Yer yüzünde ilk adımları attığımız günden itibaren yaşadığımız yeri şekillendiren, değiştirdiğimiz şekillerle birlikte şekillenen bir varlık olduk insan soyu olarak. Avcı toplayıcı yaşam şeklindeki fiziksel ölüm tehlikeleri, tarım toplumuyla birlikte salgın hastalıklara, sanayi toplumuyla insanlığın modern yaşam olarak tarif ettiği iş hayatının stres kaynaklı tehlikelerine hastalık ve yaşam riskleri de değişmiştir. Teknolojinin sıradan insanların dimağlarını dumura uğratacak dev adımlarla ilerlediği günümüzde dipsiz denilen okyanuslar, sonsuz gibi gözüken uzay fethedilmiştir. Gelişen bu teknoloji o kadar hızlı ilerlemiştir ki insan vücudu bu teknoloji karşısında hayati riskler içine girmiştir. Bu makalemizde havacılık ve uzay hekimliğinin en çok işlediği konulardan biri olan G-Loc yani G kuvvetine bağlı bilinç kaybını işleyeceğiz.

G-Loc, terimi İmgilizce “G-induced Loss of Consciousness” tanımının kısaltılmış halidir. G-Loc, G kuvvetinden kaynaklı olarak beyin ve gözlere yeterince kan gitmeyişinden doğan bilinç kaybıdır. G-Loc, G kuvveti değişimlerinin bir anda yüksek oranda gerçekleşmesi halinde mümkün olduğu gibi standart olarak dört aşamada gelişen tıbbi bir olaydır.
G-Loc’tan bahsetmeden evvel, G kuvveti hakkında ana hatlarıyla bilgi vermekte fayda var. G kuvveti, fizikte kütle çekimi anlamına gelmektedir. G harfi de bir sembol olarak “gravitational” kelimesinden gelmektedir. Bu kuvvet bir cismin dikey, yatay, düşey doğrultuda hızlanarak veya farklı şekilde bir harekete maruz kalmasıyla meydana gelen ağırlığı ifade eder. Burada ağırlık oluşumu cismin hareket ederken karşıt bir kuvvete maruz kalmasıyla ortaya çıkar. Havacılıkta maruz kalınan kuvvet havanının kendisidir. G kuvveti her ne kadar yer çekimi kelimesiyle özdeşleşmişse de fizikte bu kuvvetin hesaplanmasında yer çekimi hesaba katılmaz; nitekim terminolojik olarak G kuvveti, “serbest hareket eden bir cismin maruz kaldığı yer çekimsel olmayan güçlerin vektörel toplamı” olarak tanımlanır. Söz konusu cisme uygulanan G kuvveti arttıkça cisim üzerindeki gerilim de artar.

G kuvveti, negatif ve pozitif yönlü olarak ele alınır ve her ikisinin insan fizyolojisi üzerindeki etkileri farklıdır. Bir savaş uçağının kalkışı, bir arabanın hızlanması G+ üretirken; savaş uçağının aniden inişe geçmesi, arabanın birden durmak istemesi G- üretir. İnsan vücudu, G-‘ye nazaran G+’a daha dirençlidir. G-Loc olayına sebep olan da vücudumuzun en hayati sıvısı olan kan üzerinde gelişen gerilimin doğurduğu hayati değişimlerdir.

G Loc Nasıl Meydana Gelir?

