Felç (İnme) Neden Olur ? Tıbbi Tedavi Yöntemleri Nelerdir ?

Felç (filme), beyin kan damarlarının tıkanması veya damarın kanamasında beyin hasarı gelişmesi sonucu ortaya çıkar. Beyin kan damarlarının tıkanıklığı sonucu oluşan felçler daha sıktır. Damar sertliği ya da pıhtı atması sonucu kan damarı tıkanınca, beynin o bölgesi beslenme bozukluğuna bağlı olarak ölmeye başlar. Beyin kanamalarında da kanayan bölgede hasarlanma ve beslenme bozukluğu ortaya çıkar.
Yüksek tansiyon, şeker hastalığı, damar sertliği, kalp kapakçık hastalıkları, kalpte ritim bozukluğu (atriyal fibrilasyon), kolesterol (kan yağları) yüksekliği, sigara, diyaliz tedavisi, doğuştan gelen beyin kan damarlarındaki baloncuklar, damar yumakları, pıhtılaşma bozuklukları, şişmanlık, doğum kontrol ilaçları gibi hormon tedavisi, felç için risk faktörüdür. Sadece yaşlılıkta değil, her yaşta görülebilir.
Tıkalı beyin damarı kısa sürede kendiliğinden açılabilir. Buna geçici iskemik atak denir. Beyin hasarı gerçekleşmez.
Sağ beyin vücudun solunu, sol beyin ise vücudun sağını kontrol eder. Sağ beyindeki bir hasar vücudun solunda, sol beyindeki hasar ise vücudun sağında inmeye neden olur.
Daha önceden felç geçiren bir kişinin sonraki hayatında felç geçirme riski on kat fazladır.

BULGU, BELİRTİ VE YAKINMALAR
Kol veya bacakta duyu kaybı, zayıflık olur. Genellikle aynı taraf yüzde de şikayetler bulunur. Belirtiler ani olarak başlar. Baş dönmesi, bulantı, çift görme, ağzın bir tarafa çekilmesi, sarhoşvari konuşma, şiddetli baş ağrısı, yutma güçlüğü, sersemlik, dengesizlik vardır. Düşme ve kafa çarpması olmadan bilinç kaybı gelişebilir. Düşme ve kafayı çarpma ile birlikte beyin kanaması olursa aynı şikayetler olur. Bu tür şikayetleri olanların en kısa zamanda acile başvurmaları hayati önem taşır. Belirtiler birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir.
Felç olayı sonrası beynin ilgili bölgesinde sinir hücreleri ölür. Ölü sinir dokusunun görevini beynin diğer bölgeleri üstlenebilirse iyileşme olabilir. Kaslar beyinden gelen sinir uyarısı ile hareket ederler. Beyindeki kası hareket ettiren bölgeden uyarı gelmezse kas çalışmaz ve hareket yeteneği kaybedilir. Felç sonrası bunamada görülebilir. Hasta ömür boyu felçli kalabilir.
Beyin tomografisi ile damarın tıkanan bölgesi veya kanama odağı tespit edilir. Beyin anjiyografisi ile beyin damar ağı görüntülenebilir.

TIBBİ TEDAVİ
Acil müdahale gerektirir. Damar tıkanıklığını açan plazminojen aktivatörü (rtPA) ilk 6 saate kadar kullanılması durumunda beyin çok fazla hasar görmeden tıkanıklık düzelir. Kanama varlığında bu ilaç kullanılmaz. En önemli yan etkisi kanamadır.
İnme sonrası uzun dönem tedavisinde kan sulandırıcılar (warfarin, aspirin, klopidogrel, dipiridomol gibi) kullanılır. Aspirin en ucuz, en etkili ve en çok tercih edilen ilaçlardandır.
Beyin kanaması mevcut ise acil cerrahi tedavi gerekebilir.
Yüksek tansiyon, kolesterol ve şeker kontrol altında tutulur. Şişmansa kilo verdirilir. Sigara bıraktırılır ve düzenli egzersiz önerilir.
Felçli hastaya en kısa zamanda fizik tedaviye başlanması, hareket yeteneğini ve kas gücünü yeniden kazanması açısından önemlidir. İyileşme, etkilenen bölgenin büyüklüğü, acil müdahalenin zamanında yapılması, ek hastalık varlığı, hastanın yaşı gibi faktörlere bağlı olup 2 yıla kadar uzayabilir. Fizik tedavi ile birlikte psikolojik destek sağlanmalıdır.
DİYET DEĞİŞİKLİKLERİ
Trans yağ (margarin ve hazır gıda endüstrisi ürünlerinde bulunur) ve kolesterolden fakir bir diyet yapmak gerekir. Kepekli tahıllar, meyve, sebzeden zengin beslenme ile kolesterol düzeylerinde düşme, kan basıncında azalma ve şişmanlığın engellenmesi gibi inme riskini artıran faktörlerin engellenmesine yardımcı olunur. Daha önceleri doymuş yağların (tereyağı, et, süt, yumurtada bulunur) damar hastalıkları riskini artırdığı düşünülse de günümüzde belirgin risk artışına neden olmadığı saptanmıştır, fakat yoğun tüketilmeleri de önerilmemektedir. Tokluk hissinin yeterli olmasında lifli gıdaların artırılması yarar sağlar; ayrıca lifli gıdalar kolesterol düzeyini azaltmaya yardımcıdır. Dengeli bir beslenme planı için doktora veya diyetisyene danışılmalıdır.
Taze veya dondurulmuş meyve ve sebzeler buzdolabında bulundurulmalıdır. Kırmızı, turuncu, sarı ve yeşil renklerin bulunduğu zengin besin çeşidi alınmalıdır.
Tam tahıllı ekmek, tahıl, pirinç ve makarna da tüketilmelidir.
Et olarak kümes hayvanları, balık ve yağsız kırmızı et seçilmelidir.
Haftada sık olarak fındık, fıstık, ceviz, çekirdek ve baklagiller (fasulye ve bezelte) tüketilmelidir.
Hazır süt olarak yağsız veya az yağlı süt ürünleri tüketilmelidir. Özellikle yağlı sütlerin kalorisinin daha yüksek olması düzenli egzersiz yapılmayan insanlarda yıllar içinde kilo alımına neden olur. Eğer düzenli hareket ediliyor ve kilo sağlıklı olarak muhafaza ediliyorsa organik yağlı, süt tüketilmesi yararlıdır.

Zeytinyağı, çörekotu yağı, kenevir tohumu yağı ve keten tohumu yağı gibi bitkisel yağlar tüketilmelidir. Kızartmalarda ısıya dayanıklı olan zeytinyağı tercih edilmelidir. Trans yağ içeren margarinler tüketilmemelidir.
Rafine tuz kaldırılmalıdır. Pişirme sırasında tuz eklenmemeli, masada tuzluk bulundurulmamalıdır. Gıdaların doğal tuzu yeterlidir. Gerekli durumlarda ölçülü olarak doğal, kristal kaya tuzu kullanılabilir.
Gıda etiketlerinin okunması öğrenilmeli; şeker, sodyum ve trans yağ içeriği yüksek gıdalardan uzak durulmalıdır.
Haftada en az bir defa etsiz yemek tüketilmelidir. Bitkiden oluşan yemekler sağlıksız yağ alımını engellemenin ve kolesterolü düşürmenin en iyi yoludur.
Buzdolabında zengin meyve ve sebze çeşidi, dışarıdan fast-food gıda siparişlerini engeller; yağı ve sodyumu düşük, basit şekeri içermeyen dondurulmuş gıdalar, elma, portakal gibi meyveler aşırı tüketimi engelleyerek sağlıklı kalınmasını sağlar.
Öğünlerin küçük porsiyonlarda hazırlanması, öğün başında ve ortasında su içilmesi aşırı yemenin önüne geçer.
Aşırı alkol alımı felç riskini artırır. Genel sağlık kuralı olarak alkol tüketilmemelidir.

YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ
Sigara ve tütün içilmesi felç ve kalp krizinin riskini artırır. Eğer sigara içiliyorsa, bırakılması için hangi yöntemlerin olduğu konusunda doktordan yardım alınmalıdır. Ayrıca sigara dumanına maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Felç geçiren bir kişinin sigarayı bırakması ikinci bir felç riskini azaltmada yapılacak en önemli adımdır. Sigara bırakmanın faydaları çabuk gelişir. Bırakıldıktan beş yıl gibi kısa bir süre sonra felç riski sigara içmeyen bir kişi ile aynı olur. Sigarayı bırakmaya çalışıp da bırakamayanların cesareti kırılmamalıdır. Araştırmalar, sigarayı birakan kişilerin geçmişlerinde en az altı defa başarısız girişimleri olduğunu göstermektedir. Pasif içicilik de felç riskini artırdığı için sigara içen birisiyle yaşanılıyorsa sigaranın dış ortamda içilmesi sağlanmalıdır.
Fiziksel aktivite kalp-damar sağlığını korumaya yardımcı olup felç riskini azaltır. Doktorun tavsiyelerine göre uygun ve güvenli egzersizler yapılmalıdır. Uygun bir egzersiz programı aşırı kilo almayı engeller. Çoğu insan için, her gün yarımşar saatlik hafif tempolu yürüyüş ya da günde en az 30 dakika süreyle başka bir aerobik aktivite yeterlidir. Felç veya geçici iskemik atak geçirildiyse, genel durum düzelene kadar haftada 1-3 gün en az 30 dakikalık basit egzersizler yapılmalıdır. Eğer 30 dakikalık egzersizde zorlanılıyorsa, günde 2-3 defa onar dakikalık egzersizler yapılabilir. Uygun egzersiz için doktorun tavsiyesine göre hareket edilmelidir.
Fazla kilolu veya şişman olmak felç riskini artırır. Kilo vermek ise riski azaltır. Sağlıklı bir kilo için daha az kalori tüketilmelidir, yani boğaz kontrol altına alınmalıdır. Şişmanlamamak için, harcanan kaloriye eşit miktarda enerji verecek şekilde yenmelidir. Bir kişi su içsem yarıyor diyorsa günlük abur cubur miktarını takip edemiyor demektir.
Yüksek tansiyon, felç risk riskini en çok artıran faktörlerinden biridir. Kan basıncının düşürülmesi felç riskini %40 oranında azaltabilir. Kan basıncını düşürmek için en iyi tedavi seçenekleri hakkında doktor ile görüşüp önerilere uyulmalıdır. Aşırı kilonun verilmesi için egzersiz, sağlıklı beslenme ve alkol tüketiminin bırakılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapmak gerekebilir. Ayrıca kan basıncını düşürmek için ilaç almak gerekebilir.
Yüksek total ve LDL (kötü) kolesterol felç riskini artırabilir. Felç geçiren bir kişide kolesterol yüksekliği de varsa, daha sağlıklı bir beslenme, fiziksel aktivitenin artırılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapmak önerilebilir. Gerektiğinde kolesterol düşürülmesi için ilaçlar reçete edilebilir.
Eğer şeker hastalığı varsa, damar hastalığı ve felç riski artmıştır. Kan şekeri düzeylerinin daha iyi kontrol edilmesi damar hastalığının ilerlemesini yavaşlatır. Kan şekerinin kontrolüne yardımcı olacak bir diyet ve egzersiz planı geliştirmek için doktor ve diyetisyenden oluşan bir ekipten yardım alınmalıdır.

