Hipoglisemi (Kan Şekeri Düşüklüğü) Nedir, Belirtileri ve Tedavisi Nasıldır ?

Kan şekerinin normal sınırların altına inmesine (70 mg/dl veya altı) hipoglisemi denir.Vücudumuza gerekli olan enerji şekerden, yani glikozdan karşılanır. Glikozdan enerji üretilebilmesi için glikozun hücre içine girmesi gereklidir. Mide arkasında bulunan, pankreas dediğimiz organdan insülin salımı olmaktadır. Yemek yediğimizde insülin salımı artar. İnsülin, glikozun hücre içine girmesini sağlar. İnsülinoma gibi pankreas tümöründe insülin salgısı artarak hipoglisemiye neden olmaktadır.

Öğün atlamak, uzun süre aç kalmak, beslenme bozukluğu, ağır diyetler, alkol ve kafein tüketimi, mide ameliyatları, ağır sporlar, böbrek yetmezliği, karaciğer hastalıkları, böbrek üstü bezi yetmezliği, hipotiroidi (tiroit bezinin az çalışması), aşırı stres ve kaygı, kinolon ve kinin gibi ilaçlar kan şekerini düşürmektedir.

Hipoglisemi, sıklıkla şeker hastalarında karşımıza çıkmaktadır. Tedavide kullanılan ilaçların dozu fazla gelmiş veya öğün yetersiz olabilir. Bazen şeker hastaları şeker ilacını kullandıktan sonra almaları gereken öğünü almazlar ve şeker düşer. Uzun yıllardır şeker hastası olup hipoglisemiyi fark etmeyen hastalarda kan şekeri ölçümü esnasında hipoglisemi tespit edilebilir. Buna, hipoglisemiyi fark edememe durumu denir. Şeker hastalarında böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği veya kalp yetmezliği geliştiği zaman hipoglisemi gelişebilir.

BULGU, BELİRTİ VE YAKINMALAR

Yemek sonrası yaklaşık 2-4 saat kadar sonra halsizlik, ağırlık çökmesi, titreme, çarpıntı, sinirlilik, dikkat dağınıklığı, terleme, huzursuzluk gelişiyorsa ve bir şeyler atıştırınca belirtiler düzeliyorsa buna reaktif hipoglisemi denmektedir. Bu durum daha çok tip-2 şeker hastalığının başlangıcında görülen durumdur. Gece uykuları bozulabilir, kabus görülebilir.

Kan şekeri düştüğünde titreme, terleme, bulantı, kusura, öfke nöbetleri, çarpıntı, üşüme, görme bulanıklığı, baş ağrısı, baş dönmesi, konuşmada bozulma, gözlerin önünde sinek uçuşması gibi görüntüler meydana gelir. Duygu durum bozuklukları (depresyon, anksiyete bozuklukları gibi) gelişebilir. Kan şekeri ileri derecede düşerse hayal görme, bilinç kaybı, kasılma ve bayılma olur. Bayılma ile düşmeye bağlı olarak ciddi kafa travmaları gelişebilir.

Reaktif hipoglisemiye bağlı kan şekeri düşüldüğü yaşayan insanlar yemek yemelerine rağmen kısa süre sonra tekrar açlık hissederler. Genelde çikolata gibi şekerli gıdalar tüketme eğilimindedirler. Tatlı gıdaların tüketilmesinden sonra tekrar reaktif hipoglisemi gelişir. Gün içinde çok sayıda kan şekeri düşüldüğü yaşanabilir. Böylece abur cubur tüketimi ile kilo alımı ve şişmanlık meydana gelir. Reaktif hipogliseminin epinefrin hormonuna aşırı duyarlılık veya glukagon hormonunun yetersiz salgılanması ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca tip-2 şeker hastalığının erken bulgusu olarak insülin direncine bağlı refleks olarak aşırı insülin salgılanması da neden olmaktadır. Mide cerrahisi sonrası gıdaların ince bağırsağa hızlı geçmesi de reaktif hipoglisemiye neden olur. Nadir bir hastalık olan herediter früktoz intoleransı da reaktif hipoglisemiye neden olur.

Uzamış kan şekeri düşüldüğü veya aşırı kan şekeri düşüldüğü kalp krizi, beyin ve böbrek hasarına neden olabilir.

Normal açlık kan şekeri düzeyi sağlıklı kişilerde 70-110 mg/dl arasındadır. 2 saat sonrası tokluk kan şekeri düzeyi ise 140 mg/dl üstüne çıkmamalıdır. Reaktif hipoglisemide kan şekeri 50 mg/dl altına düşer. Gerekirse insülin düzeylerine bakılır. İnsülinoma şüphesinde MR, sintigrafi gibi görüntüleme yöntemleri tümörün yerinin belirlenmesinde kullanılır.

TIBBİ TEDAVİ

Kan şekeri düşüklüğünde ağızdan şeker verilebilir. İleri düşüklük mevcutsa şekerli serum kan şekeri kontrolü yapılarak verilir. Glukagon, insüline zıt etki gösteren bir hormondur. Glukagon iğnesi tedavide bir seçenektir. Altta yatan hastalık araştırılarak tedavi uygulanmalıdır. Şeker hastası ise ilaç dozu ayarlaması yapılmalıdır.

Reaktif hipoglisemiden korunmak için düzenli ve dengeli beslenme önemlidir. İnsülin direnci mutlaka araştırılır, varsa metformin içeren ilaçlar tedaviye eklenir.

DİYET DEĞİŞİKLİKLERİ

Hipoglisemi geçiren kişilerin öğünlerinin miktarını azaltması, beslenme planı,3 ana öğün yanında 3 ara öğün alınması şeklinde diyet uzmanı ile beraber düzenlenmelidir. Az miktarda ve 3 saat gibi kısa aralarla beslenmelidir.

Şeker hastalarının ana öğünlerini ve ara öğünlerini atlaması veya planlanandan az almaları hipoglisemi riskini artırır. Şeker hastalarının düzenli, saatinde ve planlanan şekilde diyetlerine uymaları gereklidir.

Basit şekerli gıdalar (şerbetli tatlı, kek, bisküvi, kola, gazoz, meşrubat) ile işlenmiş veya katkılı hazır besinlerden uzak durulmalı, özellikle aç karnına alınmamalıdır.

Yağsız et, kümes hayvanları, balık, tam tahıllı ekmek, makarna, kinoa, pirinç, patates, sebze, meyve ve süt ürünleri tüketilmelidir. Proteinden ve liften zengin, karbonhidrattan fakir gıdalar tüketilmelidir.

Yüksek lifli gıdalar kan şekerinin hızlı yükselmesini engeller, bu nedenle beslenmede mutlaka ana öğünlerde bulunmalıdır. Tam tahıl, meyve, sebze, nohut, fasulye, organik soya, mercimek, kuru yemişler liften zengindir.

Gıda alerjilerinin olması yakınmaları artırabilir veya başlatabilir. Kişilerin özellikle bu açıdan takip etmeleri ve atak geçirdiklerinde daha öncesinde hangi gıdaları tükettiklerini değerlendirmeleri, günlük tutmaları yararlı olabilir.

Alkol kullanan şeker hastalarında alkol kullanılmasından 1-2 gün sonra bile görülebilen hipoglisemiler olabilir. Özellikle aç karnına alınan alkol hipoglisemiye neden olur. Alkol tüketilmemelidir. Alkol kullanımında ise mutlaka bir şeyler yenmelidir.

Kafeinli içecekler hipoglisemi yakınmalarını artırabilir. Hipoglisemi olan kişiler çay, kahve ve diğer kafeinli içecekleri tüketmemelidir.

Şeker düşüldüğü olduğu zaman yarım su bardağı meyve suyu veya bir su bardağı süt veya 5-6 ufak bisküvi veya 1-2 tatlı kaşığı bal alınmalıdır. 15 dakika sonra kan şekeri 70 mg/dl’nin üzerine çıkmazsa tekrar şekerli gıda alınır ve kan şekeri takibine göre işlem tekrarlanır.

Şeker hastalarının hipoglisemiye karşı çantalarında meyve suyu, bisküvi gibi gıdaları mutlaka bulundurması ve şeker düşüldüğü yakınmalarını hisseder hissetmez tüketmeleri önerilir.

YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİKLERİ

Aşırı fiziksel aktivite şeker hastalarında ani şeker düşüklüklerine neden olabilir. Fiziksel aktiviteden önce uygun atıştırmalık alınması, ayrıca egzersiz esnasında hipoglisemi yakınmaları olursa atıştırmak üzere gıda maddelerinin küçük bir çantada taşınması gerekir. Egzersiz öncesi, gerekirse kan şekeri kontrolü yapılır. Egzersiz saatleri planlı ve her gün aynı saatte olmalıdır. Ağır olmayan, düzenli yapılan egzersiz programı insülin ve diğer kan şekeri düzenleyici hormonların düzenli çalışmasını sağlayabilir.

Şeker ilaçları aynı saatte alınmalıdır.

Araba kullanımı esnasında hipoglisemi yakınmaları olanların araba kullanmadan önce kan şekeri kontrolü yapmaları, yanlarında atıştırmalık yiyecek veya içecek bulundurmaları, alınması kolay bir yerde tutulması gereklidir.

ÖNERİLEN BESİN TAKVİYELERİ

B Vitamin kompleksi: Karbonhidratları metabolize etme ve kan şekerini enerjiye çevirme rolleri vardır. 20-50’şer mg B1, B2, B3, B5 ve B6 ile 100 mikrogram B12 vitamini içeren ürün alınması önerilir.
C Vitamini: Kan şekerinin düzenlenmesinde rol almaktadır. Müzmin stres yaşayan kişilerde kan şekeri düzeyi azalır ve hipoglisemi ortaya çıkabilir. Günde 3 kez 500 mg C vitamini alınması önerilir.
Krom: İnsülinin kofaktörüdür. Vücutta glikozun işlenmesi, insülin direncinin azaltılıp reaktif hipogliseminin önlenlesi için krom yararlıdır. Krom glikoz tolerans faktörü (Krom GTF) veya krom pikolinat olarak sunulan preparatlardan günde 200 mikrogram alınması önerilir.
Balık yağı: Günde 1-3 gram dozda balık yağı insülin hassasiyetini artırmaya destek olur.
Lif (fiber): Çözünür lifler midede jel oluşturur ve besinlerin sindirimi ile emilim hızlarını düşürebilir. Glukomannan, pektin, karnıyarık otu tohumu (Psyllium husk) veya yulafın su ile karıştırılması ve günde 2-3 kez tüketilmesi önerilir.
Magnezyum (Mg): Kan şekerinin çok düşük seviyelere inmesine engel olabilir. Günde 300-400 mg önerilir.

ÖNERİLEN BİTKİSEL İÇERİKLİ TAKVİYELER

Şeker metabolizmasını düzenlemek, karaciğerin fonksiyonlarını ve pankreası desteklemek için meryem ana dikeni meyvesi, meyan kökü ve karahindiba köklerinden yararlanılır.

Glukomannan: Konjak bitkisinin (Amorphophallus konjac) kökünden elde edilen, suda çözünür doğal liftir. Mide cerrahisine bağlı hipoglisemi (Dumping sendromu ismi verilir) geçiren erişkin kişilere öğünlerde 2.6-5.2 gram glukomannan eklenmesiyle yakınmalarda azalma elde edilmiştir. Çocuklarda dumping sendromuna bağlı hipoglisemi çalışmalarında sonuçları çelişkilidir.
Spirulina: Mavi-yeşil mikroalg olan siprulina tablet veya kapsül formunda ya da toz halinde yemeklerden yarım saat önce alınır. Hipoglisemik hastalarda, yemek aralarında alındığında, spirulina, içerdiği proteinler sayesinde kan şekeri seviyesini düzenlemeye ve kolesterolü düşürmeye destek olur.
Keten tohumu: Yüksek miktarda lif içermektedir. Kan şekerini düzenlemek için günde 2-3 tatlı kaşığı keten tohumu ezilmiş olarak yemeklerden önce tüketilir.
Yeşil çay: Antioksidan etkisi nedeniyle günde birkaç fincan yeşil çay yemek aralarında tüketilir.
Tulsi yaprağı: Hint fesleğeni ya da kutsal fesleğen olarak tanınan Ocimumum sanctum bitkisinin yapraklarından hazırlanacak olan çaydan, gün içinde yaşanan stresi dengelemek için yararlanılır. Kan sulandırıcı ilaçların etkisini artırabilir.
Isırgan (Urtica sp): Toprak üstü kısımlarından hazırlanabilecek çay kan şekerini dengede tutmak için tüketilir. Günde 6-10 gram drog tüketilmesi önerilir. 1-2 tatlı kaşığı drog 250 ml kaynar su içine ilave edilir. 20 dakika ağzı kapalı olarak bekletilir ve süzülür. Günde 2-4 çay fincanı ısırgan çayı içilir.

Yazar: Fatih Bolelli

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This div height required for enabling the sticky sidebar
Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views : Ad Clicks : Ad Views :