Normal şartlarda kalbimiz vücudumuzun tüm organlarına ihtiyaç duyulan kanı pompalayarak organların işlevlerini etkili bir şekilde yerine getirmesini sağlar. Gerek trafik kazalarında gerekse de diğer muhtelif yaralanmalarda kan kaybına bağlı ölümler birinci sırada gelir. G-Loc’ta durum kan dengesindeki sarsılmaya bağlı olarak beyin ve gözlerin kan yetersizliğine bağlı olarak yaşadığı durumlar söz konusudur. Kan yetersizliğine bağlı durumların doğurduğu G-Loc, kanın G kuvveti sebebiyle ayaklara doğru çekilmesiyle gelişir. İşte bu tarz bir gerilim pozitif G kuvveti olarak bilinir. Kan çekilirken söz konusu organların kansız kalmasıyla birlikte kandaki oksijen ve glikoz da sert bir şekilde azalma gösterir, bu da tükettiğimiz oksijene en çok ihtiyaç duyan beynin hayati bir krizle karşı karşıya kalmasına sebep olur. Hatırlayacak olursak beynimiz dışarıdan aldığımız oksijenin yüzde 20’sini tüketir ve oksijen tıpkı elektrik gibi vücutta uzun süreli olarak depolanamayan bir özelliğe sahiptir. Negatif G kuvvetinde ise kan ayaklar yerine beyne ve gözlere doğru hücum ederek çok daha ölümcül neticeler doğurur. Pilotlarda pozitif G kuvvetine tolerans aralığı +9 G’ye kadar çıkarken negatif G’ye direnç -3 G’yle sınırlıdır. Bu dereceden sonra pilotlarda redout ismi verilen kanlı görme yahut görüşün kızıl bir hal alarak kaybolması söz konusudur. Yine pilotlarda çok düşük negatif G’ye maruz kalmada da gözlerin kanlanması sık görülen bir olaydır.

Pozitif G Loc’ta bilinç kaybı öncesinde kademeli olarak şu semptomlar gözükür:
Ortalama bir insanın dayanabileceği G kuveeti +4 G civarındadır, nitekim lunaparklardaki adrenalin amaçlı eğlence cihazlarındaki akselerasyon seviyesi mevzuat gereği +4 G ile sınırlandırılmıştır. Ortalama insanların dışında kalan meslek çalışanları olan pilotlar, diğer havacılık personelleri, astronotlar ve yarış aracı şoförleri ise sürüş veya yolculuk öncesi egzersizleri, uygun giysiler ve ekipmanlarla +9 G’ye kadar dayanabilirler. İşte G –Loc söz konusu meslek çalışanları için belirtilen seviyenin üstüne çıkıldıktan sonra gelişir ve G-Loc’tan önce ilk safhada gözlere yeterince kan gelmediği için greyout olarak adlandırılan görüş bulanıklığı gelişir. Görüş bulanıklığına zayıflayan renkli görüş kaybı da eklenerek bayılma öncesi en önemli aşama oluşur. Pozitif G kuvveti artamaya devam ederse tünel görüşü olarak bilinen durum soluşur. Trafikte aşırı hızlardaki şoförlerde oluşan bu durum geniş görüşün bir tünel içindeymiş gibi kaybolan görüş kabiliyetini ifade eder. G-Loc’tan evvelki son safha tamamen kaybolan görüş yeteneğinin olduğu durumdur. Literatürde “blackout” olarak geçen bu safhada kişinin bilinci açık olmasına rağmen görüş yeteneği tamamen kaybolmuştur. Son safha olan G-Loc’ta Kişi G kuvvetinin doğurduğu gerilime bağlı olarak beyne yeterince kan gitmediği için bayılmıştır. G-Loc esnasında kişi çoğu zaman seri rüyalar gören bir ağır uyku haline girmektedir. Havacılık tıbbında bu durum aynı zamanda gerçeklik algısının bozulduğu halüsenatif bir durum olarak görülür. G-LOC durumuna giren pilot normal G kuvveti aralığına döndüğü taktirde kendisine gelmesi 15 saniye kadar sürer ve bu uyanma akabindeki süreçte pilotta uyum sağlayamama, yoğun endişe, korku, güvensizlik, soğukkanlı karar alamama gibi ciddi psikolojik durumlar yaşanabilir. G-Loc halindeki pilot normal G aralığına geçmediği takdirde durum ölümcül bir krize dönüşerek beyin ölümüne yol açar. G-Loc, uçak kazaları içinde hala önemli bir sıradadır. Her yıl buna bağlı onlarca kaza meydana geldiği belirtilmektedir. G-Loc durumunun doğurduğu bu risk nedeniyle birçok ülke havacılık eğitimi çalışmalarını belirli bir G kuvveti aralığında olacak şekilde sınırlandırmıştır.

Havada bayılma olarak bilinen G-Loc, İkinci Dünya Savaşı sonrasında hızla gelişen jet teknolojisiyle önemle üzerinde durulan bir durum olmuştur. Uzmanlar, G Loc toleransını arttırmak ve insidansını(görülme sıklığı) azaltmak için uçaklarda ve pilot ekipmanlarında bir dizi teknolojik başarıya imza atmışlardır. Günümüzde savaş uçağı pilotları +12 G kuvvetiyle uçan jetlerde misyonlarını başarıyla icra edebilmektedir.

G- Loc’tan Korunma Yolları

İnsanoğlunun semaya doğru hakimiyet arayışı arttıkça, insan vücudunun zayıflıklarını telafi edecek teknolojiler de gelişmiştir. Bugün havacılık teknolojisindeki diğer mekanik elektronik sistemlerde olduğu gibi tıbbi olarak da son derece ileri teknoloji ürünü ekipmanlar kullanılmaktadır. G-Loc durumunu önlemek ve uçuş ekibinin G-Loc toleransını arttırmak için G Suit olarak isimlendirilen özel kıyafetler geliştirilmiştir. Bu kıyafetler, uçak yüksek hızlara ulaştığı andan itibaren hızla havayla dolar ve uyguladıkları basınç sayesinde kan karın ve baş bölgesine doğru yükselir. G süit, yüksek G kuvvetinin kanın ayaklara doğru hücumunu +2 G kuvvetinde azaltır. Filmlerden pek çoğumuzun aşina olduğu bu kıyafetler, özel bir oksijen destekli başlığa sahiptir. Bu başlığa takılı maskeden pilotlara oksijen takviyesi yapılarak G kuvvetine bağlı oksijen kaybının telafisi kısmen sağlanır. G kuvveti vücudun genel ağırlığını katlar. Bu ağırlığın artışında koltuğun açısının da rolü olduğunu fark eden uzmanlar, koltuklarda yaptıkları açısal değişikliklerle G kuvvetinin pilot üzerindeki etkilerini azaltmada başarı elde etmişlerdir. Koltuk açısı değişikliği sayesinde +1 G’lik tolerans artışı elde edilir.

G-Loc durumunu ortadan kaldırmada uzmanlar tarafından geliştirilen muhtelif teknolojilerin yanı sıra uçuş görevlilerinin yapacağı birtakım egzersizler ve sağlık tedbirleri de hayli etkili olmaktadır. Alkol ve sigara tüketiminden uzak durulması kalp damar sağlığını koruduğu için G kuvvetine karşı tolerans yüksekliğinde doğrudan olumlu etkiye sahiptir. Anti G kasılma manevrası olarak bilinen (AGSM) egzersizleriyle de G-Loc’a karşı +3G’ye varan oranlarda tolerans kuvveti kazanılmaktadır. G kasılma manevrası bir dizi solunum ve kas egzersizini ifade eder. Bu manevranın usulüne uygun olarak yapılması ve özellikle süpersonik uçak pilotlarının bunu düzenli bir egzersize dönüştürmesi hayati önem taşır. Belli bir disiplin içermeyen ve usulüne uygun yapılmayan manevraların G kuvveti direncine katkısı yoktur. Kol (biceps) ve karın (abdominal) kas egzersizlerinin de G-Loc toleransına yüksek oranda katkısı olduğu belirtilmektedir.

Kaynakça:
https://www.kozmikanafor.com/g-kuvveti-nedir/

Preventing G-LOC: The AGSM

Yazar: Erdal Uğur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here