Bağışıklık Sistemiyle İlgili İlginç Bilgiler

Bağışıklık sistemi vücudun ordusudur. Bu ordunun askerleri özelleşmiş hücrelerdir. İnsan vücudu; virüsler, bakteriler, parazitler ve mantarlar gibi pek çok patojenin gelişimi için uygun bir ortamdır. İmmun sistem ya da bağışıklık sistemi mikropların erişimini sınırlandırmak ve vücudu korumak için çalışan birçok hücre, doku ve organ ağına sahiptir.
Doğal savunma sistemi hakkında temel işlevler biliniyor olsa da herkesin farkında olmadığı ya da bilmediği bazı şaşırtıcı gerçekler vardır. İşte o gerçekler:

Kan ve Lenf

Bağışıklık sistemi kan damarları içinde dolaşan beş litre kan ve ayrı bir damar sisteminde dolaşan lenf sıvısıyla beslenen karmaşık bir savunma sistemidir. Lenf (akkan) damarlardan dışarı sızan, vücudun dokuları arasında bulunan berrak ve renksiz bir sıvıdır. Bu sıvı, doku arasından emilerek lenf damarlarına alınır. Lenf sıvısının renksiz olmasının sebebi alyuvar taşımaması, sadece akyuvar bulundurmasıdır.Akyuvarlar bağışıklık sisteminin en önemli silahıdır. Vücuttaki her dokuda bağışıklık hücreleri bulunmaktadır.

Beyaz Kan Hücreleri (Lökositler)

Vücudun savunmasını yapan sistemin askerlerinden olan beyaz kan hücreleri (lökositler) patojenleri tanır ve enfeksiyonlarla mücadele eder. Bu hücrelerin lenfosit denilen çeşitleri mikropları tanır ve hatırlar. Sonradan aynı çeşit mikrop geldiğinde savunmasını yapar. Beyaz kan hücrelerinin üretildiği yer kemik iliğidir. Lenf düğümlerinde de akyuvar üretilir. Mikroplarla mücadele sırasında lenf düğümleri büyüyebilir. Bademcikler vücuda solunum ya da ağız yoluyla giren virüs ve bakterilerin ilk tutulduğu yerdir. Boğazda, dilin arkasında bulunan bademciklerin enfeksiyon varlığında şişmesinin sebebi budur. Hasarlı ya da eski kan hücrelerini temizleyen, kan depolayan, kanı filtreleyen ve yabancı maddeleri tutan, yeni akyuvar hücreleri üreten dalak da bağışıklık sisteminin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Akyuvar Çeşitleri

Akyuvarların 1 milimetreküp kandaki miktarı normalde 4–10 bindir. Bulaşıcı hastalık varlığında sayıları artarak 30.000–50.000’e ulaşır. Günün saatlerine göre de sayıları değişir. Örneğin sabah saatlerinde sayıları azdır, öğle saatlerine doğru artarak en üst seviyeye ulaşır. Ömür uzunlukları 4 saat ile 4 gün kadar olan akyuvarların ya da beyaz kürelerin iki çeşit hücresi vardır: Lenfositler ve fagositler

Lenfositler

Virüs ve bakterileri yok eden lenfositlerin üç çeşidi bulunmaktadır.

1.T Lenfositleri
Kazanılmış bağışıklık sisteminin hücresel yanıt vermesinde rol alırlar. Virüs bulunduran hücreleri saptar ve öldürürler.
2.B Lenfositleri
Kazanılan bağışıklık sisteminin humoral (sıvısal) yanıt verilmesinde rol oynarlar. Vücuda giren her bir mikrobun ürettiği antijene karşı özel bir antikor üreterek savaşırlar.
3.Doğal Katil (Öldürücü) Hücreler
Naturel killer (NK) adıyla da bilinen bu lenfosit çeşitleri antikorla işaretlenen hücre ve tümörlere ait hücreleri öldürmekle görevlidirler. Bunu ürettikleri özel enzimlerle ya da kimyasal maddelerle gerçekleştirirler.

Fagositler

Fagosit hücreler damar dışına çıkıp vücuda girmiş olan mikropların etrafını sararak yutabilir ve yok edebilirler. Akyuvarların yaklaşık % 30-40’ı lenfosittir.

İnflamasyon ve Ateş İyi Belirtilerdir

İltihap ve vücut ateşinin yükselmesi tatsız bir durum olsa da savunma sisteminin işini yaptığının göstergesidir. Ateşin yükselmesiyle akyuvarlar serbest kalır ve metabolizma artırılır. Böylece mikroorganizmaların çoğalması engellenir. Hasarlı hücrelerin histamin salgılaması inflamasyon sebebidir. Histamin, kılcal damar duvarının genişlemesine, beyaz kan hücrelerinin enfeksiyonla mücadele etmek için damar duvarından dışarı çıkmasına ve doku aralarına geçmesine, deride kızarıklık, sıcaklık, kaşıntı, iltihaplanma ve ağrı oluşmasına sebep olur.

Biraz Güneş İyidir

Derinin belli bir süre güneş görmesi, vücudun doğal bir şekilde D vitamini üretmesini sağlar. Güneş ışığı; depresyon, bazı kanser türleri ve kalp hastalıklarının üstesinden gelmeye de yardımcıdır.
Açık tenli kişiler uygun saatlerde 10 dakikadan fazla güneş altında kalmamalıdır. Uzun süre yakıcı güneş altında kalmak, bağışıklık sistemine zarar verebilir ve cilt kanseri oluşabilir. Biraz güneş iyidir, ama açık havada zaman geçirmeyi planlayanlar ciltlerini korumayı ihmal etmemelidir. Dermatologlar geniş spektrumlu UVA ve UVB ışınlarından korunmayı, Güneş Koruma Faktörü (SPF) 30 ya da daha yüksek olan kremler kullanılmasını önermektedir.
Güneşin çok kuvvetli olduğu zamanlarda aşağıda örnekleri verilen türde koruyucu giysiler giyilmelidir:
*Uzun kollu gömlekler
*Uzun pantolon
*Geniş kenarlı şapkalar
*Güneş gözlüğü
Ayrıca güneş ışınlarının kuvvetli olduğu saatlerde, saat 10.00 ve 14.00 arasında gölgede kalınmalıdır.