ÖNERİLEN BESİN TAKVİYELERİ
• Potasyum: Gıdalarla yetersiz potasyum alanlarda felç riski artar. Bir araştırmada, potasyum takviyesinin felç riskini azaltabileceği bildirilmiştir. Potasyum takviyesi, yükselen kan basıncını düşürebilir. Yüksek oranda potasyum içeren meyve ve sebzelerin tüketilmesi önerilir.
• Folik asit, Bp6 ve B12 vitamini: Araştırma sonuçlarına göre, yüksek homosistein seviyeleri ile felç oluşumu arasında bir ilişki tespit edilmiştir. Yüksek homosistein seviyelerini düşürmek için folik asit ve B12 ile B6 vitamini takviyesi önerilir.
• C ve E vitamini: Damar kireçlenmesi (ateroskleroz) nedeniyle boyun damarlarında oluşan daralmalar da felç için bir risk faktörüdür. C vitamini, E vitamini ve antioksidanlar açısından zengin gıdalarla beslenme önerilir. Boyun damarlarında kireçlenme olan hastalara günde 160-240 mg tokotrienol içeren palmiye yağı takviyesi verilmiştir. Verilen takviye günde 100-150 IU E vitaminine karşılık gelmektedir. 18 ay sonunda plasebo gruba nazaran takviye verilen grupta kireçlenmede ilerleme azalmıştır. E vitamini, aspirin ile birlikte felç riskini azaltmada tek başına aspirin takviyesinden daha etkilidir. Antioksidanların felç üzerine etkileri ile ilgili geniş çaplı minik araştırmalar yürütülmelidir.
• Magnezyum: Diyetle alınan magnezyum miktarlarındaki eksiklikler de felç riskini artırabilir. Yüksek oranlarda magnezyum içeren suyu tüketen kişilerde felç riskinin azalabileceği bildirilmiştir. Felç oluşumundan hemen sonra toplardamardan magnezyum verilmesi felce bağlı gelişen ölüm oranında azaltabilir.

ÖNERİLEN BİTKİSEL İÇERİKLİ TAKVİYELER

• Vinposetin: Vinca minor (küçük Cezayir menekşesi) bitkisinden elde edilen vinkamin alkaloidinin yarı sentetik türevidir. Felç geçirmiş hastalara vinposetin enjeksiyonu, beyinde bazı biyokimyasal parametrelerde düzelmeye neden olmuştur. Bir araştırmada, felç geçirdikten sonra 72 saat içinde intra venöz vinposetin verilmesi beyin fonksiyonlarında kaybı azaltmıştır.
• Sarımsak: Kan yağları ve şekeri azaltmada etkili bulunmuştur. Kalp-damar hastalık riskini de azaltmak amacıyla ve dolaşım bozukluklarında sarımsak tüketilmesi önerilir.
• Keten tohumu: Esansiyel yağ asitlerinin etkisinden vücudun tam olarak yararlanabilmesi için A, B3, B6, C ve E vitaminleri, beta karoten, magnezyum, selenyum ve çinko içeren gıdaları tüketmek de önemlidir. Keten tohumu, içerdiği yağ asitleri nedeniyle kalp hastalığı ve felç riskini azaltabilir. Salatalara 1-2 tatlı kaşığı keten tohumu ilave edilmesi önerilir. 10 gram (iki çorba kaşığı) çekilmiş keten tohumu en az 150 ml su ile birlikte günde 3 kez alınabilir. Keten tohumu ezildiği zaman yağ asitlerinin hemen oksidasyonu başlar. Tüketmeden hemen önce ezilmesi önerilir. Keten tohumu yağından yararlanılacaksa, buzdolabında saklanması ve günde 1-4 tatlı kaşığı tüketilmesi önerilir.
• Chinese motherwort (Leonurus cardiaca): Ülkemizde aslankulağı olarak da isimlendirilir. Toprak üstü kısımları kullanılır. Trombosit pıhtılaşmasını azaltır. Felç, kalp yakınmaları ve menopoz yakınmalarında kullanılır. Bir-iki tatlı kaşığı bitkisel drog kaynamış bir bardak suda 10 dakika demlenerek süzülür ve tüketilir. Kan sulandırıcı tedavi alanların kullanmaması gereklidir.
• Panax ginseng: Geleneksel Asya tıp uygulayıcıları kan dolaşımını artırmak, sinir hücrelerinin hasardan korunması, kan damarlarını genişletmek, hafızayı destekleme, endişe ve depresyonu hafifletmek için kullanılır. Felçte yararlı olabileceği ileri sürülmüş ve araştırılmaya değer bulunmuştur. Özellikle Rg1 ginsenozid alt grubunun felçte etkili olabileceği laboratuvar çalışmalarında gösterilmiştir. %2-3 ginsenozid ile standardize ginseng günde 200-400 mg kullanımı tavsiye edilmektedir.

Yazar: Enes Eker

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :