Dünya üzerinde her gün çok sayıda anket çalışması yapılmaktadır. Bu anket sonuçlarına göre veri analistleri gelecekteki eğilimleri tahmin etmeye veya geçmiş davranış modellerinin sebeplerini bulmaya çalışmaktadırlar. Birçok yeni anket, şaşırtıcı ve tuhaf sonuçlar verebilir. Bazen, bu bulgular daha önce bilinmeyen insan davranışları hakkında şok edici bilgiler sağlayabilir, bu da insanların tamamen karmaşık, tuhaf ve hala tam anlamıyla çözülemeyen canlılar olduğunun en açık ispatıdır.

Bir Robot ile Cinsel İlişki Kurmak İster miydiniz?

İngiltere’de 2014 yılında 2.000’den fazla kişiye “Eğer size şans verildiyse bir robotla seks yapar mıydınız?” diye sorulmuş. Anket sonuçlarına göre beş kişiden biri evet seks yapardım cevabını vermiştir. Ayrıca, ankete katılanların yüzde 46’sı bir droidle seks yapmayı seçen birini yargılamayacaklarını da belirtmiştir. Bu görünüşte tuhaf olsa da, kavram kesinlikle gerçekçi değildir. Teknoloji ilerledikçe, insanlar ve robotlar arasındaki çoğalma artık yalnızca bilim kurgu dünyasında kalmayacak bir durum gibi öngörülmektedir.
Japonya’da yapılan bir araştırmalara göre 16 ile 24 yaşları arasında cinsel hayatın azaldığı sonucu alınmıştır. Otaku olarak bilinen yeni ortaya çıkan bir akıma göre kadınlar gerçek erkeklerle değil sanal olanlarla romantik ilişkilere odaklanmaktadırlar. Çünkü gerçek hayatta ilişki sürecinde çiftlerin birbirlerini tanıması, cinsel ilişkiye girmesi, öğrenmesi ve kötü deneyimler yaşaması zaman alıcı bir süreçtir. Oysa bir seks botu çok kısa sürede son derece iyi performans göstermeyi öğrenebilecek bir pozisyondadır.

Amerikalılar Kendini Ne Kadar Akıllı Görüyor?

2014 yılında yapılan bir ankette, Amerikalıların yaklaşık yüzde 55’i kendini dünya ortalamasından daha zeki olduklarına inandıkları tespit edilmiştir. Ayrıca, yaklaşık yüzde 34’ü, ortalama bir insan kadar akıllı olduklarına inandığını ifade ederken, yalnızca yüzde 4’ü kendilerini ortalamanın altında biri olarak değerlendirmiştir. Bu arada, katılımcılardan kibir ile ilgili herhangi bir soru sorulmamıştır
ABD eğitim sistemi dünyada 14 ve eğitimsel başarı ölçeğinde 20. sırada yer almaktadır ve birçok kişi liseyi bile bitirmemektedir. Amerikalıların dahi çıkarma konusundaki şanlılıklarına rağmen, birçok teknoloji şirketi ABD başvuru sahipleri arasında aradıkları yetenekleri bulmakta çok zorlanmaktadırlar. Facebook gibi şirketler hükümeti, göçmenlik yasalarını esnekleştirmek için çağrıda bulunmaktalardır. Böylece yüksek uzmanlık pozisyonları için daha büyük bir aday sayısına sahip olabileceklerdir.

Bulutun Bir Bulut Olduğu Doğru mudur?

Bulut bilişim ile ilgili 2012 yılında yapılan bir ankette, birçok katılımcı aslında bilgi işlem yerine hava durumu hakkında soru sorulduğunu düşünmüştür. Ankete katılanların yüzde 51’i bulutun hava durumu, uyuşturucu çeşidi, tuvalet kâğıdı markası veya yastıklarla ilgili bir marka olduğunu belirtmiştir. Ankete katılanların yüzde 22’sinin, bulutun ne olduğunu bildiğini iddia etmesine rağmen yüzde 17’si ilk defa duydukları belirlenmiştir. Her ne kadar çoğu kişi bulutun gerçekte ne olduğu konusunda doğru bir fikri olmasa da, ankette ankete katılanların yüzde 97’sinin aslında bulutu günlük yaşamda kullandığı ortaya çıkan bir sonuçtur.
Yapılan bu çalışma sosyal medyada çok dikkat çekmiştir. Birkaç hafta içinde, anket 2,5 milyon sosyal medya da paylaşmış ve 240 milyon haber gösterime ulaşmıştır. Ve Twitter’da, anketi çevreleyen 9,000’den fazla tweet atılmıştır. Bu yoğun konuyu anlamakta hala sorun yaşayan herkes için bulut adı gerçek bir buluttan çok bir metafordur. Buradaki fikir, birinin akıllı cihazlarından uzaktan barındırılan verilere erişebilmesidir. Bunun gerçek bulutlarla hiçbir ilgisi yoktur.

HTML Bir STD (Cinsel Yolla Bulaşan Hastalık) midir?

2014’te yapılan bir araştırmada, Amerikalıların yüzde 11’inin, teknoloji dili HTML’sinin gerçekten zührevi bir hastalık olduğuna inandığını keşfetmiştir. Yapılan araştırmada 18 yaşın üzerindeki yaklaşık 2.400 kişi seçilmiştir. Bu kişilerin teknikle ilgili olan ve teknik ile ilgili olmayan birkaç sözcüğe olası tanımlar ile eşleştirmeleri istenmiştir.
Çalışma ayrıca yüzde 42’sinin bir ana kartın aslında bir seyahat gemisinin bir donanımı olduğuna inandığı sonucuna varılmıştır. Ayrıca, yüzde 27’si gigabaytın bir tür Güney Amerika böceği olduğunu, yüzde 18’i Blu-ray’in deniz hayvanı olduğunu ve yüzde 12’sinin USB nin bir Avrupa ülkesi için bir kısaltma olduğunu düşündüğü tespit edilmiştir. Anketin sonuçları o kadar ilginçtir ki, birkaç medya kuruluşu testin tanıtım amaçlı dublör kişilerle yapıldığını düşünmüşlerdir. Ancak, anketi hazırlayan şirket böyle bir çalışma için üretilmediği konusunda ısrar etmektedir.

Olası Bir Yangında Köpeğinizi mi Yoksa Bir Yabancıyı mı Kurtarırsınız?

“İnsanlar evcil hayvanlarını severler ama hayvanlarına insan hayatından daha çok değer verirler mi?” diye bir soru akla geldiğinde mantık olarak insan hayatı daha ön planda tutulur gibi düşünülür. 2013 yılında yapılan bir araştırmada bir binada yangın çıktığında deneklerin yüzde 40’ının köpeğini bir yabancıya tercih ettiği tespit edilmiştir. Diğer senaryolar arasında köpeğini, kendi ülke vatandaşına, büyükbabasına, iyi arkadaşına, bir kuzen veya bir kardeşine göre tercih ettiği belirlenmiştir. Köpeği tanımadığı veya tanıdığı bir insandan kurtarmayı seçenlerin sayısı ezici bir şekilde fazlaydı.
Çalışmada, 500’den fazla bireylerden evcil hayvanlarını kurtarmayı tercih edenlerin yüzde 46’sı kadın katılımcılardır. Bu çalışma, insanlar ve hayvanlar arasındaki ilişkinin son derece güçlü olduğunu ve 19. yüzyılda hayvan refahı toplumlarının doğuşuna dayanabileceğini göstermektedir. Bu varsayımsal senaryo ortaya çıkarsa, köpeklerin kesinlikle korkacak hiçbir kaygıları olmaması gerektiğinin bir göstergesidir.

Dünya Güneşin Etrafında Dönüyor mu?