Stres Bağışıklık Sistemine Zarar Verir

Stresin bağışıklık sistemi üzerinde zarar verici etkisi vardır. Stres sırasında adrenal bezlerden kortizol, adrenalin ve diğer stres hormonları salgılanır. Bu hormonların hepsi birlikte vücudun stresle başa çıkmasına yardım eder. Kortizol hormonu stresin neden olduğu bağışıklık tepkilerinden kaynaklanan vücut iltihabını azaltır. Ancak kronik olarak stresli olan kişilerde stres hormonları zaman içinde bağışıklık sisteminin çalışma şeklini etkiler. Etkilenme sonucunda aşağıdakiler de dâhil olmak üzere birçok sağlık sorununa yakalanma riski artar.
*Kaygı
*Depresyon
*Sindirim sorunları
*Kalp hastalığı
*Uyku bozuklukları
*Kilo almak
*Hafıza ve konsantrasyon problemleri
Stresle baş etmenin sağlıklı yollarını bulmak önemlidir. Bu, uzun süreli stres riskini ve buna bağlı sağlık problemlerini azaltır. Stresi azaltmanın bazı iyi yolları şunlardır:
*Meditasyon
*Dua etmek
*Namaz kılmak
*Yoga
*Müzik dinlemek
*Akupunktur
*Konuşma terapisi
*Sanat Terapisi
*Egzersiz
*Sıcak banyo yapmak
*Sağlıklı yemek
*Evcil hayvan sahiplenme

Kahkaha Bağışıklık Sistemine Yardımcı Olur

İyimserlik; olaylara pozitif yaklaşım ve sağlıklı bir yaşam tarzının benimsenmesi stresi azaltır, bağışıklığı artırır. Kahkaha da kasları gevşeterek kaygıyı azaltır ve rahatlama sağlar. Hayatta espriye yer vermek sosyal bağları da güçlendirir. Gülmek stresle savaşacak olan dopamin gibi beyin kimyasallarının da salgılanmasına neden olur.

Mikroplar Bizi Sağlıklı Tutar

Bağırsaklar yiyeceklerin sindirilmenize yardımcı olan tonlarca bakteriyle doludur. Her gün sayısı milyarları bulan çeşitli mikropla karşılaşırız, ama hepsi de kötü değildir. Bağışıklık sisteminin devreye girmesiyle vücuda yabancı ve zarar verebilecek mikroplar tanınır, saldırılır, hatırlanır ve yeniden geldiklerinde vücut çabucak savunulur. Her durumda sağlıklı kalmak için mikroplara ihtiyaç vardır.

Alerjiler

Mevsimsel alerji veya saman nezlesi ( alerjik rinit) yaşayan herkes muhtemelen her polen molekülüne veya etraftaki diğer tehlikelere lanet okur. Vücut gözle görülemeyecek kadar minik mikroskobik parçacıklara karşı bir immün tepki başlatır ve alerji semtomlarının yaşanmasına neden olan histamin salgılanır.

Otoimmün Hastalıklar

Bazen bağışıklık sistemi vücudun kendi dokularına saldırarak hastalığa neden olur. Buna otoimmünite denir. Vücuttaki immun sistem yanlışlıkla sağlıklı dokulara saldırdığında otoimmun hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Böyle durumlarda beyaz kan hücreleri patojenler (hastalık yapıcı mikroorganizmalar) ile vücuttaki normal hücreleri ayıramaz. Böyle olunca da sağlıklı dokuları yok etmeye başlar. Otoimmun hastalıklar kadınlarda daha sık görülür.
Otoimmün bozukluğa sahip olan kişilerde görülebilenler hastalıkların bazıları şunlardır:
*Multipl skleroz
*Lupus
*Chorn
*Romatoid artrit
*Sedef hastalığı
Bu hastalıklar bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlarla tedavi edilir.

Bağışıklık Sistemi Güçlü Tutulmalıdır

İnsanların bağışıklık sistemi vücudu her gün korumak için çok çalışmaktadır ancak yardımcı olmak için yapılabilecek şeyler de vardır:
1.İyi bir uyku çekmek
İyi uyuyamamak bağışıklığı olumsuz etkiler. Az uyuyanlar ya da kaliteli uyuyamayanlar soğuk algınlığına daha sık yakalanır, vücutları enfeksiyonu yok etmekte zorlanır.
2.İyi hijyen uygulamak
Ellerin düzenli olarak yıkanması enfeksiyonları önleyebilir. Ancak fazla temizlik de bağışıklık sistemi için iyi değildir. Fazla temizlenen ortamlarda büyüyen çocuklar yabancı mikroorganizmalarla çok az karşılaştığı için bağışıklık geliştiremez. O halde hijyen sağlanırken takıntılı olunmamalı, aşırıya kaçılmamalıdır. Yoksa yabancı patojenler yok edilmeye çalışılırken ortamda bulunan iyi bakteriler de azaltılır.
3.Dengeli bir diyet ve bolca egzersiz
Besleyici yiyecekler yemek ve aktif kalmak vücudun enfeksiyonlarla savaşmasına yardımcı olur.

Kaynakça:

https://www.everydayhealth.com
https://www.healthline.com

Ana Sayfa

Yazar: Müşerref Özdaş

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :