Depresyon Belirtileri ve Genel Tedavi Yöntemleri

Depresyon, her beş kişiden birinde görülen ciddi bir hastalıktır. Kadınlarda daha sık görülür. Her yaş grubunda rastlanabilir.Ailesel yatkınlık söz konusudur. Depresyon geçiren bir kişinin birinci derece akrabalarında depresyon görülme oranı yüksektir. Beyinde serotonin gibi bazı kimyasal maddelerin azalması ile birlikte depresyon ortaya çıkabilir. Aynı zamanda tiroit, böbreküstü bezi hormonları gibi hormonların azalması da depresyona yol açar.
Zor hayat şartları, stresli bir hayat, sevdiğini kaybetme gibi durumlarda depresyon görülebilir. Uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, doğum sonrası dönem, kortizon gibi ilaçlar da depresyona neden olabilir. Taşınma, iş değişikliği, cinsel taciz, iş yerindeki çatışmalar, boşanmalar depresyona zemin hazırlar. Mevsimsel değişikliklerde kişileri etkiler.Kişinin psikolojik yapısı da önemlidir. Eğer sürekli olumsuz ve karamsar düşünüyorsa daha kolay depresyona girecektir.

Bulgu, Belirti Ve Yakınmalar

Unutkanlık, yaptığı işe kendini verememe, az ya da çok uyuma, iştah azalması ya da artması, halsizlik, bitkinlik, severek yaptığı işlerden artık zevk alamama, hayata karşı ilgisizlik, karar vermede zorlanma, olumsuz düşünceler, huzursuzluk, bazen aşırı tepki verme, suçluluk hissi, kaygılanma şeklinde şikayetler olur. Kişi alkol kullanıyorsa alkol tüketimi artar. Bu şikayetlerin hepsi bir arada olmayabilir. Ciddi depresyonlarda intihar düşünceleri mevcuttur. Bazı depresyonlarda sanrılar görülür.
Hasta sadece göğüs kafesinde yanma, sıkışma, patlayacak gibi bir his şeklinde şikayetle gelebilir. Bu, anksiyete dediğimiz sıkıntı hissidir. Depresyona anksiyete eşlik eder. Özellikle kırsal kesimde depresyon daha çok vücutta bir rahatsızlık olarak belirti verebilir. Kişinin eklemleri, adaleleri, başı ağrıyabilir, uyuşmalar şeklinde gelebilir.
Yapılacak kan tahlilleri ile özellikle guatr yönünden inceleme yapılarak hormonal nedenler araştırılır.

Tıbbi Tedavi

Depresyon tedavisi uzun süreli bir tedavidir. İlaçların düzenli kullanılması gerekir. İlaç etkisinin ortaya çıkması iki haftayı bulabilir. İlacı kısa bir süre kullanıp iyi gelmedi diye kesmek hatalı bir davranıştır. Çok çeşitli depresyon ilaçları vardır. Hangi ilacın hangi hastaya uygun olduğuna psikiyatri uzmanı karar verir.
Depresyon ilaçları beyindeki bozulan kimyasal dengeyi düzenler. Bağımlılık yapmazlar. Sertralin, sitalopram, fluoksetin, paroksetin, mirtazapin, moklobemid, amitriptilin ve imipramin gibi ilaçlar mevcuttur. İlacın türüne göre değişmekle birlikte çeşitli yan etkiler görülebilir. Çarpıntı, ağız kuruluğu, ateş basması, kabalık, bulantı, iştah değişiklikleri gibi yan etkiler 2-3 hafta içerisinde azalır. İlk birkaç haftada az da olsa intihar etme riskine neden olabilirler, riskli kişiler doktorun takibinde tedavilerini sürdürür. Daha sonraki dönemde aşırı coşku ve neşe hali, çok konuşma, sürekli gezme isteği, hareket artışı, cinsel dürtülerde artış oluyorsa ilaç dozunda düzenlemeler yapmak gerekebilir. Aşırı rahatlık, adet düzensizlikleri oluşabilir. Bu ilaçlar karaciğerde işlemden geçtikleri için karaciğer enzimleri (AST, ALT gibi) kontrol edilir.
Kullanılan depresyon ilacı aniden kesilmemelidir. Ani olarak bırakılırsa sıkıntı, bulantı, baş dönmesi, huzursuzluk, kaygı, yorgunluk, sinirlilik gibi belirtilerin görüldüğü kesilme ya da bırakma sendromu oluşur. Hastanın var olan şikayetleri artabilir.
Hastada sıkıntı ve kaygı varsa kaygı giderici ilaçlar (benzodiazepin türevleri gibi) başlanabilir. Bunlar yeşil reçeteli ilaçlardır ve kontrolsüz kullanımda bağımlılık yaparlar.
İlaç tedavisi dışında psikoterapi, elektro şok tedavisi, fototerapi gibi tedaviler de bulunmaktadır.

