Bir Dönemin Gizli Tanığı Anne Frank’ın Hatıra Defteri

Anne Frank, İkinci Dünya Savaşı’nın hüküm sürdüğü yıllarda meydana gelen Yahudi soykırımının çocuk kurbanlarından biridir. Anne Frank, Almanya’nın Frankurt kentinde Musevi bir ailenin ikinci kızı olarak 1929 yılında dünyaya geldi. Babası Otto Frank, bir bankada memur olarak çalışmaktaydı. Babasının işleri kötü gitmeye başlayınca aile Hollanda’nın Amsterdam şehrine taşınmaya karar verdi. Ancak Hitler’in Hollanda’yı işgal etmesiyle birlikte Almanya’da yaşayan Yahudiler’e yapıldığı gibi burada yaşayan Yahudilere de kısıtlamalar getirildi. Hollanda’ya yerleşen Frank ailesi, Yahudilere yönelik baskılar artınca gidebilecek güvenli bir yer aramaya başladılar. Bunun üzerine aile, evlerinde salon masasının üzerine “ İsviçre’ye kaçtıklarını anlattıkları” bir mektup bırakarak dikkatleri üzerlerinden çekebileceklerini düşündüler. Baba Otto Frank’ın bürosunun olduğu binada kütüphanenin arkasından girilen gizli bir odada saklanmaya karar verdiler.

Gizli Oda

Aile gizli odaya yerleştikten sonra ihtiyaçlarını Otto’nun sekreteri Miep ve diğer iş arkadaşları sağlıyor, onlara dışarıda neler yaşandığı hakkında bilgiler veriyorlardı. Kızların eğitimleri ile ilgili kitaplar ve gündem ile ilgili gazete ve dergiler getiriyorlardı. Anne Frank ve ablası Margot, gündüzleri ses çıkarmamaya dikkat ederek hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlardı. Eğer dışarıdan birisi kendilerinin orada yaşadığını fark ederse ihbar edilebileceklerinin farkındalardı. Günlerini kitap okuyarak, Fransızca ve İngilizce çalışarak geçiriyorlardı.

Anne Frank’ın Çocukluk Yılları

Anne Frank, ablası Margot ile birlikte öğretmenlerinin de kendileri gibi kaçak olduğu Yahudi okuluna gidiyordu. Anne, burada ileride de en yakın arkadaşı olacak olan Nanette isimli kız arkadaşı ile tanıştı. Yaşları küçük olmasına rağmen burada okuyan çocuklar; Yahudilerin ikinci sınıf vatandaş olarak görüldüğünün ve bu ülkede istenmediklerinin farkındalardı. Anne Frank; meraklı , öğrenme isteği ile dolu, kitap okumayı ve sorgulamayı çok seven bir çocuktu. Tarih, felsefe ve mitolojiye yönelik araştırmalar yaparak sürekli notlar alırdı.
Holokost Yılları (1933-1945)
1933 yılında Almanya’da iktidarı ele geçiren Nazi partisi, Yahudilere yönelik baskılarını artırmıştı. Onların düşüncesine göre; Almanlar “üstün ırk” kabul edilmekte Yahudiler ise “saf Alman ırkının geleceği açısından zararlı faaliyetleri olan insanlardı”. Yahudilerin yanında Çingeneler, zihinsel ve bedensel engelli Alman vatandaşları, Polonyalılar dahi yok edilecek insanlar arasında yerlerini almıştı.
Aslında Almanya’da Yahudilere yönelik ırkçı politikalar çok daha önceden planlanmıştı. Örneğin; 1920 yılında Hitler’in partisinin programında; “Yahudileri toplumdan ayırma, kanuni yetkilerini ellerinden alma” fikirleri dile getirilmişti. Naziler’in 1933 yılında iktidara gelmesiyle birlikte ilk çıkardıkları kanun da “Yahudi ve güvenilmeyen kamu memurlarının devlet kurumlarından çıkarılmasını” öngören yasa oldu. Aynı yıl içinde Alman kanunları, Alman eğitim kurumlarında öğrenim görmekte olan Yahudi öğrenci sayısına kısıtlama getirdi. 1935 yılında Nazi liderleri “Nuremberg yasası’nı” çıkardılar. Bu yasayla Yahudilerin saf Alman ırkından olan kişilerle evlenmeleri yasaklandı. Kamu görevlerinde bulunma hatta oy kullanma hakları bile ellerinden alındı. 1937 yılına gelindiğinde Yahudi doktorların, Yahudi olmayan vatandaşları tedavi etmeleri engellendi. Yahudi avukatların ise hukuk yapma lisansları iptal edildi. 1941 yılında Almanya’da yaşayan altı yaşın üzerindeki her Yahudi vatandaşa ön kısmında siyah harflerle “JUDE” (Yahudi) kelimesinin yazılı olduğu altı köşeli yıldız rozetini, kıyafetlerinin üzerinde taşıma zorunluluğu getirildi. Bundan sonra da Yahudiler, çalışma ve toplama kamplarına planlı bir şekilde sürgün edilmeye başlandı.

Anne Frank’ın Hatıra Defteri

Gizli oda olarak bahsedilen “263 numaralı apartmanın çatı katında” Frank ailesi iki yıla yakın saklandı. Anne Frank burada kutlanan doğum gününde kendisine hediye edilen ajandayı günlük olarak kullanmaya ve gizli odada yaşananları, kendi duygu ve düşüncelerini ve hayallerini bu deftere düzenli olarak yazmaya başladı. Yazma konusunda çok istekli olan Frank, günlüğüne “Kitty” adını verdi. Yalnızca 13 yaşında bir kız çocuğu olarak Anne Frank, yaşadığı acı ve karanlık dolu günleri, oldukça derin ve etkileyici cümleler halinde defterine yazıyordu.
20 Haziran 1942 yılında defterine “Kağıt, insandan sabırlıdır.” Notunu düşerek içindeki yazma tutkusunu anlatıyordu. Uzun süre boyunca gizli odada kalmaları gerektiği için dışarıdaki dünyayı çok özlüyordu. Sessizce pencere kenarına giderek gökyüzünü gözlemeyi, kuş seslerini dinlemeyi çok seviyordu. 19 Nisan 1944 yılında günlüğüne : “Dünyada bir açık pencere önünde oturup tabiatı seyretmekten, kuşların ötüşünü dinlemekten daha güzel bir şey olabilir mi?” diye yazmıştı.
Akşamları ailesinin yanında siyasi gelişmeler ile ilgili gazete ve radyo yorumlarını dinleyip, bunun üzerine yorumlar yapıyordu. Örneğin; 3 Mayıs 1944’de bu durumu şu cümleler ile eleştiriyordu: “Barış içinde yaşamak dururken birbirimizin gırtlağına sarılmak neden? Yerinde bir soru ama kimse şimdiye kadar bir karşılık bulamadı. Koca koca uçaklar, bir patlayışla mahalleleri yerle bir eden bombalar yapıyorsunuz, öyleyse bir yandan da hazır evler üreten fabrikalar kurmak niye? Her gün harp için milyonlarca lira harcanıyor, öbür yanda sağlık işleri, sanat çalışmaları, yoksullara yardım için kuruş ayrılmıyor. Dünyanın başka ülkelerinde artan yiyecek maddeleri çürüyüp dururken biz neden burada açlıktan ölüyoruz? Neden insanlar böylesine çılgın?…”
Anne Frank, 1 Ağustos 1944 yılında günlüğüne en son şu cümleleri yazdı: “Dünyada bir başına olsaydım nasıl bir insan olurdum acaba diye hayal kuruyorum…” Ve Anne Frank’ın hatıra defteri burada bitti.

Anne Frank’ın Ölümü

Frank ailesi 1944 yılının Ağustos ayında birileri tarafından ihbar edildi. İhbar edenlerin kim oldukları hiçbir zaman öğrenilemedi. Alman Subayları tarafından yapılan baskın sonucunda aile üyeleri ve onlara yardım eden arkadaşları tutuklandı. Kimi Alman kimi de Hollanda toplama kamplarına gönderildi. Anne Frank, Polonya ‘da Krakov şehrindeki Auschwitz toplama kampına gönderildi. Anne burada çocukluk arkadaşı Nanette ile karşılaştı. Nanette, toplama kampından sağ olarak kurtulmayı başardı. Yıllar sonra Nanette ile yapılan görüşmede , eski arkadaşı Anne Frank’ı gördüğü zamanı anlatması istendiğinde “Bir deri bir kemik kalmıştı, kıyafetleri bitlendiği için üzerinde sadece battaniye vardı. Onu öyle görünce çok kötü hissettim. Benim bildiğim Anne’den geriye hiçbir şey kalmamıştı.” Sözleriyle Anne Frank’ın durumunu ifade etmişti.
Anne Frank, ailesine kavuşma umudunu hiçbir zaman yitirmedi. Yazar ya da iyi bir gazeteci olmak gibi birbirinden güzel hayalleri olan bir çocuktu. Ancak toplama kampının ağır ve kötü koşulları altında o kadar zayıflamıştı ki bedeni bu duruma daha fazla dayanamadı. Savaşın bitmesine iki ay kala 1945 yılında Almanya’nın güneyinde yer alan Bergen-Belsen toplama kampında yakalandığı tifüs hastalığı sebebiyle 16 yaşında hayatını kaybetti. Savaşın ardından aileden yalnızca Baba Otto Frank evine dönebildi.
Anne Frank’ın hatıra defteri, Gestapo tarafından yağma edilmiş gizli bölmede, Baba Frank’ın iş arkadaşı Miep tarafından yerlere savrulan eski kitap, dergi ve gazeteler arasından bulundu. Babası Anne Frank’ın satırlarını okuduktan sonra bu defteri 1947’de kitap olarak yayımlatmaya karar verdi. Naziler’in Yahudilere yapmış oldukları kötülükleri de gün ışığına çıkaran kitap, kısa süre içinde çok satanlar listesine girdi. Okul müfredatlarına eklenerek, 67 farklı dile çevrildi. Amerikan haber dergisi Time, 1999 yılında Anne Frank’ı yüzyılın en önemli kişilerinden biri olarak seçti.
Anne Frank’ın ardından akıllarda asla unutulamayacak ve insanların yaşamlarına bir pusula olabilecek şu cümleleri kaldı: “Tanrı elverir de yaşarsam annem gibi kenarda köşede bir insan olmak istemiyorum, bu dünyada, gene bu dünyanın insanları için çalışacağım. Bunun için de her şeyden önce yürekli, güler yüzlü olmam gerektiğini biliyorum.” (11 Nisan 1944 ) Anne Frank

Kaynakça:
Anne Frank’ın Hatıra Defteri- Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
www.annefrank.org
www.britannica.com

Yazar: Emine Burcu KarakilÇik

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :