkollü içecekler, uzun süreli açlık, oruç tutulması tükürük miktarını azaltarak kokuya neden olur.

Stres, uzun süreli açlık, adet dönemi, endişe, sigara, alkol ile turp ve lahana gibi uçucu maddeler içeren gıdalar ağız kokusuna neden olabilir.

Hastalar ağız kokusu nedeniyle daha çok diş hekimine başvurmaktadır. Ağız kokusunun en sık nedeni ağız ve diş hastalıklarıdır. Kötü ağız hijyeni, diş çürükleri, diş eti hastalıkları, ağız kuruluğu, ağız içinde mantar enfeksiyonu, ağız ve yatak bölgesinde tümör olması nefesin kötü kokmasına sebep olur. Ağız dışı nedenler; bademcik iltihabı, sinüzit, reflü, bronşit, karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği, diyabet ve kullanılan bazı ilaçlar ağız kokusuna neden olabilir.

Nefesin kötü kokmasına neden olan hastalık belirtileri eşlik eder. Şeker hastalığında aseton kokusu, karaciğer yetmezliğinde amonyak kokusu olur.

Ağız kokusu psikolojik problemlere neden olmaktadır. Kişiler kendini diğer insanlardan uzak tutar. Bazen de kişi ağız kokusunun farkına varmayabilir ancak yakınlarının uyarısı ile doktora gider. Ağız kokusu çeken birçok kişi, hangi doktora başvuracaklarını bilmemektedir. Öncelikle başka hastalık belirtisi yoksa diş hekimi ve KBB hekimine başvurmalıdır.

Tedavi
Öncelikle dişlerin düzenli fırçalanması, diş ipi kullanılması tavsiye edilir. Dil yüzeyi pürtüklü olduğu için bakteri barındırmaya müsaittir. Bu nedenle dil, dil temizleyicilerle temizlenmelidir. Uykudan önce gargara yapılabilir. Dengeli beslenme, yeterli sıvı alımı sağlanmalıdır.

Ağız kokusu başka hastalık kaynaklı ise tedavi de ana hastalığa göre düzenlenir.

Diyet Degisiklikleri

Gece uyanıldığı zaman ağzı çalkalayıp içmek için başucunda su bulundurulması, oda havasının kuru olmaması (gerekirse soğuk su buharı ile nemlendirilebilir), sigara, alkol ve asitli içeceklerden (kola, gazoz, kahve) uzak durulması yararlıdır. Gün içinde bol su tüketilmelidir. Sakız çiğnenmesi, rezene tohumu, tarçın kabuğu, karanfil ve maydanoz çiğnenmesi yararlı olur. Zerdeçal da ağız kokusuna neden olabileceği için kısıtlanmalıdır.

Probiyotik bakteriler vücudun sağlıklı florasının dengede tutulmasını sağlar. Yoğurt ve kefir gibi probiyotikten zengin gıdalar günde bir su bardağı yarım yağlı veya yağsız olarak tüketilmelidir.

Isırılarak yenen liften zengin havuç, kereviz ve elma gibi gıdalar dişlerde plak oluşumunu azaltarak nefesin daha Ferah olmasını sağlar. Günde her birinden mevsiminden yarımbirer tane tüketilebilir.

Çinko eksikliği bağışıklık sisteminin bozulmasına ve ağızdaki zararlı bakterilerin çoğalmasına neden olabilir. Beslenme bozukluğu olanlarda günde 15 mg çinko desteğinin alınması veya çinkodan zengin bir avuç kabak çekirdeği tüketilmesi yararlı olabilir.

Yasam Tarzı Degisiklikleri

Ağız ve diş sağlığına dikkat edilmesi, dil temizliğinin yapılması yararlıdır. Dil temizliği için özel olarak tasarlanmış mekanik cihazlar dilin gerisinde biriken ve kokuya neden olan tabakanın temizlenmesinde çok yararlıdır. Diş ipinin kullanılması da diş aralarında biriken gıda artıklarının çürüme ve koku yapmasına engel olur. Ağız çalkalama sularının kullanılması da yararlı olabilir. Sülfürden zengin et, balık ve süt ürünü tüketiminden sonra ağzın temizlenmesi ağız kokusuna neden olan bakterilerin besin kaynağını ortadan kaldırır.

Sistein içeren ağız temizleyicisi kullananlarda, ağızda kötü kokuya neden olan sülfür gazı oluşumu artmaktadır. Ağız ürünlerinde sistein içerenler kullanılmamalıdır.

Önerilen Besin Takviyeleri

Klorofil: Yeşil bitkilerin bir bileşenidir. 1 çay kaşığı sıvı veya 1-2 adet klorofil içeren kapsül yemeklerden sonra alınabilir. Klorofilin kokuyu nötralize etme özelliği bulunmaktadır.
Probiyotilder: Yararlı bakteriler, kötü kokuya neden olan zararlı bakterilerin oluşumunu önlemeye yardımcı olabilir. Günde 1-2 adet probiyotik içeren kapsül alınması önerilir.
Koenzim Q10: Sağlıklı diş eti için önemli bir antioksidandır. Günde 50-200 mg dozda alınması önerilir.
C vitamini: Sağlıklı dişler ve diş eti için esansiyel bir vitamindir. Özellikle diş eti rahatsızlığı olanlarda ve sigara içenlerde C vitamini eksikliği olabilir. Günde 250-500 mg C vitamini takviyesi önerilir. Diş eti hastalığı olanlar C vitamini takviyesine ilaveten folik asit içeren ağız çalkalama sularından yararlanabilir.
Çinko: Ağızda oluşabilecek uçucu kükürtlü bileşiklerin yoğunluğunu azaltmaktadır. Çinko oksit içeren diş macunu ve ağız çalkalama sularından yararlanılır.

Bağışıklık sistemimizin en önemli koruyucusu olan çinko minerali eksikliği insan vücudunda birçok problemin yaşanmasına neden olur. Kişinin zinde kalmasını sağlayan çinko performansın artmasını sağlar. Hastalıkların oluşmasında virüslere kalkan olan vücutta oluşabilecek olan zehirli maddelerin zehirlerini yok ederek sağlığımıza çok önemli katkılar sağlar.Hücre yenileyici özelliği bulunan çinko soğuk algınlığının yoğun yaşandığı kış günlerinde bakteri ve virüslerle olan savaşını kazanarak bu hastalıkların oluşumunu engeller veya daha hafif geçmesini sağlar. Saçları ve tırnakları güçlendirir. Ağır metalleri vücuttan atar. Cildi korur. Yaraları iyileştirir adet dönemi ağrılarını azaltır.Çinko mineralini çok çeşitli besinlerden alma şansımız vardır. Sofralarımızda sıkça kullandığımız bu besinler arasında tavuk Brüksel lahanası peynir sığır eti mısır fındık kuru fasulye brokoli gibi besinlerdir. Çinko eksikliği birçok sorunun yaşanmasına neden olur. Hastalıklara karşı savunmasız kalırız. Çinko eksikliği çocuklarda büyüme problemleri yaratır. Tat ve koku alma duyularımızı olumsuz etkiler. Kısırlık yaratabilir. Isınmayan el ve ayaklar tırnak yapısında güçsüzlük ve tırnakta oluşan beyaz lekeler çinko eksikliğinden kaynaklanır.

Önerilen Bitkisel İcerikli Tavsiyeler

Maydanoz, kekik, nane, tarçın, kahve çekirdeği, karanfil, anason ve rezene meyveleri çiğnenmelidir. Timol ve ökaliptol içeren ağız çalkalama sularından yararlanılmalıdır. Antibakteriyel özellikleri nedeniyle çay ağacı uçucu yağı, nane, adaçayı ve mürrüsafi (Commiphora sp.,myrrh) içeren çalkalama sıvıları ve diş macunları kullanılmalıdır.
Dereotu: Tohumu çiğnendiği zaman ağız kokusunu giderir. Dereotu yağı gıdalara tat verilmesi için ve kimyon yerine deterjan, sabun gibi temizlik maddelerine koku vermek için kullanılır.
Akşam yemeğinden ve sabah kahvaltıdan sonra yumuşak damağa yapıştınlan sakız ağacı reçinesi, ekinezya, lavanta ve adaçayı içeren yapışkan tablet ağız kokusunu belirgin derecede azaltmaktadır.
%10 propilen glikol ve %1 tannin içeren yeşil çay ekstraktlı 100 ml ağız gargarası ağız kokusuna neden olan bakterileri yarı yarıya yok eder.
Kekik ve okaliptüs: Uçucu yağlarından yarım bardak suya beşer damla konarak sabah ve akşam gargara yapılması, sülfür üreten bakterileri engelleyerek ağız kokusuna karşı fayda sağlar. Ticari olarak her ikisini de içeren ağız yıkama suları bulunmaktadır.
Ağız çalkalama veya gargara suyu:

Papatya, mürrüsafi (myrrh), rezene, nane veya kekik uçucu yağından 1 damla, 1 bardak sıcak su içine hemen karıştırılır. Hazırlanan su ile ağız çalkalanır veya gargara yapılır.
3-4 adet karanfil çiçeği, 1 bardak su içine ağzı kapalı olarak 5 dakika kaynatılır ve soğumaya bırakılır. İçine birkaç adet nane yaprağı eklenip süzülür. Gargara veya çalkalama suyu olarak kullanılır.

Yazar:Fatih Bolelli

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here