Diyet Değişiklikleri

Vücudun kendisini tamir etmesine imkan veren mineral, vitamin, karbonhidrat, protein ve az miktarda yağ tüketimi esastır . Bu besin faktörlerinin birisinin bile yetersiz alınması vücudun işlevlerinde aksamaya neden olur. Vücudun normal işlevleri esnasında serbest radikaller adı verilen dokulara hasar verici maddeler oluşur. Bunların ortadan kaldırılması antioksidan savunma sistemi ile olur. Doğal besinlerden alınan beta karoten, C vitamini ve E vitamini antioksidan sistemin temelini oluşturur. Beyin de serbest radikallerin hasarına açık organların başında gelir.
Antioksidan besinler şunlardır:
Beta karoten kaynakları: Kayısı, brokoli, lahana, kavun, şeftali, kabak, ıspanak, tatlı patates.
C vitamini kaynakları: Yabanmersini, brokoli, greyfurt, kivi, portakal, biber, patates, domates, çilek.
E vitamini kaynakları: Kuruyemiş ve çekirdek, bitkisel yağlar ve buğday rüşeymi.
Kek, pasta ve tatlı gibi basit şekerleri içeren karbonhidrat kaynakları yerine meyve ve tam tahıl ürünleri gibi kompleks karbonhidrat kaynakları tüketilmelidir.
Tavuk, hindi ve balık gibi gıdalar proteinden zengin olmalarının yanı sıra tirozin aminoasidinden zengindir. Tirozin, beyinde mutluluk hormonu dopamin ve norepinefrinin düzeylerini artırmaya yardımcıdır. Daha uyanık olma ve konsantre olma yeteneğini artırır. Sağlıklı protein kaynakları fasulye, bezelye, yağsız biftek, düşük yağlı peynir, balık, keçi ve eşek sütü, kümes hayvanları ve yarım yağlı yoğurttur.
Akdeniz tipi beslenme sebze, meyve, kuruyemiş ve balık içermekte olup sağlıklı beslenme tipidir. Sigara içen erkeklerde ve kadınlarda folat azlığına bağlı depresyon sıklığı artarken, kadınlarda fiziksel hareketin olmadığı bir yaşam da depresyona neden olmaktadır. Folat, özellikle Akdeniz tipi beslenmede kuruyemiş, meyve ve koyu yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur. B12 vitamini de yağsız hayvan ürünlerinde, balık ve az yağlı süt ürünlerinden bol miktarda bulunur.
D vitamini depresyondan koruyucu olup, depresyonu olanlarda D vitamini eksikliği sık görülür. Mutlaka D vitamini düzeyleri değerlendirilmelidir. Mevsimsel depresyonu olanlarda, güneşin etkisi ile kanda D vitamininin artmasıyla depresyon bulgularında düzelme görülebilmektedir.
Selenyum düşüldüğü depresyon ile ilişkili olabilmektedir. Selenyum desteğinin yararı olup olmayacağı tam bilinmemektedir. Ortalama, günde 55 mikrogram selenyum alınması yeterlidir. Fasulye, organik soya, yağsız kırmızı et, tavuk, hindi, az yağlı süt ürünleri, kuruyemiş ve çekirdekleri (özellikle ceviz), deniz ürünleri ve tam tahıl ürünleri selenyumdan zengindir.
Omega-3 yağ asitleri sağlık için çok yararlı olup depresyona karşı da koruyucudur. Omega-3 alımı yetersiz olanlarda ve omega-3’ten zengin balık tüketimi az olanlarda depresyon daha fazla görülür. Somon, hamsi, uskumru, alabalık, sardunya ve tuna balığı gibi balıklar, keten tohumu yağı ve kuruyemiş omega-3’ten zengindir. Balıkların ağır metal riski taşıyabilmesi nedeni ile tek bir balık değil çeşitli balık türleri tüketilmelidir. Haftada 2-3 gün kişinin avuç ayarı büyüklüğünde tüketilmesi yeterlidir. Kuruyemiş ise ara öğün olarak günde bir avuç tüketilmelidir. Alfa linolenik asit de omega-3 yağ asidi çeşidi olup keten tohumu, fındık ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bol bulunur.
Depresyonu olan insanların çoğunda ilaç ve alkol kullanımı bulunmaktadır. Depresyonu olanların kafeinli içecekleri daha fazla tükettiği gösterilmiştir. Bazı çalışmalarda kafeinli içecek tüketen depresyon hastalarının intihara daha az meyilli olduğunun gösterilmesi, kafeinin kısmen yararının da olabileceğini düşündürmektedir. Gıda ve içeceklerde bulunan kafein bazı kişilerde endişe ve korkuyu artırarak gece uyumayı zorlaştırır. Öğleden sonra kafeinli içeceklerin tüketilmemesi uykuyu kolaylaştırır. Alkol ve diğer ilaçlar depresyon ilaçları ile de etkileşebilir, moral, uyku ve motivasyonu bozabilir, tedavi başarısını bozabilir.
Kolesterol düzeylerinin düşüklüğü kalp-damar sağlığını olumlu etkilerken, paradoksal olarak depresyon riskini artırır. Kolesterol düşürücü ilaçların böyle bir yan etkisi görülmemiştir. Bu ilişkinin temelinde yağ kısıtlaması ile çoklu doymamış yağların (rafine ayçiçeği, mısır veya soya yağları) daha fazla tüketilmesi yatabilir. Bu yağlar omega-6’dan zengin olup, omega-3 yağ asitlerinden (EPA ve EHA) fakirdir. Bu dengesizlik de depresyon riskini artırmaktadır. Bu nedenle, yağdan kısıtlama yapılırken omega-3 alımına dikkat edilmeli destek alınmalıdır.

Yaşam Tarzı Değişiklikleri

Aşırı kilolu olmak, depresyona eğilimi artırır. Ayrıca depresyon da hareketsizlik ve yeme bozulduğu nedeni ile aşırı kilolu olmaya neden olabilir. Depresyonun bağışıklık sistemi ve hormonal denge üzerine yaptığı olumsuzluklar nedeni ile aşırı kilo alındığı düşünülmektedir. İnsülin direnci, ve glikoz toleransında da bozulma olabilmektedir. Eğer aşırı kilo varsa, diyet ve egzersiz programı için doktordan yardım alınmalıdır.
Haftada toplamda 3 saat olarak yapılacak hafif egzersiz programının 16 hafta sonunda antidepresan ilaç kadar etkili olduğu gösterilmiştir.
Egzersiz, depresyon ilaçları gibi serotonin düzeylerini artırmakla kalmaz, aynı zamanda kendini iyi hissetmeyi sağlayan endorfin düzeylerini de artırır, yeni beyin hücrelerinin gelişmesi ve sinir hücreleri arasında iletişim yollarının gelişmesini sağlar. Bunu sağlamak için ağır egzersize ihtiyaç yoktur, günde 30-60 dakikalık açık hava yürüyüşü yeterlidir.
Aşırı stres, gerek depresyon riskini gerekse depresyonun alevlenmesine neden olur. Meditasyon ve nefes tedavileri endişeyi azaltarak gevşemeyi sağlar ve depresyon yakınmalarını azaltır.
Kuvvetli sosyal bağlar depresyonun en önemli risk faktörlerinden olan izolasyonu engellemede çok önemlidir. Kişilerin depresyondan korunmada sosyal topluluklara katılıp aktif görev almaları yararlıdır.
Uyku, gün içinde vücutta oluşan gerek kimyasal gerekse ruhsal olumsuzlukların tamir edildiği, ertesi günkü mücadeleye hazırlanıldığı detoks zamanıdır. Uykunun ruhsal durum üzerinde güçlü bir etkisi vardır. Yeterli uyku alınamadığı zaman, depresyon belirtileri daha kötü olur. Yetersiz uyku sinirlilik, huysuzluk, üzüntü, yorgunluk yakınmalarını şiddetlendirir. Her gece yeterli uyku alınmasına dikkat edilmelidir. Her gece 7-9 saat uyku uyunmalıdır.

Önerilen Besin Takviyeleri

• Balık yağı: Depresyon tanısı konulmuş kişilerde omega-3 yağ asitleri düzeyi düşük olabilir. Sinir sistemi için gerekli olan ve sinir iletkenlerinin (serotonin, dopamin, norepinefrin vb) fonksiyonlarını düzenleyen omega-3 kaynağı olarak balık yağından günde 3-9 g alınması önerilir.