2012 yılında yapılan bir anket çalışmasında 2.200 katılımcıya “Dünya Güneş’in etrafında mı dönüyor, yoksa Güneş Dünya’nın etrafında mı dönüyor?” diye sorulmuştur. Sonuçlar oldukça trajiktir. Ankete katılanların yüzde 26’sının yanlış cevap verdiği görülmüştür. Ankette ayrıca ankete katılanların sadece yüzde 39’unun büyük patlama Bing Bang’a inandığı ve yarıdan azının da insanların daha önceki hayvan türlerinden evrimleştiğine inandığı tespit edilmiştir.
Yapılan çalışmada bilim hakkında dokuz soru sorulmuş ve doğru cevaplanan ortalama soru sayısının 6,5 civarında olduğu sonucuna varılmıştır. Şaşırtıcı bir şekilde, katılımcılar bu çalışmada Avrupa’da yıllar önce yapılan çalışmalardan daha başarılı oldukları görülmüştür. 2005 yılında, anketörler AB’deki insanlara aynı Dünya-Güneş sorusunu sormuşlar ve katılımcıların yüzde 34’ünün yanlış cevap verdiğini tespit etmişlerdir. Ancak Avrupalılar evrimle ilgili soruya geldiklerinde çok daha iyi sonuçlar vermişlerdir.

Birini Öldürmeyi Düşündünüz mü?

Birine zarar bermeyi hayal etmenin her zaman psikotik olduğunun bir işareti olmadığı anlaşılıyor. 2000’lerin başında, dünyanın dört bir yanından 5.000’den fazla katılımcı üzerinde bir çalışma yürütülmüştür. Birine cinayet hakkında hayal ettikleri bir şey olup olmadığı sorulduğunda cevap oldukça şok edicidir. Veriler, erkeklerin yüzde 91’inin ve kadınların yüzde 84’ünün başka bir insanı öldürme düşünceleri olduğunu göstermiştir.
İstatistikler, kadınlardan daha fazla erkeğin cinayet işlediğini gösterse de, çalışma cinsiyetin katil düşüncelerin varlığında hiçbir rolü olmadığını ortaya koymuştur. Daha ziyade, düşünceyi harekete geçiren durumlar, erkeklerin gerçek eylemi gerçekleştirme ihtimalini arttırmaktadır. Görüşme yapılan 5000 kişiden 375’i bu fantezilerini gerçekleştirdiği tespit edilmiştir.
Vejeteryanlar et yememe konusunda yalan söylüyor mu?
2002’de yapılan bir ankette, 10.000’den fazla kişiye vejetaryenlikleri hakkında sorular sorulmuştur. Ankete göre, Amerikalıların yaklaşık yüzde 6’sı vejeteryan olarak tanımlanmaktadır. Ancak, sözde vejeteryanların son 24 saat içinde ne tükettikleri sorulduğunda, yüzde 60’ı kümes hayvanları, kırmızı et veya balık tükettiğini söylemiştir.
Anket sırasında, pek çok kitap ve diyet planı sözde vejeteryan çılgınlığına atıfta bulunmuş ancak 1994-2009 yılları arasında Vejetaryen Kaynak Grubu, Amerikalıların yüzde 97 ila yüzde 99’unun et yediğini tespit etmiştir. Ayrıca, 2005 yılında yapılan bir araştırma ABD’de katı kurallı vejeteryanların miktarının yüzde 0,1’in altında olduğunu bulunmuştur.
Vejeteryanların diyetini belirlemek amacıyla 2003 yılında yapılan bir çalışmaya 13.300’den fazla kişi katılmış ve sonuçlar, kendilerini vejetaryenler olarak tanımlayan 300 kişiden fazlasının yaklaşık yüzde 65’inin hala bir miktar et yediğini kabul ettiği tespit edilmiştir. 2014 yılında vejeteryanların yüzde 84’ünün yaşam tarzlarını kınadığı ve bir kez daha tam anlamıyla et yiyen biri olduğu tespit edilmiştir. Neden birçoğunun inançlarını aştığı sorulduğunda, neredeyse yarısı saf bir vejeteryan olmanın zor olduğunu belirtmişlerdir.

Cinsel İlişki Kurmak mı Pastırma Yemek mi Daha Zevklidir?

Kanada’da 2012 yılında bir şirket katılımcılara pastırma mı yoksa seks yapmayı mı istediklerini sormuştur. Katılanlardan domuz pastırması yemeği sekse tercih edenler yüzde 43’üne çıkmıştır. Çalışma ayrıca cinsiyete göre pastırmayı tercih edenlerin yüzde 81’i kendilerini romantik bulduklarını söylemişlerdir. Ve bu gerçekten şaşırtıcı bir anket sonucudur.

Kaynakça:
surveymonkey.com
allgeneralknowledge.net

Yazar: Özlem Güvenç Ağaoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here