• S-Adenozimethiyonin (SAMe): Serotonin, dopamin ve norepinefrin üretimini teşvik eder. Sinirler arası iletişimi sağlayan bu hormonların üretiminin artırılmasının yanı sıra SAMe ayrıca antioksidan etkisi ile serbest radikallerin hasarına karşı beyin hücrelerini korumaktadır. SAMe’nin, eklemler ve karaciğer fonksiyonları üzerine de yararlı etkileri bulunmaktadır. Günlük 400-1.600 mg, aç karnına alınması önerilir. Uyarı: Yaklaşık 2 hafta gibi bir kullanım sürecinden sonra pozitif etkileri ortaya çıkabilir. Düşük dozda başlayıp gerektiğinde daha yüksek dozlarına çıkılabilir. Manik semptomları kötüleştirebileceği için manik depresif (bipolar bozukluk) tanısı olanlarda kullanılmamalıdır.
• B kompleks vitaminleri, C, D ve E vitamini: B12 ve folik asit başta olmak üzere vücutta diğer B vitaminleri seviyeleri de depresyon tanısı konulmuş kişilerde düşük olabilir. SAMe ile birlikte folik asit, sinir iletisinde yer alan hormonların düzeylerini artırarak etki etmektedir. Günde 400-1.000 mikrogram folik asit ve 50-100 mg B kompleks vitamini beyin fonksiyonlarını desteklemek için önerilir. 800 mikrogram B12 vitamini takviyesi, B12 vitamini ile birlikte olmalıdır. Doğum kontrol hapı kullanan ve depresyon tanısı konulmuş olan kadınlarda vücutta B6 vitamini düeyleri de düşük gözlenebilir. Günde 50-100 mg B6 vitamini alınması önerilir. Günde 3 kez 500-1.000 mg C vitamini ve 200-400 IU E vitamini, antioksidan etkileri ve vücut direncini yüksek tutmaları nedeniyle önerilir. Vücuttaki D vitamini, büyüme faktörü, asetil kolin, serotonin, testosteron ve tiroit hormonu gibi birçok vücut fonksiyonlarını düzenleyen maddelerin üretimi için gereklidir. D vitamini düzeylerini yükseltmek için depresyon hastalarının günde en az 15 dakika gün ışığında kalmaları gerekmektedir. Dahilen 3.000 IU D3 vitamini takviyesi depresyon hastalarında azalan D vitamini seviyelerini yükseltmek için önerilmektedir.
• Çinko, selenyum ve krom: Depresyon tanısında vücutta çinko, selenyum ve krom düzeyleri de azalmış olabilir. Eksiklik saptanırsa, günde 200 mikrogram selenyum, 400-600 mikrogram krom pikolinat ve 25 mg çinko takviyesi önerilir.
• 5-Hidroksitriptofan: Vücudun serotonin üretimi için kullandığı bir maddedir. Günde 3 kez 100 mg kullanılması önerilir. Uyarı: Nadir de olsa midede hafif irritan etki oluşturabilir. Serotonin düzeylerini etkileyen diğer ilaçlarla veya doğal kaynaklı desteklerle birlikte kullanılmalıdır.
• Tirozin: Depresyonda etkili olan günlük dozu 200-500 mg olan bir aminoasittir. Uyarı: Diğer antidepresan ilaçlarla birlikte kullanılmamalıdır.

Önerilen Bitkisel İçerikli Takviyeler

• Sarı kantaron (Hypericum perforatum, St. John’s Wort): Endişe ve depresyon tedavisinde sarı kantaronun etkisi Alman Komisyon E tarafından onaylanmıştır. Depresyon, anksiyete, uykusuzluk ve diğer uyku bozuklukları, anoreksiya ve kişinin kendini değersiz hissetmesi gibi duygu durum bozukluklarında sarı kantaron ile hazırlanmış preparatlardan yararlanılır. %0.3-0.4 hiperisin içeren standart ekstresinden yararlanılır. Depresyon tedavisinde günlük 200-1.000 mikrogram hiperisin önerilmektedir. 300 mg standart ekstresini içeren kapsül veya tabletlerden günde 3 kez alınması önerilir. Sarı kantaron ile hazırlanmış çay veya çay karışımları da tedavide kullanılmaktadır. Günde 3 kez 2-4 gram drog ile hazırlanmış çayından yararlanılır. Uyarı: Monoamin oksiadaz inhibitörleri (MAOI) ile birlikte kullanılmaktadır. Hipertansif krizi tetikleyebilir. İlaç metabolize edici enzimlerle etkileşime girerek, doğum kontrol hapları, kemoterapi ilaçları, antidepresanlar ve organ naklinden sonra kullanılan immün sistemi baskılayıcı ilaçlar başta olmak üzere pek çok ilaçla etkileşir. Yüksek dozlarında ve açık tenli kişilerde ışığa karşı hassasiyet oluşturulabilir. Işığa maruz kalınırsa ciltte beyaz lekeler oluşmasına da neden olabilir.
• Mabet ağacı (Japon eriği, Ginkgo biloba): %24 ginkgo flavonozitleri ve %6 terpenoitler içeren yapraklarından hazırlanmış standart ekstresi (GBE) 50 yaş üstü bayanlarda günde 3 kez 80 mg dozda iyi bir antidepresan etki sağlayabilir. GBE, beyne giden damarlarda kan akışını artırarak etki göstermektedir. Beyinde serotonin tutulan yörelerde yaşa bağlı olarak artış gözlenmektedir. GBE, serotonin tutulmasını azaltabildiği gibi güçlü antioksidan etkisi ve beyin damarlarında kan dolaşımını artırıcı etkisi ile beyin damarlarında yaşa bağlı gelişebilecek hasarları da önlemektedir. Eğer hasta 50 yaş altında ise sarı kantaronun standart ekstresi yanında günde 900-1.800 mg GBE kullanılması önerilir. Daha ileri depresyon vakalarında sarı kantaronun standart ekstresi yanında günde 3 kez 5HTP de ilave edilir. 50 yaş üstünde ise günde 240-320 mg GBE önerilmektedir. Eğer anksiyete de geliştiyse, 45-70 mg kava laktonları içeren kava standart ekstresi de ilave edilir.
• Rhodiola rosea: Adaptojen olarak sınıflandırılan bitkiler arasındadır. Depresyonu olan hastalarda yararı olmakla birlikte antidepresan ilaç sertralin’den daha az etki gösterdiği fakat daha iyi tolere edildiği gösterilmiştir. Hafif ve orta şiddetteki depresyonda ilaç tedavilerinin alternatifi olabilir. Mental performansı, halsizlik ve yorgunluk yakınmalarını iyileştirmesi en önemli avantajıdır. %3 rosavin veya %1 salidrosid ile standardize rhodiola rosea ekstraktının günlük kullanım dozu 300-600 mg arasında değişmektedir.

Tıbbi Çaylar

Sarı kantaron çayı: Günde toplam 2-4 gram kullanılır. 1-2 çay kaşığı toz edilmiş drog 150 ml kaynar su içine ilave edilir, ağzı kapalı olarak 5 dakika bekletilir ve süzülür. Günde 3 çay fincanı içilir. Kediotu kökü ve çarkıfelek ile de çay kombinasyonları yapılmaktadır. Uyarı: Etkileri en az 4-6 haftalık kullanımdan sonra gözlenmektedir. Uzun süredir sarı kantaron çayı tüketen kişiler çay tüketimini aniden kesmemeli, çay miktarını yavaş yavaş azaltarak kullanıma son vermelidir.
Oğulotu (melissa) çayı: Yatıştıncı etkisi nedeniyle 150 ml kaynar su içine 1 tatlı kaşığı ince kıyılmış oğulotu yaprakları ilave edilir ve üstü kapalı olarak 10 dakika demlenip süzülür. Günde 3 kez aç karnına içilir.
Biberiye çayı: Merkezi sinir sitemini uyarıcı etkisi vardır. 1 tatlı kaşığı parçalanmış drog 200 ml kaynar suya ilave edilir ve 15 dakika ağzı kapalı olarak demlenir, süzülür. Günde 3-4 kez bir çay fincanı zindeliği sağlamak için yemek aralarında içilir. Uyarı: Aşırı dozlarında böbrek iltihabına (nefrit) ve mide-incebağırsak mukozalarında iltihaba neden olabilir. Hamilelikte kullanılmamandır.
Sinir sistemi toniği ve depresyona etkili çay karışımı:
• Yeşil çay yaprakları, 20 gram
• Lavanta çiçekleri, 10 gram
• Yulaf samanı, 10 gram
• Biberiye yaprakları, 10 gram
Droglar kabaca ve homojen büyüklükte parçalanıp karıştırılır. 5 gram karışım, 250 ml kaynar su içine ilave edilir. 10 dakika ağzı kapalı olarak demlenip süzülür. Günde 3 fincan içilir.

Aromaterapi Uygulamaları

• Fesleğen, bergamot, adaçayı, neroli, gül, melisa, ylang ylang, portakal ve santral uçucu yağlarından masaj, arımatik banyo ve inhalasyon şeklinde yararlanılır.
• 6 damla ylang-ylang uçucu yağı, susam, badem, fındık gibi taşıyıcı yağ içinde seyreltilir ve masaj yağı olarak stresi gidermek amaçlı kullanılır. Zihni canlandırmak ve depresyonu gidermek amaçlı portakal uçucu yağından da yararlanılır. Canlandırıcı özelliği olan bu yağlardan kağıt mendile 1-2 damla sürülerek de inhalasyon şeklinde yararlanılır.
• 3 damla Melisa uçucu yağı, 2 damla Papatya uçucu yağı, 2 damla Bergamot uçucu yağı 5 ml tatlı badem yağı içine ilave edilir. Banyoda, küvet içindeki ılık suya katılır. Aromatik banyo süresi 10-15 dakikadır.

Yazar: Fatih Bolelli

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :